4 favorite words
eski kocası karımı fena sikti yine
todays bird

bliss lane
One Nice Bug Per Day
Sade Olutola
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
hello vonnie

titsay
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

No title available
Game of Thrones Daily

Jar Jar Binks Fan Club
official daine visual archive

if i look back, i am lost
taylor price

Game Changer & Make Some Noise
🩵 avery cochrane 🩵
Keni
🪼
No title available

No title available

seen from Japan

seen from United States

seen from Brazil

seen from Tunisia

seen from Germany
seen from Belgium

seen from Norway

seen from United States

seen from United Arab Emirates

seen from Germany
seen from Italy
seen from Philippines
seen from Chile

seen from United States

seen from United States

seen from Philippines
seen from France
seen from Palestinian Territories
seen from United States
seen from Finland
@guvenyigit07
4 favorite words
eski kocası karımı fena sikti yine
Kocamın Ailesi
Almanya’da doğup büyümüş, kocam murat’la da görücü usülü berlin’de evlenmiş ve onun ailesiyle beraber 1 ay geçmeden deyim yerindeyse tası tarağı toplayarak İstanbul’a göçmüştük.
2 seneden bu yana Başakşehir’de kaynatam halil, kaynanam sultan, kocamın erkek kardeşi remzi ve kocam murat’la birlikte yaşıyorduk. Doğrusu berlin’den sonra istanbul’a uyum sağlamam zaman almıştı. Kocamın ailesi de benim kendi ailem gibi dindar, mütedeyyin bir aileydi. kadınlar başörtülüydü.
Kaynanam sultan ve kaynatam halil namazlarını muntazam kılarlardı. Ailemizdeki tek ayrık otu remzi’ydi. Benden 3 yaş büyük, 26 yaşında uzunca boylu, yakışıklı ve gece hayatını seven bir gençti; bu nedenle babası halil’le sürekli münakaşa ederler, sert mizaçlı olan kaynatam da sürekli onu haşlardı.
Murat geceleri babasının taksisini kullanıyor, sabah 6’ya doğru gelip öğleden sonraya kadar yatıyordu. Tatil yaptığı günlerde de ya sabah çıkıp akşam geliyor ya da günün büyük bölümünü maç izleyip, yatarak geçiriyordu.
Kocamla aramızdaki cinsi münasebet nerdeyse yok gibiydi, bazen ayda bir sevişiyorduk bazen 2 ayda bir zorla. Gencecik bir kadın olarak bu durum benim kendimi sorgulamama neden oluyor, sürekli torun beklediğini söyleyip duran kaynanama karşı da mahcup oluyordum.
Böyle günlerden birinde kaynanamın çok ciddi ve sert bir ses tonuyla “zeynep, gelinim bize bir torun vermeye niyetin yok herhalde” cümlesiyle başlayan siteminden sonra ona her şeyi bir bir anlattım. Sultan hanım oralı bile olmadı, murat’a toz kondurmak bir yana benim kadınlığımı suçlamaya başladı.
“erkek, erkektir kızım, eğer sana sokulmuyorsa kabahat senin. Demek ki öğrenmemişsin bunca zaman bir şey. Yarın seninle şöyle bir gezelim.” Ben de başımı öne eğerek “tamam annecim” deyivermiştim.
Ertesi gün kaynanam ve yanına aldığı kızı leyla ile fatih’e gittik. Leyla benim gibi 23 yaşındaydı, 5 senedir istanbul’da yaşıyordu. Benim gibi evlenince istanbul’a yerleşmiş ve 3 çocuğu olmuştu. Fatih’te görümcemin öncülüğünde tesettür mağazalarını geziyorduk.
Renkli ve parlak başörtüleri, ince ve daracık taytlar, diz üstüne yakın etekler, bütün hatlarımı ortaya çıkaran bluzler almıştık. Modern bir kapalı olmama rağmen bunlar bana biraz açık gelmişti ama katlanacaktım çare yoktu ki…
İşimizin bittiğini sanıyorduk ki leyla annesini bir tatlıcıda bırakarak beni iç çamaşırları satan mağazalara götürdü. “fidan boylusun, güzelcecik bir yüzün var, laf aramızda kıskandıran memelerin var, fidan çok güzelsin zeynep. Şurdaki işimizi bitirelim, sen şimdi eve gidince bak gör n’olacak”
Leyla önce beni sütyen reyonuna götürdü. kırmızı, dantel işlemeli, yarısı transparan bir sütyen aldı. Tezgahtar kıza da gelinimizi hazırlıyoruz diye anlatıyordu. Ben tesettür giyimin hakim olduğu bu çevrede etrafta bu kadar çok seksi iç çamaşırı olmasına ve benim gibi farklı yaşlardan kapalı kadınların bunları kapış kapış almasına şaşırıyordum.
O ara tezgahtar kız siyah bir kombinezon getirdi, arkasındaki transparan kısmından incecik g-string görünüyordu. Ben bunu nasıl giyerim diye düşünürken,
Leyla bayılıp bundan bir tane de kendine aldı. Siyah kısacık saten bir gecelik ve kırmızı jartiyer ile fileli kırmızı çorap alarak alışverişimizi tamamladık. Leyla sürekli bomba gibi olacaksın zeynepcim diyip duruyordu.
Murat odaya girmişti, üzerimde kırmızı fileli çorap, kırmızı jartiyer ve memelerimi açıkta bırakan sütyen ve aynı renkten g-stringim vardı. Saçlarımı da açıp biraz fönleyerek artık murat’ın çılgına dönmesi için hazır olmuştum.
Aynada kendime baktığımda bambaşka birini, seksi bir kadını görüyordum.
Ama murat o gece görmedi, ümidimi kesmeyip yatakta da ona sokulmama rağmen sırtını dönüp uyudu. İlerleyen gecelerde aldığım iç çamaşırlarımı tekrar denemiş ama o ilk gece aldığım sonuçtan farklısını bulamamıştım.
Kocamdan artık hiçbir ümidim, hiçbir beklentim kalmamıştı, kaynanama da onu teskin etmek için her şeyin yolunda olduğunu söyleyip duruyordum.
Zaman içerisinde o gün gidip aldığımız etekler, taytlar, bluzler ve iç çamaşırları ve leyla’nın söylediği sözler benim kendime olan güvenimi kazanmamı sağlamıştı.
Ayna karşısında göğüslerimle oynuyor, dilimle dudaklarımı ıslatıyor, arkamı dönüp giydiğim tanga ve g-stringler içerisindeki kalçalarımın aldığı hale bakıyordum. Sultan hanım hayır, sorun bende değil diyordum.
Ateşim başıma vurmuştu, geceleri odamızdaki evebeyn banyosunda Jakuziye uzanıyor, sıcacık fışkıran suyun tazyikini amcığımın yüzeyinde hissediyordum. Parmaklarım bazen meme uçlarımda bazense kadınlığımın içindeydi.
Zaman akıp gidiyordu. Leyla’nın göztepe’deki evine oturmaya gitmiştim, dönüşte güneş yavaş yavaş batıyordu ama hala hava sıcaktı. Metrobüs tıklım tıklım dolu, insanlar iç içeydi; almanya’da hiç böyle değildi, insanlara fazla yaklaşamazdınız, özel alanım diyerek sizi hemen uyarırlardı. Altımda diz kapaklarımın biraz altına uzanan beyaz bol bir etek vardı.
Leyla’ya giderken oturduğumdan bacaklarımın yarısından fazlası görünmüş ve erkeklerin bir kısmı da kaçamak bakışlar atmıştı. Öyle hoşuma gitmişti ki…
Ama şimdi durum farklıydı, arkamda yani popomun üzerinde aralıklarla gidip gelen yumuşak dokunuşlar hissediyordum. Kalçalarıma temas eden kişi metrobüsün daha da kalabalıklaşmasından cesaret alarak daha da sokulmuş, adeta yapışıp kalmıştı.
Nefes alıp vermekte zorlanıyordum, kısa kısa ve hızlı nefesler alıp verirken yutkunuyordum. Bir adım geriye doğru kendimi attım. Artık arkamdakinin siki kalçalarımdaydı, altımda tanga olduğundan kalçalarımı dürtmesini hissediyordum.
O da daha cesaretlenmişti. Dayanamayıp, bacaklarımı oynatıp iyice araladım, davetimi gören o adamın aleti kalçalarımın arasındaydı. 4-5 defa o araya sıkıca yüklendi. Dayanamayıp duran metrobüsten aceleyle hemen mecidiyeköy durağında indim.
Arkamda kim vardı hiç yüzünü bile görmemiştim ama sırtım, vücudum her yanım terlemiş ve tir tir titriyordu. Bunu hiç utanmadan nasıl yapabilmiştim? Kendime kızıp durmuştum.
Kaynatam halil ve murat işe, kaynanamsa pazara gitmişti. Salonda yerleri siliyordum, arkamı döndüğümde remzi’yi kapının başında beni seyrederken gördüm. “günaydın yenge” dedi heyecanlı ve titrek bir sesle. Bacaklarım iki yana açıktı ve yerleri silerken de kalçalarım hareket ediyordu, remzi’nin kapının başında beni izlediğini anladım.
Hemen toparlandım ve “günaydın mı kaldı saat 1’e geliyor” dedim. “gece dışarıdaydım yenge, sana zahmet bana bir şeyler hazırlar mısın?” kızarıp, bozarmıştım aslında. işi yarım bırakıp mutfağa remzi’ye kahvaltı hazırlamaya gittim.
Salatalık ve domates kesiyordum, ansızın remzi arkamdan iki eliyle göğüslerime yapışıp gövdesini bacaklarıma ve kalçalarıma bastırarak beni kucakladı. Nefesim kesilmişti, “benim olacaksın, aşığım sana…kocan seni sikemiyor değil mi? O bir ibne, senle evlenmeden önce de ibneydi. Sana erkeklik yapamaz…
Zeynep seni sike sike karım yapacağım…” Donup kalmıştım, öyle öfkelendim ki bıçağı remzi’nin sertçe koluna doğru salladım.
Etrafa kanlar fışkırdı, “amınakoduğumun, kahpesi, orospusu…” remzi’nin çırılçıplak olduğunu ve elleri arasında kırmızı tangam olduğunu o an tangayı yüzüme attığında fark ettim “seni domalta domalta sikeceğim kaltak, bu evde kocan benim”
Mutfaktaki kanları temizledikten sonra odama gidip gidip hüngür hüngür ağladım. Ben bir erkekle evlendiğimi sanmıştım, yıllarca onun ilgisizliğinden kadınlığımı sorgulamış, bunalımlar yaşamıştım.
Bana böyle bir şerefsizlik yapabilmişti bu aile. Şimdi de kaynım beni sikmeye çalışmıştı.
Malum olaydan sonra neredeyse 1 ay geçmişti, ağustosun ortalarıydı. Remzi’yle mecbur kalmadıkça hiç konuşmuyorduk. Ama o durmuyordu, murat için aldığım kırmızı jartiyerime boşalıp yatağımın üzerine atıyor, tangalarımı döl içinde bırakıyordu.
Remzi iyice aklıma girmişti o abisinden çok daha yakışıklı, uzun boylu biriydi, o gün gördüğüm siki de koskocamandı. Jakuzimin içinde kendimi tatmin ederken onun kollarında olmayı hayal ederek, külotlarımdan sızan döllerini yalıyordum.
İki hafta boyunca duşta her gün defalarca kendimi tatmin ettim Remzi’nin kollarında olduğum hayaliyle. Remzi’yse son zamanlarda eve hiç uğramaz olmuştu.
Sonra bir gün kayınbabamla sultan hanım’ı konuşurken duydum ki, remzi bir konsomatrisle yaşıyormuş. Halil bey’in evi inleten bağrışları arasında bunu bütün bir apartman da duymuş olabilirdi.
Öyle kıskanmış, onu reddettiğim için kendime kızıyordum ki…3 gün sonra kavga kıyamet arasında remzi eve döndü.
Artık o orospunun yanında arada bir kalıyordu. Saat 23’e gelirken bizimkiler yatmıştı, kocamsa işteydi. Artık dayanamıyordum, remzi’yi içimde hissetmem, onun öpücükleriyle kendimden geçmem lazımdı. İhtiyarlar görür diye her ihtimale karşı başörtümü bağlayıp, uzun sabahlığımı üzerime geçirip, altına da kısacık siyah saten geceliğimi giyerek remzi’nin odasına daldım.
“remzi müsait misin?”
“buyur gel”
“aramızda sorun yok artık, bunu söylemek için geldim”
“tamam o zaman sorun yok”
“ben sorun olsun istemem remzi”
“iyi zeynep” herkes yatmıştı, çıt bile çıkmıyordu ve karşısındaydım acaba cesaret mi edemiyordu? Sabahlığımı çıkardım, başörtümü de onun üzerine attım.
Saçlarımı yavaşça düzelttim. Bacaklarım, göğüslerim her şeyimle yarım çıplak gibiydim artık.
Remzi’ye tebessüm ederek “demek murat ibne. Kandırdınız beni desene” remzi yatağında oturup telefonunu kurcalamaya ara vererek beni süzdü, “ben kimseyi kandırmadım” dedi.
Yanına yaklaşıp ona arkamı dönüp pencereden bakmaya başladım, geceliğimi açarak kalçalarımı okşuyordum.. Dönüp murat’a baktım öylece duruyordu, “ben gidiyorum o zaman remzicim”
“iyi geceler”
Kıyafetlerimi alıp çıktım. Bu evdeki hayal kırıklıklarım artık canıma yetmişti. Son zamanlardaki tek güzel şey titreşimli vibratörümdü. Işığı kapayıp, kocamın benden sakladığı gay dergilerindeki adamların yaraklarının bulunduğu dergiye telefonumun ışığında bakıp domalarak vibratörümü çalıştırdım.
Göğüslerim ipek yatak örtüsüne sürtünüyor, kalçalarımın içindeyse bir şeyler titreşiyordu. Yavaş yavaş ıslanıyordum ki kapım sessizce açıldı. Remzi rol yapmayı bırakmış, dayanamayıp gelmişti. Ağır ağır arkama geçti, vibratörü fırlattı, amcığımı ve götümün deliğini diliyle ıslatmaya başladı.
Dil darbeleriyle inliyordum, kendimi tutamaz olmuştum ağzımı yatağa bastırıp çığlık atıyordum. Diliyle beni sikiyordu. Sırılsıklam olmuştum, kalçalarımı okşayıp yoğurarak sikini amcığıma sokmaya başladı. Kafası kocamandı, ıslaklığım yardımcı oluyordu ama kadınlığım yıllardan beri hiç yarrak görmemişti.
Zorlaya zorlaya sokuyordu, son sert bir hamleyle en kuytularıma kadar girdi. Kocamınki hiç böyle değildi, aleti içimdeyken ilkin başım aniden dönmeye başladı zevk içinde, gidip geliyordu şap şap sesleri arasında. Onun her içime girip çıkışında içimin yağları eriyor, kabaran yüreğim ferahlıyordu sokuşlarıyla.
Remzi, beni yüzü koyun yatırıp üzerime çıkarak sikini sokmaya başladı. Kocamın göğüs kılları benim terden ıpıslak olan sırtımla ıslanıyordu. Boşalıp duruyordum sikicimin sokuşlarıyla, o da amcığıma iki defa üst üste boşaldı.
Üzerimde hala yatarak yanaklarımı ve dudaklarımı öpüyordu, inliyordum “kocacım, sok, erkeğim…dölle hatununu…karın olayım, yarağının kulu olayım….” beni domaltıp kadınlığımın üzerindeki bütün ıslaklığı ve döllerinden kalanları yalayarak ağzına doldurdu.
Göt deliğime onları tükürerek işaret parmağıyla deliğimi zorluyordu. “kocacım….yapma orası olmaz…çok günah, hiç yapmadım aşkım….ahhh acıyor….” yarağını ağır ağır sokuyordu, o koca siki götümün deliğinden beni acı içinde bırakarak içimde ilerliyordu.
Göt deliğimin sıcacıklığı remzi’min iri yarağını bütünüyle hissetmeye başlamış, o gidip geldikçe iniltilerim artıyor, ağzımdan kendimle ilgili cümleler ilk kez dökülüyordu “sik beni, parçala….
kaltağınım doyur yarağına…ahhh götümü parçala kocacım, orospun yap beni, daha çok sik….” zevk çığlıklarım arasında götüme uzun uzun boşaldı. yanıma benim gibi yüzü koyun yattı, 15 dakika hiçbir şey konuşmadık.
Elimi iri sikine atıp sıvazlamaya başladım. Bir iki dakika içinde damarları meydana çıkıp sertleşti.
Doğrularak saçlarımı çekip sikine bastırdı, sanki yeniden sikişmeye başlıyorduk, yıllarca bir yarağı öpmenin, o güzel şeyi dilimle ıslatmanın, ağzımın, dişlerimin içinde gidip gelmesini, damağıma sertçe çarpmasını arzuladıktan sonra daha yeni kavuşmuştum yeni kocamın kocaman sikine. Dakikalarca damarlıyı hasretle yalayıp öptüm.
Kocam saçlarımdan tutup beni kaldırdı, her hareketi sertçeydi ama benim hoşuma gidiyordu. Başımı dönmeye başladı, kalp krizi geçiriyordum galiba çünkü ölüyor gibiydim, sersemleşip gece lambasını açıverdim. Karşımda duran kayınbabam halil’di.
aaaaa baba” “heyecanlanma kızım, artık dur. Benim oğlan ibne ben de biliyorum şerefsizi. Ama bu eve gelin olarak giren kefenle çıkar. Sana bu evde şimdiye kadar ne veremediysek, neyini eksik bıraktıysak artık ben tamamlayacağım.
Bunda utanacak, sıkınacak, alınacak bir şey yok. kocan yoktu, şimdi oldu. Amcığına giren sik yoktu artık var. Sakin ol, seni izliyorum aylardır ben. Nasıl çırpınıyorsun o eşek seni düzsün diye, neler neler aldın. O seksi iç çamaşırları falan.
Evin içinde giydiğin kıyafeler de cabası. Ben seni takdir ediyorum ve çok beğeniyorum. Kimse bilmese de olur bu işi. Ben sana abayı yaktım, yaşım senden 30 daha fazla ama erkekliğimi gördün.
Seni mutlu edecem. Bütün servetimin yarısı da senin olacak. Yarın ilk iş avukata gidiyoruz, sonra da sana sıfır güzel bir araba alacağım güzel gelinim.
Beni bu gece çok mutlu ettin.” Kayınbabamın cümlelerini zar zor anlıyordum, aklım karışmıştı. Para pul falan iyiydi ama ben kadın olmuştum, kadınlığımı hissetmiştim. Cinsel olarak bir hiçtim şimdiye kadar ama şimdi ben vardım, var olmuştum.
