Sevdiklerimiz, Tiksindiklerimiz, Yediklerimiz - Hal Herzog
"Yılanın et ihtiyacı göz önüne alındığında evcil hayvan olarak boa yılanına bakmak etik miydi? Boa yılanlarını kedi yavrularıyla beslemenin ahlaki bulunacağı koşullar var mıdır?"
"İnsanlar köpeklerine mi benzer? İngiliz Columbia üniversitesinde görev yapan psikolog ve köpek uzmanı için bu olabilir. Sosyal psikologlar insanların gönül ilişkilerinde takriben kendileri kadar çekici eşleri cazip bulduğunu ortaya çıkarmışlardır. Neden hayatımızı birlikte geçirmek istediğimiz bir hayvanın seçiminde de aynı kural geçerli olmasın?"
"Çoğu psikolog beş temel özelliği ölçmek suretiyle bir kimsenin kişiliğine dair iyi bir tanıma varacağımız konusunda hemfikirdir. Bu beş temel özellik şudur: - deneyime kapalı olmak/ deneyime açık olmak - vicdanlılık/ fevrilik - dışadönüklük / içedönüklük - uzlaşılabilirlik / antagonizm - nevrotiklik/ duygusal istikrar"
"Darwin, “bir köpek yavrusunu dövdüm, sanıyorum sırf kudretin tadına varmak adına.”"
"Yeni doğmuş bebek fokların avlanması yasaklandı. Fokların değil. Kanadalılar bebek fokları avlamaya son vermiş değiller, son verdikleri, sevimli bebek fokların avlanmasıdır."
"Japoncada mushi diye bir sözcük var. Böcekler, örümcekler ve hatta bazı yılanlar için kullanılıyor. Mushi erkekleri cezbeder. Oğlanlar bunları yakalar, süslü kafeslerde tutar, hatta mushi dayanıklılık yarışmaları yaparlar. Mushi teraryumları, mushi toplama ekipmanı vs vardır. Bu böcekler bir nevi evcil hayvanlardan sayılırlar. Bir kültürdeki haşarat başka bir kültürde evcil hayvana dönüşebileceğini gösterir."
"3 eylül 1977’de baba ve oğul timsahın kafesine gittiler. Babası timsaha verecek yiyecek ararken timsah küçük çocuğu yuttu. Parkın sahibi gecenin ilerleyen saatlerinde silahını alıp timsahı vuruyor 9 el ateş ederek. NYT yazarı, duygusal olarak tatmin edici ancak tamamıyla akıl dışı olarak yazmıştı. 18.yy felsefecisi David Hume, duyguların ahlakın temeli olduğunu savunur. Immanuel Kant etik anlayışımızın aklı temel aldığını savunur."
"Deneklerde karar verirken rasyonel yolu izleyeceği varsayımında bulunulmuştu ama sezgilerine kulak veriyorlardı insanlar. Duyguların akıldan önce geldiğini savunan Jonathan Haidt insan bilişselliğinin iki süreçten meydana geldiği kanaatindedir. Birincisi sezgisel, anlık, bilinçdışı, çabasız ve duygusal olandır. İkinci süreçse bunun aksine, hesaplanmış, bilinçli, mantıklı ve yavaştır. Duygusal kararımızı verdikten sonra devreye girer ve esaslı kararlarımızın arkasında duracak gerekçeleri üreterek bilişsel karmaşayı düzene sokar."
"Ailenin bir köpeği evlerinin önünde araba çarparak ölür. Onu yerler. Burada akıl yürütme biçimlerinin üzerine gittiğinizde yani çoktan öldüğü ve acı çekmeyeceği belli olan bir hayvanı yemekteki yanlışlık ne olabilir. Haidt, “ahlaki sersemleme hali” olarak adlandırır bunu. Öğürme faktörü etkilidir. Söz konusu eylen bize iğrenç gelir. Tiksinti bir ahlak duygusudur diyor Pensilvanya üniversitesinden biri. Toplumsal sınıf da ahlaki sezgileri etkiler. Yoksul Philedelphia’lıların yüzde 80’i ölmüş köpeklerin yemekten men edilmesi gerektiğini söylemiş fakat üst sınıftakilerin sadece yüzde 10’u buna itiraz etmiş."
"İnsanbiçimcilik hayvanlara yönelik muamelemiz yüzünden yaşadığımız çoğu suçluluk hissinin kaynağıdır. Yunusların gülümseyen suratları…. Yanlış. Alfa erkek babunun esnemesi sıkıldığı anlamına gelmesi. Köpek dişlerini sergileyerek yüzünü paramparça ederim. Yüzünü bacağına sürdürmek, yanaklarındaki salgı bezini kullanarak işaretlemek ve sahiplenmek anlamında."
