Lint Roller? I Barely Know Her
Today's Document

Kaledo Art
Claire Keane
almost home
he wasn't even looking at me and he found me
I'd rather be in outer space 🛸
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

PR's Tumblrdome

No title available
todays bird

Discoholic 🪩

titsay

if i look back, i am lost
Show & Tell
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Andulka
ojovivo
taylor price
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Uganda
seen from Nepal

seen from Colombia

seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@tersinimgercegi
MAYMUN-İNSAN KROMOZOM SAYI FARKLILIĞI
Evrim teorisinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin insanın evrimi konusunu ayrı bir kitaba konu yapacak kadar çok önem verir. Bir bakıma evrim teorisi insanın evrimine odaklanmıştır denilebilir.
Charles Darwin’e göre günümüz insanları ve maymunları ortak bir atadan evrimleşmişlerdir.
Charles Darwin'i böyle bir kanıya iten neden şüphesiz ki maymun ve insanların fiziksel benzeşimleridir.
Charles Darwin İnsanın Türeyişi kitabında bu konuyu olabildiğince incelemeye, teorisine kanıtlar bulmaya çalışmıştır.
Maymunlarla insanların benzeşimlerini dikkate alan Darwin nedense farklılıklarına pek önem vermez.
Bu gün fenotip benzerlikleri ve değişiklikleri temel alan klasik evrim geçersizdir.
Yerine alan sentetik teori genetik benzerlikler ve mutasyonlar üzerine kurgulanmıştır.
Fakat bu görüşte temelsizdir. Çünkü insan genomu evrim ile ilişki kurulamayacak kadar farklı yapılardaki (örneğin sirke sinekleri) pek çok canlı ile de yüksek oranlarda genetik benzerlikler gösterir.
İnsan - primat genomlarının büyük oranlarda benzeşimi insanın evrimi konusunda en büyük kanıt kabul edilir.
Fakat biz aynı fikirde değiliz.
Tersinime göre genetik benzerlikler canlıların aynı malzemelerden var edilmelerinin doğal sonucudur. Benzerlikler evrime kanıt değildir.
***
Maymun insan ayrımlarının belki de en önemlisi kromozom sayı farklılığıdır.
Bilindiği gibi insansı denilen maymun türlerinin kromozom sayıları 48 insanların ise 46 dır.
Bir evrim taraftarı asla ve asla teorinin bazı yanlışlar üzerine kurgulanmış olabileceğini düşünmez. Onlara göre teori mutlak doğrular üzerine kuruludur. Tartışmaya bile gerek yoktur.
Pek çok sorun ile boğuşmasına, sadece bir teori olmasına rağmen bilimin anası, sönmez ışığı, inkâr edilemez gerçeği kabul edilir.
Eğer teori insanlar ve maymunsular ortak bir atadan evrimleşti diyorsa bu böyledir ve tek gerçektir.
Kromozom sayıları farklı ise bu geçmişte bazı eklentiler ya da çıkarımlar sonucu oluşmuş olmalıdır.
Nasıl oluştuğu günümüzde bilinemiyorsa ileride nasıl olsa bulunacaktır. Bu nedenle bilimsel gerçek kabul edilmesinde bir sakınca yoktur.
Evrim savunucularına göre maymunların 48 insanların 46 kromozoma sahip olmasının tek açıklaması (insanların maymunlardan evrimleştiği inkâr edilemez bir gerçek olduğu peşinen kabul edildiğinden) maymun kromozomlarının birleşerek (genetik füzyon) sayılarının azalması olur. Doğal olan genetik benzeşimlerde buna kanıt oluverir.
Bunun tersi yani insanlar 48 maymunlar 46 kromozomlu olsa idi çözüm basitti.
İnsanlar evrimleşirken doğal olarak gen havuzları zenginleşti yeni kromozomlar oluştu, sayı 48e çıktı denilip geçiştirilecekti.
Fakat gerçek tam tersinedir. Evrim gereği çoğalması gereken insan kromozom sayısı azalmıştır. Tek açıklaması da genetik füzyondur, başka cevabı da yoktur.
Bu nedenle evrimciler buna uygun (gerçeklere değil evrime uygun) senaryolar kurgulamışlar; şemalarla, resimlerle süsleyerek buna uygun bir de şöyle oldu böyle oldu hikâyeleri uydurarak bilimsel gerçekler gibi ortaya atmışlardır.