Hibir şey söylemedim. Ağır ağır sokuldum kayınbabama, ağır ağır öpmeye başladım dudaklarından. İlk kez öpüşüyor gibiydim, o bir yandan kalçalarımı avuçlamış diğer yandan da onun dili dilime değiyor sonra alt dudağımı diliyle ısırıyordu.
Yatağımıza uzandık, onun kucağına oturdum. Yavaş yavaş sikinin üzerinde gidip geliyordum.
Eğilip kısacık öpüşüyor sonra tekrar doğrulup kayınbabam halil’in memelerimi avuçlayıp, okşayan memeleri arasında bunca yıldır yaşadığım evde
yeni keşfettiğim kocamın parıldayan gözlerine bakıyor, “karıcığım, seni çok seviyorum” diye başlayan iniltilerini duyuyordum....
Bekarlığa Veda Partim Masör ile Oldu
Merhaba Ben Yeşim Öncelikle bu hikaye tümüyle gerçektir bundan dolayı biraz uzun gelebilir mümkün olabildikçe kısalttım keyifle okuyacaksanız umarım. Sevgilimle tanışalı 2 yıl olmuştu ve evlenme kararı vermiştik.
isteme, söz, nişan derken düğüne bir şey kalmamıştı ve ben anormal bir panik halindeydim. Panik nedenim düğündü, kargaşaydı değildi. Evlenmekten korkuyordum. Rahat yetişmiş özgür giyimine kuşamına arkadaşlarına karışılmasını sevmeyen biriydim.
En yakın arkadaşım Melike de benim gibi biriydi ve aynı şekilde yetişmiştik.
O benden çok önce evlenmişti ve ondan duyduklarım beni iyice bunalıma sokuyordu. Çünkü evlenmeden önce kocasıyla anlaşmıştı "birbirimize karışmak yok, evliliğimizi sıkıcı hale getirmeyeceğiz" diye ne kadar anlaşmış olsalar da evlendikten sonra yavaş yavaş mini etekleri rafa kalkmıştı onun güzel bacaklarını görmeyi ben bile özlemiştim, gerçekten çok karamsardım.
Böyle karamsar bir günde bayağıdır da telaş ve iş karmaşası nedenlerinden görüşemediğim Melike yi aradım ve evine çaya gittim. Üzerinde bir mini etek ve çok açık bir tişörtle karşıladı kapıda.
İçeri girince ilk sorum -ne o, kocan karışmıyor mu? artık oldu,
bana "yok evde serbest diye" güldü.
Oturduk yaşadığım psikolojik sorunu anlatım ona. Ve onun artık nasıl neşeli olabildiğini sordum. Biraz yuvarlak cevaplar verdiğini his etim ağzında bir bakla vardı.
Kocası "evde istediğini yap ama dışarıda biraz dikkatli ol" demiş ayrıca kocasının çevresi cidden çok muhafazakar bunun için dışarıda dikkatli olmasını istediğini yoksa kendisi için bir sakıncası olmadığını v.s. anlatmış.
Ama tek bu değildi başka bir şeyler vardı onu mutlu eden. Bu sefer daha ciddi bir şekilde bak Melike dedim sen benim en yakınımsın ilk ilişkimi günü birlik flörtlerim sevgilimi aldatışı mı her şeyi biliyorsun ben de senin kocanla nişanlıyken kaç kişiyle seviştiğini hatta benim arabam da arka koltuk da kocanın arkadaşına oral sex yaptığına kadar biliyoruz. fakat sen benden şimdi bir şey saklıyorsun dedim ve bu beni incitiyor Melike lütfen paylaş benle deyince.
Kolumdan tutu "bak ama bu anlatacaklarımdan sonra farklı düşünmek ve yargılamak yok ayrıca aramızda kalacağını biliyorum" dedi.
Ve başladı anlatmaya: bundan iki ay önce kocamla boşanma arifesine gelmiştik, ben artık bunalmıştım tıpkı senin gibi kavga ediyorduk ben adamın üstüne gittikçe o alttan alıyor durumunu anlatmaya çalışıyordu. Aslında acınılacak bir durumdaydı ama biliyorsun ikizler burcuyum bir kere kafaya koymuştum bir gün kocam evde yokken valizimi hazırlayıp gitmeye karar verdim
çantamı toplarken kocamın eski eşyalarını koyduğu bir kutu vardı onun içindede hiç kullanmadığı eski benim bozuk sandığım bir dijital fotoğraf makinesi bir şekilde kutu yere duştu ve makine ayağımın dibine geldi..
bende çalışıyor mu diye kurcalarken içindeki fotoğrafları gördüm"
Ne vardı fotoğraflarda diye" sordum." İşte eğlence bundan sonra başladı kocamın eski bir sevgilisi vardı hatırlıyor musun?" dedi
"Evet" dedim."İşte onunla sevişirken fotoğrafları" dedi. biraz Durdum "ee ne var bunda" dedim. "Dur dedi şimdi anlayacaksın" kalktı ve makineyi getirdi.
Fotoğrafları göstermeye başladı inanılmazdı. Kocası eski sevgilisi ve bir adam daha vardı.
Kocası adamın sikini tutarak eski sevgilisine yerleştirmesine yardım ediyordu ve adam sevgilisinin içindeyken adamın daşaklarını yalarken selfie yapmıştı resmen..
bunları görünce Ağzımdan bir hamlede harika lafı çıkıverdi!..
Melike bana baktı "beğendin dimi dedi?"
Güldüm güzelmiş gerçekten dedim! Ve devamını merak ettim.
Oda anlatı. İşte bunları görünce akşam bu makineyi masanın üstüne koydum sonra en mini ve sexy elbisemi giyindim evde onu beklemeye başladım.. Geldiğinde beni görmeden makineyi gördü ve soğuk soğuk terlemeye başladı.
Sonra koltukta beni görünce açıklama yapmaya çalıştı bende hayır açıklama ben gidiyorum diye kaprisler falan yapınca dizlerinin üzerine çöktü yalvardı.
Bende o zaman hadi çıkalım dışarı da yemekte konuşalım dedim kıyafetime aldırış etmeden çıktık gittiğimiz restoranda resmen herkese kur yaptım çok kıskandı ama sesini çıkarma dı ve bana anlatı işte aslında ben heyecanı severim imkanlar olsa da sen istediğin gibi rahat etsen de v.s. anlatmaya çalıştı
ve bende ona "artık sıkılmak istemiyorum en azından çocuk yapana kadar gençliğimizi yaşayalım bu fotolara da bir şey demiyorum bekardın sonuçta o zaman ama bunaldım artık dedim."
Oda bana bir teklifte bulundu.
Ben merakla neydi teklifi dedim?
Ne istersen bizim çevremizden uzak yaşayalım bak evde istediğini giyin yap arkadaşlarını çağır İstanbul dışında yine aynı şekilde tatile gittiğimizde istediğini yap v.s. dedi
bende ne yapabilirim ki evde dedim..
oda bu fotolardaki masörü çağırabilirsin mesela dedi..
Ben şaşırdım masör müymüş dedim
evet sevgilisine özel masör tutmuş dedi. Sonra ne oldu dedim. Sonra eve geçtik bilgisayarı açtı masörün web sitesini gösterdi karınız için masaja özel konsept bir masaj ve bilirsin bana masaj de başka bir şey istemem zaten selülitlerim içinde masaj yaptıracaktım.
Bende tamam dediğini bir deneyelim dedim. Kocamda benim için masör Emre'den randevu aldı ertesi gün evden giderken çok mutluyduk bana aşkım bugün öğlen masörün gelecek ben ücretini masadaki zarfa koydum keyfini çıkar dedi..
Ben çatlama sonra ne oldu dedim.. masör geldi masaj şeklini anlatı bende neden olmasın dedim masaj sırasında ikimizde çıplak oluyormuşuz masaja başladık masajda ben iyice azdım ve hayatımda olmadığım orgazmı yaşattı yani masör beni sikti kızım dedi.. bende masör seni değil sen masörü yapmışsındır dedim gülüştük.
Sonra bana istersen sana da bir bekarlığa veda partisi verelim benimki bu akşam eve gelmeyecek dedi. Gülüştük neden olamsın dedim zaten bunalmıştım. Önce massageforwife.com sitesine girdik mesaj attık 30 dk sonra evap gelmeyince arayalım umarım meşgül değildir dedi ve aradı kendini tanıtı.
İki bayan masaj istiyoruz dedi ücreti v.s. biliyorduk ve süreyi 2 şer saat istedi arkdaşım bende üzerimde para yok okadar dedim oda bana bu benim sana düğün hediyem dedi. Ve telefonu kapatıkdan sonra bana istersen duş al dedi ben duşumu aldım duştan çıktığımda ne göreyim melike sanki gece dışarı çıkar gibi anormal sexy giyinmişti.
Bana istersen sanada bir kıyafet vereyim dedi olur dedim benim bile bukadar açık kıyafetlerim yoktu mini ve önden yırtmaçlı bir etek ve bir gömlek giydim sonra birere kadeh işki koyduk içmeye başladık vakit neredeyse gelmişti arkdaşımın telefonu çaldı ve kapıya gitti masörümüz gelmişti sırtında ufak bir çanta ile.
Ben arkdaşımın anlatıklarından sonra jigolo eskort tarzı bir adam bekliyordum iri yapılı kaslı gerçi gelen adam oldukça hoş biriydi güzel kokuyordu bakımlı ve çekiciydi ama standart bir Türk erkeği fizikiydi.
Oturduk biraz akrdaşıma masajı anlatmama gerek varı dedi arkdaşım hayır ben anlatım masör emrede ozaman nezaman isterseniz başlarız dedi. Arkdaşım masöre vakit sıkıntın yok umarım nekdar kalırsan 2 kişi ücretini alacaksın dedi
Emrede sorun yok dedi ozaman biz birer kadeh daha içeceğiz dedi ve içmeye devam ettik bende masöre ahiret soruları soruyordum nasıl başladın bu işe neden bu iş v.z. kalsik kadın muhhabeti ama benim güven duymamı sağlamıştı.
Masör emre arkdaşıma dönere sıraylamı birliktemi alçaksınız masajı dedi arkdaşımda yanı odada ve yatakda bulunabilirsek bilrikte dedi emreden olur cevabını alınca önceden hazırlamış olduğu yatak odalarına geçtik. İlk kim diye sordu emre arkdaşım bu yeşimin bekarlığa veda partisi diyince masör de ozaman arkdaşınıza siz yardımcı olun soyunmasında dedi
Yeşim dudaklarını sırarak yanıma geldi zaten çakırkeyiftik belkide fazlası!. Buluzumun düğmelerini çözdü sonra elini yanıma götürerek eteğimi çıkardı göğüslerim tümüyle ortada altımda tangam kalmıştı yatağa uzanmamı sağladı yastığı kafamın altına aldım gözlerimi kapattım masajı bekliyordum
arkdaşımda masöre yönelmişti sanırım kendi kıyafetleirni çıkartıracak diye düşündüm bu sırada gözlerimi kapatım masajı bekliyorudm. 2-3 dk hareket olmayınca kafamı arkdaşıma çevirdim oda ne masör arkdaşımın üstünü çıkarmış arkdaşımda onu soymuş ve öpüşüyorlardı. İçim ürperdi masör en son arkdaşımın kilodunuda çıkardı ve yatağa uzandırdı
masöründe üzerinde sadece boxerı vardı kafamı yastığa koydum ve olcakları bekledim masör sağ ayağımı aldı ve masaja başladı kilodunun üzerinden arada sikini hiss ediyordum ama çok heyecanlanmıştım yukarı çıktıçca tahrik oluyordum amım iyice sulanmıştı sonra diğer ayağıma geçti ayağımı dizine aldığında aradaki o boxerın kalktığını hissettim
siki direk ayağıma temas ediyyor ve kazık gibiydi heycanla olacakları bekliyordum masör yine kalçalarıma ve vajinama yaklaştı nefesimi tutmaya çalışıyordum sonra yavaşça tangamı çıkardı sesimi çıkaramadım bu sefer vajinama çok yakın temas edip kalçalarıma masaj yapıyordu neredeyse boşalıcaktım sonra vajinamı okşamaya başladı parmağı hafiften girip çıkıyordu artık nefesimi tutamıyordum
yavaşça süzlüyordu sonra birden kalçalarımın üstüne oturdu sıcacık daşakları içimi ısıtmıştı. Sırtıma masaj yapıyordu arkadaşımda saçlarımı okşamaya boynumu öpmeye başlayınca şok oldum ne yapıyorsun diye ona doğru dönerken dudaklarımız birleşti daha önce Amerika da okurken v.s. kızlarla çok öpüşmüştüm ama bu en yakın arkadaşımdı artık her şey olacağına varacaktı
kız arkdaşımla resmen iki lezbiyen gibi öpüşüyorduk birden aramıda bir dil daha his etim melike masörün başını çekerek onuda aramıza aldı 3 müzün dilleri birbirnin ağzına girip çıkıyordu. Sonra masör beni çevirdi ve amımı yalamaya başladı bir şey söylmeliyimki hayatım boyunca dilini bu kadar iyi kullanan ve bu kadar güzel oral sex yapan başka adam tanımadım.
Oral sex ile ikikere boşaldım sonra arkdaşım masörün sikini tutu ve ağzına almaya başladı ve siki bana doğru uzatı benim ağzıma verdi arkdaşımla masörün sikini yalıyorduk ben kendimi kaybetimiştim arkdaşım masörün sikini tümüyle bana bıraktı ve bacaklarımın arasına girdi bana oral sex yapıyordu en yakın kız arkdaşım çok muhteşemdi. Acaba dedim masör beni sikecekmi.
Sanırım beynimi okudu sikini ağzımdan çıkardı ve arkdaşımın yaladığı amıma soktu içimde gidip geliyordu Melike emreye beni domaltmasını söyledi ben domalınca melike altıma girdi ve emrenin sikini tutarak içime soktu emre beni sikerken melikede amımı yalıyordu bu arada melikenin amıda önümdeydi ne yapacağımı bilemedim
önce baldırlarını yalayarak başladım sonra bir baktım amının dudakların daydım melike 2 dk sonra ağzıma fışkırarak boşamıştı ilk kez böyle boşlan bir kadının böyle boşalabileceğini o zaman gördüm.
Sonra Emre nereye boşalmamı istersiniz diye sorunca çok hoşuma gitti arkadaşım içine boşal dedi.
Ben olmaz dememe kalmadan emre boşalmıştı bile ve içimden spermler arkadaşımın yüzüne dudaklarına akıyordu oda yalıyordu sonra altımdan çıktı ve beni spermlerle öpmeye başladı muhteşemdi? sonra en az 2 saat daha devam ettik ....
Bekçi Nişanlımı Sikti
Selam, ben Manisadan Şuayip. 21 yaşındayım ve Eskişehirde Üniversitede okuyorum. Yurtta kalıyorum. Okulumun bitmesine daha bir yıl var. Geçen sene bizim bölümün alt sınıflarından, 18 yaşında Zonguldaklı bir kızla tanıştım. Kısa sürede birbirimize aşık olduk. Çok geçmeden ailelerimizi araya koyduk ve nişanlandık.
Nişanlım da benim gibi yurtta kalıyordu. Nişanlımın okulu bitince evlenecektik. Nişanlımla ders saatleri dışında sürekli el-ele dolaşır ve ıssız bir köşe bulduk mu da sarmaş dolaş olur, öpüşür, elleşirdik. Birbirimizi o kadar çok arzuluyorduk ki, gece yurdun kapıları kapanacağında ayrılmayı hiç istemezdik. Aslında bir evde kalsaydık, kesin sikişirdik, fakat maalesef o imkanımız yoktu. İşin kötü tarafı, her geçen gün daha da azıyorduk, bir an önce sikişmek istiyorduk.
Artık öpüşmek elleşmek kesmiyordu. Geceleri vedalaşırken birbirimizi daha da azdırıcı şeyler söylüyorduk. Ben nişanlıma, “Amını sikmek istiyorum!” gibi şeyler söylerken, nişanlım da, “Ben de senin yarağını yalamak istiyorum, beni sikmeni istiyorum!” diyerek ayrılıp, yurtlarımıza giriyorduk. İş artık öyle bir hale gelmişti ki, nişanlıma sürekli kısa etek giydiriyordum ve sinemada, servis otobüsünde, en arkalarda, parkta falan en sakin yerlerde elimi eteğinin altına sokup nişanlımın amını parmaklıyordum.
Bir akşam nasıl yağmur yağıyor, yurdun etrafında kimseler yok. O yağmurda yurdun arkasına dolaştık ve çam ağacının altında çıkardım yarağımı ve nişanlımın ağzına verdim. Nişanlım yarağımı yalarken, birisi görecek, yakalanacağız korkusundan dört, beş saniyede nişanlımın ağzına boşaldım.
İkimizde yağmurdan sırılsıklam olmuştuk ve nişanlım soğuktan titriyordu. Üşütüp hasta olmasından endişelendim, hemen toparlandık, nişanlım ağzına yüzüne bulaşan spermlerimi selpakla sildi ve yurtlarımıza gittik. Yağmur üç gün boyunca sürdü. Tabii biz ertesi akşam da yine yurdun arkasında o çam ağacının altındayız.
Nişanlıma bu sefer amına sürtüp boşalmak istediğimi söylemiştim. Nişanlım külodunu hafifçe aşağı sıyırdı, ben de yarağımı çıkardım ve arkadan nişanlımın amına sürtmeye başladım. Bir iki sürtmeden sonra nişanlımın amı sulanmış ve iyice kayganlaşmıştı. Yarağımın kafası nişanlımın amına nerdeyse girecek gibi oluyordu.
Nişanlımın kızlığını bozmamaya özen gösteriyordum. Amının deliğine değdirip çekiyordum. Bir ara fazla soktum gibi hissettim, hemen çektim ve durakladım. Nişanlım “Niye durdun, devam et sürtmeye.” deyince ben bir iki kez daha sürttüm ve nişanlım sarsılmaya başladı. Nişanlım orgazm oluyordu.
O heyecanla ben de amının dudakları arasına boşaldım. Hemen toparlanıp yurdun yolunu tutarken nişanlım gibi ben de titriyordum, fakat busefer yağmurdan ve soğuktan değil, aldığımz zevkten ve heyecandan titriyorduk. Yurdun önünde öpüşüp vedalaştık, o kız yurduna ben erkek yurduna.
Aradan on dakika geçmeden nişanlımdan telefon geldi: “Aşkım galiba kızlık zarım bozuldu, tuvalete girdiğimde külodum kan içerisinde idi.” dedi. Ben şok olmuştum. Amına sürterken nişanlımın kızlığına özellikle dikkat etmiştim oysa.
Kendisini telefonda tesselli edip, nasıl olsa okulu bitince evleneceğimizi söyledikten sonra yarın konuşmak üzere telefonu kapattım. Doğru tuvalete gittim, evet benim külodum da kanlı idi. Vay anasını yaaaa, işe bak! Nişanlımın amını doğru dürüst sikemeden, kızlığını bozmak keyfimi kaçırmıştı. O gece bir evin olmayışına lanetler okuya okuya yattım uyudum.
