Yüreğim üşüyor benim şu sesi kısık yalnızlık öyle bir esiyor ki göğsümün kafesine artık anlatamıyorum hiç kimseye içimde bin çığlık daha var diye..
RMH
Claire Keane
Sade Olutola

Kaledo Art
No title available

if i look back, i am lost
Xuebing Du

ellievsbear
we're not kids anymore.
i don't do bad sauce passes

Origami Around

★
Alisa U Zemlji Chuda
DEAR READER

PR's Tumblrdome
wallacepolsom
Misplaced Lens Cap
Monterey Bay Aquarium

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from United States
seen from Brazil

seen from Indonesia

seen from United States
seen from Brazil
seen from Maldives

seen from United Kingdom
seen from South Africa

seen from Poland
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Singapore
seen from Greece
@aysebusra34
Yüreğim üşüyor benim şu sesi kısık yalnızlık öyle bir esiyor ki göğsümün kafesine artık anlatamıyorum hiç kimseye içimde bin çığlık daha var diye..
söyle bana feride, bu kadar derin bir vefayı, bu kadar ince bir ruhu, bu küçük çalıkuşu göğsünün neresine saklamıştın?
Insan kendine küserse bir barıştıranı olur mu 😔.
. Bu dünyayı terk etmeyi istemek ile Rabb'imin huzuruna çıkmaya hazır olmamak arasında sıkışıp kaldım..
laf anlamayan insanlara laf anlatmaktan vazgeçmeyi öğretin bana. ben öğrenemiyorum
Allah’ım biz çok yorulduk. Hiç ummadığımız sevinçler bahşet.
Düşlerin bittiği yerdeyim mutsuz’muyum yalnız'mıyım hiçbir fikrim yok artık sanki içim dışım insan kırıklarıyla doluymuş gibi anı diye dalıp gittiğim hayaller bile çoktan yitip gitmiş artık..
'Ruhumdaki pek çok yarayı, bereyi, incinmişliği hep kitaplar, hep kitaplıklar sardı sarmaladı.'
Kendi cehennemini başkalarına yansıtma eğilimi, insanın özünde var olan zayıflıklardan kaynaklanır.
Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde, temel güven duygusu başta olmak üzere, görülmek, onaylanmak, sevilmek, kabul edilmek gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması sonucu, bireyin duyduğu yoğun anksiyete karşısında geliştirdiği disfonksiyonel savunma mekanizmaları, kişi hem kendine hem de çevresine zarar verir. Haset, haklı olma, alacaklı olma duygularının bireyin zihnini ele geçirmesi, ebedi bir tatminsizliği beraberinde getirir ve kişi, ne kendisinin ne de çevresinin huzurlu hissetmesine izin vermez.
Temel güven duygusunun eksikliği, kişinin ego oluşturmasını engeller ve eleştiriye karşı aşırı duyarlı, kibirli tutumlar sergilemesine neden olur. Egonun işlevleri arasında duyguları, dürtüleri, güdüleri kontrol ve regüle etmek ve bireyin gerçeklik algısını dış dünyadaki gerçeklikle uyumlu hale getirmek yer alır. Özetlemek gerekirse, ego, benliğin bütünlüğünü sağlayan kritik bir unsurdur. Bu süreç, genellikle anneden ego işlevlerini öğrenmekle mümkün olur ve sonucunda birey, yetişkin olarak öz yeterliliğe ulaşır.
Narsisizm, bir bakıma, bireyin yeterli güveni alamadığı için annesinden ayrılmak için gereken cesareti bulamaması olarak tanımlanabilir. Birey ya annesine aşırı bağımlıdır ya da anne, bireyin kendisine bağımlı kalacağı şekilde konumlanır ve bu durum, bireyin çocuksu bir narsisizme sürüklenmesine neden olur. Narsistlerin benlikleri parçalanmıştır, bütünlükten yoksundur ve bu nedenle tutarsız davranışlar sergileyebilirler.
