Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır. Yalanın geleneği var, senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek. Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek.
seen from Russia
seen from Russia
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Yemen

seen from United States
seen from Spain
seen from Italy
seen from Germany
seen from United States
seen from Yemen
seen from United States

seen from Germany

seen from Greece
seen from United States

seen from Canada
seen from Russia
seen from United Kingdom
seen from Kenya
seen from Russia
Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır. Yalanın geleneği var, senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek. Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek.
KUR'ÂN-I KERÎM TALEBELERİ
Padişahın gözüne günlerdir uyku girmiyor. Zihnindeki soru beynini kemiriyor, bir türlü uyuyamıyordu. Kafasında dönüp duran soru şu: Ehli cennet kimdir, ben ehli cennet miyim?
Cevapta bulamaz sorusuna.. Bir gece yarısı yine uykusuz odasında.. Aklına veziri gelir. Vezir, çocukluk arkadaşı ve sır ortağıdır. Ona derdimi açayım bir cevap verir belki der, gece yarısı veziri çağırtır. Vezirler azl edileceği zaman gece çağrılırdı. Padişahtan haber gece yarısı gelince, vezir "Eyvah bir hata yaptım azl edileceğim" düşüncesiyle hazırlanır huzura gelir.
Fakat vezir gelinceye kadar padişah derdini anlatmaktan vazgeçer. Bu düşünceyi kalbime koyan Rabbim verecek cevabı der. Vezir gelir. Padişah; 'biraz sıkıntılıym sarayın dışına çıkıp dolaşalım' deyince vezir rahatlar.
Dolaşırken mezarlıktan semaya uzunan bir nûr sütunu görürler. Ne oluyor diye merakla giderler ki, 3 tane talebe oturmuş ders çalışıyor. Padişah 'siz ne yapıyorsunuz burada?' deyince, talebeler 'biz şu dergahın talebeleriyiz. Medresede kandillere koyduğumuz yağımız bitti. Bizimde ders çalışıp sabaha hocamıza dersimizi vermemiz lazım. Kandil yanmadığı için karanlıktayız, ay ışığında ders çalısalım diye buraya geldik' derler.
Padişah talebeleri alıp saraya getirir, kendi gelirinden dergaha aylarca yetecek zeytin yağı tenekeleri ile talebelere erzak koyar ve veziriyle talebeleri dergaha gönderir.
Arkalarından gözden kayboluncaya kadar bakar odasının penceresinden. Onlar gider, günlerdir kapanmayan göz kapakları gönlünün huzur bulmasıyla kendiliğinden kapanır, uykuya dalar.
O anda Efendimiz (aleyhisselâtu vesselâm) rüyasında teşrif eder ve şöyle buyurur: "Ey zamanın padişahı! Ehli cennet, o yardım ettiğin talebedir. O talebeler ki, halka dini anlatır. Haramı helali anlatır. Müslümanları günahlardan sakındırır. Onlar sayesinde din güçlenir. Namaz, doğru öğrenilip kılınır. Oruç doğru tutulur. Zekat bilinir ve doğru verilir. O talebeler ile baç öğrenilir. Gönüller ve cemiyyet huzur bulur. Onlara yaptığın yardım sebebiyle sende ehli cennetsin."
"Kendine güvendiğin için yalancı değilsin. Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin. Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır. Yalanın geleneği var, senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek. Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek. Sen yenileceksin. Yenilmenin tadına varacaksın. Doğru yenilmeli. Yenilmeyen doğru yenmiş sayılmaz. Doğru yenile yenile öyle keskin bir hale gelmeli ki.. Yüz bin yıl su altında, yıkanmış, düzelmiş çakıltaşı gibi." Yaşar Kemal
Ederini bilemedim ki değersizliğini bileyim. Altın sandığımın özü tenekeymiş meğer.
Birdenbire içinde bir şeyler duydu. Ta yüreğinde... Bir yerleri acıyordu. Neresi ama, hiçbir yeri... Ama acıyordu.
Yaşar Kemal, Teneke s.76 Fotoğraf: Metin Erksan’ın 1963 yapımı, “Susuz Yaz” filminden, (Erol Taş).
Yetimlik kötü, yetimlik ölümden beter.
Yaşar Kemal, Teneke s.135 Fotoğraf: Yeşim Ustaoğlu’nun 2003 yapımı, “Bulutları Beklerken” filminden,(Rüçhan Çalışkur).