Ertesi gün dersten sonra nişanlımla buluştum. Nişanlıma, ‘daha fazla dayanamadığımı ve kendisini adam gibi sikmek istediğimi’ söyledim. Nasıl olsa kızlığı bozulmuştu ve nasıl olsa ilerde evlenecektik, “Bari tadını çıkara çıkara sikişelim!” dedim. Nişanlım da sikişmek için can atıyordu fakat sikişecek yer yoktu anasını satayım. Sonunda bir otele gitmeye karar verdik.
Bizim yerimize yurtta kalan arkadaşlar yoklama defterine imza atacaklardı, ben de nişanlımla bir otele gidip sikişecektik. İmza atacak arkadaşları ayarladık ve doğru otel aramaya gittik. Öğrenciyiz, bütçemiz belli, ucuz otel aradık.
Bulduğumuz ucuz oteller güven vermeyince mecbur kaldık pahalı lüks bir otele gitmeye. Kimse anlamasın diye iki ayrı oda kiraladık ve çıktık yukarı. Koridorda kimsenin olmadığından emin olduktan sonra direk benim odaya girdik. Kapıyı kapadığımızda ikimizde heyecandan ölecek gibiydik. Kapının arkasında birbirimize sarıldık ve birkaç dakika, nefes alışımızın düzelmesini bekledik. Kalp atışlarımız normale dönünce öpüşmeye başladık.
Her saniyenin tadını çıkarıyorduk, ertesi gün saat 12:00 ye kadar oda bizimdi. Nişanlımı soyup yatağa uzattıktan sonra ben de soyundum ve direk nişanlımın kaymak gibi parlak amına yumuldum.
Nişanlımın amını nasıl yalıyorum, aynı deli gibi, “Sikecem şimdi senin bu tazecik amını aşkım!” diyordum. Nişanlım gözlerini kapatmış amının yalanmasının tadını çıkarıyordu. Amının dudaklarını ağzıma alıyordum, dilimi amının deliğine sokup, klitorisini emiyordum.
Nişanlım çırpına çırpına orgazm olmuştu. “Yeter!” diye inleyince, amını yalamayı bıraktım. Kalktım ve taş gibi olmuş yarağımı nişanlımın ağzına verdim. Nişanlım yarağımı yalarken, ben hepsini ağzına sokmaya çalışıyordum.
Nişanlım da hepsini ağzına alabilmek için çabalıyordu fakat olmuyordu, nefes alamıyordu ve gözlerinden yaşlar geliyordu. Ben saçlarından tutup, yarrağımı gırtlağına ittirdikçe nişanlım kusacak gibi oluyordu. Nişanlım yarrağımı ağzından çıkararak, “Dur bir saniye.” dedi, hemen banyoya koştu ve kustu. Temizlenip geldiğinde, “Sikişelim mi artık aşkım?” dedi. “Derhal aşkım!” deyip yatırdım yatağa ve bacaklarını ayırdım nişanlımın.
Üfff be, tazecik amcık karşımda duruyordu, yeme de yanında yat! Amının dudaklarını ayırıp yarrağımın kafasını amının deliğine dayadım, “Hazır mısın aşkım?” dedim. Nişanlımın “Evet aşkım, sik beni!” demesiyle yarrağımı yavaş yavaş ittirmeye başladım. Yarrağım tamamen girdiğinde amı yarrağımı mengene gibi kıstırıyordu ve fırın gibi yanıyordu. Nişanlımla kenetlenmiştik ve nişanlım beni sıkıca kendine çekiyor, adeta bırakmak istemiyordu.
Buna rağmen yarrağımı amının içine oynatmaya başladım. Bir iki cm çekip geri sokuyordum. Nişanlımın amı yarrağıma iyice alışınca artık tamamını çekip tekrar sokmaya başladım. Nişanlımın bacaklarını omuzuma alıp iyice köklemeye başladım. Nişanlımın amı iyice sulanınca ben daha da hızlandım.
Nişanlım yeniden orgazm oluyordu, fakat nedense bunu bana belli etmek yerine gözlerini kapatıp, dudaklarını ısırıyordu. Altımda titremeye sarsılmaya başlayınca ve amının sıvıları yarrağımı iyice ıslatınca ben de boşalmak üzereydim. Bir iki kez daha çıkarıp soktum ve sonunda amının üzerine boşaldım. Bir süre heryerimiz yapış yapış birbirimize sarılıp uzandıktan sonra banyo yaptık.
Ertesi gün odayı terk edeceğimiz saate kadar, en azından dört beş posta daha siktim nişanlımı. Ertesi günlerde tadı damağımızdaydı, fakat paramız bitmişti, ikinci bir kez otele gidemedik. Azdık kudurduk, sikişmek istedik, fakat yine aynı problem: yer yok, para yok! Havanın güzel olduğu bir haftasonu nişanlımla sikişmek için ‘Odunluk Tepesi’ denen ormanlık yere gitmeye karar verdik.
Taa tepeye kadar çıktık, tel örgüleri falan geçtik. Ormanda yarım saat kadar gezdikten, ve etrafta kimsenin olmadığından emin olduktan sonra, bir ağacın altına montumu serdim ve oturduk. Biraz daha etrafı kolaçan ettikten sonra öpüşmeye başladık. Nişanlımın eteğini yukarı toplayıp, bacağından külodunu çıkardım. Kendi pantolonumu külodumla birlikte dizime kadar indirip, nişanlımın amını sikmeye başladım.
Nişanlım, “Dur bir saniye, bir ses duydum, çıtırtı geldi bir yerden!” dedi. Durdum, hafif doğruldum, gerçekten ben de bir çıtırtı duydum. Sağa sola bakındım, üç dört metre ilerimizde, kuru ağaç dallarının üzerinde bir kaplumbağa yürüyor ve o çıtırdama sesini çıkarıyordu. Nişanlıma kaplumbağayı gösterdikten ve telaşlanacak birşey olmadığını söyledikten sonra, nişanlımı sikmeye devam ettim.
Fakat kaplumbağa yüzünden yüreğimiz ağzımıza gelmişti, ya gerçekten birisi olsaydı diye ikimiz de acaip korkmuştuk. Sikişimizi bir an önce tamamlayıp gitmeye karar verdikten sonra, nişanlımı hızlı hızlı siktim ve amının üzerine boşaldım.
Nişanlım çantasından selpak aldı ve amının üzerindeki spermlerimi temizlemeye başladı. Ben sikimi temizlemeden hemen külodumu ve pantolonumu çektim. Nişanlım, “Küloduma uzanırmısın aşkım?” dedi. “Tabi aşkım!” deyip nişanlımın külodunu almak için ayağa kalktım. Arkamı döndüğümde ise nutkum tutuldu, dondum kaldım. Bir iki saniye sonra nişanlım sanki hortlak görmüş gibi bağırmaya başladı.
Ormanın bekçisi, pantolonun üzerinden yarağını sıvazlayarak hemen arkamızda duruyordu! Bekçi bizim şaşkınlığımızdan istifade ederek, hemen nişanlımın külodunu aldı cebine koydu ve “Haydin, yürüyün, düşün önüme, karakola gidiyoruz, zabıt tutulacak!” dedi. İşte o anda korkudan altıma edecektim.
Bekçiden nişanlımın külodunu geri vermesini istedim. Bekçi ise, “Nişanlının külodu mahkemede kanıt olacak. Umuma açık mesire yerinde genel ahlaka aykırı davranmaktan savcılığa verileceksiniz!” dedi ve nişanlımın külodu yetmiyormuş gibi, kimliklerimizi de aldı.
Durum gittikçe berbatlaşıyordu. Bekçiye yalvarmaya başladık, “Abi biz öğrenciyiz, yapma etme, üstelik nişanlıyız, okul bitince evlenecez, yapma nolur!” dedik. Bekçi insafa geleceği yerde bizi daha da korkutmaya başladı: “Daha durun hele, sizi daha okuldan atacaklar, ailelerinize haber verecekler, mahkemeye çıkacaksınız, gazetelere çıkacaksınız!” dedi.
Boku tam yemiştik! Bekçinin anlattığı şeyler olursa, benim de, nişanlımın da hayatı sönecekti. Tam çıkmazdaydık. Ne olursa olsun o anlattığı şeylerin gerçekleşmesini engellemiz lazımdı, “Abi yalvarırım karakola götürme, ne istersen yaparız, kulun kölen olayım götürme!” dedik. Bekçi durakladı ve nişanlıma dönerek, “Ne istersem yaparmısın?” diye sordu.
Nişanlım da, “Hı hı, ne istersen, söz!” dedi. Bekçi, “Bak şimdi durumlar değişti!” dedi ve fermuarını açtı, kıllı yarağını çıkardı ve nişanlıma uzatarak, “Ağzına al bakalım, yala!” dedi. Bekçinin böyle birşey isteyeceği aklımın ucundan dahi geçmezdi, şok olmuştum. Nişanlım da, “Asla yapmam!” deyince, bekçi, “Yürüyün lan karakola!” dedi.
Nişanlımı ikna etmek bana düştü, “Aşkım, hayatım, yapıver, şunun şurasında iki dakika yalayacaksın, iki dakika sonra kurtulacaz, bitecek herşey!” dedim. Nişanlım ağlaya ağlaya bekçinin önüne diz çöktü, gözlerini kapadı ve istemeye istemeye bekçinin kıllı yarağını yalamaya başladı. Bana da nişanlımın saçlarını okşayarak tesseli etmek ve bekçinin yarağını yalamasını izlemek düştü.
Nişanlım bekçinin kıllı yarağından iğreniyordu. Ben, “Abi yetmez mi bukadar? Bırak gidelim artık!” deyince, bekçi iyice sinirlendi, “Bu kadar ucuza kurtulacağınızı mı sandınız, sikmeden bırakırmıyım!” dedi. Nişanlım hemen kalktı “Siktirmem! Beni sikmesine izin verme!” deyip ağlayarak arkama saklanmaya çalıştı.
Bekçi daha da sinirlendi, “Orospu, yalamam dedin yaladın, bir yerin mi eksildi? Gel şuraya, bir kere sikip bırakacam!” deyip nişanlımı kolundan tuttu, zorla ağacın birine domalttı ve arkasına geçti. Nişanlım her nekadar, “Hayır! Yapma!” dese de, ağlasa ve çırpınsa da, bekçi bir eliyle nişanlımı ensesinden tutup bastırıyor, doğrulmasına izin vermiyor, diğer eliyle de sikini nişanlımın eteğinin altından yerleştirmeye çalışıyordu.
Ben bekçinin kolundan tuttum, “Abi yapma nolur, bırak gidelim!” diye yalvardım.
Bekçi, “Sikmezsem karakola götürürüm, zina yapmak suçundan damgalanır, rezil olursunuz!” dedi ve ekledi: “Kızın başını tut da bitsin bu iş!” dedi. Nişanlımın ensesine bastırma işini bana bıraktıktan sonra, nişanlımın eteğini yukarı topladı. Nişanlım siktirmemek için durmadan debeleniyordu. Mecbur kaldım nişanlımın kafasını bacaklarımın arasına aldım, uzun eşşek oynar gibi.
Bekçi iki eliyle nişanlımın kalçalarını yanlara ayırdı ve aşağıdan yukarıya doğru, bir kaç kere amını ve götünün deliğini yaladı. Sonra eline tükürüp yarağının başını sıvazladı ve nişanlımın amına geçirdi. Yarrağı tamamen girdikten sonra bekçi nişanlımın belinden iki eliyle sıkıca kavradı ve kendine çeke çeke nişanlımın amını sikmeye başladı.
Nişanlımın sesi soluğu kesilmişti, sadece bekçinin yarağını her köklemesinde, “Iııhhh! I-ııhhhh!” diye sesler geliyor ve bacaklarıma daha sıkı bir şekilde tutunuyordu. Çaresizce bekçinin nişanlımın amını sikmesini izlerken, bekçinin de gözleri kaymaya başladı. Ben içimden, biryandan, bekçi az sonra boşalacak ve bu iş bitecek, gideceğiz diye seviniyordum, bir yandan da bari nişanlımın amının içine boşalmasa diye telaş ediyordum.
Bekçinin yarağı ‘Plöpf!’ diye bir ses çıkararak nişanlımın amından çıktı. Bekçi sikinin kafasını tekrar tükürükle ıslatıp, benim bön bön bakışlarımın eşliğinde, nişanlımın daha benim bile sikmediğim göt deliğine sokuverdi! O anda nişanlımdan, “Yandım anaaaam!” diye bir haykırış çıktı. Ben ağzım açık bakakaldım. Bekçi ise parçalarcasına nişanlımın götünü sikmeye devam etti.
Nişanlımın dermanı tükenmişti ve dizlerinin titrediğini ben bile hissedebiliyordum. Bekçi nişanlımın götünü kaç dakika sikti bilmiyorum, ama sonunda vahşi bir hayvan gibi hırlayarak, nişanlımın götünün içine boşaldı.
Şu işe bak amına koyayım, bekçi nişanlımın amını götünü sikti ve rahat sikmesi için nişanlımın başını ben tuttum. İş nerden nereye bu hale geldi! Ne yapacağımı bilmez bir şekilde yaşadığımız bu olayı hazmetmeye çalışıyordum.
O esnada bekçinin yarağını nişanlımın götünden çekmesiyle nişanlımın götünden osurukla birlikte, bekçinin spermleriyle karışık kan püskürdü. Nişanlım sanki bir un çuvalı gibi yere yığıldı kaldı. Ben nişanlımı ayağa kaldırmaya çalışırken bekçi fermuarını kapadı, bana kimliklerimizi geri verdi ve “Hadi kaybolun, birdaha da buralarda görünmeyin!” diye de tembihledi ve uzaklaştı.
Bekçiden nişanlımın külodunu isteme cesaretini bile kendimde bulamadım. Yaşadığımız kabus sonunda gerçekten bitmişti, fakat nişanlım da mahfolmuştu, ruh gibiydi. Yarım saat sonra yürüyecek duruma anca gelebildi. Yurdun yolunu tutarken, ikimizin de ağzını bıçak açmıyordu. Kız yurdunun önüne geldiğimizde, nişanlım bana hiçbir şey söylemeden yurda girdi.
Bu nişanlımı son görüşüm oldu! Birdaha benle ne görüştü, nede telefonlarıma cevap verdi. Bir hafta sonra da hem yurttan hem de okuldan ayrılmış, memleketine dönmüş. Giderken de bir arkadaşıyla bana nişan yüzüğünü yollamış! Kimseye anlatamadığım bu olayı burda itiraf etmek istedim....
Karı Koca Tatil Zevkimiz
25 yaşında 5 yıllık evli bir kadınım. Eşimle aynı yaştayız. Mükemmel bir evliliğimiz var, mutluyum, anlayışlı, her isteğimi yerine getiren bir kocam var. Ama tek sorunumuz cinselliğe bakış açımız… Kocam tam anlamıyla azgın bir erkek…
Bense, onun kadar sekse meraklı değilim. Yetiştiriliş tarzım, seksi umacı gibi gösteren ailem, kendimi bakire olarak kocama saklayıp her şeyden kendimi soyutlamam, her şey bir araya geldi, neredeyse frijit bir kadın oldum çıktım.
Yıldırım aşkına tutulup birbirimizi sevdik, flört dönemini kısa tutup evlendik. Birbirimizi yeteri kadar tanıyamadan… Sadece, ben ona ilk erkeğim olduğunu anlattım, o da buluğ çağından beri seks yaptığından bahsetti. Sayısız kız ve kadınla yatmış, ama tanıştıktan sonra sadece ben varmışım. Her şeyi bana o öğretecekmiş. Seviştiği hiçbir kadın benim kadar güzel, seksi, gösterişli değilmiş.
Gerdek gecesinden başlayarak öğretmeye başladı da… İlk defa bir erkeği çırılçıplak gördüm, kalkmış bir erkekliğe ilk kez yakından bakıp dokundum, bacaklarımın arasına ilk kez bir yabancı el, bir erkek organı değdi… Zifaf korkumu anlayışlı, sevecen kocamın yardımıyla atlatabildim, tüm gece uğraştıktan sonra, sabaha karşı bekaretimi verdim.
Sonrası da hep böyle devam etti. Sürekli kocam istedi, ben verdim. Sadece içki içtiğim nadir günlerde bazen azıp ilk hareketi ben yaptım. Tek kadeh bile beni sarhoş etmeye yeter, rahatlar, gülmeye başlarım. İkinci kadehte hareketlerimi kontrol edemem, o seksi görev gibi gören kadın gider, kocama azgın bir fahişe olurum, sonra da sızar kalırım.
Sabah başımın ağrısıyla, bacaklarımın arasında kocamın kurumuş dölleriyle, yanımda mutlu mesut yatan kocamla uyanırım.
Bir ay önce tatile gittik.
Güzel bir tatil köyüydü. Geniş bir arazinin içinde yayılmış bungalow tipi, içleri çok güzel dekore edilmiş müstakil evlerden oluşmuştu. Her şey harikaydı, gülüyor, eğleniyorduk. Gündüzleri ortadaki büyük yüzme havuzuna, geceleri köyün içindeki diskoya gidiyorduk. Günlerimiz harika geçiyordu.
Üçüncü günün sonunda havuz başında eğlenceler düzenleyen animatör gençle samimi olduk. Adı Hakan’dı ve hep bizimle takılmaya başlamıştı. Kocamla kafaları uyuyor, ben de onlara katılıyordum.
Kısa sürede Hakan’ın asıl amacının bana asılmak olduğunu anladım. Hareketleri, bana bakışları değişikti. Tamam yakışıklı çocuktu, güçlü kuvvetli, gösterişli kasları, sportmen vücuduyla güzel bir erkekti. Ama kocam varken ona yüz veremezdim. Kocama birkaç kez ima ederek anlatmaya çalıştım. Gece yatağımızda benimle sevişirken,
-“Kadir…” dedim. “Şu Hakan… Gözü hep üzerimde… Yiyecek gibi bakıyor. Havuzda iki parça bez var üstümde, onları da gözleriyle soyuyor. Çekiniyorum…” falan dedim.
Aldırmadı bile… Güldü…
“Sikecek gibi mi bakıyor Aldırma aşkım… Dediğin gibi, yanında ben varım. Öyle güzelsin ki, hele o minik bikinilerini giydiğinde öyle seksi oluyorsun ki, zavallı Hakan da her erkek gibi sana bakmadan yapamıyor. Boş ver… Sana bakan diğer erkeklerin yanında o da benim güzel, seksi karıma biraz bakıversin… Bence sakıncası yok… Biz tatilimizin tadını çıkaralım.” diyerek sevişmeye devam etti.
Ne geniş kocam vardı benim… Kendine o kadar güveniyordu ki, kıskanmak kelimesini bilmiyordu bile… Kocam her zamanki gibi misyoner pozisyonunda üstümde gidip gelirken, bu kadar rahatlığın iyi bir şey olup olmadığını sorgulayarak yattım altında…
Bir parça kıskansa daha mı hoşuma gidecekti Kısıtlasa, her şeyime karışsa, kızsa… Karar veremedim bir türlü… Boş verdim ben de… Dikkatimi içime girip çıkan kocamın erkekliğine verdim, bir parça zevk duymaya çalıştım.
