
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from China

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Greece
seen from United States
seen from Ukraine
seen from China
seen from China
seen from China

seen from Canada
seen from Ukraine

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Hong Kong SAR China
seen from China

seen from United Kingdom
seen from United States
Ben giderken en çok seni götürdüm
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm, yaralarım yardan armağandı
Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası
Ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Şehre Bi yağmur yağdı
Ben ağladım
#mustafakemalatatürk #önderkaraçay #mobbingbank #tarih #ilerisini #görebilenlere #sahne #verir https://www.instagram.com/p/CpqMY7Sr_Tc/?igshid=NGJjMDIxMWI=
“Mutlu olmak istiyorsanız; hayatınıza bolca kitap, azıcık insan alın...”
Birine “Sen 15 yaşındasın en fazla ne derdin olabilir,keşke senin gibi dertlerim olsa”demeyi bıraktığınız zaman herkesin derdinin kendine kadar ağır olduğunu farkedeceksiniz.
3 Haziran Sabahıydı
Kadın uyandı, gece düşündüğü hiçbir şeyden iz kalmamıştı zihninde. Uzun zamandır güneşi görmediğini fark etmişti, bu sabah ilk kez erken uyanıp balkona çıktı. Derin bir nefes aldı. Çok hafif bir esinti vardı, yaz gününe tebessüm eden bir rüzgardı bu. Yapraklar küçük adımlarla dans ediyordu, kadın kuşları duyuyordu aylar sonra.
Sabah hava aydınlamadan yola çıkıp konserve kutusuna dizilen balıklar gibi, otobüse sıkışır ve iner inmez patron odasından başka manzarası olmayan ofisine giderdi kadın. Bütün gün en arka masadan en önce, toplantı odasından danışmaya kim çağırırsa gider gelirdi. Çoğu gün yemek yemeyi unuturdu, çıkış saati yoktu. İş ne zaman biterse. İş bittiğinde hava karanlık olurdu, evine gelir ve aynı döngü günler günler sürerdi.
İşte bu yüzden önemliydi bu sabah.
Kadının kendini vampir gibi hissetmediği bir sabah.
Dünyayı fark edebildiği bir sabah.
Gökyüzü bu kadar mavi miydi?
Karanlıkta düşünülen ne varsa biraz ara.
Üzüntünün somut sızlamaları; baş ağrıları, bacak krampları, kol morlukları... Biraz onlar yokmuş gibi yapabilir artık. Bedenine dur diyebilir artık, çünkü bugün yaz kadının yüzünün okşuyor. Üzülme diyor güneş, “ben varım, geçecek.“ Toprak, üzerinde koştursun diye çağırıyor kadını, “sen hala çocuksun, neden bıraktın ki oyunları” diyor sitemkar ama affedici kokusuyla.
Kadın ilk kez her şeyi geride bırakmaya hazır.
Vampir hayatına geri de dönse de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, çünkü bugün ilk kez yüreğine bir tohum atıldı. Umuttu bu.
Filizlenmesini bekleyecekti artık kadın.
Her şeyi geride bırakarak, adımlarını hızlandırarak koşacaktı hayatın hazırladığı -ama karanlık ama aydınlık- hayatın planladığı her güne.
Bizi sabaha uyandıran,
Yüreğimize dermanını da verir.
Tarık Tufan
Anlayamazsınız.