***
Resimde de görüşeceği gibi kromozomların bir çifti uçlarında bulunan telomerlerden birleştiği, bu birleşmede herhangi bir bilgi kaybının oluşmadığı iddia edilmektedir.
Bu öngörü olur mu olmaz mı diye sorgulanmadan ve hatta bir parmak hesabı yapılmaya gerek duyulmadan gerçek kabul edilivermiştir.
Bir evrimci bu şemayı bilimsel bir gerçek olarak kabul eder ve bir kanıt gibi kullanır.
Evrimcilere sorarsanız insan maymun kromozom sayı farklılığı sorunu bu yolla mükemmel ve bilimsel bir şekilde çözümlenmiştir.
Fakat burada minik bir ayrıntıyı çekmek isteriz.
Kromozomlar birleşirlerken az da olsa bilgi kaybı olur ama bilgi artırımı (evrim) oluşmaz. Sadece bir çift kromozomun birleştiği varsayılır.
***
Bu öngörüde açıklığa kavuşturulması, doğru yanıtlanması gereken pek çok soru vardır.
Kromozomu birleşti denilen canlı yetişkin bir australopiketus olmalıdır.
Yetişkin bir australopiketusta her birinde DNA bulunan kan, sinir, kas, kemik, kıkırdak, üreme vb. çeşitte yaklaşık iki yüz trilyon hücre vardır.
O halde sormak gerekir.
Kromozomları birleşen hücre hangisidir?
48 kromozomdan bir çifti birleşirse sayı kırk altıya iner mi?
Bu soruya verilecek cevap hayırdır.
Çünkü ortaya çıkan kromozom sayısı 23 çift artı tek yani KIRKYEDİ (47) dir.
***
Soruya evrimci gözüyle bakıp cevaplamaya çalışırsak değişimin (birleşmenin) üreme hücrelerinde olduğu söylenebilir.
Söz konusu australopiketusun bir dişi olduğunu varsayarsak 24 kromozomlu yumurta hücresinin bir çifti rastlantılarla birleştiğinde sayı 23e iner ki bu evrimin istediği rakamdır.
Fakat maymunlarda insanlarda eşeyli üreyen canlılardır. Üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı cinse ihtiyaç duyarlar.
Diğer ifade ile 23 kromozomlu bir dişi yumurtası 23 kromozomlu bir erkek spermiyle aşılanabilir.
Bu durumda aynı mucizenin hem erkek spermlerinde hem de dişi yumurtasında aynı anlarda meydana gelmesi ve kromozomları azalmış dişi yumurtasının yine kromozomu azalmış spermle aşılanmış olması gerekir.
Bir erkek atmığında üç yüz milyona yakın spermin olması ise ayrı bir sorundur.
Aynı anda yaklaşık üç yüz milyon spermin kromozomları mı birleşti?
Tek spermin bir çift kromozomu birleşti de o da gidip bir çift kromozomu birleşen yumurtaya mı aşıladı?
Görüleceği gibi bu senaryoda mucizeler bile aşırı zorlanmaktadır.
***
Cevabı aranan hücrenin yeni aşılanmış fakat henüz bölünmeye başlamamış, bir yolunu bularak bir çift kromozomu birleşmiş taze bir hücre olduğunu var saymak evrimci öngörüsüne en uygun varsayım olacağı açıktır.
Hayalleri ve mucizeleri zorlayan bu sonuçta sorunu çözmez.
Bu kez de bir başka hayati sorun daha ortaya çıkar. Mucizeler dizisi devam etse ve 46 kromozomlu bir dölüt ortaya çıksa 48 kromozomlu bir anne bünyesi 46 kromozomlu bir dölütü bünyesinde tutup gelişmesine izin verir mi?
İzin verdiğini kabul edersek bu bir maymunun bir insan doğurması anlamına gelmeyecek midir?
Doğurduğunu da kabul edersek bu kez de bu insanımızın üremesi için karşıt cinsten bir başka insana daha ihtiyaç duyacağıdır.
Karşıt cins bir maymunsu olursa (bir insanla bir maymunsunun çiftleştiğini ortaya bir dölüt çıktığını varsayarak) dölüt 47 kromozomlu olur.