Ertesi gün tatilimiz yine aynı şekilde devam etti. Yine havuz başı… Yine her boş anında yanımızda biten Hakan… Kocamın olmadığı anlarda onun beni yer gibi bakışları… Bir yandan çekiniyordum, pek yüz vermiyordum, bir yandan da böylesine beğenilmekten, istenilmekten gizli gizli bir mutluluk duyuyor, içim bir hoş oluyordu.
Bir yanımda kocam, diğer yanımda Hakan… Bana hayran iki erkeğin arasında kendimi prenses gibi hissediyordum.
Beşinci gün akşamı diskoya gittik. Harika bir ortam vardı. İnsanın kanını kaynatan canlı, gürültülü bir müzik, etrafta dünyaya aldırmaksızın dans edenler, öpüşenler, sevişenler…
Südyensiz, dik memelerimi ortaya seren kısacık, askılı bir tişört, altımda mini etek, ayaklarımda yüksek topuklu sandaletler vardı. Yanımda müziğe uygun kıpırdayıp duran kocamla ayakta dikilip etrafı seyrediyorduk.
Hakan elinde kokteyl kadehleriyle yanımızda bitti. İçkiye dayanıksız olduğumu bildiğimden pek içmek istemiyordum. Ama hem Hakan’ın, hem kocamın ısrarlarını kıramadım, getirdiği kadehi aldım, içmeye başladık. İşte yine aynı şey oluyordu. Birkaç yudum sonra alkol damarlarımda dolaşmaya başladı. Benim de o evli, ağırbaşlı, ev kadını maskem bir anda çıt diye kırıldı, içimdeki kadın ortaya çıkıverdi.
Birinci kadehlerimiz bittiğinde Hakan hemen gidip ikincileri getirdi. Ben de onlara katılmaya, olduğum yerde kıpırdayıp dans etmeye başladım. İkinci kadehlerimizi fondip yapıp kocamla kendimizi dans pistine attık. Loş ışığın altında yanıp sönen, dönüp duran ışıklar, gümbür gümbür çalan hareketli müzikler…
Biraz sonra Hakan yanımıza geldi, yanımızda dans etmeye başladı. İki erkekle beraber dans ediyordum. Oryantal müzik başladı. En sevdiğim müzik… Kıvrılıyor, bükülüyor, uzun saçlarımı, mini eteğimi savurarak, müziğin ritmini içimde duyarak dans ediyordum. Hakan ve kocam da karşımda alkışlarıyla tempo tutuyorlardı. İkisinin de gözleri benim her yerimde dolaşıyor, bense onların arzulu bakışlarının altında bir profesyonel dansöz gibi kıvırıyordum.
Müzik bitti, masamıza döndük. Hakan tekrar içki getirdi. Ben artık kendimi iyice koy vermiştim. Bir dikişte onu da içtim. Olduğum yerde devam eden çılgın dans müziğinin etkisinde masada oturan erkeklerin önünde dans ediyordum. Öyle coşmuştum ki, oturduğum koltuğun üzerine bile çıktığımı hatırlıyorum. İkisi de, hatta etraftaki erkekler de aşağıdan beni izliyorlardı. Savrulan minicik eteğimin altına giydiğim tanga külodu bile görüyorlardı eminim…
Ve alkolün verdiği cesaretle buna aldırmıyordum bile… Hatta hoşuma gidiyordu bana öyle bakmaları… Kocam da beni durdurmak, aşağıya indirmek için hiçbir hareket yapmıyordu. Sanırım bana bakmaları kocamın da hoşuna gidiyordu. Bir süre sonra yoruldum. Hareketli dans, fazla kaçırdığım alkol iyice etkilemiş, ayakta duramıyordum. Başım dönüyordu. Gülüyor, saçma sapan konuşuyordum.
Kocam koluma girdi,
“Hadi gidelim hayatım, sen iyice oldun. Hakan bana yardım eder misin, karımı odamıza çıkaralım…” dedi.
İki yanıma geçip kollarımı boyunlarına attılar, beni kaldırıp diskodan çıkardılar. Aslında onların da benden farkları yoktu, onlar da iyi içmişlerdi. Kahkahalarla gülüyorlar, konuşuyorlar, dengelerini zor sağlıyorlardı. Ama ne de olsa erkek olduklarından içkiye daha dayanıklıydılar.
Diskodan çıktık. Odamıza kadar olan yol boyunca kocamın eli sırtımda, Hakan’ın eli ise belimde, kalçalarımdaydı. Ben yürüdükçe elini kalçalarımda okşarcasına oynatıyordu. Öyle sarhoştum ki, tepki veremiyordum, o da okşamalarına devam ediyordu.
Odamıza geldik, kapıyı açtılar, içeri girdik hep birlikte… Beni yatağın yanına kadar getirdiler. Önce oturdum, sonra başım dönünce sırt üstü attım kendimi… Altımdaki mini etek sıyrılmış, küloduma kadar meydandaydı, biliyordum fakat aldırmıyordum. Bu kafayla, gecenin bu saatinde etek düzeltmekle uğraşacak halim yoktu hiç…
Hakan da ayakta, hemen önümde duruyor bana bakıyordu. Sanırım tanga kilodumun manzarası hoşuna gitmiş olmalıydı, gözlerini ayıramıyordu benden…
Kocam yandaki koltuğa oturmuş, mini buzdolabından içecek bir şeyler aranıyordu sarhoş sarhoş… Hakan bana bakmayı bırakıp isteksizce iyi geceler diledi. Kapıya yönelmişti ki kocam elinde içki şişesiyle seslendi,
“Nereye Hakancım Gel birer içki daha alalım dostum, cila olur…” diye davet etti.
O da üstüne atladı, teklifi hemen kabul etti. Beni izlemeye doyamamıştı anlaşılan… Daha ilk içkilerini içerken kocam esnemeye başlamıştı. Bu arada Hakan’ın telefonu çaldı.
Balkona çıkıp bir süre konuştu. Konuşurken bile gözleri benim üzerimden ayrılmıyordu, görüyordum. Hakan balkondayken kocam içkisini bitirmiş, koltukta kaykılıp horlamaya başlamıştı. Konuşmasını bitiren Hakan kocamın yanına geldi,
“Kadir abi…” diye seslendi, horlayarak uyuklayan kocamı dürttü birkaç kez, uyandırmaya çalıştı.
Kocam hala uyumaya devam ediyordu. Onu bıraktı, benim yanıma geldi. Ben kolumu bile kaldıramıyordum, kısık gözlerimin arasından etrafımda fıldır fıldır dönen odada olup bitenleri izlemeye çalışmakla yetiniyordum sadece… Yanıma oturdu. Uzun uzun beni seyretti. Her zamankinden farklı, boğuk bir sesle,
“Bukeett…” diye seslendi bana…
Başımı hafif kaldırıp aynı tonda, peltek peltek yanıtladım, gülüyordum bir yandan,
“Efendiimm..”
“Sen niye bir içki daha içmiyorsun Buket” Elimi tutmuş okşuyordu bunu sorarken…
“Çok sarhoş oldum Hakancım…” dedim. “İçki istemiyorum artık…”
“Canım, daha çok soda var bunun içinde… Bak, bu hapı da içine atıyorum. Bu ilaç baş dönmesine, sarhoşluğa birebirdir, etkilerini azaltır…”
“Azaltır mı Heyy, güzelmiş. Ver bari içeyim…” dedim,
kolumu zorla kaldırıp kadehi aldım elinden, sırtımı yatağın başlığına dayayıp yudum yudum içtim.
O da benimle beraber kendi içkisini yudumlarken havadan sudan konuşup duruyordu. Bu arada benden taraftaki elini de dizime atmıştı. Sonra o konuşmaya devam ederken, dizimdeki eli çok yavaş hareketlerle bacağımı okşamaya, hafif hafif yukarılara doğru ilerlemeye başladı.
Umursamadım. Zaten bir şey yapacak, karşı koyacak halim de, niyetim de yoktu.
Biraz sonra okşamaların dozu arttı, bacağımdaki el yine okşaya okşaya eteğimin altına girdi. Adeta bir yılanın süzülmesi gibi ilerliyordu bacaklarımda… Hoşuma da gidiyordu okşaması… Kedi gibi gerindim uzandığım yerde…
İçimde bir şeyler akmaya, kaynamaya başladı. Bacaklarımın arasında okşayarak ilerleyen eli şimdi kiloduma ulaşmış, kadınlığımı okşuyordu tanga kilodumun üzerinden…
Yarım ağızla itiraz ederek doğrulmaya çalıştım,
“Aaa… Ne yapıyorsun Hakan” dedim peltek peltek…
“Şşşş… Sakin ol canım… Seni sikmek istiyorum sadece…” diyerek omuzlarımdan tutup geriye bastırdı beni… Direkt olarak sikmekten bahsetmesi komiğime gitmişti. Kızacak yerde gülerek,
“Terbiyesiz…” dedim. Elimi eteğimin altında kıpırdayıp duran elinin üstüne koydum. “Ahh… Hakan… Hakan… Çok terbiyesizsin, biliyor musun
Hem terbiyesiz, hem yakışıklısın… Sana, heykel gibi vücuduna, kaslarına, mayonu kabartan erkekliğine baktıkça bakasım geliyor… Bitiyorum Hakan… Yağlarım eriyor… Islanıyorum…”
Sarhoşluğun verdiği cesaretle kelimeler istemsizce ağzımdan dökülüyordu. İçimden geçirdiğim, kendime bile söylemediğim şeyleri dile getiriyor, duygularımı, hayranlığımı itiraf ediyordum ona…
“Ben de sana hayranım aşkım… Bu güzel, biçimli vücuduna, gülüşüne, seksiliğine… Hastayım sana… Seni ilk gördüğüm anda da, her gördüğümde de sikim kalkıyor…
Seni sevmek, okşamak, sikmek için deliriyorum… Ohhh… Çok güzelsin yavrum… O gün bu gün… Şimdi seni sikmek üzereyim… İsteğim oldu… Kocanın yanında sikicem seni… Onun gözlerinin önünde… Her yerini sikicem… Bu gece benimsin… Benim kadınımsın… Benim…”
Elimi tutup kucağına koydu. Pantolonunun altında sertleşmiş, kazık gibi olmuş aletini tutturdu bana…
Devam Edecek ...
Yengem ile Piknikte
Dayım 3 evlilik yapmış bir adamdır. İlk karısını saymazsak hepsi kendisinden genç ve oldukça güzel kadınlardır. Dayım müteahhit olduğu için maddi durumu oldukça iyidir.
Biraz da mafyavari bir görüntüsü var. Her zaman takım elbise giyen, belinde silah taşıyan sürekli sanki çok önemli telefon görüşmeleri yapıyormuş gibi görünen bir adam. Kadınlar ne buluyor bilmiyorum ama her zaman etrafında oldukça güzel kadınlar olur. Zaten ilk karısından da metresi yüzünden ayrılmıştı.
Neyse son evlendiği Çiğdem yenge 30’lu yaşlarının başında, oldukça güzel, sarışın ve içten bir kadın. Dayımla evlerimiz çok yakın olmasına rağmen bize pek gelip gitmez. Ama eşi gündüzleri evde sıkıldığı için sık sık gelir.
Çok samimi olmasak da Çiğdem yengeyle aramız oldukça iyidir. Ben o zamanlar 24 yaşında bıçkın bir delikanlıyım. Bir gün aile içinde dendi ki; “yarın cumartesi, hava da çok güzel, hep beraber pikniğe gidelim.” Akşamdan hazırlıklar yapıldı, hasırlar, hamaklar sepetler hazırlanıp arabaya koyuldu.
Sabah giderken de içecekler ve etler alındı. Babam böyle kalabalık piknik alanlarından hiç hoşlanmaz. Nerede kıyıda köşede kalmış sessiz sedasız bir yer var oraya götürür. Arabada ön tarafta babam ve küçük amcam var. Arkada ise annem, küçük kardeşim, Çiğdem yenge ve ben varız.
Çiğdem yenge diz kapağının biraz üstünde bol bir etek giymiş, bende bir şort giymişim. Gözüm Çiğdem yengenin bir taraflarına kaymasın diye sürekli camdan dışarı bakıyorum. Onun ve benim bacağımın çıplak kısımları birbirine değdikçe erekte oluyorum.
Her ne kadar belli olmasın diye elimle bastırsam da taş gibi olmuş, engel olamıyorum. Bizimkiler kendi aralarında bir şeyler konuşuyor, ama ben sikim belli olmasın diye bastırmaktan başka bir şeye odaklanamıyorum. Bir yandan belli olacak diye korkuyorum, bir yandan da yol hiç bitmesin istiyorum.
Piknik yapacağımız alana vardık. Herkes arabadan indi, eşyalar taşınıyor, annem ve yengem hasırları serip oraya yerleşmeye çalışıyor. Ben erekte olmuş sikimi gizleyip eşya taşımaya çalışıyorum. Her şey taşınıp yerleştiğinde daha fazla duramadım ve “ben biraz etrafı gezip keşif yapayım” diyerek kalktım.
Amacım tek başıma kalıp biraz rahatlamak ve uygun bir yer bulursam mastürbasyon yapıp bu durumdan kurtulmaktı. Ama yengem “dur ben de geleyim” diyerek takıldı peşime.
Annem ikimize de imalı bir bakış fırlattı. Durumu anladı mı yoksa yengem işten kaçıyor diye sadece sinir mi oldu bilmiyorum ama bu durum beni daha da tedirgin etti.
Yengemle biraz yürüdük, aynı zamanda sohbet ediyoruz. Ben dedim ki “aslında tuvaletim geldiği için yürümeye çıktım” o da “ben gideyim mi o zaman?” deyince yok tutabilirim dedim. Etkisini kaybetmeye başlayan ereksiyon tekrar yakamı tuttu.
Yengem de “artık çişini yap istersen patlayacak gibi görünüyor” deyince bir ağacın dibine gidip tuvaletimi yapıp geldim. Biraz daha yürüyüp uzaklaştıktan sonra yengem “kabarıklığı çişinden dolayı değilmiş sanırım” deyip tatlı bir gülümseme attı.
Biraz dalgasını geçtikten sonra “bu şekilde dönmeyelim, başka bir şey sanırlar” dedi.
Ama ne yapabilirim ki, penis bu yani erekte olunca kolay kolay inmiyor. Ben de şakasına dedim ki “ne yani mastürbasyon mu yapayım?” Yengem de “yapacaksan yap ben beklerim burada” dedi. Bu konudaki rahatlığı beni benden aldı ve şaşırttı, bir yandan da cesaretlendirdi.
Fermuarımı indirince “burada yanımda mı yapacaksın hayvan?” dedi. Ben de şimdi sormayı nasıl cesaret ettiğimi aklımın almadığı o soruyu sordum; “Ben, sen yaparsın diye düşünmüştüm” bunu söylerken de erekte olmuş sikimi dışarı çıkarmış bulundum. Bu ormandan ya çok mutlu biri olarak çıkacaktım, ya da yaptığına ömür boyu pişman olan bir salak olarak. Neyse ki birincisi oldu.
Çiğdem yenge bana sessizce yaklaştı, eliyle sikimi kavrayarak sıvazlamaya başladı. İkimizde ayaktaydık ama o sikime hiç bakmıyordu bile hissiz bir ifadeyle yüzüme bakıyordu sadece.
Biraz sıvazladıktan sonra daha fazlası olmasını istedim. Elimi Çiğdem’in kafasına koyarak aşağıya doğru bastırdım. İlk başta ne yaptığımı tam kavrayamadığı için bir duraksadı.
Tekrar bastırdığımda ise eğildi. Güzelliğine hayran olduğum kadının yüzü ile sikim arasında sadece birkaç santim vardı. Sikimin ucuna önce dilinin değdiğini hissettim, sonra da yavaşça dudaklarının. Artık çıldıracak gibi olduğum için daha fazla dayanamayıp ileriye doğru itip hepsini ağzına sokmaya çalıştım.
Artık daha fazla dayanamayarak kendimi bıraktım ve boşaldım. Muhtemelen Çiğdem bu kadar erken beklemediği için kaçamadı ve ağzının içine de biraz boşalmış oldum. Yüzünü ekşitip yere tükürdü hemen. Gitmeden önce de çeşmeye uğradık ve ağzını yüzünü iyice temizledi.
Dönerken neredeyse hiç konuşmadık ama benim yüzümde aptal bir mutluluk ve tebessüm vardı. Bir şey söyleyip bu büyüyü bozmak istemedim. Piknik benim için oldukça eğlenceli geçti. Arabayla dönerken Çiğdem abla yanıma oturmamak için ekstra bir özen gösterdi. Bu da dönerken beni “acaba şimdi ne olacak, başım dertte mi, niye birden bu kadar soğuk davranıyor” gibi düşünceler aldı gitti.
Bu durum beni de durgunlaştırdı. Piknikten sonraki bir hafta Çiğdem yengeyi neredeyse hiç görmedim. Ben eve geldiğimde çoktan gitmiş oluyordu. Bir hafta sonra cumartesi günü, daha kahvaltı bile yapmadan annem “Çiğdem yengen aradı, yemek yapıyormuş ama salçası bitmiş, acil götür gel” deyince koşarak gittim.
Kafamdaki tek soru dayımın evde olup olmayacağı ve bana nasıl davranacağı ile ilgiliydi. Kafamda binbir türlü fantezi vardı, kapıyı gecelikle mi açar, direk beni içeri çekip öper mi gibi bir dünya fantastik düşüncelerle kapıyı çaldım. Kapıyı gayet normal bir kıyafetle ve hafif soğuk bir tavırla açınca hayallerim yine yıkıldı.
Teşekkür etti, hala beklediğimi görünce de içeri girmeyi teklif etti. Gerçekten de yemek yapıyormuş.
Mutfakta o bir şeyler yaparken gözlerinin içine bakmaya çalıştım ama hiç umursamadı. Bir cesaret elimi beline attım. Direk irkilip bana döndü. Çaktırmadan elimi yavaşça aşağıya kaydırırken “kimseye bir şey söylemedim, söylemem de zaten” dedim.
Oldukça kızgın bakıyordu, hiç cevap vermedi ama aşağılara inen elimi de durdurmadı.
Ben “sadece bir kere, yemin ediyorum bir daha istemem, hatta istersen selam bile vermem” diye yalvarır ses tonuyla konuşmaya devam ettim. Hiçbir şey söylemeden elini kemerime atıp çözmeye başladı. Benim içimde inanılmaz büyük bir sevinç vardı. Yatak odasına gidip soyunmaya başladık. Ben her ne kadar acele etsem de o oldukça sakin ve yavaş hareket ediyordu.
Soğukkanlılıkla yatağa girdi. Ben de hemen girdim. Bacaklarını aralayarak beni yavaşça üstüne çekti. Eliyle sikimi tam vajinasına denk getirdi. O sıcak ve ıslak deliğe yavaşça girdiğimde hafifçe inledi. İçine girip çıkarken sürekli olarak yüzüne bakıyordum, o ise sürekli olarak başka taraflara bakarak inlemeye devam etti.
Birkaç defa eğilerek boynunu ve yanaklarını öptüm. Biraz yorulup nefes nefese kaldığımda ritmim biraz yavaşladı ama devam etmek için kendimi zorladım. Vajinası ile sikimi kasıp bırakarak daha yüksek bir tonda inlerken boşaldığını anladım. O kasıp bırakma hareketi benim de boşalmama neden oldu.
