BİR GARİP TARIK.
Benim yaşım henüz on ile on beş sene arası eksikken, (böyle yazınca daha afilli duruyor.) ben Tarık Akan’a derin bir aşk ile bağlıydım. Televizyonda filmi mi var adamın, repliklerini ezbere bildiğim halde çıt çıkarttırmadan izlerdim. O nasıl gülümsemekti öyle, o nasıl bakışlar, o nasıl çapkınlıklar. Bir gün Tarık Akan karşıma çıkacaktı ve bizim evin önüne Gülşen’e yaptığı gibi yazılar yazacaktı. Önce kalbim yumuşamayacak fakat odun da olmadığım, hatta adama yanık olduğumdan, Tarık intihar etmek üzereyken gidip sarılacaktım. Yanaklarımız birbiriyle tokuşurken hikayemiz öylece mutlu bitecekti.Ben bunları hayal ederek, sulanmış ayranın budalası gibi gülümsüyordum ki, dedeciğim aynen şöyle dedi;
“Ah be nasıl yakışıklı adamdı. Şimdiki aktörler hikaye, ama o da çok yaşlandı, çirkinleşti.”
Böyle bir şey nasıl olabilirdi? Tarık benim Tarıktı. Dedem neyden bahsediyordu? Dedem ben doğdum doğalı yaşlıydı, Tarık ise hep filinta gibiydi. Dedem kıskançlıktan delirmiş olmalıydı. İnanılmaz bir hızla beynimden bu düşünceler geçerken, derin hüzne boğulmuştum. O zamanlar bir arama motoru bile olmadığından, olsa bile bizim eve seneler sonra geleceğinden oraya da danışamamıştım. Kimseye sormaya cesaret edemediğim sorulardan biriydi artık Tarık Akan. Gönülden gönüle giden gizli yol yaralanmış ve kimse görmemişti.
Sonra bir gün bize dayım çıkageldi. Elinde bir sürü cd film vardı. Ben acılarımı unutup “Evde Tek Başına” izleyeceğim diye sevinirken o da ne? Dayım “Sürü” filmini açıp izlemeye başlamıştı. Ulan daha küçücüktüm be!
Ben o gözleri nerede olsam tanırdım canım. Tarık oradaydı, çok farklıydı ama oydu. Hiçte dedemin anlattığı gibi çirkin değildi. Artık, aşk acısından başka acıların olduğunu öğrenmişti gözümün nuru. Ben gene aşık olmaya karar vermiştim.
Evet arkadaşlar, henüz yaşım şu andakinden epey eksikken ben de şunu anlamıştım. İnsanlar gelişime, yeniliğe ve değişikliklere son derece açık yaratıklardı. Buna bana Tarık Akan, dedem ve dayım birbirlerinden habersizce örgütlenerek anlatmışlardı.
Hepsine en içten şükranlarımı sunarım….