47 kromozomlu (2n kuralına aykırı olduğundan) söz konusu canlı ise hiç bir zaman üreyemez.
Tek kromozom sayılı bu garip canlının benzerleri günümüzde vardır. Örneğin katırlar 67 kromozomludur. Fakat kısırdır.
***
Evrimin hatırına hayal gücümüzü bir kez daha zorlasak ve olmazları olur yapsak (47 kromozomlu canlımızın üremeye hazır olduğunu kabul etsek) sonuç değişir mi?
47 kromozomlu garip canlımızın (bu canlımızı bir an erkek kabul edelim) 48 kromozomlu maymunsularla çiftleştiği düşünülebilir.
Garip canlımızın spermleri 23 ve 24 kromozomlu olacaktır. Dişimiz maymun olduğuna göre onun da yumurtası 24 kromozomludur. 23 kromozomlu sperm 24 kromozomlu dişi yumurtasını aşılasa (bu mümkün değildir ama evrimcilerin hatırına bir kez daha olası kabul ederek) ortaya çıkan 47 kromozomlu bir başka garip canlıdır.
24 kromozomlu sperm 24 kromozomlu yumurtayı aşılarsa bu kez ortaya çıkan 48 kromozomlu bir maymun olur.
47 kromozomlu canlılar yaşasa ve aralarında çiftleşseler 23 kromozomlu sperm 23 kromozomlu yumurtayı aşılasa 46 kromozomlu bir canlı oluşur ama bu kez bir kromozom devre dışı kaldığından gen (bilgi) kaybı oluşur. Böyle bir canlının ise yaşamını devam ettirmesi mümkün değildir.
Görüleceği gibi kromozomlarından bir çifti birleşiverdi bu yolla kromozom sayısı 46 ya indi deyip geçiştirilen sorun evrim için iki ucu sorunlu değnektir.
Bu sorun evrimin önünde (diğer milyonlarca sorun gibi) aşılamaz ulu dağlar gibi durmaktadır.
Evrimciler ortaya konan bu gibi bilimsel gerçekleri sadece evrime ters geldiği için kabul etmek istemezler. Fakat gerçekler kimilerinin arzularına göre değişmiyor.
***
Eşeysel üreme iki ayrı canlı da oluşan birleştiğinde bütünleşip eyleme geçen son derece ayrıntılı, hassas düzen, sistem ve mekanizmalar bütünlüğüdür.
En küçük bir eksiklik ya da aksilik üremeyi engel olur. Bu gün her şeyleri yerli yerinde olduğu halde çocuk sahibi olamayan binlerce çift vardır.
Gerçekte diğerleri gibi eşeyli üremede bir var oluş harikası ve mucizesidir. (Embriyodan İnsana konulu kitaplara bakınız)
Görüleceği gibi hayal dünyamızı olabildiğince geniş tutsak olmazları olur yapsak bile (en azından eşeyli üreme konusunda) evrime uygun bir çıkış yolu yoktur.
Maymun kromozomlarından bir çiftinin birleşip sayının 46 ya indiği varsayımı tam bir evrimci masalıdır.
İnsan türü canlıların diğer eşeyli üreyen canlılar gibi kendilerine özel yapıları, meziyet ve becerileriyle en azından bir dişi bir erkek olmak üzere aynı yer ve zamanda eksiksiz var edilip üredikleri açıktır.
Karşıtlarını çağrıştırıyor diye kimse bilimsel gerçekleri görmezden bilmezden gelemez, yok sayamaz. Bilim neyi gösteriyorsa gerçek odur.
HEDEF İSLAMDIR.
İslam’ın başı koparılmış gövdesi kırk parçaya ayrılmış debeleniyor.
Her parça bir başkasının güdümünde.
Siyonizm, emperyalizim, ateizm bir olmuş.
Çakallar, sırtlanlar başımıza toplanmış.
İnsanlığı birliğe ve kardeşliğe çağıran İslam’ı yok etmenin peşindeler.
Günümüzde Hıristiyanlık bir Yahudi Hıristiyanlığı hâline getirildi. Özü bozuldu.
Günümüz Hıristiyanlığı siyonizmin güdümündedir.
Bir Yahudi Papa görürseniz şaşırmayınız.
Yahudiler kendilerinden başkalarını düşünmeyen bencil bir millettir.
