Yardım ettiğin kimsenin mahcubiyetini görmemek için yüzünü çeviriyorsan o zaman gerçekten merhametlisindir. #HalilCibran #izmir #picoftheday #like #instalike #instacollage #statigram
art blog(derogatory)
todays bird
Mike Driver

PR's Tumblrdome

tannertan36

No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
One Nice Bug Per Day
No title available
YOU ARE THE REASON

Love Begins
Cosimo Galluzzi

Product Placement
Xuebing Du

Andulka

pixel skylines
ojovivo

★
dirt enthusiast
Peter Solarz
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Argentina

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Belgium

seen from United Kingdom
seen from Russia

seen from Brazil

seen from United States
seen from Indonesia
seen from Japan
@zynek
Yardım ettiğin kimsenin mahcubiyetini görmemek için yüzünü çeviriyorsan o zaman gerçekten merhametlisindir. #HalilCibran #izmir #picoftheday #like #instalike #instacollage #statigram
#sumukluböcek #izmir #instagram #picofday #yaprak #slags #leaf #lamina #green #nature
#izmir #smyrna #sunset #sunside #güneş #günbatımı #picofday #instagram
#tree #turkeystagram #tr_turkey #photographer #picoftheday #photography #photogram_tr #smyrna #izmir #cloud #cold #treelife #morning
#cloud #sunset #sky #bulut #tree #turkeystagram #tr_turkey #photographer #picoftheday #photography #photogram_tr #smyrna #izmir
#rain #raindrop #leaf #plant #damla #damla #drop #dropofwater #nature #photographer #picoftheday #instagram #izmir #beatiful #color
#photographer #photogram_tr #photography #art #nature #life #drop #leaf #landscape #dropofwater #rain #raindrop #su damlası #instagram #izmir #yağmurlubirgün #doğa #yağmur sonrası #damla
#cat #dark #darkcat #nature #turkeystagram #turkishot #turkeystagram #tr_turkey #photogram_tr #photography #amazing #smyrna #izmir #sweet #kedi #karakedi #tatlıkedi #kedicik
ANZAKLI ÖMER’İN HİKAYESİ
ANZAKLI ÖMER’İN HİKAYESİ Ocak 7, 2007 ANZAKLI ÖMER’İN HİKAYESİ”1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor: “Amerika ‘ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.newyork’da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek,serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine ,tedavisine verilmiyıor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum. Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız? Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim. LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUN. Siz Türk müsünüz? Kaşlarını yukarıya kaldırarak ” Hayır “manasına işaret yaptı. Ama ben hala merak ediyorum: Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir? “Aldırma işte öylesine bir şey dedi. Ben yine ısrarla dedim ki: Fakat benim için bu bayrak çok önemli. Dikkatimi çekti. Çünkü bu benim milletimin bayrağı,benim bayrağım… Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu: Siz Türk müsünüz? Evet Türk’üm…. İhtiyar gözlerime bakarak tanıdık bir göz arıyor gibiydi. Anlatmaya başladı: Yıl 1915. Sen hatırlamasın o yılları. Çanakkale diye bir yer var Türkiye’de .orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben Anzak’tım Avustralya Anzaklarından … İngilizler bizi toplayıp dediler ki: “Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda . birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir.” Biz de inandık sözlerine vaadetlerine… Savaşmak isteyenler arasına katıldık. Avustralyalı Anzak ihtiyar anlatmaya devam ediyordu: Bizim yıkayan İngilizler,Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale’ye sevkediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısır’a getirdiler o zaman . Mısır’da şöyle böyle birkaç ay talim gördük. Atış talimi . ondan sonra da bizi alıp Çanakkale’ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor,gökyüzünde havai fişekler ,geceyi gündüze çeviriyordu zaman zaman… Her taaruzunda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil,kalplerinde ki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş . bunu nereden anladığımı söyleyeyim. Biz karaya çıktık. Taarruz edemiyoruz. Bizi püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Bizi tekrar püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. Meraktan ağzım açık yaşlı Avustralyalıyı dinliyorum. Savaşın dehşetli anılarını anlatırken hastalığına rağmen tir tir titremeye başlamıştı. Devam etti: Gözlerimi açtığımda kendimin yabancı insanların arasında gördüm. Nasıl korktuğumu anlatamam. Çünkü İngilizler bize Türkleri barbar,vahşi kimseler olarak tanıttı ya… Ama dikkat ettim. Yaralarımı sarmışlar. Bana hiç de öfkeli bakmıyorlar. Kendime geldim iyice bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki; kendi kendime: Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürdüler. Ama öldürmüyorlar… Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Halbuki beni cephenin gerisine götürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı. Bu duygularla “Yazıklar olsun bana” dedim. “Böyle asil insanlarla niye ben savaşıyorum ben . Niye savaşmaya gelmişim. Bu İngiliz milleti ne yalancıymış ne kadar Türk düşmanıymış”diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki… Bu iyiliğe karşı ne yapsam düşündüm durdum günlerce….. Nihayet bize serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu dövme Türk bayrağını yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte. Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti: Talihin cilvesine bakın ki o zaman ölmek üzere iken yaralarıma iyileştirerek ,sıhhate kavuşmama çaba sarfeden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarfeden bir Türk… Ne garip değil mi? Avustralya ‘dan Amerika’ya gelirken bir Türkle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Size minnettarım. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar… Buna bütün kalbimle inanıyorum. Peşinden nemli gözlerle “Bana adınızı söyler misiniz? Dedi. “Ömer” cevabını verdim. Gayet merakla tekrar sordu: Peki niçin Ömer ismin, vermişler sana ? Babam müslümanların ikinci halifesi isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş. Yahu senin adın müslüman adı mı ? Ben “Evet, Müslüman adı” deyince yüzüme baktı baktı,birden doğrulmak istedi. Ban mani olmak istedim. Israr etti. Ama niye ısrar ediyordu? İhtiyarın ısrarına dayanamayıp yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu soluydu. Yüzüme bakarak dedi ki: Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Mr. Josef Miller idi. Şimdiden sonra “Anzaklı Ömer” olsun. Olsun Peki doktor beni müslüman eder misin?Müslüman olmak zor mu ? Şaşırdım. Nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar gelmişti. Meğer o yaşa gelinceye kadar içten içe hep düşünüyormuş da kimseyle konuşamadığı için ,soramadığı için konuşamıyormuş.. Tabii dedim müslüman olmak çok kolay. Sonra kendisine imanın ve İslamın şartlarını anlatırım. Kabul etti. Hem kelime-i şahadet getiriliyor, hem de çocuklar gibi ağlıyordu. Yaşlılık bir yandan,hastalık bir yandan b,ir de yıllardan beri içinde kavuşmak isteyip de bilemediği için kavuşamadığı İslamiyet’e olan hasretin sona ermesi bir yandan bu yaşlı gönlü duygulanmıştı. …Mırıldandı: Siz müslümanlar tesbih çekersiniz bana da bir tesbih bulsan da ben de yattığım yerden tesbih çekerek Allah’ımı ansam olur mu? Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakkı’ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Neyse uzatmayayım hemen bir tesbih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağında tesbih çekiyor,biz de gerektiğinde tedavisiyle ilgileniyorduk. Fakat benim için o daha bir başkalamıştı. Müslüman olmuştu. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica ettim. Beni yalnız bırakma olur mu? Ne gibi Ömer amca ? Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat!sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor. O günden sonra her gün yanına gittim. Bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum . hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum. “Doktor Ömer! Lütfen 217 numaralı odaya gelin!” Dedim ki içinden “Bizim Ömer amca galiba yolcu?”hemen yukarı çıktım. Odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi: Sağ elinde tesbih açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı,göğsünde imanı ile ,koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. Hemen başucuna oturdum. Kendisine kelime-i şehadet söylettirdim. O şekilde kucağımda teslim-i ruh etti…. Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu. “Ne yalan söyleyeyim,ağladım.” ŞehitlerÖlmez.Com. alıntı.
#cloud #gökyüzü #günbatımı #sunset #bulut #sun #photographer #instagram #webstagram #izmir #nature #turkeystagram #amazing #turkishot #turkeystagram #tr_turkey #photogram_tr #photography #amazing #smyrna
#cloud #gökyüzü #günbatımı #sunset #bulut #sun #photographer #photographer #instagram #webstagram #izmir #nature
Gavsımızın Hayvanların Zikir Çekmesi Hakkında Sohbeti
Kurbanlar Gavs hz K.s Bir sohbetinde buyuruyor ki vird zikir ile inşallah hayvanlardan diyor 3 çeşit hayvan şu şekilde sabit zikir çeker diyor 1.Eşşek diyor günde diyor 5.000 zikir çeker zikri diyor sabittir hergün onu çeker ama öldüğünde hemen zikride kesilir diyor Güvercinler ise letaif virdi olarak 25.000 çekerler diyor Gavsımız onlarda aynen günlük olarak sabit olarak çekerler ölene kadar diyor ama diyor Bülbüller varki 3.olarak oda diyor 101.000 çeker diyor nefyü isbat işte diyor onlara boşa bülbül adı verilmemiş diyor onlar diyor öldükten sonrada onların zikiri devam eder diyor Allah cc cümlemizi o bülbülün olduğu duruma hakkı ile getirenlerden ihsan eylesin inşallah kurbanlar amin
alıntı:SADATI NAKŞİBENDİ(AŞIKLAR DİYARI MENZİL)facebook
Allâme İmâm Abdulazîz b. Bâz rahimehullah’a “sakalı kesmenin ve kısaltmanın hükmü” sorulmuştur. Verdikleri cevap şudur:
Hamd olsun bir ve tek olarak Allah’a, salât ve selâm olsun, Allah’ın kulu ve rasûlü nebîmiz Muhammed’e, âilesine ve ashâbına. Bundan sonra;
Bana, sakalın kesilmesinin ve...
ATEİST SORUYOR: Kaderimiz çiziliyse kararlarımızdan niye sorumlu tutuluyoruz?
CEVAP: KADER, Allah’ın senin yapacağını BİLMESİDİR..Yaptırması DEĞİLDİR..Bilmek yani İLİM sıfatı olmasa zaten YARATICI OLAMAZ..O yüzden senin ne yapacağını bilmesi kaderdir. Bir şeyin biliniyor olması o şeyi yapanın...
#autumn #expo2020 #izmir #sonbahar #izmirdesonbahar #tree #turkey #photographer #photographer #nature #expo2020 izmir #webstagram #freezone #landscape #follow #instagram #leaf
#cloud #izmir #Autumn #sonbahar #gökyüzü #turkey #yağmurlubirgün @izmir #beatifulcity #bulut #kartal #eagle #sea #sunset #günbatımı #körfez #rain #manzara #imbat #relaxmod #bayraklı #75.yıl #deniz #kordon