"Bir dövüşçü horozu iki yıllık hayatı boyunca refah ve bolluk içinde yaşar. Hayatının ilk 6 ayında serbest gezinir. Çimenlik alana ve hatta üzerinde uyuyabildiği bir yatağa kavuşur. Egzersiz yapar bol bol. Bazı insanlardan bile daha iyi beslenir. 1 saat içinde de ölecek. Civcivler, bacakları ağrıyarak, akciğerleri yanarak, gökyüzünü görmeden çimenlerde yürümeden börtü böceği gagalamadan her allahın günü aynı kümes hayvanı yeminden yiyerek bir sefalet içinde yaşayacak".
"Bana niçin et yemeyi reddettiğimi sorabilirsiniz. Bense, kendi adıma, sizin ölü bir hayvanın cesedini ağzınıza koyabilmenizi hayretler içinde karşılıyorum; kesilip biçilmiş eti çiğnemeyi ve ölüm yaralarının suyunu gırtlağınızdan geçirmeyi iğrenç bulmamanıza hayret ediyorum. J.M Coetzee"
"İnsanların, şempanzelerin, babunların ve kapuçin maymunlarının yani en çok et yiyen primatların aynı zamanda sosyal davranışları yönetmekte en mahir canlılar olması. Bunlar dolap çevirmek, ittifak kurmak, bireyler arası karmaşık ilişkilerin incelikli noktaları konusunda beceriklidir. Et paylaşımının sosyal zekanın gelişimine olanak vermek suretiyle beyin evriminde bir sıçrama gerçekleştirdiği kanaatindedir.
"Arkeolojik deliller insanların binlerce yıl boyunca köpekleri yediğini gösteriyor. Aztekler, yemeyi düşündükleri için tüysüz cins geliştirmişlerdi. Köpek eti pek çok kuzey Amerika Kızılderili kabilesinde temel gıdaydı. Asya’da özellikle çok popüler. Çinliler herkesten daha fazla köpek yerler. Yavru köpek çok tercih edilir. Sığır eti kadar pahalıdır. Chow chow köpekler yenir daha çok. Danua gibi cinsler yetiştirdiler eti daha iyi olan ve daha hızlı büyüyen. Güney körede de hem köpek eti yenir hem de evde beslenir."
"İnsanın eti bırakıp bırakmaması üzerinde kişiliğin de etkisi vardır. Et yiyenlerle karşılaştırıldığında vejetaryenler daha yaratıcı, daha geniş hayal gücüne sahip ve yeni deneyimlere daha açık insanlar. Fakat aynı zamanda bunlar arasından endişeli ve dertli kişisel çıkması ihtimali de daha yüksek."
"Vejetaryenlerin yemek yedikten sonra kendilerini suçlu hissetme ve ince olmayı daha fazla kafalarına takma ihtimali daha yüksektir."
"Şempanzelerin bilimsel araştırmalarda denek olarak kullanılması ve farelerin kullanılması paradoksu. “
“Araştırmaları hayvanlarda yapmak yerine anensefalik denen, gözleri görmeyen kulakları duymayan ve acı çekme yetisine sahip olmayan insan yavrusunda yapmak.”
“Hayvan deneylerinin yapılmaması gerektiğini göstermek için hayvan deneylerini kullanmak.”
“Bal arıları bilişsel olarak yüksek seviyededir.”
“Fareler birbirlerinin çektikleri acıyı hissediyor. Ağrı sadece öbür fare bir akraba yahut kafes arkadaşıysa bulaşmakta. Salt görme duyusundan dolayı.”
“Afrika’daki çocuk ölümlerinin önüne geçecek bir hastalıkta kullanılacaksa evet ama cinsel gücü artırmak için vs içinse doğru gelmiyor.”
“NYT köşe yazarı Nick Kristof: ruhsal hissizleşme New York ahalisinin, bir tanecik kırmızı kuyruklu atmacanın lüks bir Fifth Avenue apartmanının duvarındaki çıkıntıya yaptığı yuvadan tahliye edilmesine o denli bir büyük öfke duymasının fakat 2 milyon evsiz Sudanlının içinde bulunduğu kötü duruma pek az tepki göstermesinin sebebi. Çok büyük sayılar karşısında ortaya çıkan insani kayıtsızlık için merhametin çöküşü tabirini kullanır.”