Ne kendileri doğru yola girerler, ne de başkalarının doğru yola girmelerine izin verirler.
Diğer insanların neyi inandıkları ya da inanmadıkları umurlarında bile değildir.
Yumurtalarını pişirmek için tüm dünyayı yakabilirler.
Bilim yapmak her Müslüman’a fazdır.
Bilim yaparak yarattıklarından Yaratanı bulur, Allah'a (cc) ulaşırız.
Günümüz bilimi ateizmin güdümündedir. Gerçek bilim değildir.
Kuralları ile işleyen gerçek bilim ise Müslümanların yitirilmiş malıdır.
Zikir meclisleri değil bilim meclisleri kurunuz. Gerçek bilim yapınız.
Üzerinize atılmış cehalet denilen ölü toprağından silkinip kurtulunuz.
Gelecek İslam’dadır. Çünkü İslam bilimdir. Bilim ise insanın gerçekten İNSAN olmasıdır.
Gelişkin hayvan değil.
HEDEF İSLAMDIR.
İslam’ın başı koparılmış gövdesi kırk parçaya ayrılmış debeleniyor.
Her parça bir başkasının güdümünde.
Siyonizm, emperyalizim, ateizm bir olmuş.
Çakallar, sırtlanlar başımıza toplanmış.
İnsanlığı birliğe ve kardeşliğe çağıran İslam’ı yok etmenin peşindeler.
Günümüzde Hıristiyanlık bir Yahudi Hıristiyanlığı hâline getirildi. Özü bozuldu.
Günümüz Hıristiyanlığı siyonizmin güdümündedir.
Bir Yahudi Papa görürseniz şaşırmayınız.
Yahudiler kendilerinden başkalarını düşünmeyen bencil bir millettir.
Ne kendileri doğru yola girerler, ne de başkalarının doğru yola girmelerine izin verirler.
Diğer insanların neyi inandıkları ya da inanmadıkları umurlarında bile değildir.
Yumurtalarını pişirmek için tüm dünyayı yakabilirler.
Bilim yapmak her Müslüman’a fazdır.
Bilim yaparak yarattıklarından Yaratanı bulur, Allah'a (cc) ulaşırız.
Günümüz bilimi ateizmin güdümündedir. Gerçek bilim değildir.
Kuralları ile işleyen gerçek bilim ise Müslümanların yitirilmiş malıdır.
Zikir meclisleri değil bilim meclisleri kurunuz. Gerçek bilim yapınız.
Üzerinize atılmış cehalet denilen ölü toprağından silkinip kurtulunuz.
Gelecek İslam’dadır. Çünkü İslam bilimdir. Bilim ise insanın gerçekten İNSAN olmasıdır.
Gelişkin hayvan değil.
BAKTERİLER KOASERVATLARDAN EVRİLMİŞ MİŞ
Peşin peşin bir Yaratıcının olmadığını İNANIRSANIZ olur mu olmaz mı diye sorgulamaya gerek duymadan canlı cansız her şeyin rastlantılarla oluştuğunu da İNANIRSANIZ.
Her şeyin rastlantılarla oluştuğunu inanırsanız oluşumun ilkelden gelişkine doğru olduğuna da inanırsınız. İşte bu inanca EVRİM diyoruz.
Görüleceği gibi evrim denen şey bilimsel bulgulara bu bulgulara dayanan akıl mantık çıkarımlarına değil ateist inançları temel alır.
Günümüzün sözde bilimi bu inançlar göre kurgulanmaya çalışılıyor. Karşıt düşüncelere öngörülere izin verilmiyor. Halbuki bilim özgür düşüncelerin ürünü olmalıydı.
Biyoloji de evrim denen bu ilkel düşünce temelinde oluşturulmaya çalışılmış.
Evrim denen şeye göre canlılığı temeli koaservat denilen her nasılsa oluşup bir arya gelmiş bir kaç biomolekül imiş.
İddiaya göre bu molekül yığınında dağınık halde birkaç da genetik materyal varmış.
Koaservatlar zamanla değişip gelişerek BAKTERİLERİ meydana getirmişler.
Bu ara genetik materyallerde çoğalmış BİLGİLER oluşturmuş.
Ateist evrimciler bu saçmalığına saçması senaryoyu MECBUREN bilimsel gerçek kabul ediyor.
