you’re art

Discoholic 🪩

No title available

JVL

❣ Chile in a Photography ❣
wallacepolsom
Lint Roller? I Barely Know Her

shark vs the universe
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
will byers stan first human second
🪼

Product Placement

JBB: An Artblog!
One Nice Bug Per Day

Origami Around
Show & Tell
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Andulka
i don't do bad sauce passes
No title available
Cosmic Funnies

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from Croatia

seen from Türkiye

seen from Switzerland
seen from United States

seen from Germany

seen from Sweden

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Brazil
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Türkiye
seen from Brazil
seen from Italy
@vanilyakral1
you’re art
Üzgünüm, biliyorum “gitmek zorundayım.” Dersem “gitmenin nasıl bir zorundalığı olabilir?” Diye soracaksın kendine. Hep kalana mı zor gidene mi diye çok sordum kendime. Sonra bir karara vardım. Ne kalana ne gidene kolay değil hiç bir şey. Arkada kalan olmak ne kadar zorsa sokakları arşınlayıp kokundan, sevginden, şefkatinden uzaklaşmak bir o kadar zor. Beni affetmeni söylemeyeceğim sana. Kız, bağır, çağır, küfret bana ama küsme. Gittiğim her yol sana çıkmadığı için çok sövdüm ben zaten vardığım hiç bir nokta sen olmadığı için çok kızdım ama üzgünüm bu sefer seni kendime değil başkalarına emanet etmek zorunda olduğum için. Kendine iyi bak. Çünkü ben zarar verdiğim bir yerde kalıp enkaza dönüşmeni daha fazla izleyemedim. Sevmek yapıcı olmayabiliyor bazen. Yıkıcı olduğum için beni bağışla...
bende sevdiğin her şeyi yok ettim.
belki kendimi mahvettim ama seni de içimde katlettim.
değiştin. çakmak tutmayı bilmeyen bu ellerin sigara yakıyor artık. geleceğini düşlerdin. bugünü bile zor yaşıyorsun. dalgaları severdin. şimdi boğulacağını biliyorsun. ilk sayfasından son sayfasına kadar tek solukta okuduğun kitapların vardı. şimdi yarısında soluksuz kalıyorsun. tekrar tekrar dinlediğin şarkıları şimdi duymaktan korkuyorsun. çocukluğundan kalan bir battaniyeye sarılırdın geceleri. şimdi sarılma düşüncesi bile ürpertiyor. uyumak için tek bir sesi duyman yeterdi. şimdi gün ağarırken göz kapakların acıyor. sağını solunu bilmezdin önceleri. şimdi kalbindeki acıdan biliyorsun solunu. bir çocuğu sevdin. şimdi büyüdü. bir adamı sevdin. şimdi eksik kaldın.
“başımı nereye çevirirsem çevireyim, yüreğim hep yarım kaldığım yere dönük.”
arkana bakarak koşarsan, önüne döndüğünde kendini kaçtığın yerde bulursun. içi dolu doğruların, yangın dolu yanlışlara sürüklendiğinde, ellerin bomboş kalır. kimsenin seni bulamayacağını düşündüğün o karanlık köşede, bir gün karşına biri oturur. sesini duymadan, kocaman bir sessizliğin ortasında tüm sırlar parçalar halinde dökülür. etrafa saçılanlar cılız bir aydınlığa dönüşür. bir adım atarsın ve tüm köprüler yıkılır. içinde daha önce hiç tanımadığın o huzursuzluk tüm bedenini kaplar. seni çivilerle yere çakan gerçekler bir yalanın gelişine tebessüm ettirir. bir adım daha atarsın ve orada değil. içindeki o cılız umut, o cılız aydınlıkla yok olurken gözlerini gözlerine dikersin. orada değil. yüzünü hatırlamıyorsun. bilseydin kafanı hiç kaldırmazdın. bilseydin sessizliğini paylaşmazdın. bilseydin daha çok saklanırdın. gelişi felaketmiş bilseydin. kaçtığın her şeye dönüştün. yüzünü hatırlıyorsun. kavimine daha iyi bir helâk bulamazdın.
dayanırsan geçer, diretirsen her gün ölürsün.
hayatın sonuna geldiğimiz zaman sesini kendi sesimden çok duymuş olmak istiyorum.
“en başa dönüp seni bulamamak yüzünden ilerlemek zor değil, zor olan yolun ortasında seni hatırlamak.”
“zor olan seni hatırlayıp döndüğün yerde bulamamayı unutmak.”
bazı yerler sevilmeden geçilmiyor
güzel yerler keşfedip güzel insanlar seviyoruz
sevdiğim adamın bazı ayrıntıları
-kendini saramadığında, başkalarını yaralamaktan vazgeç. bu kanını durdurmayacak.
önce seni öpeyim, sonra uyurum.
ara vermeden solan renklerin arasında, benim giderek daha da kırmızı olan bir kırmızım var, senin de olsun! son sürat sana doğru koşarken beni vurdular. sen vurdun demiyorum ama beni vurdular. benim de bu kadarcık kurşundan geçmeyen bir yaram olsun.
Alper Gencer (via sevgiliplath)
dünyanın başıma yıkıldığı oldu, birilerini gömdüğüm, bir ceseti toprakları avuçlayarak çağırdığım, hatta cenaze evlerinin eşiğinde kolumun içindeki kelebeği dişlerimle söktüğüm, kendi evimden kovulup, kendi kapımı çalamadığım vakitler oldu. çok kırıldım, çok kırdım, hastaydım ben bile kendime çorba kaynatmadım. hepsinin altından üstüm tozsuz, gözüm yaşsız kalktım. bak ben kalktım senden evvel her şeyden. sonra sana rastladım. hiçbiri değilmiş hasretinden ağır, sana bile anlatamadım.
çorabımın tekini unuttuğum odada kalbimi bıraktım.