Sadece bir kere isteyeceğime dair verdiğim sözü tutamadım. Ve sanırım kimseye olmadığım kadar ona aşık oldum.....
Üvey Oğlum Becerdi
Adım Gül… 32 yaşında, evli, kendi çocuğu olmayan, ama sevişmeyi çok seven, libidosu yüksek, azgın bir kadınım.
İlk kocamla evlendiğimde, kocam çocuk hastasıydı, en az üç çocuk isterim diye tutturdu.
Tüm uğraşlar ve doktora gidip gelmeler, testler sonucunda benim çocuğumun olmayacağını öğrenince benden ayrıldı, yani boşandık. Genç yaşımda dul kalmış ve dünyam yıkılmıştı.
Boşandıktan sonra yedi ay geçmişti ki, babam birinin benimle evlenmek istediğini, kendisinin benden 23 yaş büyük olduğunu, ve bir oğlu olduğunu, karısının vefat ettiğini söyledi.
Zaten yedi aydır sevişmiyordum. Alışmış kudurmuştan beterdir derler… Koca olsun da çamurdan olsun diyerek evlenmeyi kabul ettim. Yani ikinci evliliğim bir nevi görücü usulü ile oldu.
Biraz benden yaşlıydı ama kendisine çabuk ısındım. En azından bana kaba davranmıyordu. Sekste de çabuk uyum sağladık, ilk zamanlar her gün sevişiyorduk ve anal seks hariç, yatakta sınır tanımıyorduk…
Zamanla kocamın performansı düşmeye başladı. Bunda kredi ile satın aldığımız yazlığın borcunun da etkisi vardı. Kredi borcu yüzünden kocam sürekli iki, bazen de üç vardiya çalışıyordu ve sevişmelerimiz artık neredeyse ayda bire düştü.
Çalıştığı işyeri kocamı bazen de eğitim amaçlı başka şehirlere gönderiyor, o zaman da ayda bir bile sevişemiyorduk. Halbuki benim de tam kadınlığımın zevkine vardığım, sürekli sevişmek istediğim, bir erkek tarafından tatmin edilmeye aşırı ihtiyacım olduğu bir yaştaydım.
Kocamı çok seviyordum ve ondan boşanmak istemiyordum, ama sevişmeden de yapamıyordum. Bu yüzden yavaş yavaş kafam şeytanlığa çalışmaya başladı. Açlık sofuluğu bozarmış, ben de niyeti bozmuştum artık…
Madem kocam yapamıyordu, ben de gizlice kendimi doyuracak birilerini aramaya karar verdim. Böylece gözlerim fıldır fıldır etraftaki erkekleri kesmeye başladım. Fakat maalesef…
Küçük bir anadolu kasabasında oturuyorduk. Herkes birbirini tanıyordu ve en büyük eğlenceleri dedikoduydu. Yani değil biriyle oynaşmak, kuyruğunu kıpırdatsan, anında bütün kasabanın haberi olur, öylesine lanet bir yer…
Böyle bir açmaza, çıkmaz sokağa girmiş kalmıştım kısacası… Bunalıyordum. Genç, güzel, körpe bir kadındım. Kime el etsem, kime göz süzsem koşa koşa gelirdi ama yapamıyordum. Elim kolum bağlıydı.
Benimle aynı apartmanda oturan bir komşum var, ismi Hatice… Hatice aynı zamanda benim dert ortağım, kendisi ile her şeyi konuşur dertleşiriz. Bir gün konuşurken laf lafı açtı, seks konusu açılıverdi.
Hatice kendi cinselliğini biraz anlatınca, ben de dayanamadım ve artık kocamın performansının düştüğünü ve benimle eskisi gibi sevişemediğini, benim ise canımın çok seks istediğini, artık bunalmaya başladığımı anlattım arkadaşıma… Bir güzel içimi döktüm.
"Üzülme kız… Ben de aynı senin gibiydim. Aynı sorunu ben de yaşadım. Ama sorunu çözdüm. Artık rahatım…“ dedi Hatice…
"Nasıl yani?” dedim. “Bana da söylesene şu sırrını, nasıl rahatladın?” diye üsteledim.
"Kızım sikişmek isteyen bir kadın, akıllı davranırsa kendisini siktirecek birisini mutlaka bulur. Sadece biraz etrafına bakınması yeter"
“Sen de attın yani arkadaşım. Burası gibi göt kadar küçücük yerde kimi bulacaksın? Millet dedikodu yapmaya yer arıyor zaten!” Hatice güldü,
“Etrafına iyi bakın, fazla uzağa gitmene gerek yok!” dedi.
“Sen nasıl çözdün, madem senin de böyle sorunun oldu, yardımcı ol da ben de çözeyim!”
Hatice durdu, düşündü. Yüzüme baktı dikkatle… Sonra da kimselere söylememem için yemin ettirdi.
“Dediğim gibi uzaklara gitmeye gerek yok. Ben kaynımla sevişiyorum! En yakınımda o var. Sen de… "
"Ben de ne? Benim kaynım yok ki Hatice…”
"Ah benim saf arkadaşım. Düşün bakalım. En yakınında kim var?“ Aptal aptal yüzüne baktım,
"Orçun var kızım…” dedi. “Sen de Orçun'a siktir kendini, rahatla…”
“Orçun? Üvey oğlum Orçun mu?” dedim şaşırarak.
“Evet, o… Üvey oğlun Orçun'u kastediyorum!” dedi.
“Yaa nasıl olur Hatice? O çocuk ne anlar am sikmekten? Daha 16 yaşında. Hem Orçun'a nasıl söylerim “Gel beni sik’ diye? Diyemem ki!”
“Kızım, benim kaynım da 18 yaşında… Beni sikmeyi bırak, dumanımı attırıyor valla! Bu yaştaki gençlerin tam da am merakının kabardığı zaman… Az biraz göğüs dekoltesi veya bacak görsünler, sikleri hemen kalkıyor.“
“Diyorsun…”
Gözümün önüne üvey oğlum geldi. Yakışıklı, bir iki sene içinde aniden serpilip gelişivermiş, genç irisi kaslarıyla göze batacak kadar nefis bir delikanlı… Hiç o gözle bakmamıştım oğlana ama, şeytan işte… Alıcı gözüyle bakınca, acaba, neden olmasın diyor insan…
“Üstelik performansları da iyi oluyor! Gencecik zıpkın gibi oğlanlar… Sen dediğimi ciddiye al bak… Hem her zaman elinin altında olur ve seni her gün siker, hem de kimsenin haberi olmaz!” dedi.
“Yok canım… Ben hadi desem de o yapmaz ki… Annesinden sonra bana hiç anne demiyor ama… Yine de…”
“Sen biraz göt, biraz göğüs göster, biraz bacaklarını arala bakalım… O zaman anlarsın senin için neler düşündüğünü! Bakalım hangimiz haklıymış.” dedi. Ben,
“Valla hiç sanmıyorum Hatice…” deyip konuyu kapattım o gün…
Bu konuşmamızın üzerinden bir hafta geçmişti. Bir türlü Hatice'nin söyledikleri aklımdan çıkmıyor, Orçun'a her bakışımda yüzüm kızarıyordu. Yine de dediklerini uygulamaktan kendimi alamıyordum.
Etek boylarımı kısalttım evin içinde, göğüs dekoltemi daha bir açtım, kavun irisi diri memelerimin güzelliğini ortaya seren şeyler giymeye başladım.
Tabi sadece açmakla kalmadım, açtığım yerlerimi biraz da süslemeye koyuldum. Sütyenimin dantellerini, bacaklarıma giydiğim seksi çorapları oğlanın gözüne gözüne sokuyordum.
Eğilip kalkarken hareketlerime dikkat edemiyordum. Çamaşır yıkarken, otururken eteklerim sıyrılıyor, bacaklarım meydana çıkıyordu. Sütyen kullanmıyordum pek…İstekle kabaran meme uçlarım, memelerimin yuvarlaklığı giysilerimden belli oluyordu.
Akşamları birlikte televizyon izlerken bacak bacak üstüne atıyordum, diz hizası eteğim baldırlarıma kadar açılıyordu istemeden… Ve Orçun'un da gözleri açılıyordu manzara karşısında…
Banyoda bilerek şeffaf siyah külotlarımı ortada bırakıyordum, kirli sepetinde minicik, seksi sütyenlerimi…
Ve daha sonra tekrar girdiğimde banyodaki kirli çamaşırlarımı yerlerinden oynamış, biçimlerini değişmiş buluyordum. Sanırım Hatice haklıydı.
Artık o da kendini sakınmayı bırakmıştı. Eşofmanın, pantolonun önündeki kabarıklığı bana göstermekten utanmıyor, çekinmiyordu hiç… Spordan geldiğinde o terli atleti göğüs kaslarına yapışmış, ıslak ıslak öyle iştah çekici görünüyordu ki…
Elimi atıp o kasları okşamamak, kaslı bacaklarını gösteren şortunu aşağıya indirmemek, elimi daldırıp sertliğini kavramamak için kendimi zor tutuyordum.
Evet, yanlış bir şey yapıyordum. Günaha doğru sürükleniyorduk ikimiz de…Biliyordum bunu… Ama ne benim elimdeydi bunu engellemek, ne de baştan çıkartmaya çalıştığım üvey oğlumun…
İkimiz aynı evin içinde ateşle barut misali dolanıp duruyorduk. Ormanda birbirini kollayan, sekse susamış, iki vahşi hayvan gibi birbirimizi izliyorduk.
Bir hafta sonunda Hatice ile bir arkadaşımızın düğününe davetliydik. Kocam yine işi yüzünden şehir dışındaydı. Biz de Orçun'a bizi götürmesini söyledik.
Hatice, Orçun ve ben, üçümüz beraber düğün salonuna gittik. Klasik ve çok sıkıcı bir düğündü. Vakit biraz ilerleyince slow dans parçaları çalmaya başladılar. Orçun bize meşrubat almaya gidince, Hatice bana,
“Tamam mı? Dediklerimi yaptın mı? Oğlunu denedin mi? Onunla sevişmeye hazır mısın?” diye sordu.
“Evet canım!” dedim. “Sanırım o da, ben de hazırız buna… Gözleri fıldır fıldır benim üstümde hep… Evde otururken biraz bacaklarımı ayırsam, frikik versem, karşımda bitiyor hemen… Güya bana çaktırmadan röntgenliyor beni… Kirli sepeti, yatak odamdaki çamaşır çekmeceleri hep karıştırılmış vaziyette… Siki kalkmış vaziyette dolaşıyor evin içinde… Önü hep kabarık… O da istiyor, ben de… Ama nasıl yaparım, nasıl benimle sevişmesini isterim, hala cesaretim yok buna…”
“Tamam arkadaş, seninki olmuş iyice… Bak şimdi, olayı bana bırak sen… Orçun gelince söyle, benimle dansa kalksın. Sonra da sana devrederim. Dans ederken Orçun'un siki nasıl kalkıyor iyi izle… Bana hak vereceksin!” dedi. “Şu parlatıcıyı biraz daha sür dudaklarına, biraz daha seksi görün sen… Oğlanı baştan çıkaralım iyice…”
İkimiz de çantalarımızı çıkarıp makyajımızı tazeledik, etrafa çaktırmadan eteğimi biraz daha kısalttım. Bir kaç dakika sonra Orçun meşrubatlarla gelince,
“Orçun, Hatice ablan sıkılmış, hadi onu dansa kaldır!” dedim. Orçun da
“Tamam!” deyip Haticeyi kaldırdı ve dans etmeye başladılar.
Gerçekten de bizim orospunun da iyice yanaşıp çanak tutup oğlana sarılıp sırnaşmasıyla dans ederken siki kalkmıştı. Oturduğum yerden pantolonun önündeki kabarıklığı görebiliyordum. Ve arkadaşımın beline sımsıkı sarılmış, o kabarmış sikini iyice Haticeye dayamıştı, sanki ayakta sikecekmiş gibiydi…
Az sonra geldiler, Hatice Orçun'a,
“Hadi annenle de dans edin, o da sıkıldı!” dedi ve Orçun beni dansa kaldırdı.
İnanamıyordum. Hatice haklıydı. Üvey oğlumun az önce Hatice'nin üzerinde kaldırdığı siki bana da kalkıyordu ve beni de sikecekmiş gibi önündeki kabarıklığı vücuduma değdiriyordu.
Ben biraz daha sokuldum, o biraz daha beni kendine çekip bastırdı. Kasıklarımda küçük erkeğimin sertliğini hissetmek beni mahvetti. Dudaklarım titriyor, yüzümün kızardığını hissediyordum.
Müzik bitince yerimize döndük, daha oturmadan Orçun tuvalete gitti. Orçun yanımızdan ayrılınca, Hatice bana pis pis sırıtarak,
“Bir de Orçun ne bilir diyordun kızım… Şimdi de doğruca otuzbir çekmeye gitmediyse ne olayım!” dedi. Kabullenemiyordum ama Hatice haklıydı,
“Tamam da nasıl olacak? Nasıl yapıcam bilmiyorum. Ya beni terslerse? İlk adımı nasıl atarım ben?” dedim. Hatice de,
“Eve döndüğümüzde sen beni kahve içmeye davet et, gerisini bana bırak, ben hallederim. Yalnız şimdiden söyleyeyim, biraz ileri gidebilirim, haberin olsun!” dedi. Heyecanla,
“Tamam!” dedim. Takı töreninden sonra eve döndük. Haticeyi kahve içmeye davet ettim, o da hem kocasına bende olacağını haber verip, hem de üzerini değiştirip, rahat bir şeyler, askılı tişört ve kısa bir etek giyip geldi. Orospu içine külot sütyen giymemişti…
Hatice benim de üzerimi değiştirmemi ve kendisi gibi içime sütyen külot giymeden rahat bir şeyler giyinmemi söyleyince, Hatice'yi içeriye buyur edip, üzerimi değiştirip geldim. Orçun zaten eve girer girmez eşofmanını giymiş, salonda TV seyrediyordu. Hatice de tam karşısına geçmiş oturmuştu.
Orospu bacaklarını aralamış, kıllı amı görünüyordu. Tabii Orçun'un bakışları direkt Hatice'nin bacakları arasına odaklanmış, televizyon izlemeyi bırakıp yan gözle Hatice'nin verdiği frikikleri röntgenlemeye başlamıştı.
Orçun'un sikinin kalktığı eşofmanından belli oluyordu. Yine de rahat değildi pek, benim varlığımdan biraz rahatsız olmuş gibiydi. Onun rahatsızlığını gören Hatice bana,
“Hani kahvem ayol?” dedi.
“Unuttum valla, hemen yapıyorum canım!” diyerek mutfağa gittim. Ben kahve yaparken Hatice yanıma geldi ve
“Kahveyi getirdikten sonra yorgun olduğunu söyleyerek odana git, uyuyormuş gibi yap!” dedi ve salona gitti. Ben kahveyi yapıp götürdüm, Hatice'ye verdim ve
“Çok yoruldum bugün yaa… Kusura bakmazsan arkadaşım, biraz uzanıcam!” dedim. Ben salondan ayrılırken Hatice,
“Ben de yakışıklı kavalyemin yanına oturup içeyim kahvemi!” diyerek yerinden kalktı ve Orçun'un yanına, samimi bir şekilde oturdu…
Ben odama gider gibi yapıp koridordan gizlice izlemeye ve neler konuştuklarını dinlemeye karar verdim. Orospu Hatice üvey oğlumla neler konuşacak, işi nasıl bağlayacak diye merak ediyordum. Arkaları bana dönük oturdukları için beni göremiyorlardı. Hatice hemen konuya girdi, önce Orçun'a sarılarak,
“Yakışıklı kavalyem benim…” diyerek yanağından öptü. Sonra elini Orçun'un önüne attı, oğlan oturduğu yerde kıvranarak kaçınmaya çalıştı,
"Ne yapıyorsun Hatice abla?” dedi. Hatice ablası aldırmadan eşofmanının üzerinden sikini elleyerek,
“Ne yapıyorsunmuş… Bugün dans ederken senin bu yaramaz benim amımın suyunu akıttı! Cezasını vericem onun… Üstelik sadece benim de değil, annenin amı da sırılsıklam olmuş!” dedi.
O ana kadar dut yemiş bülbül gibi sessizce oturan Orçun çok şaşırmıştı, biraz da suçluluk duygusuyla, titrek bir sesle,
“Annem mi?” diyebildi. Hatice çocuğun üstüne üstüne gitmeye başladı bunun üzerine,
“Evet annen! Annen kadın değil mi? Onun da amı yok mu?” dedi. Orçun bu duyduklarıyla resmen şoka girmiş gibi kekelemeye başladı,
“Tamam da… O benim annem!” dedi. Hatice,
“Annen değil o aptal… Üvey annen!” diye vurguladı.
Bu arada elini Orçun'un eşofmanından içeri sokmuş oynuyordu çocuğun sikiyle… Orçun kıvranıyor ve hafif hafif inliyordu. Hatice Orçun'un eşofmanını küloduyla birlikte sıyırıp, sikini eline aldı,
“Bak senin yaramaza… Nasıl da heyecanlandı annenin amını duyunca!” diyerek sikini yalamaya emmeye başladı.
Orospu işi iyi biliyordu, Orçun tam boşalmak üzereyken emmeyi yalamayı bırakıyor, biraz konuşuyor, siki ineceği zaman yeniden yalayarak emerek kaldırıyordu, fakat boşaltmıyordu.
“Bana şimdi yalansız cevap ver. Üvey ananı hayal ederek hiç banyoda, yatakta otuzbir çekmedin mi? Hiç annenin çekmecelerini, külotlarını sütyenlerini karıştırmadın mı? Annen banyo yaparken hiç mi anneni çıplak görme arzusu geçmedi aklından?” diye arka arkaya sorular sordu.
Orçun heykel gibi donup kalmıştı, saf saf,
“İyi de Hatice abla, sen bunları nerden biliyorsun?” deyince, duyduklarımla bu sefer ben şok olmuştum. Demek ki üvey oğlum bütün bunları yapıyordu… Hatice,
“Sadece tahmin ettim ve gayet normal karşılıyorum! Şimdi söyle bakayım, seni ağzımla boşaltmamı istiyor musun?” dedi. Orçun da hiç tereddüt etmeden,
“Evet, istiyorum Hatice abla!” dedi. Hatice de,
“Tamam… Seni istediğin gibi boşaltırım. Fakat bir şartla…“
“Neymiş o şartın abla?“
“Benim yerimde annenin olduğunu düşünmeni istiyorum! Senin sikini okşayan, yalayan o… Tamam mı?” diye sordu. Orçun hevesle anında yanıtladı onu,
“Tamam abla! Zaten hep yaptığım şey… Aklımda hep o var.” deyince, Hatice hemen Orçun'un sikine yumuldu ve emmeye başladı. Daha iki dakika geçmeden zavallı çocuk hırlayarak, kasıla kasıla Hatice'nin ağzına boşaldı. Hatice Orçun'un döllerini yalayıp yuttuktan sonra, göğüslerini tişörtünden dışarı çıkardı, Orçun'un elini tutarak göğüslerinin üzerine koydu. Orçun Hatice'nin göğüslerini okşarken, Hatice konuşmaya devam etti,
“Bak Orçun, lafı dolandırmayacam! Uzun lafın kısası… Baban anneni ne zamandır sikemiyor. Eee, annen de bir kadın… Her kadın gibi amı yarak istiyor, sikilmek istiyor. Öyle değil mi?“
“Öyledir abla, ne bileyim…”
“Öyle… Peki kim sikecek anneni Orçun? Yabancı biri mi? Hayır… Annenin adı orospuya çıkar bu kasabada… Taşlarlar… Senin de arkandan teneke çalarlar orospu çocuğu diye…
“Yaparlar…“