Mecburen bilimsel gerçek kabul ediyor çünkü kabul etmeseler evrim denen şey dolaysıyla ateizm gümleyecek..
İŞTE GÜNÜMÜZ BİLİMİN İÇLER ACISI DURUMU..
TERSİNİM GERÇEĞİ
bilim,felsefe, TERSİNİM GERÇEĞİ Ateizmin yan ürünü olan Materyalizm her şeyin maddesel bir karşılığının olduğu maddeye indirgenebileceği mantığını temel almış nice bin yıllardan beri bilimi etkileyen felsefelerin başında gelir. Materyalizmin Tanrı tanımazlar tarafından sahiplenilerek bilimin Tanrının olmadığı doğrultusunda yorumlanmaya çalışması bu felsefeye dinselliğe benzer tek yönlülük, tutuculuk, bağnazlık getirmiştir. Hâlbuki bilim tam bir düşünsel özgürlük ve tarafsızlık ister. Bunun nedeni ise doğamız gereği çok sık yanılmamız aldanmamızdır. Bir bakıma algılayabildiklerimiz bir doğrular yanlışlar yığınıdır.
Gözlem ve deneylerle; ulaştığımız gerçeklere dayanan mantıksal çıkarımlarla bu yığından doğruları arayıp bulmaya çalışırız ki buna bilim yapma diyoruz. Gözlem ve deneylerin mantıksal çıkarımların sonuçlarına dayanmadığı halde peşinen ret ve inkâr edilemez gerçekler kabul edilmiş dinlere inançlara ya da felsefelere dayalı hiç bir varsayım bilime temel alınamaz, bilim bu tür varsayımların üzerine kurgulanamaz.
Kurgulanırsa ortaya çıkan pek çok vahim hatalar, yanlışlar içeren güdümlü bilim olur. Temel alınan mantık yanlış ise ulaşılan sonuçların da yanlış olacağı açıktır.
Her şeyden önce bilim terazisinin doğru kurgulanmış olması gerekir. Eğer terazi yanlış tartıyorsa doğru tartmak için yapılan çabalar sonuç vermeyecektir. = = = Tersinim nice uzun zamandır uygulanan bir büyük yanlışı ortaya koymakta bilime yeni bir anlam ve boyut kazandırmaktadır.
Bu nedenle tersinim tüm bilimsel bulguları yeniden sorgulayıp yorumlayacak tüm yaşantımızı yeniden yön ve şekil verecek kadar önemlidir. Fakat her şeyden önce bir mantık düzeltmesi gereklidir.
İyiler kötülerle, güzeller çirkinlerle, doğrular yanlışlarla tartılıp kıyaslanırsa gerçek gerçeklere; her türlü yanlışlardan hatalardan arındırılmış gerçek bilime çok daha kolay ulaşabiliriz. Bu nedenle bilim kesinlikle tarafsız ve özgür düşüncelerin, araştırmaların, yorumların ürünü olmalıdır.
Tersinim buna önce kanıt sonra sonuç ilkesi olarak tanımlar ve bilime temel alır. Tersinim hangi dine inanca felsefeye temel olursa olsun doğruluğu bilimsel yöntemlerle gösterilmemiş hiçbir varsayımı inkâr edilemez gerçek ya da gerçekler olarak kabullenmez.
Bilimin bu tür sahte gerçekler ya da şüpheli varsayımlar üzerine kurgulanmasına izin vermez. Bilimin ortaya koyduğu gerçekler hiçbir zaman birbirleriyle çelişmez. Uydurmak için eğip bükmeler, zorlamalar gerektirmez
= = = Tersinim şu esaslar üzerine kurulmuştur. 1)-Varoluştaki tüm düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde tersinime uğrar. Sonuç kaçınılmaz olarak düzensizlik, sistemsizlik, bozum ya da karmaşadır. Tersinim tüm düzen ve sistem sahibi yapılarda zaman içinde ve doğal şartlarda oluşan eskime, yıpranma, azalma, çoğalma, çeşitlenme, değişme, sakatlanma, hastalanma, yaralanma, ihtiyarlama vb. Şekillerindeki OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir. Olumlu değişimler yoktur. Mutasyonların tümü az ya da çok zararlıdır.