Dışarıdan gelecek onaya olan aşırı bağımlılıkları, karar alma süreçlerini şekillendirir ve dışsal bir onay mekanizması olmadığında adeta çuval gibi çökerler. İçsel motivasyonun eksikliği, çocukluk döneminde karşılanmamış olan sevme, onaylama, görülme, kabul edilme, anlaşılma ihtiyaçlarından kaynaklanır. Ne yazık ki narsist bireyler, çocukluk dönemlerinde ebeveynleri tarafından karşılanmamış bu ihtiyaçları, yetişkinlikte ailelerinden veya çevrelerinden karşılamaya devam etmeye çalışır. Bu durum, bir nevi çocuk olarak kalmaya devam etmek olarak değerlendirilebilir.
Narsistik sahte benlik, dışarıya gösterilmeye çalışılan ve her sabah yeniden yaratılan bir maskeden ibarettir. Narsist kişinin duygusal ilişkilerde sergilediği maske ile, diğer sosyal çevrelerine sergilediği maske birbirinden farklıdır. Sürekliliği ve tutarlılığı olmayan, tekinsiz bir yapıdır.
Çocukluğunda narsistik, psikopatik ya da borderline gibi, kendileri kadar başkalarına da zarar verebilecek kişiler tarafından yetiştirilen, ihmal, işgal ve şiddete maruz bırakılan bireyler, bu tür davranış kalıplarına sahip insanlara duygusal olarak çekilirler.
Narsist kişilere tanı konulabilmesi için, önce kendilerinde bir problem olduğunu kabul etmeleri gerekir ki bu cüret gerektirir.
Patolojik savunma mekanizmaları, özellikle inkar ve yansıtma ile, kendini duygusal ilişkilerde savunan birey, anksiyetesini, öfkesini, hasedini, utancını ve diğer bazı duygularını dönüştürüp, partnerinin üzerine yükleyebilir. Başa çıkamadığı bu duyguları, sanki yanıcı bir ateş topuymuş gibi, partnerinin kucağına atabilir.
Örneğin, değersizlik, yetersizlik, sevilmeye değer olmama duyguları ile belirlenen patolojik bir narsist, duygusal bir ilişki sırasında, bu duyguları kabul etmek yerine, duygusal partnerinin aslında bunları hissettiğini düşünmesi, yani yansıtması olası bir durumdur. Kendisini kullanılan, mağdur olarak konumlandırır ve bunu çevresine yansıtarak gösterir. Değersizlik hissini, diğer insanlarla sohbet ederken, karşı taraftakine benzer hisleri aşılayacak şekilde iletişim kurar. Bu süreç, bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleşebilir.
"Ya biliyor musun, sen şu arkadaşınla çok iyisin ama o seni kullanıyor." "Abin senin arkandan konuşuyor." "Baban, sana karşı sorumluluklarını hiçbirini yerine getirmiyor bence farkına varmalısın."
Bu savunma mekanizması, yansıtmalı özdeşim olarak adlandırılır. Karşı taraftaki birey, özellikle benlik saygısı, dikkati veya özgüveni düşük bir dönemdeyse, bunun farkında olmayabilir ve fark etmesi daha da zorlaşır. Yansıtmalı özdeşim yapan kişi, karşısındakiyle en yakın olduğu anlarda bunu yaparak, davranışlarının altındaki ana motivasyonu "seni sadece ben seviyorum, sakın bir yere gitme" şeklinde güçlendirir.
Narsistik ilişkilerde, narsist başlangıçta kafasındaki ideal ve iyi annenin rolünü üstlenir ve belirli bir süre sonra rollerin değişmesini bekler. Partnerinin anne, kendisinin ise çocuk olmasını ister. Narsist kişi, partnerinin hiçbir yere gitmemesini arzular ve sürekli olarak partnerinden ayrılmaya yönelik bir eğilim gösterir. Yoğun aşk bombardımanı ardından gelen değersizleştirme, aslında narsist kişinin ayrılamadığı için kendini değersiz ve yetersiz hissetmesinden kaynaklanır ve bu hisleri sonunda partnerine yansıtır. Bu aşamadan sonraki aşama ise tahliyedir yani başkasına geçmektir. Her insanda bu tahliye işlemi farklı olabilir.