“Burda senin gibi, aslan gibi bir genç dururken, annenin gidip başkalarına siktirmesini sen de istemezsin! Hem iti köpeği var, hem dediğim gibi dedikodu çıkar!“
“Doğru abla… Ölürüm o zaman… Anneme laf gelmesini asla istemem.“
“Hiç birimiz istemeyiz canım. Eğer hem anneni sikme hayallerini gerçekleştirmek, hem de anneni mutlu etmek istersen, şimdi birlikte annenin yanına gidebiliriz!” dedi. Orçun heyecanlanmıştı,
“Tamam gidelim, ama annem nasıl karşılar bunu? Korkuyorum!” diye sorunca, ben hemen sessizce odama gittim ve uyuyor gibi uzandım yatağa… Az sonra onlar da odama geldiler. Ben yüzükoyun yatıyordum. Hatice saçlarımı okşayarak,
“Gül, uyan canım, biz geldik!” dedi ve yatağın kenarına oturdular.
Ben de ne yapacağımı bilmediğimden, “Hmmmmm…” diyerek biraz kıpırdadım. Hatice yavaşça eteğimi yukarı çekti. Orçunun elini tutarak önce baldırlarıma koydu, baldırlarımı okşatarak ordan da popomun üstüne getirdi. Orçun popomu önce hafif hafif okşamaya, sonra da yoğurmaya başladı.
Ben de hafif hafif inleyerek bacaklarımı biraz aralayınca, Orçunun eli amımda dolaşmaya başladı. Popomu hafif yükseltip amımı arkaya çıkarınca, Hatice,
“Bak görüyor musun, annenin amı nasıl yanıyor, nasıl yarak istiyor!” dedi. Orçun amımın dudaklarını ayırarak kurcalamaya başlamıştı. Benim inlemelerim artınca, Hatice,
“Dön kız orospu!” diyerek beni sırtüstü çevirdi…
Gözlerimi açtığımda, Orçun'un kıpkırmızı olmuş yüzü ile eşofmanının önünü yırtacak gibi duran kalkık siki dikkatimi çekti. Göz göze geldik. Utanarak kekelemeye başladı oğlan,
“Şeyy… Anne… Ben… Hatice abla dedi ki…”
“Ne dedi Orçun?” diye fısıldadım. Heyecandan ben de ölmek üzereydim. Kasıklarımın yandığını, kan hücum ettiğini, kadınlığımın dudaklarının alev alev yandığını hissediyordum.
“Şeyy… Sen de istiyormuşsun. Öyle dedi. Ben de…”
Benim de yüzüm kızarmıştı. Nefes alamıyordum sanki… Derin bir soluk alınca Orçun'un gözleri havaya kalkan iri memelerime takıldı bir an… Uçları arzuyla kabarmış, elbisemin kumaşını yırtacak gibi meydana çıkmışlardı.
Gülümsedim, elimi uzatıp yatakta yanıbaşımda oturan üvey oğlumun kucağına götürdüm. Eşofmanının üzerinden kalkmış, taş gibi olmuş aletini okşadım, parmaklarımla kavrayıp sıktım. İnledi, iki büklüm oldu sikini avuçlamamla,
“Ohhh… Anne…”
“Anne yok Orçun. Kadınım ben… Evet canım. Hatice doğru söylemiş. Ben de istiyorum. Senin istediğinden daha çok istiyorum hem de… Az önce okşadın beni, nasıl istediğimi sen de gördün. Yanıyorum Orçun… Çok istiyorum.”
Olayların tam istediğimiz gibi geliştiğini gören Hatice, önce kendi üzerindeki tişört ve eteği çıkarıp çırılçıplak kaldıktan sonra, bana,
“Eee..? Madem hepimiz istiyoruz bunu… Hadi ne duruyorsun, soyunsana!” diyerek soyunmamı istedi ve kendisi de Orçun'u soymaya başladı.
Birkaç saniye içerisinde üçümüz de çırılçıplaktık. Hatice bir eliyle Orçun'un kalkık sikini kavradı, biraz okşadıktan sonra öteki eliyle de benim elimi tutup Orçun'un sikine götürdü.
Çok tuhaf bir durumdu, üvey de olsa oğlumun sikini ellemek ve okşamak çok değişik bir heyecan ve zevk veriyordu bana, biraz utanma, biraz suçluluk duygusuyla karışık… Orçun garibim ise anca hayallerini kurabildiği bu sahnelerin gerçekleştiğini gördükçe iyice aptallaşmıştı.
Aramızdaki en sakin ve ne yaptığını bilen tek kişi Hatice idi. Hatice sanki bir yönetmen gibi ikimizi de idare ediyor, biz de o ne derse hiç itiraz etmeden yapıyorduk… Bana döndü,
“Hadi bakayım, sırtüstü uzan şimdi, Orçun sen de annenin üzerine ters uzan!” dedi ve bizi 69 pozisyonuna soktu. Orçun üzerimde, siki dudaklarıma değiyordu, sikini elimle kavrayıp yalamaya başladım.
Hatice Orçuna hafif kızar gibi,
“Eee sen ne duruyorsun, yalasana ananın amını!” deyince, Orçun da amımı yalamaya başladı.
Amımı çok acemice, fakat büyük bir iştahla yalıyordu. Bilmeden klitorisimi emmeye başlayınca ben dayanamadım, titremeye ve boşalmaya başladım. Çocuk bir an şaşırdı, ve amımı yalamayı bırakarak, boşalan amımı merakla izlemeye başladı.
Tahminime göre ilk kez orgazm olup boşalan bir kadın görüyordu, o da benim amımdı, yani üvey annesinin amı… Titremelerim ve boşalmam birkaç dakika sürdü. Hatice Orçun'a,
“Hadi bebeğim… İyi bir sikici olmak istiyorsan annenin amından akan suları da yala!” diyerek çocuğun kafasını amıma bastırdı. “Seviştiğin kadını mutlu etmelisin, zevkten kıvrandırmalısın aşkım…”
Orçun kararsız bir şekilde amımdan akan suları yalamaya başlayınca, ben de onun sikini daha seri bir şekilde emmeye başladım. Çok geçmeden Orçun da sarsılarak ve inleyerek ağzıma boşaldı… Hatice,
“Hadi koçum doğru banyoya! Sikin yapış yapış olmasın, yıka gel… Daha seninle işimiz bitmedi!” diyerek yolladı.
Ben de kalktım, ağzımı yıkamak için arkasından gittim. Küvetin içine girmiş, duş başlığından su tutuyordu kasıklarına… Duşakabinin buzlu camından öyle güzel, öyle şirin bir görüntü veriyordu ki… Duşakabinin kapısını aralayıp daldım ben de…
Yanına girdiğimi gören Orçun dona kalmış, bana bakıyordu. İkimiz de çırılçıplak… Birbirimizin en kuytu yerlerini görebiliyorduk. Elindeki duş başlığından sular bana da geliyordu, ikimiz de ıslak, çıplak, günahkar…
Ona sokuldum, elinden duş başlığını alıp yukarıya yerine taktım. Ilık sular tepemizden aşağıya dökülüyor, yağmurun altındaymışız gibi birbirimize bakıyorduk. Nefes nefese, heyecanla… Az önce boşalmasına rağmen hatırı sayılır büyüklükteki siki beni görünce birden sertleşivermiş, havaya dikilmişti.
Benden on yaş küçüktü neredeyse ama boyu benden uzundu. Sokuldum, beline sarıldım, başımı göğsüne yasladım. Erkekliği karnıma batıyordu oğlumun… O da sarıldı bana… Sımsıkı… Başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım.
Dudaklarım aralandı. İstekle… Şehvetle… O da ne istediğimi anladı, başını eğip dudaklarıyla dokundu dudaklarıma… Önce yavaşça öpüştük, sonra da sertleşmeye başladık, hırsla, açlıkla birbirimizi somurduk. Elleri bütün vücudumda dolaşıyor, kalçalarımı, memelerimi yoğuruyordu.
“Hadi gelin artık…” diye bağıran Hatice'nin seslenmesiyle kendimize geldik. Dudaklarımız zorlukla birbirinden ayrıldı. Nefes nefeseydik. Göğüslerimiz inip kalkıyordu. Güldük halimize… Küvetten çıkıp havluyla bedenini kuruladım önce, sonra da o beni kuruladı.
Banyodan döndüğümüzde, Hatice yatağa yatmış amını okşuyordu. Eliyle yatağı tıpışlayarak,
“Nerde kaldınız azgınlar? Yatakta yalnız bıraktınız beni… Gel kız orospu, yat yanıma! Orçun sen de ortamıza uzan bakayım!” dedi.
Dediğini yaptık. Orçun iki yanında iki olgun ve seksi kadınla uzanmış, haremdeki padişah gibi hissediyor olmalıydı kendini… Bir eliyle benim göğüslerimi, öteki eliyle de Hatice'nin amını okşamaya başladı. Hatice,
“Beni şimdi bırak, ben daha dün sikiştim, önce annenle ilgilen! Anneni siktikten sonra istersen beni de sikebilirsin!” deyince, Orçun yan döndü ve göğüslerimle birlikte amımı da okşamaya başladı.
Bu arada Hatice de Orçun'un kalçalarını, taşaklarını ve sikini, her yerini okşuyordu. Kısa süre sonra Orçun'un siki iyice sertleşince, Hatice böğründen iterek, üzerime çıkmasını sağladı. Ben de bacaklarımı ayırdığımda, siki kendiliğinden yolu buldu ve ıslak amıma girdi… Orçun amıma pompalamaya başladığında, Hatice de her seferinde aynı tempoyla Orçun'un kalçasından bastırıyor,
“Sik annenin amını! Geçir Orospu annenin amına koçum!” diye gaz veriyordu.
Orçun da yaşının verdiği bitmez tükenmez bir enerjiyle köklüyordu amıma. Üç beş dakika sonra ben çılgınlar gibi inlemeye başladım. Hatice'nin isteğiyle, Orçun bacaklarımı omzuna aldı ve hızla pompalamaya devam etti.
Üvey oğlumun altında iki büklüm sikiliyordum ve çok geçmeden orgazm çığlıkları atmaya başladım. Fakat Orçun son sürat amıma köklemeye devam ediyordu. İkinci orgazmdan sonra dayanamadım ve
“Hatice al şunu üstümden, bittim ben!” diye bağırdım… Hatice de Orçun'a sarılıp dudaklarını kemirdi, mırıl mırıl konuşuyordu bir yandan,
“Tamam yavrum… Tamam bebeğim. Sike sike zevkten bayılttın anneni… Artık annen boşaldı. Hadi artık, şimdi beni sikebilirsin!” diyerek domaldı.
Orçun üstümden kalktı ve Haticenin arkasına geçerek, amına geçirdiği gibi pompalamaya başladığında, ben de biraz soluklanma ve seyretme imkanı buldum.
Orçun Hatice'nin amına her bastığında, Hatice'nin koca göğüsleri keşkül gibi ileri geri sallanıyordu. Orçun seri bir şekilde Hatice'nin amını sikerken, bir yandan da Hatice'nin götünü parmaklıyordu. Haticenin inlemeleri artmıştı iyice, neredeyse feryat ediyordu zevkten,
“Ohhh… Ölüyorum zevkten… Koca yaraklı piç… Ulan orospu çocuğu! Daha yaşın kaç, nerden öğrendin bu numaraları… Amımdan götümden zevk veriyorsun. Ohhh…”
Boşalmaya başlamıştı. Kolları bacakları orgazmla seyiriyor, kasılıyor, çığlıklar atıyordu. Bana da laf atmaktan geri kalmıyordu,
“Yaşadın kız orospu… Hadi gene iyisin. Bu da kaynım gibi azgın ve dayanıklı çıktı!” diyordu. Hatice de bitmiş ve yatağa kurbağa gibi yapışmıştı,
“Orçun dur, yeter, bittim!” diyerek, hala üstünde gidip gelmeye çalışan oğlumu üstünden zor attı ve sırtüstü döndü. Ben de Hatice de boşalmıştık, fakat Orçun halen kazık gibi sikini sıvazlıyor, masturbasyon yapıyordu… Hatice Orçun'a,
“Seni boşaltmanın en güzel yolunu biliyorum! Götümü sikmek istediğini de biliyorum! Fakat benim değil annenin götünü sikeceksin!” dedi, bana da,
“Sen dinlendin, bu azgın horozla sen baş edersin Gül… Hadi dön arkanı da oğlunun yarrağına karşı domal kız orospu!” dedi. Ben domalınca, götümün yanaklarını ayırdı ve götümün deliğine bolca tükürüp, Orçun'un sikini yaladı, ağzında iyice ıslattı. Sonra da,
“Hadi koçum… Anneciğinin götü sikilmeye hazır. Hadi, Gül annenin götüne geçir. Acımadan sik ananı, sonra da içine boşal!” dedi.
Orçun durur mu? Sikini götüme dayadığı gibi, bir seferde köklemesiyle, öyle bir bağırdım ki… Kolay değil, ilk defa anal seks yapıyordum ve ilk kez sikilen götüm yırtılıyor sandım. Fakat Orçun bağırmalarıma aldırış etmeden, beni belimden yakalamış, götümü am siker gibi sikiyor, taşaklarını amıma çarptıra çarptıra basıyordu.
Acıdan çarşafı tırmalıyor, yastığı kemiriyordum resmen. Orçun götümü sikerken Hatice de elini amıma atmış okşuyor ve Orçun'a,
“Bas aslanım, iyi bas! Sik annenin götünü, parçala orospunun götünü!” diyor, Orçun da gittikçe hızlanıyordu.
Birden götüme son bir köklemeyle bana yapıştı, hareketsiz kaldı ve dizleri titreyerek boşalmaya başladı. Dölleri kesik kesik fışkırıyordu götümün içine… Hatice de amımı ovalamayı hızlandırınca ben de boşaldım…
Orçun müthiş yorulmuştu, halen dizleri titriyordu, kendini yatağa zor attı. Burnundan soluyordu… Eee kolay değildi iki kadınla birden başa çıkmak… Soluklanıp kendine gelirken, sikinden halen birkaç damla döl geliyordu. Hatice Orçun'un sikini biraz ağzına alıp yaladıktan sonra,
“Al kız orospu, yala da temizle oğlunun sikini! Ben duş alıp evime gidiyorum!” diyerek elindeki güzel siki bana devretti.
Hatice evine gittikten sonra biz de küçük erkeğimle kalkıp duşumuzu aldık. Duş jelleriyle, köpükler içinde bırakana kadar ılık suyun altında, küvetin içinde birbirimizi okşadık, yıkadık. Sonra da tekrar yatağa girdik. Babasının bir zamanlar beni öylesine siktiği koca yatakta artık oğlu sikecekti beni…
İkimiz de sekse susamıştık. Otuzbir çekmekten bıkmış sikici üvey oğlum beni sabaha kadar durup dinlenip sikti. Alt alta, üst üste yuvarlanıp durduk yatakta… Sabah gün ağarırken son ve bilmiyorum kaçıncı kez birlikte boşaldık.
Ve o günden sonra, sürekli üvey oğlumla sevişiyoruz. Kocamın evde olmadığı her fırsatı istisnasız değerlendiriyoruz. Bazen Hatice de katılıyor bu sikişmelerimize…
Haticeye sonsuz minnettarım, beni üvey oğluma siktirdiği için… Gerçekten evin içinde, elinin altında sürekli tazecik bir yarak bulunması çok güzel bir şey. İstediğimiz zaman sikişiyoruz. Hem kimse şüphelenmiyor, hem dedikodu olmuyor.
Orospu Hatice şimdi de,
“Kaynımı da alalım aramıza, dörtlü sikişelim! diye tutturdu…
Bakalım… Yavaş yavaş bizim azgın oğlanların ağzını aramaya başladık. Orçun'dan sonra ikinci bir genç damızlık erkek…
Bana da, azgın orospu arkadaşıma da iyi gelecek. Yeni zevkler, yeni deneyimler… Neden olmasın........
Kayınbabam
Evliyim ve bir çocuk annesiyim. Kocamla on yıldan fazla evliyiz, fakat hala sekse, sevişmeye tam olarak doymadım. Son zamanlarda maalesef heyecan denilen şey sıfırlandı gibi bir şey, erkenden seks hayatımız bitti.
Kocam artık beni sikmiyordu, kocamın işyerinde çalışan genç bir sekreterle sikiştiğinden şüpheleniyordum, fakat elimde kanıtım yoktu. Bir gün artık evdeki gerilimli atmosfere dayanamadım ve kocama boşanmak istediğimi söyledim. Kocam da,
“Hayatım, sen depresyona girmişsin, senin uzun ve güzel bir tatile ihtiyacın var. Sana bir teklifim var. Al çocuğu da şöyle bir babamın yanına git, bir süre kal orda… Tatil yap, gez eğlen!” dedi.
“Tamam da, bu bizim durumumuza çözüm mü şimdi? Ömür boyu orada mı kalacağım, sorunumuza çare arasak daha doğru değil mi?”
“Sen şimdi bir git… Hem havan değişir, eski arkadaşlarını falan da görmüş olursun. Sıkıldığında atla gel, o zaman bir çaresine bakarız!” dedi.
Daha fazla üstelemedim. İşime de geldi, bekârlık arkadaşlarımı ve hatta ve hatta eski sevgilimi, ilk göz ağrımı da görebilme umuduyla,
“Peki tamam!” dedim. “Yalnız arayıp haber versek iyi olur. Bayan misafiri olmasın yanında…”
Kayınbabam 50 yaşında, sırım gibi, her gün yürüyüşünü, koşusunu yapan sportmen biri. Aslında az rüyalarıma girmedi. Kocamla yapamadığım sevişmelerimin, yaşayamadığım orgazmlarımın kahramanı düşlerimde kayınbabam olmuştur.
Kaynanamın vakitsiz ölümünden sonra, bir çok adaylar olmasına rağmen evlenmeyerek, yaşamını tek başına sürdüren, gününü gün eden biri. Üstelik evine bekar ve dul kadınların seks amaçlı ziyaretleri hiç eksik olmaz. Bu durumda evinde çocuklu bir kadını ister mi, isterse ne kadar süre ile tahammül edebilir, sormadan gitmek olmazdı.
Kocam meğer daha önce kayınbabamla konuşmuş, ayarlamış, bizleri bekliyormuş. Gittiğimizde çok sevecen ve istekli karşıladı bizi,
“Hoşgeldiniz güzelim” diyerek sarılıp yanaklarımdan öptü. “Yukarıda yeriniz hazır… Ev senin, ne istiyorsan, nasıl istiyorsan o şekilde hareket et, rahat ol!” diyerek beni gerçekten de ilk günden çok ama çok rahatlattı.
Kayınbabamın evi iki katlı, üst katta yatak odaları, altta geniş bir oturma grubu, açık mutfak ve küçük bir yatak odası daha olan yazlık tipi evlerden. Çocuğum bebekliğinden beri ayrı odada yattığından, üçümüze de yukarıda birer oda düşmüş oldu. Yan yana üç yatak odasından odaları paylaştık. Banyo tam da benim odamın karşısındaydı. Daha ilk geceden kayınbabamın ziyaretine o meşhur kadın arkadaşlarından biri geldi. Bizi tanıştırdı. Kadın kocasından ayrılmış normal bir ev kadını idi, fakat kıyafetleri ve hareketleri orospu gibiydi. Kayınbabamla sevişmeye geldiği her şeyinden belli oluyordu.
