Beden, hayatı haz endeksli yaşarsa, "ruh" acı çeker. çünkü dünyevi hazlar ruhu doyurmaya yetecek kadar kutsal değiller. İnsan, ruhu acı çektikçe eğlence ortamlarına daha yoğun eğilim gösterir. Bu, bir nevi acı çeken ruhunu uyuşturarak "anlık" bir rahatlama sağlama teşebbüsüdür. Yani insanların bedensel zevklerin peşine düşmeleri ve geçmiş-gelecek kaygısı gütmeksizin bütün hayatlarını sürekli bir "şimdi"den ibaret (anlık) yaşamaları, içerisinde bulundukları bu ruhsal boşluğun (vakumun) tezahürüdür. Hayvanların varoluşundan çok da ileride değil di mi? Oysa insan nefsinin ihtiyaç duyduğu manayı maddede bulamayacağını anladığı an âfâki âleme yelken açmalı, bu ihtiyacı ağrıyan uzvuna anestezi uygular gibi uyuşturmamalı ve bastırmamalı, kalıcı tedavi aramalı. Her ne kadar bu amaç uğruna ıstırap çekecek olsa da, bunu yapmalı. Zaten varoluşunu anlamlandırma mücadelesi default olarak bütün dünyevi hazların ve kaygıların üzerini gölgeler. İnsanların delicesine rağbet gösterdiği şeyler artık kendisine yüzeysel, yavan ve bayağı gelmeye başlar, bunlar artık kendisini tatmin etmeye yetmez.