Unutulmamalıdır ki, yukarıda bahsedilen her şey bir spektrum üzerindedir. Her psikolojik durum kendine özgüdür ve toplumun büyük bir kısmı için geçerli olsa da, nöroçeşitlilik kavramı bazı bireyler için daha fazla anlam ifade eder. Narsistik savunmalar, kapitalist sistem tarafından aktif olarak gündeme getirilmekte ve bu propaganda, bireyler üzerinde ciddi etkiler yaratabilmektedir. Narsistik istismar mağdurları, narsist bireylerden gelen toksik geri bildirimler ve baskıyla travmatize olabilirler ve hayatları boyunca neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair bir anlayış geliştiremeyebilirler. Narsisizm, çevresini hasta eder ve çevresindeki bireylerin ciddi benlik krizleri yaşamasına neden olabilir. Çekingen ve bağımlı kişilik özelliklerine sahip insanlar, "anne şefkatiyle" her şeyi kendi adlarına çözeceğini vaat eden narsistlere çekilebilir; ancak bu ilişkiye adım attıklarında, benlik saygıları daha da zedelenebilir.
Hastalanmadan iyileşmek imkansızdır. Gerçeklik acıysa acı çekmek gereklidir. Acıdan hayat boyu kaçarsanız o acı hiçbir zaman dinmez. Gerçekliği olduğu gibi kabul etmemek bir çırpınıştır. İnsan kendini olduğu gibi kabul etmeden değişemez. Değişmeyen insan yerinde sayar ve değişmek ancak gerçeğin kabulü ile mümkün olabilir.
Nisan Ayı okuduğum ; :)
MONTE CRİSTO KONTU-1- :Edmont Dantes adındaki yakışıklı bir gencin fazlaca yakışıklı bence ben aşık olmuş oladabilirim,oldum oldum ya!!!!Nikah günü iftiraya uğraması sonucu müebbet cezaya çarptırılıyor, cezaevinde hücresinin yanındaki yaşlı bir adamla tanışıyor. Adam ona değerli bi hazine haritası veriyor. Dantes hücreden çıkmanın yolunu bulup zengin oluyor. Tabi sonrasında yakışıklı gencimizin gerçi bu dönemde yaşlanıyor çünkü 14 yıl tek başına bi hücrede kalıyor. Neyse sonrasında intikam duygusuyla yanıp tutuşuyor çeşit çeşit entrikalar döndürmeye başlıyor diyelim. Kitabın 2. Cildi de olduğu için çok bişey de diyemeyeceğim, ama son olarak EZEL dizisini hiç izlemedim o dizi kitaptan esinlenerek yazılmış çekilmiş diyorlar ... 10/9
Ve tam kapıdan çıkacakken seslendi annem: Yüreğini ört, insanlar soğuk. Üşürsün Çiçeğim!
Allah'tan başka neye yaklaşsan, sonu hep kırgınlık, hep yorgunluk. En güzel düşlerim içimde kaldı diye mahsun olma. İçinde kuruyan bahçelere can verecek yağmurunda Rabbi Allah. Binbir telaşla sonsuza akarken hayatlarımız, okyanusları olmasına rağmen, senin bir tek göz yaşına talip olan da Allah. Sonsuz hilmine sığınırım.
bu gece tükenmiş hissediyorum bir süre dinler misin beni?
Şuan bu gönderimi görmek kime nasip olursa, Allah'ım sana çok güveniyorum, dualarımı kabul edeceğine yürekten inanıyorum. yolumu, kaderimi, kalbimi sana teslim ediyorum. öyle güzel yazılar yaz ki hayalini yaşayan, mutluluktan ağlayan kullarından olayım.
"Ahlak ve namus deyince sadece kadından konuşmaya başlayan herkes, ahlaksız ve namussuzdur."
Frida Kahlo
Herkesin layığına giden bir yol vardır. Kimi iyi insanları bulmak uğruna yürür bu yolda sabrederek, Kimi de iyi insanları kaybederek.