KÖYDEN TAŞINALI 6.5 SENE OLMUŞ....
Köyden taşınalı 6.5 sene olmuş. Güneş’in bir yaş kutlamasından bir kaç gün önce. Dün gibi. Barbaros’ta geçirdiğimiz 1.5-2 sene içime onlarca yıl gibi işlemiş. Yurtdışına taşınmamız Nisan 2013. Süreler orantısız kafamda. Köydeki günler hep ağır basıyor, hep daha dolu dolu. Anılar ve hisler taze. Şu an yaşadığımız yeri de seviyorum. Ama köydeki o kısacık süre harika ilklerle dolu.
Bu bloga devam etme fikri aklımda çoktandır vardı. Ama Cihangirlim artık fiilen Barbaros’ta olmadıktan sonra ne anlatırım, ne yazarım diye dert ediyordum. Buradaki evime senede 2-3 hafta gelebiliyorum. Dünyanın ta öbür ucundan, Portland’dan. Bu iki hafta çok kıymetli. Herkesi görme ve her şeyi yeniden yaşama telaşından biraz delice geçiyor zaman. Ama bahçem ve evimle baş başa geçireceğim azıcık bir zamanım da oluyor. Belki de en mutlu ve huzurlu zamanım. Bunu her gün, bütün yıl yapsam bu kadar anlamlı ve önemli gelmeyeceğini sanabilirsiniz. Turistik bir heves değil benimkisi! İşin aslı, burada bu yalnızlık ve huzuru yaşadıkça alışıyor insan. Alışmışlık kudurmuşluğa dönüyor. Arada o yalnızlık dozunu almadan yapamıyorum.
Her gün gözünüzün önünde olan çocuğun boy attığını pek kolay farketmezsiniz. Tersine seyrek gördüğünüz çocuk birden uzamış gibi farklı gelir. İşte ben her sene köyüme geldiğimde bunu yaşıyorum. Gördüğüm farkların bazıları beni çok sevindiriyor. Bazıları korkutuyor. Bazılarını kabul ediyorum. Bazılarını kabul etmek istemiyorum. Her sevdiğiniz değişen yerde olduğu gibi Barbaros’taki değişiklikler de karışık hisler uyandırıyor.
Bir şey hiç değişmiyor (istisnalar dışında). Barbaroslu olmayıp bir şekilde yolu Barbaros’a ve civarına düşenler genelde hep ortak bir dili konuşuyoruz. Civarına diyorum çünkü Uzunkuyu’daki, Birgi’deki, Yağcılar’daki göçmen dostlarımı da bu güruhtan sayıyorum.
Şehirden kaçma hikayesi bir klişe. Bunu yazıyorum çünkü bu blogdan dolayı benimle iletişim kuranların yüzde doksanı “şehirden kaçmak” istiyor. Bu doğru bir başlangıç noktası olabilir ama naçizane fikrim, gelişmeye ihtiyacı var. Kaçmak için göç etmek yerine bazı amaçlar için göç etmek uzun vadede daha mutlu eder gibi geliyor... Bence herkesin kendine göre bir dolu sebebi var. Bir yerden kaçmak için bir yer seçmek mantıksız geliyor. Bu özel yeri özelliklerinden dolayı seçmişiz diye düşünmek istiyorum. Başta sıcacık insanları, apaçık kafaları, tipik Ege’den biraz farklı havası, güneşin mutluluk veren açısı, harika denizi, sakinliği, bereketi, otları, mutfağı, güvenliliği, binlerce yıllık tarihte bir dolu akıllı insanın da yaşamak için buraları seçmiş olması... Biz Urla köyleri göçmenlerinde hikayeler hep ilginç. Aslında izin verirlerse belki burada bazılarını anlatabilirim. Hatta onlar anlatabilir! Meraklılık, hayatı akışına uygun yaşama, akışı kabul etme, abartıdan kaçınma, doğa sevme bazı ortak özelliklerden. Ama derinde başka detaylar var. Hepimizin içten içe bilip dile getirmeye zahmet etmediği. Mesela burada yaşarken her gün denize gitme zorunluluğu duymamak gibi... Sonbaharda yağmur sonrası beliren mantarların yanında ev yapımı şarabı yudumlarken duyduğumuz o evimdelik hissi gibi. O üstümüzden çıkarmadığımız, içinde en rahat ettiğimiz, köy hayatımıza has bluzumuz gibi. Gece yıldızların altında oturmak, uzakta havlayan köpeklerin sohbetini dinlemek gibi. Birbirimizi buluyoruz ve macerlarımızın nasıl geliştiğini bir şekilde takip ediyoruz. Belki sonradan gelenlerle böyle olmaz. Ama bu diyarlara evim demeye benimle yakın zamanlarda karar vermiş insanlara ayrı bir yakınlık hissediyorum. (Ayrıca Ayşe’ye teşekkür ederim beni yeniden yazmaya motive ettiği için. Belki devamı gelmez ama bu kadarını yazmak bile iyi geldi.)
Bu yaz farkettik köy meydanında sohbet sırasında - yaklaşık dokuz sene olmuş Barbaros’taki bu evi alalı. Her gün “iyi ki” diyorum- uzakta da olsam.
Gurbet kolay olur mu? Değil. Ama insanın dönecek bir köyü ve evi olmasının huzuru tarifsiz. Başka bir ülkeye göçmek kolay olabilir mi? Değil. Bu kadar kısa sürede bu kadar emlak değeri kazanan bir köyde bizim evimiz de tekliflerden nasibini aldı. Arabesk kaçma riskini göze alarak, buraya yazıyorum: bazı şeylerin bedeli para ile ölçülemez. Umarım burayı satmaya hiç mecbur kalmam. ♥️















