büyüdükçe güzelliğini kaybeden her şey gibi
taylor price
ojovivo
todays bird

No title available
macklin celebrini has autism
One Nice Bug Per Day
No title available

oozey mess
RMH

shark vs the universe
Stranger Things
Monterey Bay Aquarium

Product Placement
𓃗

blake kathryn

titsay

@theartofmadeline

Kiana Khansmith
No title available
Sade Olutola

seen from Argentina
seen from United States
seen from Netherlands

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Spain
seen from Türkiye
seen from Kosovo
seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Myanmar (Burma)
@viskilimars
büyüdükçe güzelliğini kaybeden her şey gibi
Ben sana diyorum ki, evimi yaktın. Sen hâlâ bana bunu yaptın diyorsun. Evimi yaktın, iki gözüm, evimi. Evim dediğin evimi… Senin için hiç mi âh etmedi?
bugünü iyileşme günü sayıyorum.
kendimi mutlu hissettirecek şeyler yaptım; işimi erken bitirip eve döndüm, temizlendim, vanilyalı kokular sürdüm bileklerime, saçlarıma da krem kullandım uzun zaman sonra ve kesmemeye karar verdim bi süre daha onları, yeni kitaplar aldım, taze fasulye pişirdim çünkü taze fasulye en ev kokan yemektir benim için, çarşaflarımı yıkadım, nane topladım, kek ve çilek yedim, bahçede oturdum.
hâlâ yaralarım yüzünden yeni kanamalarım oluyor ama peçetelere resim yapmaktan da hoşlanmaya başladım.
bu gece ağlamadan uyumak istiyorum. ben çok yorgunum.
bir virgül kadar önemsizdim hayatında, geçip gitmelerden yer edinirdim kendime. oysa sen tüm cümlelerimin tek noktasıydın ve değil sensiz bir cümle kurmak, tek kelime etmeyi dahi başaramazdım.
beni üzmek senin içine hiç dert olmadı, ben bununla savaşamam
nereden başlamalıyım, neresinden tutmalıyım hiç mi hiç bilmiyorum. sadece bir yerden başlamak gerek bunu biliyorum. yaşamak demek, kendini baştan yaratmak demekmiş, bak bunu çok net öğrendim. ıslak saçlarımın tenime verdiği ürpertiyi seviyorum ve her duştan sonra aynaya bakıp yaralarımın yerini tekrar tekrar zihnime kazıyorum. kendimi tekrar deşmiyorum ama unutmuyorum da. onlara bakınca mutlu insanlar görmüyorum, kendime bakınca bir boşluk görmediğim gibi. içimdeki boşlukların her birini benimsedim. bazen çok korkuyorum, neyden korktuğumu bilmeden çok korkuyorum. değişmişsin, cümlesini duymak artık boğazıma bir yumru bırakıyor sanki, yutkunamıyorum. geçeceğine tutunuyorum sıkı sıkıya. sakinleş kızım, geçecek. bazı geceler kâbuslardan uyanınca eskiden olduğu gibi telefona sarılmıyorum. kalbimin atışına inat sakin adımlarla yürüyüp yüzümü yıkıyorum, hareketlerime uyanan herayı kucağıma alıp su kaynatmaya iniyorum, bir fincan kahveyle balkonda saatler geçiriyorum. bu hissizliği, dinginliği sana nasıl anlatmam gerek bilmiyorum. beni anlamadığını biliyorum, sadece bazen konuşmazsam delirecek gibi oluyorum, susmak istemiyorum.
merhaba, beni tanır mıydınız. ben kendimi artık hiç tanımıyorum.
İçimde bir mahkeme var ve ben her dakika yargılanıyorum
bazi seyler benim sucumdu bazilari da degildi ama ben ikisinin de bedelini ödedim
“bu saatten sonra sana, olmadığın bir fotoğrafta, kaybettiğin her şeyi görmek yakışır.”
Lütfen beni sevmeyin sonra ben sizi daha çok seviyorum olan bana oluyor
hayatın acımasızlığı o kadar içime dokunuyor ki, yaşanamayan şeyler için oturup ağlamak istiyorum.
ne zaman yalnız kaldığını hissetsen arkanı döndüğünde sana gülümseyecek biri olsun diye kendimi paralardım, şimdi yalnızlıktan öleceğini bilsem yine de adım atmam sana.
sen eski bir tarihtin. başka bir dünyanın ulaşılmaz denizi. atlanmaz uçurumu. sen ilk çağlarda bulunmuş bir ateştin bazen. bense ipek yolunda sırt sıvazlayan bir gangster.
fırtınayı önceden hissederek kendi kendine devrilecek bir gemi gibi durgun suyun üstünde beklerken ben, tufanda yıpranıyordun ya da keşfine gidiyordun amerika'nın. bir ekmeği bölüşmeyi pencerende kuşlarla öğrendin, sofrada açlıkla sınandım. bir ekmeği bölerken içinden buğday tarlasındaki ağlayan kızı da bulabiliyordun, ölümsüz ağzını yıldız gibi parlatabiliyordun da her un ufak olmak durumlarında. işçi kızı da olurdun yırtmaçlı bir felakette. fabrika kızı da olurdun mahalle kızı da. kömür ya da elmas olurdum. parmağında birden bir öpücük karşılığı parlar ya da her akşam eve gelirdim babanın ellerinde toz toz. lavabondan akardım ya da damarında dönerdim.
her şey olmak ve hiçbir şey olmamak arasında ne varsa o vardı. ruh hallerinden evde çıkacak bir cinneti tahmin edebilirdin, sabah yapılan kahvaltıdan akşam işlenecek cinayeti hesaplayabilirdin, bilirdin üzerinde kan görememekten korkardı babaları kasap kızlar.
bunlara gocunmanın yanında gece olurdu hep. karanlık gibi karşında dururdum. korkak ve ışığı açmak isteyen hallerin de olurdu. saçlarını savurabilseydin tüm yıldızlar dağılmış bir sim gibi de dururdu. parlak ve kusursuz kalırdık. küf ve çürük. bonnie ve clyde. katil maktül. hepsi ve hiçbiri.
bunlar bunların yanında tam da bunlardı işte. başka isimler takardık kendimize. başka şeylere benzerdik. benzemekten korktuğumuz ne varsa ona dönüştürdü bizi sonunda zaman der, ben de katille katil olurdum. sen semmelweis olur delirirdin. bense önyargı prensi. sadece bir kişinin el yıkamasıyla binlerce insan kurtulurdu. ve saati üçyüz liraya mükemmel sevişebilir ve kartvizitinde insan sarrafı yazardı. bir bıçağa binlerce lira alan doktor kadar hümanist olurdun. sen o kadar masum ben de en az senin kadar demokrat.
hayat güzeldir ve al capone'nin kartvizitinde halı satıcısı yazar.
sen hastalıkları bulur öldürür ben de antidepresanları bulur binlercesini daha kurtarırdım. zaman geçerdi. yeni yıllara girerdik. eski yıllarda kalırdık. arada kalırdık. ortada kalırdık. ali olurduk. berkin olurduk. deniz olurduk. ne farkeder. kocaman evrende dünya şu anki kötüler köyü olurdu ne farkeder.
deniz olmak. o çok farkeder.
so long.
Olur böyle bazen, bende sevmiyorum kendimi.
umarım sık sık güler, korkusuzca sever ve bir zamanlar ulaşmak için dua ettiğiniz yerlerde kendinizi bulursunuz.
hikayeyi senin tarafından bilmedigi icin kac kisinin senden nefret ettigini düsünsene