Bir mektup vardı. Yazıp yazıp silinmiş. Bazı yerleri karalanmış ve kenarları yıpranmıştı. Sonundaki üç noktaya bakıp ağlamak istedi. Fakat ağlayamıyordu. Mektubun boş kalan satırları gibiydi. Belirsiz ve hissiz bir acının içinde demir gibi dövülüyordu. Yırtıp atmak istedi mektubu fakat yapamadı. Lakin nereye gönderecek bir yerde yoktu. O meşhur adressiz ve sahipsiz mektuplardandı. Hastalığı baş göstermeye başladı. Kalbi titriyordu. Üstünde dayanılmaz bir ağırlık vardı. Mektubu katlayıp zarfa koydu. Bunu neden yapıyordu onu da bilmiyordu. Zarfa bile gerek yoktu. Belki de mektubu yıllar sonra hala yaşıyor olursa gelecekteki kendine yollamalıydı. Tekrar hatırlamanın bir faydası mı var diye sorabilirlerdi elbet. Ama bu açıklanamaz bir şeydi. Yorgun adımlarla masadan kalktı ve odayı yalnızlığına bıraktı.
M.