2)-Tersininim başta maddenin korunumu, termodinamik olmak üzere tüm doğal kanun, kural ve ilkeleri kendine temel alır hiç biriyle çelişmez. 3)-Tersinim yaşamın her safhasında rahatlıkla gözlenip sınanabilir; daha da önemlisi yaşanır.
4)-Düzen ve sistemlerin bir başlangıcı ömrü ve sonu vardır. Bu nedenle ezelden gelip ebede gitmezler. 5)-Düzen ve sistem sahibi yapılar irade-bilgi-yeterli güç-yeterli madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu oluşur aniden ve rastlantılarla ortaya çıkmazlar. 6)-Tüm düzen ve sistem sahibi yapılar tersinime açıktır. Tersinimin fiziksel ve kimyasal pek çok nedenleri vardır ama en önemlisi kontrolsüz enerji giriş, çıkışları gibi etkenlerdir. Tersinim etkisi bu yapıların korunma - savunma - bağışıklık - çevreye uyum sistem düzen ve mekanizmalara sahip olup olmadıklarına; bu mekanizmaların işlerliğine hassaslığına, genişliğine, derinliğine; zamanın uzunluğuna ya da kısalığına, tersinim etkenlerinin gücüne ve çeşidine bağlı olarak değişebilir. 7)-Düzen ve sistemler oluşturmak zor karmaşa ise kolaydır. Karmaşalar için kaba güç ve kısa süreçler yeterli olabilir. Düzen ve sistemler ne kadar kompleks ve hassas ise bozum o kadar kolay olur. 8)-Düzen ve sistemler amaçlarına uygun kanunlar, kurallar, ilkelerle şekillenip yapılanırlar; işlerlik kazanırlar varlıklarını korumaya çalışırlar. 9)-Karmaşalarda (düzensizliklerde sistemsizliklerde) kanunlar, kurallar, ilkeler bulunmaz. Kanun kural ve ilkelerin bulunması o yapının düzen ve sistem sahibi olduğunun kanıtlarıdır.
10)-Nice milyar yıllardan beri değişmeyen kanun, kural ve ilkelerle şekillenip işlerlik kazanan evrenimiz (ve tabii ki dünyamız) düzen ve sistem sahibi muazzam bir yapıdır. İrade, nitelikli bilgi, nitelikli güç, nitelikli madde ve yeterli zaman beşlemesinin ürünüdür. 11)-Maddenin korunumu kanunu evrenimizin bir başlangıcının ve sınırının olması bir Büyük Bütünün var olduğunun kanıtlarıdır.
12)-Büyük Bütün kütlesiz bir NURDUR. Kütlesiz olduğundan sonsuzdur. Evrenimiz ve diğerleri bu kütlesiz Nurun içindedir. Onunla kuşatılmış; sarılıp sarmalanmıştır. 13)-Big Bang güdümlü bilimin varoluş sorusuna tabi olduğu felsefe temellerine uygun cevap bulma amaçlı sipariş bir teoridir.
Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkileri içerdiğinden tamamen yanlıştır.
14)-Varoluş Büyük Bütünün bir zerresinin kütle ve hacim kazanması, maddeleşmesi, genişimi ile başlar. İlk madde, olabilecek en büyük atom ve moleküllere sahiptir. 15)- Elementleri oluşturan atom ve moleküller atom içi parçacıkların eksi ve artı elektrik yüklü yapıları gereği zaman içinde kademeli oluşmazlar. Başlangıçtan itibaren bir düzen içinde varolmak zorundadırlar. Elementlerin oluşumu kademeli fisyon (bölünme) şeklindedir. Sonunda en basit element olan hidrojen ortaya çıkar. 16)-Elementlerin füzyon (birleşme) sonucu oluştuğu varsayımı gözlem, deney ve mantıksal çıkarımlara dayanmadan çok, güdümlü bilimin temellerine uygun olduğu için ortaya atılmıştır. Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkiler içerir. 17)-Bir yapının canlı olarak nitelenebilmesi için en azından korunma - savunma - bağışıklık ve çevreye uyum – beslenme – üreme özelliklerini eksiksiz sahip olması gerekir. Bu nedenle en basit canlı bile düzen ve sistemlerin bütünselliğindedir. Rastlantılarla oluşamaz. 18)-Her canlı türünün uygun yer ve zamanlarda yeterli sayılarda var edilmiş bir arı ırkı vardır. 19)-Canlılarda zaman içinde gözlenen değişmeler gen havuzu dâhilinde oluşur. Bu yolla çeşitlenirler. Irklar dar alanda çeşitlenmeler sonucu oluşurlar.. 20)-Gen havuzundaki değişimler kesinlikle tersinim yönündedir. 21)-Türlerden türlere geçiş mümkün değildir. Bu tür oluşumun önünde aşılması mümkün olmayan doğal engeller vardır.
