📘Aşk Sanat ve Felsefe Üzerine Diyaloglar - Heyyam Ali Demir
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
taylor price

tannertan36
Game of Thrones Daily

blake kathryn
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

gracie abrams
he wasn't even looking at me and he found me
Sade Olutola
Claire Keane
NASA

#extradirty
🩵 avery cochrane 🩵
$LAYYYTER
untitled
occasionally subtle
Fai_Ryy

roma★

Jar Jar Binks Fan Club

seen from Türkiye

seen from Spain

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Singapore
seen from United States

seen from United States
seen from Finland
seen from Burkina Faso
seen from T1
seen from Morocco
seen from T1
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Brazil
seen from United States
seen from Nepal
@tugba-aydn1
📘Aşk Sanat ve Felsefe Üzerine Diyaloglar - Heyyam Ali Demir
"Felsefeden hiç pay almayan adam, ömrü boyunca sağ duyudan, kendi çağının ve ulusunun alışılmış düşüncelerinden ve kendi özgür usunun katkısı ya da onayı olmadan zihninde yer eden kararlardan türeyen ön yargıların tutsağıdır."
Bertrand Russell, Felsefe Sorunları
İnsanın zikrini değiştiren fikridir; bir insanın sürekli zikri değişiyorsa o insan fikirsizdir yani lastiksiz kilottur.
Tanrı Şeytan ve Tito - Heyyam Ali Demir
Herkes şımarmak ister bazen, zaten Tanrı şeytanı sırf bunun için yaratmadı mı?
Tanrı Şeytan ve Tito - Heyyam Ali Demir
Tanrı, evimizin karanlık köşesindeki yorganımızın altına saklanalı çok oldu, bel bağlamak nafile. En büyüğüne denk geldik! Belaların en büyüğüyle karşılaştık: Kendimizle! Sokakları dolduran şeytanlar biziz çünkü mabedimizden kovulduk. Yokluk içinde varlık, bu bizim düzenimiz!
TANRI ŞEYTAN VE TİTO - HEYYAM ALİ DEMİR
Ama dünya bok gibi.
“Bu mantıklı, keyifli seslerin ortasında yapayalnızım. Tüm bu yaratıklar zamanlarını açıklamalar yaparak ve birbirleriyle hemfikir olmanın mutluluğunu yaşayarak geçiriyor. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyi düşünebilmek neden bu kadar önemli?”
— Jean-Paul Sartre
eski bir rus geleneği vardır; yola gidecek yolcu, kapının eşiğinden dışarı adım atmadan önce birkaç dakika sessiz durur, geride bıraktığı eve dağılmış olan ruhunun toparlanıp bedenine girmesini bekler.
“fizik kanunlarına göre sırtını dayadığın herhangi bir şey birdenbire giderse, o yöne doğru devrilirsin. bunun güçsüzlükle alakası yok.”
Aşka kafam öyle basmıyor ki birisi “midemde kelebekler uçuşuyor” dese “hasiktir nası yuttun canlı canlı” derim.
kendimi Güneş sistemindeki diğer gezegenlere göre kendi ekseni etrafında ters yönde dönen Venüs gibi hissediyorum
“Yaydan çıkmış bir ok gibi dalınmıyor gerçeğe, kollara ayrışmayı, parçalanmayı, dağılmayı, her çatlaktan sızmayı göze almak gerek. Vurulmayı göze almadan kimse firar edemez. Ama kim bir mahkumdan daha iyi tanıyabilir ki zamanı?”
Kimse de demiyor ki bu kız musluğun başında sıcak suyun gelmesini beklerken ne düşünüyor.
Ciddi derecede hasta bir topluma adapte olmak sağlığın sembolü olamaz.
Barselona'da bir Psikiyatri Hastanesi duvarından (via zazera)