📘Aşk Sanat ve Felsefe Üzerine Diyaloglar - Heyyam Ali Demir
DEAR READER
Claire Keane
taylor price
TVSTRANGERTHINGS

Love Begins

izzy's playlists!
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Stranger Things
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

blake kathryn
I'd rather be in outer space 🛸

Andulka
NASA
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
d e v o n
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
$LAYYYTER
Xuebing Du

Origami Around
Alisa U Zemlji Chuda
seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from Belgium
seen from Ireland

seen from Mexico
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from France
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@tugba-aydn1
📘Aşk Sanat ve Felsefe Üzerine Diyaloglar - Heyyam Ali Demir
"Felsefeden hiç pay almayan adam, ömrü boyunca sağ duyudan, kendi çağının ve ulusunun alışılmış düşüncelerinden ve kendi özgür usunun katkısı ya da onayı olmadan zihninde yer eden kararlardan türeyen ön yargıların tutsağıdır."
Bertrand Russell, Felsefe Sorunları
İnsanın zikrini değiştiren fikridir; bir insanın sürekli zikri değişiyorsa o insan fikirsizdir yani lastiksiz kilottur.
Tanrı Şeytan ve Tito - Heyyam Ali Demir
Herkes şımarmak ister bazen, zaten Tanrı şeytanı sırf bunun için yaratmadı mı?
Tanrı Şeytan ve Tito - Heyyam Ali Demir
Tanrı, evimizin karanlık köşesindeki yorganımızın altına saklanalı çok oldu, bel bağlamak nafile. En büyüğüne denk geldik! Belaların en büyüğüyle karşılaştık: Kendimizle! Sokakları dolduran şeytanlar biziz çünkü mabedimizden kovulduk. Yokluk içinde varlık, bu bizim düzenimiz!
TANRI ŞEYTAN VE TİTO - HEYYAM ALİ DEMİR
Ama dünya bok gibi.
“Bu mantıklı, keyifli seslerin ortasında yapayalnızım. Tüm bu yaratıklar zamanlarını açıklamalar yaparak ve birbirleriyle hemfikir olmanın mutluluğunu yaşayarak geçiriyor. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyi düşünebilmek neden bu kadar önemli?”
— Jean-Paul Sartre
eski bir rus geleneği vardır; yola gidecek yolcu, kapının eşiğinden dışarı adım atmadan önce birkaç dakika sessiz durur, geride bıraktığı eve dağılmış olan ruhunun toparlanıp bedenine girmesini bekler.
“fizik kanunlarına göre sırtını dayadığın herhangi bir şey birdenbire giderse, o yöne doğru devrilirsin. bunun güçsüzlükle alakası yok.”
Aşka kafam öyle basmıyor ki birisi “midemde kelebekler uçuşuyor” dese “hasiktir nası yuttun canlı canlı” derim.
kendimi Güneş sistemindeki diğer gezegenlere göre kendi ekseni etrafında ters yönde dönen Venüs gibi hissediyorum
“Yaydan çıkmış bir ok gibi dalınmıyor gerçeğe, kollara ayrışmayı, parçalanmayı, dağılmayı, her çatlaktan sızmayı göze almak gerek. Vurulmayı göze almadan kimse firar edemez. Ama kim bir mahkumdan daha iyi tanıyabilir ki zamanı?”
Kimse de demiyor ki bu kız musluğun başında sıcak suyun gelmesini beklerken ne düşünüyor.
Ciddi derecede hasta bir topluma adapte olmak sağlığın sembolü olamaz.
Barselona'da bir Psikiyatri Hastanesi duvarından (via zazera)