Kendime inanamıyordum, kayınbabamı o kadından kıskanmıştım. Fakat belli etmedim. Yanlarında oturup birlikte yedim, biraz içki içtim onlarla beraber… Kadının kayınbabama fingirdemelerini, masa altından sevişmelerini izledim yan gözle… Ve gece biraz ilerleyince onları yalnız bırakarak odama yatmaya gittim.
Fakat sıcaktan uyuyamadım, odamın kapısını ardına kadar açtım ve tekrar yattım. Yine de uyku tutmadı bir türlü… Bu ailenin erkeklerine ne oluyordu böyle? Babası, hayran olduğum adam aşağıda bir kadınla beraber… Oğlu sekreteriyle sevişiyor…
Yarım saat sonra da kayınbabamla o kadın merdivenlerde öpüşüp koklaşarak, gülüşerek yukarı çıktılar. Kapımın önünden geçerek yatak odasına girdiler. Nasıl seviştiklerini maalesef göremiyordum, fakat her ne kadar sessiz olmaya çalışsalar da inleme sesleri, yatağın gıcırtıları benim odamdan duyuluyordu.
Gitgide sesler daha da yükseldi. Kayınbabam kadını tam iki saat boyunca inlete inlete sikti. Beni uyuyorum biliyorlardı. Sevişmeleri bittikten sonra kadın giyinik, kayınbabam da çırılçıplak bir şekilde çıktılar alt kata indiler. Ben hemen merdivenlerin başına koşup baktım.
Kayınbabam hala üstüne sırnaşıp duran, kahkahalar atarak sikini elleyen kadını zorla gönderdi. Sonra sikini sallaya sallaya yukarı çıkmaya başladı. Tekrar odama girip yatağa girdim. Kayınbabam da banyoya girdi.
Ben uyuyorum diye herhalde, banyonun kapısını kapatmamıştı. Yattığım yataktan kalkıp oda kapısını siper ederek onu izledim. Şarkı mırıldanarak o kaslı bedenini köpüklere buladı, uzun uzun yıkandı. Yutkunarak kasık bölgesindeki beyaz köpüklerin cinsel organlarından aşağıya süzülüşüne baktım.
Kayınbabam ağzımı sulandıran duşunu aldı. Çıkarken ben de yatağa kaçıp uyur numarası yaptım. İri yarı adam kapımın önünde durup bana baktı. Sırtüstü yattığım yatakta göz kapaklarımın ardından ona bakıyordum.
Arkasından vuran holün ışığında ıslak vücudunu gelişigüzel kuruluyor, kollarının pazularını, karın kaslarını görebiliyordum. Biraz durdu, sonra da gitti yattı.
Aklım başımdan gitmişti. Hemen o saat karar verdim. Ne yapıp edip kendimi ona vermeli, onunla sevişmeliydim.
Birkaç gün bilerek ve isteyerek, yatak odamın kapısını açık tuttum geceleri… Holün ışığını kapattım, odamdaki kırmızı gece lambasını açarak yattım. Üstümdeki pikeyi güya delice uyuyorum numarasıyla üzerimden atarak, her yerimi ona sergiledim.
Odamın karşısındaki banyo, geceleri adamın uğrak yeri olmuştu. Gece geliyor, karanlık banyo kapısında durup gözlerini odama, yatağıma, bana dikiyordu. Yatakta dönüp duruyordum yarı çıplak…
Bir gece minik geceliğim sıyrıldı belime kadar, ertesi geceler üzerimde sadece bir külotla yattım, sonunda onu da çıkardım, çırılçıplak uyudum. Bembeyaz, yuvarlak hatlı çıplak vücudumla kırmızı lamba ışığında tahrik edici görünüyordum mutlaka…
Yatakta uykumda döner gibi yapıp kıvrım kıvrım kıvrandım. Sıcaktan bunalmış gibi yapıp istekle kabarmış diri göğüslerimi sıvazladım. Kaşınır gibi yapıp kasıklarımı okşadım. Banyo kapısında dikilen kayınbabamın inlediğini duyuyordum sanki o anlarda…
O haftanın sonunda kayınbabam,
“Yavrum, bu akşam seninle kafaları bir çekelim. Çok güzel balık ayırttım, özlemişsindir, gecenin keyfini çıkaralım!” dedi.
“Oh, harikasın babacığım… Yaşasın…!” deyip, hemen fırlayıp sarıldım. Ama ne sarılma. Tüm bedenimi, göğüslerimi, göbeğimi olduğu gibi kayınbabamın vücuduna yasladım.
O da ister istemez, düşmemek için, elleriyle beni sarmaladı. Epey bir süre öylece birbirimize sarılı kaldık. Ayrıldığımızda ikimiz de titriyorduk, nefes alıp verişlerimiz değişmişti. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu sanki. Kayınbabam yutkunarak,
“Ben balıkları alıp geleyim!” diyerek hemen dışarı çıktı.
Kocama ilk kez dua ettim, iyi ki beni buraya göndermiş diye… Artık ne eski sevgilim, ne de eski arkadaşlarım gözümdeydi. Mutlaka bu yakışıklı, olgun adamla beraber olacaktım.
Geceleri oram buram açık, sereserpe kendimi röntgenletirken, az mı azıp azıp kendimi tatmin etmiştim. Artık bugün bu iş tamamdı. Hemen banyoya seğirttim, zaten kaymak gibi olan amcığımı bir kez daha güzelce temizledim. Kayınbabamın ağzına layık duruma getirdim ve en seksi kıyafetimi giyip hazırlandım…
Kayınbabamla yemeğimizi yerken, içkimizi de hafif hafif yudumluyorduk. Çocuğum karnı doyduktan sonra alışkın olduğu erken saatte, uyumak için odasına çıktı, artık sabaha kadar deliksiz uyurdu.
Göğüs dekoltesi oldukça derin bir giysiyle, bilerek ve bildirerek, eğilerek kayınbabama göz banyosu yaptırıyordum. Bir kez kadehlerimizi tokuşturmuştuk, ondan sonra herkes istediği gibi içkisini yudumluyordu.
Oradan buradan sohbet açmaya çalıştık bir iki, sonra sustuk. Hiç konuşmuyorduk. Gerilimli, şehvet dolu bir atmosfer vardı ortamda…Gözlerimiz gözlerimizde içkimizi yudumluyorduk.
Ben altımdaki pek bir yerimi kapatamayan mini eteğimle boyuna frikikler verirken, kayınbabamın gözleri aralanan bacaklarımdan memelerime kayıyor, sonra aynı yolculuğu yukarıdan aşağıya yapıyordu sürekli… Diliyle dudaklarını yalıyordu.
Tekrar gözlerini gözlerime dikip kadehinden yudumunu alırken, ben de aynı onun gibi dilimle hem dudaklarımı hem kadehimin kenarını yalıyor ve içkimden yudumlar alıyordum. Konuşmasak da, ikimiz de biliyorduk ki, kesinlikle birbirimizi arzuluyorduk.
Masadan kalkıp romantik, slov bir müzik açtı kayınbabam… Kadın şarkıcının boğuk, seksi, insanın içine işleyen, adeta kanımızı kaynatıp tahrik eden fransızca şarkı sözleri ortamı daha da ateşledi sanki…
Müziği açtıktan sonra geri gelen kayınbabam yemek masasında karşımdaki yerine değil, yan tarafımdaki sandalyeye oturdu sonra… Bacaklarını yayarak oturduğundan, pantolonunun önündeki kabarıklık bariz bir şekilde görünüyordu. Bana göstere göstere elini önüne götürüp rahatlatmaya çalıştı kabarmış sikini… Rahatsızlık veriyor olmalıydı.
Yeterli bir süre karşılıklı flört ettikten sonra dayanamadım artık… Yarı çıplak bedenimi adeta içercesine seyreden kayınbabamdan bir hareket gelmiyordu bir türlü… Halinden memnundu sanki… Oysa ben duramıyordum.
Kadehimden birkaç damla içkiyi göğsüme memelerime döküp bluzumu ıslattım. Gözlerimiz birbirinde takılı kalmıştı. Ayağa kalkıp yüksek topuklu iskarpinlerimin üzerinde sallanarak erkeğin yanına geldim, eğildim.
Kayınbabam elindeki içki kadehini bırakıp, iki eliyle memelerimi yandan sıkıştırıp, burnunu ve ağzını memelerime gömüp, koklamaya, dillemeye emmeye ısırmaya başladı.
Elleri göbeğime ve bacaklarıma indi. Yukarı çıkıp eteğimin kopçalarını alışkın bir şekilde açıp eteğimi ayaklarımın dibine indirdi. Ağzını bir anda külodumun üstünden amıma vantuz gibi yapıştırdı.
Gerçekten bir vantuz gibi emiyordu. Sanki amım olduğu gibi kayınbabamın ağzının içine akıyor çekiliyordu. Heyecandan nefes alamıyordum, içim gidiyor, kendimden geçiyordum.
Bir anda külodumun sırılsıklam olduğunu fark ettim, sarsıla sarsıla boşalıyordum, sanki işiyordum. İlk defa böyle bir orgazm yaşıyordum…
“Canım gelinim, güzel kızım benim!” diyerek dizine oturttu ve “Demek sen de istiyordun ha? Biliyor musun ben de seni çok arzuluyordum!” dedi.
“Hayır babacığım, hiç hissettirmedin. İnsan şöyle bir yoklar, hissettirir, ben de bunca zamandır sensiz, erkeksiz kalmazdım babacığım!” dedim.
“Canım gelinim benim, o salak kocan söndüremiyor mu ateşini?” dedi.
“Kocamla seks hayatımız bitti artık babacığım… Artık beni sikmiyor! Hatta oğlundan boşanmayı bile düşünüyorum!”
“Vay benim aptal beyinsiz oğlum vay… Böylesine güzel ve ateşli bir kadın sikilmez mi hiç! Güzelim, canım, bir tanem… Seni şapşal oğlum yerine kendime istiyorum. Seni her gün ve gece sabahlara kadar evire çevire, her yerini sikmek istiyorum, dünyalar güzeli gelinim benim!” Ben de kayınbabama sımsıkı sarılıp dudaklarını öperek,
“Babacığım, ben de senin artık gelinin kızın değil, karın olmak istiyorum! Erkeğimsin artık sen de benim… Nerelerimden, nasıl, ne istiyorsan hepsi senindir. Hepsi emrine amadedir!” dedim.
Kayınbabam beni öpmeyi bırakmadan, kucağında yukarıya taşıyarak yatak odasına götürdü, yatağa yatırdı. Çok nazik ve yavaş hareketlerle önce sırılsıklam olan külodumu çıkardı. Sonra halen üstümde olan bluzumu çıkardı.
“Canım benim, çok güzel bir tablo gibisin. Seni önce sindire sindire seyrederek, görüntünü beynime nakşedeceğim!” dedi.
Ayağa kalktı, gözleri bende, kendi üstündekileri yavaş yavaş çıkarmaya başladı. En son külodunu sıyırdığında, kayınbabamın yıllardır hayalini kurduğum yarağı, dimdik kalkmış bir şekilde göbeğine değiyordu. Yarak diye tek bildiğim kocamınkinden çok daha büyük ve kalındı.
Kayınbabam yavaş, arzulu ve ritmik hareketlerle üzerime abandığında, yarağı da bir anda amımın girişini kendiliğinden buldu. Nasıl olacak demeye kalmadı, doğa arzu ve istek hükmünü yerine getirdi. Hepsini içime aldım ve neredeyse (Daha yok mu?) diye bağırasım geldi. Derin bir nefes aldığımı hatırlıyorum…
Kendime geldiğimde halen sarsıntılarla kramplar yaşıyor, vücudumun hiçbir yerine hakim olamıyordum. Orgazm üzerine orgazm dedikleri bu olsa gerekti. Kayınbabam amımın hakkını verdikten sonra,
“Canım yavrum, güzelim benim!” diyerek beni yan çevirerek, o devasa yarağını kara kutumun ağzına getirerek, götüme badana fırça çekmeye başladı.
Daha ben, (Nasıl girer o kocaman yarak götüme?) diye telaşlanırken, kayınbabam küçük küçük ama kararlı vuruşlarla, yarağının başını götüme gömmüştü bile…
Yine nefesim kesildi, bıçakla yarılıyorum sandım. Kayınbabam işini iyi biliyordu, bir müddet durdu, bekledi, elleri amımda ve memelerimde beni rahatlattı.
Küçük bir yüklenmeyle bir daha girdiğinde, öyle bir noktama geldi ki, sonsuz zevk kaynağım götümdü herhalde.
“Hepsini sok babacığım! Nazik davranma, dilediğin gibi sik götümü!” diye bağırırken, ilk defa götümde bir yarak, kaçıncı kez orgazm olduğumu hatırlamadan, titremelerle amımdan da bir şelale gibi boşalıyordum…
Kayınbabam da sert sert pompalayarak sikiyordu götümü. Sonunda götümü dölleriyle doldururken,
“Ohhh… Harikasın… Bir tanem… Çok güzel… Ohhhh….” diye diye bağırıyordu.
Sonunda fırtına dindi. Kollarının arasında mutlu, mesut yatıp kendime gelmeye çalıştım bir süre… Sımsıkı sarıldı çıplak bedenime,
“Canım benim… Güzelim benim, artık sen buralısın… Hiç bir yere gitmiyorsun. O aptal oğlumdan da boşanıyorsun! Artık benim karımsın, benim sevgilimsin…"
“Ohhh… Erkeğim…” diyerek kedi gibi daha da sokuldum koynuna…
“Sen benim sevgilimsin… Sevdiğimsin, kadınımsın, oruspumsun… O kadın diye yatağıma aldığım kadınların hepsini siktir ediyorum. Bundan sonra sadece seni sikeceğim! Aşkım benim…
Kocamın Genç Çırağı
Merhaba ben yıldız 28 yasında evlı alımlı bır bayanım
esım bılgısayar tamırcısı isyeri evimize yakın oldugu ıcın yemeklerıni genelde ben verırım
eşimin iki tanede elemanı var yemekleri ya ben götürürüm yada kalfalar alırlar kalfanın birinin adı serhat askerlıgını yaptı geldı
ve gene yanımızda ıse basladı askere gıtmeden altı ay once ıse baslamıstı boylu poslu yakısıklı bır oglandı
bır gun annesı dukkana gelmıs ve ablası hayırlı bır kısmet cıksada eversek su benım oglanı fılan demıstı
serhat bırazda bundan destek alarak bana bıraz daha yakın olmaya basladı
ıste abla naptın buldunmu arıyonmu gıbı sorular soruyordu
bende gercekten arastırıyordum ısyerınde bırazda aıle gıbı olunca rahat hareket edıyordum
genelde ya dız boyu etek ve ya kot pantolon gıyerdım ama uzerımde muhakkak yarım boy pardesu olurdu yanı bıraz rahat gıyınırdım
esımde zaten oyle gıyıneme bır sey demezdı
ama etek gıydıgımde tabı oturdugum zaman etegın boyu kısalııyor bacaklarım dız kapaklarıma kadar gorunuyordu
hatta esım bır kac sefer uyardı nede olsa genc cocuklar dıkkat et fılan dıye bır gun gene yemek yaptım ama evdede ıs yaptım terledım dusa fılan gırecek gıbı olunca esımı aradım ve elemanı yollada yemegı vereyım dedım
oda tam benı arayacakmıs sehır dısından servıs gelmıs geceye kadar anca donerız bız ıkımız gıdecez serhat burada onun ıcınde yemek gelmesıne gerek yok eve gelsın onu evde doyurup yollayıver dedı bana
ben olmaz fılan dıyecek oldum
cunku son zamanlarda bana yakınlasmak ıster gıbı bır halı vardı mesela ben otururken benım gorecegım sekılde uzerını degıstırıyordu tulumunu cıkarıyor bazen ıcınde atlette olmuyor baksırıyla sankı butun vucutunu bana gostermek ıstıyordu
ama gercekten cok guzel bır fızıgı vardı sıkı sankı fırlayacak gıbı gorunuyordu
tabı been bunları kafamda bırlestırınce evde onunla yalnız kalmak ıstememıs ama kocamada bunu soyleyememıstım
o zaman dedım ben dusa gırecem soyle bır saat sonra gelsın dedım
benım saf kocamda serhat hemen gıtmede yengen dusa fılan gırecekmıs bır saat sonra gıt demezmı
tabı ben bunu ogrendıgımde her sey ıcın cok gec olmustu
neyse kocam servıse gıdıyor serhatta bıarz sonra bıze dogru hareket edıyor tam dusumu aldım yarım bornozumu gıydım yatak odasına gıyınmeye gıdecem zıl caldı
baktım kı serhat gıyınmeye gıtsem gec olacak barı dedım mutfaga alıyımda o yerken been gıyınırım zaten bornozun boyu dız kapagımın uzerıne kadar gelıyordu sankı etek gıbıydı
dukkana gıttıgım sekılden pek farkı yoktu sadece bornoz olması dısında kapıyı actım pek vakıtsız geldın neyse gır bakalım serhat
orada masada servıs tabagı var yemegını koyda karnını doyur dedım
oda benı boyle bornozla gorunce soyle bır bastan asagı benı suzdu sankı
o mutfaga gırdı ben tam odama gıdıyorum abla kepce nerede dıye bagırdı bende alttakı genıs cekmecede dedım tamam dedı once sonra gene bulamıyorum dıye benı cagırdı
bu arada bende basımdakı havluyu cıkarmıs tam bornozumu cıkaracaktım tamam tamam gelıyorum dedım ve mutfaga gıttım
ıste su cekmede dıye onune egıldım tabı egılınce bornoz kalcamın alt tarafına kadar cekıldı ıste tam o sırada abla kusura bakma ama daha fazla dayanamıyacagım deyıp ellerını bornozun altına sokup o muhtesem kalcalarımı sıkıstırdı
sankı sok olmustum egılmıs oldugumdan bır elıyle belıme bastırıyor kalkmamam ıcın dıger elıylede kalcalarımı oynuyor parmaklarıyla arka delıgımı ve onumu oksuyordu
sen ne yapıyorsun manyak cabuk bırak benı ve defol gıt dıye bagırdım komsular yetısın dıye tam bagırmaya basladım
elını belımden cektı beenı duzeltıp bogazıma sarılıp tezgaha benı dayadı o arkamda tezgahla ıkısının arasında kalmıstım ve arkamda sıkını hıssettım
sankı mızrak gıbıydı bak abla bence bagırma bu ısı guzellıkle halledelım ben ısı bu raddeye getırdıkten sonra
hazır kımselerde yokken ustamda geceye anca gelır uc bes posta atmadan senı bırakmam demezmı
bende bak ustana soylemem sende yarın bır nedenle ısı bırakır gıdersın soz kımseyde soylemem dedım
ama benı dınlemıyordu benı kendıne dogru cevırdı bır cırpıda pantolonunu ındırıp sıkını ortaya bır ok gıbı cıkardı ve bak dedı boyle bır sey gordunmu hayatında ve bunun boyle azmasının en buyuk nedenı sensın
o kaddar seksı ve guzelsınkı dukkana her geldıgınde benı acayıp tahrık edıyodun ve farkıdaysan sen gelınce genelde tezgahın arkasından cıkmam cıktıgım andada tuvalete gıderım
