İdrîs (a.s) Peygamberlik gelmeden evvel de ibâdetle meşgûl olurdu. Sâlih kimselerle beraber bulunur, geçimini el emeğiyle bizzât te’mîn ederdi. İnsanlık târihinde ilk defâ dikiş dikme, yâni terzilik mesleği İdrîs (a.s) ile başlamıştır. İçinde yaşadığı toplum, Kâbil soyundan gelen bir cemâat idi. Maddeten ve mânen çok bozulmuştu. Şit (a.s)‘ın gösterdiği yoldan ayrılmışlar, kulluk vazîfesini terketmişlerdi. Her türlü haram ve kötülüğü, helâl sayarak işliyorlardı. Hak yolundan ayrılan bu kavme Cenâb-ı Hak, İdrîs(a.s)’ı peygamber olarak gönderdi. Kendisine otuz sahîfe nâzil oldu. Allâh’ın emir ve yasakları bildirildi. İdrîs (a.s), bu ilâhî emir ve yasakları cemâatine teblîğ etti. İdris (a.s)’ın nasihatlarından biri de;
“Âhiret ile dünyâ sevgisi aslâ bir arada bulunmaz!”
Bizler dünya hayatının aldatmacasına aldanmış durumdayız. Neden yaratıldığımızı unutmuş bir halde, dünyaya dört elle sarılma çabasındayız. Hâlbuki bu dünya bizler için bir sınav yeridir. Dünya sevgisi bizim için bir aldatmacadır. Çünkü bize Asıl yurdun ahiret yurdu olduğunu unutturur. Rabbim bizleri ahireti için çalışıp çabalayan, dünyalık nimetlere aldanmayanlardan eylesin.













