اعلم أنه كما يُستحبُّ الذكر يُستحبُّ الجلوس في حِلَق أهله.
"Sadece zikretmek değil, zikredenlerle oturmakta sünnettir."
İmam Nevevi, Ezkar

#dc#dc comics#batman#bruce wayne#batfamily#batfam#dick grayson#tim drake#dc fanart



seen from Thailand
seen from Thailand
seen from Thailand

seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from China
seen from Germany
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from Albania

seen from Malaysia
seen from China

seen from Saudi Arabia

seen from Australia
seen from China

seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from United States
اعلم أنه كما يُستحبُّ الذكر يُستحبُّ الجلوس في حِلَق أهله.
"Sadece zikretmek değil, zikredenlerle oturmakta sünnettir."
İmam Nevevi, Ezkar
Allahu Teâlâ’yı zikretmekten daha güzel bir şey varsa oda daha çok zikretmektir...
Her tesbihimiz, her şükrümüz Rabbimize bir sevgi ifadesidir. Kalplerde huzura, inşiraha yani ferahlamaya vesiledir. Adnan Oktar
"Selef-i sâlihîn, âlimleri ve onlardan sonraki tâbiîn'den olan hayr ve hadis ehli ve fıkıh ve içtihat ehli âlimler ancak güzellikle zikredilmelidirler. Kim ki onları kötülükle zikrederse o kişi hak yolunun dışında demektir."
İmam Ebu Cafer Tahâvî, el Akîdetü't Tahâviyye
Lisân-ı Arabî de ورد (verd) gül mânasında olup, bu kelime ''su bulmayı istemek, suyu bulmak için araştırmak'' demektir.
Gül, diğer çiçeklere nazaran suya en çok ihtiyaç duyan ve muhtaç olandır. Bu sebeple, gülü solmadan sulamaya çok dikkat ve gayret göstermek gerekir.
Aynı kökten gelen ورد (vird) ise ''zikir'' demek olup, ölmemesi için kalbi dâima onunla sulamak demektir.
"Kim bir yerde oturur ve Allah'ı zikretmeden kalkarsa, Allah tarafından bu kusurundan dolayı bir pişmanlığa uğratılır. Kim bir yerde durur ve Allah'ı zikretmezse, Allah tarafından bu kusurundan dolayı bir pişmanlığa uğratılır. Kim yatağına uzanır da Allah'ı zikretmezse, Allah tarafından bu kusurundan dolayı bir pişmanlığa uğratılır" buyurmuştur.
Hadîs-i Şerîf (Ebû Dâvud, Tirmizi)
ARİFLERİN YOLU (İMÂM-GAZALİ)
ZİKRETMEK
Zikir yaparken kulluğun mahcubiyetini ve rububiyyetin heybetini duy ve düşün ki, Allah teâlâ hem hariçteki dilini, hem de dahildeki kalbini bilir.,
Ve O, zikrindeki ses ve nağmeyi değil, kalbindeki duygu ve düşünceyi dinler.
Bu sebeple, zikir yaparken kalbini çalıştır ve onu duyar ve düşünür håle getir. 20
20-Zikrin hakikati bu iken, bazı cahiller tarafından şenlik ve şamata haline getirilmiştir.
SAYFA 68 ARİFLERİN YOLU
Zikir yaparken kalbinin üzerindeki gaflet perdesini kaldırırsan, sen Allah teâlā'yı zikrettiğin gibi, O da seni zikreder.21
21-Zikretmek anmak demektir.
O'nun zikretmesi ise, Kur'ân-ı Kerim'de buyurulduğu gibi, en büyük zikirdir. -Ankebut, 45
Çünkü sen ihtiyacından dolayı O'nu zikrederken, O muhtaç olmadığı halde seni zikreder.
Bu sebeple, senin O'nu zikretmende korku, O'nun seni zikretmesinde ise, lütuf ve minnet vardır.
Bu lütuf ve minnetin senin kalbindeki yansıması ise güven duymak ve huzur bulmaktır.
Bu iki zikir çeşidine işaret edilen âyetlerde şöyle buyurulmuştur:
"Mü'minler Allah'ı zikrderken, kalpleri korku ile ürperir."-Enfål, 2
"Allah'ın zikriyle kalpler huzur ve emniyet bulur."-Ra'd, 28
Zikir diğer bir açıdan da iki türlüdür.
Birisi, Allah teâlā'dan başkasını düşünmemektir. Diğeri ve daha üstün olanı ise, Allah teâlâ'yı düşünmekte kaybolmaktır.
(Bu kaybolmak, aklını gidermek demek değildir. Çünkü akıl giderse, düşünmek, hatırlamak ve anmak demek olan zikir olayı ortadan kalkar.
Buradaki kaybolmaktan maksat ise, a'zamî ihlāsı gözetmek, riya, gösteriş ve beşerî hesap ve mülahazalardan sıyrılmaktır.)25
25-Zikir, bütünüyle Allah teâlä'yı anmak ve O'ndan başka hiçbir şeyi düşünmemek iken, ne yazık ki, bazı tarikatlerde araya rabıta denilen olay sıkıştırılmıştır.
Rabıta, zikir yaparken şeyhi düşünmek veya onu güzünün önüne getirmektir.
Böyle bir şey, mübtedi ve acemi müridleri alıştırmak ve yetiştirmek amacıyla da olsa, doğru değildir.
Çünkü bu, zikri zikir olmaktan çıkarır ve onu şeyhle olan bir münasebet haline getirir. Allah teälä, kulları ile kendi arasındaki vasıtaları kaldırmak isterken, her nedense çoğu insanlar ille de araya vasıta koymak ve bu suretle hem Allah teâlä'nın muradına aykırı bir iş yapmak, hem de O'ndan uzaklaşmak isterler.
Allah teâlâ ile kulları arasına ancak dini öğretmek amacıyla girilebilir.
Bu anlamda, peygamberler ve onların varisleri olan älimler Allah teâlâ ile kulları arasında vasıtadırlar.
Fakat ibadet, dua, zikir gibi işlerde araya hiçbir vasıta gir- mez.
Çünkü Allah teâlâ kullarına peygamberden de, älimden de, şeyh ve kutuptan da daha yakın ve daha merhametlidir. Peygamberimize nisbet edilen bir hadiste şöyle denilmiştir:
"Ben Rabbimden ümmetim için ısrarla af isteyince, kendisi bana,
"İstersen, hesaplarını sen gör." dedi.
Ben, "Hayır! Ya Rabbil Sen onlara benden daha merhametlisin;
onların hesabını sen gör." dedim."
Kaldı ki, ibadet yalnız Allah teâlâ içindir.
O, ibadette kendisine hiçbir şerik, ortak, aracı, mübaşir, müşahid, müdahil kabul etmez.
Onun için, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur.
"Allah'a ibadet et ve dini O'na hälis kıl.
Çünkü din hålisen O'nundur" (Zümer, 2),
"Dua, zikir ve tefekkür de birer ibadettirler.
#İMÂM #GAZÂLÎ #RİSALELERİ
#ARİFLERİN #YOLU
#ZİKRETMEK
#herzamanheryerde #duamı #zikretmek #benim #duambelliduyanbelli #amiiiinnnn🍃🌹🍃🌹🍃🌹❤️🌹🍃🌹❤️🍃🌹🍃🙏🍃🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇 https://www.instagram.com/p/CWXzntqtNG9/?utm_medium=tumblr