22)-Tüm canlılar ekolojik sistemin bir parçasıdır. Her canlının bu sistemde bir yeri ve görevi vardır. İnsanlarda buna dahildir. 23)-Tüm canlılar yapılarını ve yaşam avantajlarını korumaya çalışırlar. Koruyamayanlar elenir. Buna doğal elenme denir. Doğal elenme doğal seleksiyonun tam karşıtıdır.
24)-Canlıların korunma -savunma - bağışıklık ve çevreye uyum düzen sistem ve mekanizmaları ZARARLILARDAN korunma mantığıyla kurgulanmıştır. Canlılar faydalıları seçmezler. Bu nedenle faydalıları seçip üstünlük sağlayanlar diğerlerini eler mantığındaki doğal seleksiyon yanlıştır. 25)-Canlılarda üreme doğal YENİLENME şeklidir. Canlılar bu yolla varlıklarını (yapılarını) uzun süreçlerde koruyup- nesillerini sürdürebilirler. 26)-Irklar daralan (allopatrik) çeşitlenme ve seksüel seçilim sonucu meydana gelmiştir. 27)-Doğal olan en güzeldir. Doğallığı korumak zorundayız. Bilim, tersinim sonucu bozulan doğallığı düzeltme yönünde çabalamayı, geri kazanmayı ana gaye edinmelidir. İnsanoğlu bu konuda birinci derecede sorumlu ve görevlidir. 28)-İnsanlar doğanın efendisi olma kadar bir parçası ve baş sorumlusudur. 29)-İnsanlık dünyanın kaynaklarını har vurup harman savuran, doğallığı zehirleyip bozan, modern kölelik düzeni oluşturan tüketim ekonomisinden süratle kurtulmalı; zaman, akıl ve enerjisini doğal görevine yönlendirmelidir.
30)-Dünyanın askere ve silaha ihtiyacı yoktur. Bu ve tüketim ekonomisi yönünde harcanan güç, para ve zamanı dünyamızı daha doğal, daha verimli, daha güzel bir hale getirmek için kullanmalıyız. 31)-Tersinimde doğal aile birinci plandadır. Doğal aileler anaerkildir. Anne ailenin tartışılmaz reisidir. Baba dahil diğer aile bireyleri anneye yardımla görevlidirler.
32)-Anne ve çocuklar kesin olarak toplumun dolaysıyla devlet himayesinde, desteğinde, her türlü koruması altında olmalıdır. Anneleri çocuklarından ayırmama dikkat edilmeli; kadınlarımız, kızlarımız bu doğal görevlerine uygun eğitilmeli, annelik birinci görevleri olmalıdır. 33-Bu günkü adalet mekanizması güdümlü bilim ve mantığın etkisi altında olup tam bir keşmekeş içindedir. Sosyal düzen ateizm felsefesinin temellerine endekslenmiştir. Süratle tarafsız bilime dönülmelidir.
Ciltler dolusu kanunlarımız olmasına rağmen suçluluk önlenemektedir. Kanunlar herkesin anlayıp uygulayabileceği şekilde basitleştirilmelidir. 34)-Suç=ceza- iyilik=mükafat sistemi uygulanmalı ve taviz verilmemelidir. 35)-Suçlular hapislere atılma yerine teşhir ve sürgün cezası uygulanmalıdır. Bu konuda pek çok öneri yapılabilir. Konuyu sosyal tersinimde ayrıntılı ele alacağız. Görüleceği gibi tersinim bilimsel bir devrimi müjdeler. Tersinim ve Hüdai Çakmak imzalı tüm yazılarımız alın teri ve göz nuru mahsulleri olup kaynak gösterme kaydıyla alıntı yapmaya açıktır. Tersinim yazılarını yabancı dillere çevirip yayarak bu büyük kültürel değişime katkıda bulununuz ve katkılarınızı tercüme yazı ile birlikte [email protected] adresimize bildiriniz.