cunku senı oylece dız boyu etegınle kalcalarını ortaya cıkaran kotunla gorunce benımkını tutmak ne mumkun anca tuvalette ıkı sefer bosalarak onu dındırıyordum dedı
bende o anda oyle kalakalmıstım gozum sıkıne takılmıstı sankı cok uzun ve kalındı kocamınkınden baya uzunca ve kalındı
kocamınkı on sekız santımdı yanı fena degıldı ama serhatınkı dehset bır seydı ben sanıyeler ıcınde bunları yasarken o ıse bır cırpıda cırılcıplak kalmıstı cok guzel bır fızıgı vardı vucudu pırıl pırldı
benım boyle kalakalmam onu daha bır cesaretlendırmıstı ve bornozumun altına elllrını sokup kalcalarımı avuclayarak tekrar benı kendıne dogru cektı
aletı sankı vucuduma bıcak gıbı sapalanacak sandım ve kurtulmaya calıstım
bak abla ya seve seve olcak yada zorla tercıh senın tekrar bagıracak oldum bak dedı sen rezıl olursun ben bekar bır erkegım olan sana olur bence bagırma ve kendını bana bırak bende hemsenı hem kendımı mutlu edeyım
ben tekrar cırpınmaya basladım oda bunu sen ıstedın abla dedı ve benı belımden tutup surukleyerek yatak odasına goturdu
benı yuz ustu yataga fırlatıp uzerıme abandı ben ıse cok caresızdım kurtulamıyor ve bagıramıyordum ne olur yapma dıye yalvarmaya basladım
ama dınlemıyordu bornozumu belıme kadar sıyırdı ve ne muhtesem kadınsın benı cıldırtıyorsun kalcaların bacakların sandıgımdan daha muhtesem su benım usta ne kadar sanslı bak banada aynı senın gıbı bırını bulmazsan senı hergun becerırım yavrum dıyerek uzerıme abandı
ve belımden hafıf benı dogrulttu ve bunu sen ıstedın dıyerek sıkını oyle bır soktukı amıma sankı benı yıldırım carptı heralde kokune kadar sokmustu acayıp bır acı duymustum
tabı bu arada beenımde zevk suyum gelmıstı oda orospum sende benı ıstıyordun degılmı dıyerek ıyıce aska gelıyor ve hızını arttırıyordu
cılgın gıbı pompalııyordu kocam benı hıc boyle yapmamıstı artık bende kendımı bırakmıstım cunku zevk almamak mumkun degıldı hem acıdan hem zevkten yatagı yorganı tırmalııyordum
baya bır sure o sekılde benı becerdı kocamınkı en fazla üç beş dakıka surerdı ama serhat bır turlu bosalmak bılmıyordu
ıkımızde sırılsıklam terlemıstık tassaklarının seslerı odamın duvarlarında yankılanıyordu senı yatak boyle sıkıs gormedı degılmı yavrum dıye uzerımde zevkten ınlıyordu
sonra ıcımden hıc cıkarmadan beenı kaldırdı yatagın kenarına oturdu ve o sekılde kucagına oturup kalmaya basladım sıkı otur otur bıtmıyordu sankı ıcıme bır kazık girip cıkıyordu her oturdugumda kokune kadar gırıyo ve tasaklarını hıssedıyordum
artık ıyıce onun kolesı olmustum hadı yeter oldum bosal artık dıye yalvarıyordum
tamam yavrum dedı benı bu sefer kucagına yuz yuze gelecek sekılde cevırdı ve sadece oranı degıl dılını dudaklarını goguslerını her yerını hıssetmek ıstıyrum dıyerek bır yandan kucagında sektırıyor bır yandan boynumu gerdanımı goguslerımı adete somuruyordu
ve bende artık muthıs zevk almaya basladım ve en son dudaklarıma vantuz gıbı yapıstı bende karsılık vermek zorunda kaldıım
cunku zevkten ucuyordum ve anıden durdu hepsı kokume kadar ıcındeydı anlamıstım bosal acaktı onun sırtını ve omuzlarını adeta tırnaklayarak ne olur ıcıme bosalma dedım
bu arada ıcımde sankı tık tık bır sey atıyordu patlamaya hazırdı
ustama sana son gunlerde hıc kayamadımı bende evet bu gece yapmıstık dedım eee o zaman neden ben ve sen bu anı kacıralım yavrum dedı
ve benı ıcımden cıkmadan yataga devırıp ıkı bacagım belıne dolanmısken uzerıme oyle bır abandıkı cılgın gıbı pompalayarak sankı ıtfaıye hortumundan su fıskırır gıbı ıcıme tıtreyerk bosaldı
hem aglıyor hemde ucuyordum sonra ıcımden cıktı gel bakalım dedı ve aletını agzıma almamı ememı ıstedı sıkı hala dımdıktı ve vıcık vıcıktı tasakları kasıkları her tarafı menıyle doluydu
yataga uzandı ve ters olarak uzerıne cıkmamı soyledı
yeter artıkk hadı yaptın yapacaını gıt ve bır daha karsıma cıkma dedım
oda tamam ama bununun atesını tamamen sondureceksın dedı baktımkı kacıs yok ve kasık bolgesı ve aletı o kadar tatlı gorunuyordukı dayanamadım ve once aletını sıvazlamaya basladım em orospu em dıye bagırıyor bır yandanda parmaklaryla amımı ve got delıgımı oynuyordu ve o ıslak aletını emmeye basladım
cok degısık bır tad alııyordum bılmem spermlerın kokusu bılmem kasık ve hayalarından gelen terınde verdıgı etkıyle cok guzel kokuyordu
em tasaklarımıda em her yerım senın olsun dıyordu bende karın bolgesını yalıyor elımlede hayalarını ve sıkını oksuyordum sonra kendılıgımden ıyıce asagıya ındım artıkk tasaklarıda agzımdaydı cılgın gıbı emıyordum
emdıkce dahada hosuma gıdıyor ve aska gelıyordum sonra gel bakalım haspam dedı ve benı domalttı
once dılıyle kalca delıgımı yaladı ve ne kadar harıka delıgın varr sımdı onu daha harıka yapacam onun zaten dardı ama kalca delıgının darlıgı benı delırtıyor
ustam hıc yaptımı buradan dedı
bende hayır sende yapma sakın dedım serhatda nedenkı az once orta parmagımı sokup cıkarırken zevketen ınlıyordun
sımdı daha buyuk zevk alacaksın dedı
bende parmagın bıle gırerken acıdı aletın nasıl gırsın oraya dedım
sen merak etme dedı zaten senı dusunup masturbasyon yaparken en buyuk hayalım sen dukkana geldıgınde senı duvara ter dayayıp etegını sıyırıp o guzel gotunu sıkmektı
dukkanda sikişler degıl ama senı evınde hayallerım gercek oldu ve bu guzel kalcaların arasına yarragımı sokmadan senı bırakmam ve merak etme senı dukkandada becerecem hemde sen kendın ısteyeceksın dedı
kalcalarımın yanakların ayırarak sıkının basını bastırmya basladı sıkı o kaddar serttıkı sankı kazık gıbıydı sonra sıkının o agzımla emdıgım tatlı ucunu santım santım soktu ve oyle kaldı
ben ıse nefesımı tutmus yorganları avucluyordum bak ucu gırdı en zorunu atlattın zaten
bırazdan alısırsın evet acıyacak ama cokda hosuna gıdecek ve bana yalvaracaksın dıyerek yavas yavas sokmaya devam ettı
benım ıse gozlerımden yas gelmeye basladı sankı yarısı gırmıstı sonra bırden elıyle agzımı kapattı ve kokune kadar soktu sankı gozlerım kaydı suurumu kaybedecek gıbı oldum ve oyle hepsı ıcımde bekledı tassaklarını kalcalarımda hıssedıyordum
demek hepsı ıcımdeydı
sonra bırazını cıkarır gıbı yapıp sonra tekrar yukelndı ve basımı yastıga bastırıp gelıp gıtmeye basladı
ben ıse hem ınlıyor hem aglıyor hemde bagırıyordum cok muthıs acıyordu sonra hızlandı hıc banaa acımıyordu
delı gıbı gotume sokup cıkarıyordu ıste bu ıstedıgım buydu askerde hep bunu hayal ettım senı arkadan onden her yerınden sıkmeyı evınde dukkanda heryerde ve sımdı altımdasın senı catır catır sıkıyorum dıyor sankı makıne gıbı gırıp cıkıyordu
ve dedıgı gıbı oldu bende zevk almaya basladım bır ara cıkarttı onume soktu bende ne olur arkamdan devam et dedım
oda hay hay dedı ama once yavas gır dedım
olur dedı
ama bır cırpıda yıne hepsını soktu ve nıhayet gotumun ıcıne ne varsa bosalttı
sonra bende gotumden cıkarttıgı aletını delı gıbı somurup yaladım bu arada vakıtde gectı tabı hadı gıt artık dedım
tamam daha vakıt var bır dus alayım dedı ve dusa gırdı
sonra benı cagırdı aletı yıne havadaydı benı banyonun duvarına dayadı kolumu havaya kaldırdı koltuk altımı yalamaya başladı ben iyice kudurmuştum iki koltuk altımıda yaladı ben yeter artıkk şerefsiz piç sikeceksen sik lan dedim
sonra doğruldup iki bacagımı belıne dolayıp pompalamaya basladı sonra anıden onumden cıkarıp arka delıgıme sokmazmı
bır acayıp oldum gene oyle bır bagırdımkı o sekılde benı ayakta kucagında hoplatarak gelıp gıtmeye basladı
tam bosalmasına yakın arkamdan cıkarttı ve tekrara amıma gomdu yavrum amına bosalmanın zevkıde bır baska oluyor ates gıbı amıyın ıcı dedı ve ıcıme ne varsa bosalttı ve dusunu alıp gıttı
sonra kı gunlerde esıme keyfımın olmadıgını bır sure yemegı dısardan yemelerını soyledım ve dukkana gtmedım
ama aklım ondaydı bu bır ay fılan devam ettı esım suphelenmeye basladı yanı neden dukkana gelmıyorsun yemek yapmıyorsun sebebı ne gıbılerınden merak edıyordu
ve bende mecburen dukkana gıttım uzerımde pılelı dız boyu bır etek vardı sankı onun ıcın gıyınmıs gıbıydım
kocam hayatım gelmısken su benım odayı toparlayıver dıye benı arkaya yolladı serhatada sende yengene yardım et masa sandalyelerı cekıver demezmı o anda sankı onum ıslanmıstı tam arka tarafa gectık odaya gırdım oda arkamdan geldı benı yakalayıp dudaklarıma yumuldu nerdesın sen bır kac gun daha gelmesen ben bır cılgınlık yapacaktım dıyor etegıgımı sıyırıp kalacalarımı bacaklarımı oksuyordu
dur cılgınmısın sen dedım merak etme onemlı bır musterı o adam zaten ona gıcık oldum sen ıcerdeyken senın o muhtesem bacaklarına kacamak bakıslar atıyordu ama adamda haklı hem dedı ekrandan goruruz ustam bu tarafa gelecek olursa dedı ve fermuarını acıp sıkını ok gıbı cıkarttı
hemen onune egıldım ve somurmaya basladım ne kadar ozlemısım emıyor ısırıyor tasaklarını avucluyordum tamam hadı dedı kısa kesmemız lazım dıyerek benı masaya dogru domalttı etegımı sıyırdı tangamı kenara cekmesıyle
dilini göt deliğimde hissettim nasıl yalıyordu sanki kıtlıktan cıkmış gibi
ben dedimki yeter oruspu çocuğu yakalanacağız sok artıkk yarağını içime dememle doğrulup icıme oyle bır soktukı
zevketen olecektım bır yandan sıkının tadını cıkarıyorum dıger yandan gozum ekranda kocama bakıyorum ohhhhhhh orospum askım karım dıye ınlıyor ve pompalııyordu sonra onumden cıkarıp gene got delıgıme dayadı dur burada yapma tutamam kendımı bagırırım desemde dınlemedı ve ne varsa hepsını kokledı oyle guzel sıkıyordukı
arkam sankı zevk deryası olmustu bu anın bıtmesını ıstemıyordum adeta oda ben sana demedımmı senı her yerde yapacam dıye
bende evet erkegım bıtır benı ez benı sık benı dıye ınlıyordum
ve ıyıce hızlandı yıne tam bosalacagında gotumden cıktı ıcımı yararak ıcıme gırdı sankı serhat dol fabrıkası oyle bır bos aldıkı ıkımızde zevk ve korkuyla karısık ucmustuk ve dedıgı gıbı oldu
artık hasta oldugum gunler harıc her fırsatta onun oluyorum onun altına yatmak aletını onumde arkamda hıssetmek benım yasam kaynagım oldu
evlenmesıne ragmen hala ılıskımız devam edıyor daha degısık ortamlarda onun oldum hep ...
Kocamın ki kalkmayınca
Adım Gül… 1.70 boyunda, kumral,buğday tenli, dolgun göğüslü, kalçaları arkaya doğru çıkık, yani kısacası her sokağa çıktığımda erkeklerden duyduğum laf atmalarından anladığım kadarıyla, erkeklerin becermek için can attıkları bir kadınım.
Evliyim ve eşim Tamer 29, ben 27 yaşındayım. Evleneli tam 6 yıl oldu. Eşimle sevişmelerimiz genelde uzun ve güzel olur. Beni yatağa yatırır ve abartısız bir saat boyunca her yerimi yalar, emer, ısırır ve beni çıldırtır.
Buraya kadar herşey mükemmel… Ama iş sikme faslına gelince beni yeterince tatmin edemez. Onbeş santimlik siki amımda kaybolur ve varlığını, amıma girip çıktığını bile hissedemem.
Alev alev yanan amımın içine girdiği anda hemen boşalır.
O beni hallederken ben de elimle kendimi tatmin eder ve zevk almış gibi hareketler sergilerim. Ama seks dışında mutlu bir evliliğimiz var ve onu çok seviyorum.
Her şey Tamer'in bir gece sevişirken penisinin kalkmamasıyla başladı.
O kadar uğraşmama rağmen bir türlü kaldırmayı başaramadım. Okşamalar, yalamalar, emmeler fayda etmedi.
Sıkılmıştım artık… Kızdım,
“Ne istiyorsun Tamer? Daha ne yapayım ben buna? Ne yapmamı istiyorsun? Sokağa mı çıkayım? İlk karşıma çıkan herife yarak diye yalvarayım mı? Başka adamların altına mı yatayım? Bunu mu istiyorsun?” diye bağırmaya başladım.
Öyle oynamıştı ki benimle, orgazm olamamak başıma vurmuş, kendimi kaybetmiştim.
Ah… Ben bunları söylediğim anda elimdeki inik aleti kıpırdamaya başladı.
Ben başka erkeklere siktirmekten bahseder etmez siki sertleşmeye başlamıştı adamın…
Hayretle yüzüne baktığımda, utangaç bir tavırla benden fantezi anlatmamı istedi.
Şaşırdım. Nasıl bir fantezi anlatmamı istediğini sorduğumda bana,
“Senin başka bir erkekle, hatta erkeklerle sikişiyormuş gibi anlatmanı istiyorum karıcığım…” dedi.
Bunu duymak amımın ıslanmasına neden olmuştu. Ama yine de tereddütte kalmış, acaba ağzımı mı arıyor diye kuşkuya kapılmıştım.
Aslında, o güne kadar hep hayalini kurduğum, masturbasyonlar yaptığım en büyük fantezim buydu benim de…
Ama yine de tereddütte kalmış, acaba ağzımı mı arıyor diye kuşkuya kapılmıştım. Ben de ona,
“O halde önce sen başla, ben devam ettireyim…” diye karşılık verdim. Kocam amımı yalıyor, göğüslerimi okşuyor ve bir yandan da bana,
“Hadi karıcığım, üzme beni, anlat bana. Kocaman yarağı olan biriyle sikiştiğini anlat…” demeye başladı.
Amımı öyle büyük bir iştah ile yalıyordu ki daha fazla kendimi tutamadım, içimdeki şehveti bastıramadım ve ona çok güzel bir sikiş fantazisi anlattım.
O anda başka bir erkeği düşünerek onunla hayalimde bir güzel sikiştim.
Her zaman mastürbasyon yaparken kurduğum kocamı aldatma hayallerimi, ilk kez kocamla paylaşmıştım ve inanılmaz zevk almıştım. Kim bilir bunun gerçeği nasıl olur diye düşünmeye başlamıştım.
Artık her sevişmemizde ona fantaziler anlatıyor kendimi başka erkeklere siktiriyor, bazen iki yarak birden içime alıyor ve delicesine sevişiyordum.
Öyle şeyler anlatıyordum ki, kocama daha fazla zevk vermeye çalışıyor, o zevke gelip beni sikerken, ben anlattığım hikayeye kendimi kaptırıyor, başkasının siktiğini hayal ederek orgazm üstüne orgazm yaşıyordum.
Artık kocamın fantazisi bizim ortak hayalimiz, afrodizyağımız olmuştu. Kocamı bilmiyorum ama, artık benim aklım gerçekten başkalarıyla sevişmekteydi.
Kocamın küçük sikini yerken orgazm olmam için başkasının beni siktiğini, kocamın seyrettiğini hayal etmem yeterliydi.
Acaba gerçekten yapmak istesem kocam ne buna ne diyecekti…
Ah, bir gerçek olsa…
Sonunda bir gece sevişirken bu amacıma ulaştım. Ben fantezi anlatırken kendimden geçmiş, iki erkeğin arasında sikilmekten deliye dönmüş bir kadının yaşadıklarını yaşıyor,
“Ooooh sikin beni… Yarak istiyorum…. Köküne kadar sokun bana…” diye inliyordum.
Kocam da
“Sikiş karıcığım… Köküne kadar al içine…. Ben de sizi seyrediyorum sikişirken… Oh, ne güzel sikiyorlar seni… Kocaman yaraklarını sokup çıkarıyorlar amcığına, götüne… Her tarafından zevk alıyorsun…” diye karşılık veriyordu.
Artık iş fantaziden çıkmış karşılıklı konuşmaya dönüşmüştü.
”Bizi sikişirken seyretmek sana gerçekten zevk verir mi kocacığım? Hani kurduğumuz hayaller gerçek olsa…
Beni yabancı erkeklerin altında sikilirken görsen… Hiç kıskanmaz mısın?” diye ağzını aramak maksadıyla bir soru yönelttim.
“Normalde kıskanırım belki karıcığım, ama bu fantazi çok hoşuma gidiyor.
Deli gibi tahrik oluyorum, sikim kalkıyor anında… Seni başka bir erkekle sikişirken izlemek kim bilir ne kadar güzel olur…
Yabancı bir erkeğin altında, yabancı bir yarak amcığına girip çıkışını izlemek, senin o erkeğin verdiği zevkten kıvranmanı seyretmek…
Offf…” diye cevap verdi.
“Bu sana zevk veriyorsa senin için zevkle yaparım aşkım… Hem kıskanacak ne var ki…
Ben yalnızca seni seviyorum hayatım…” diye cevap verirken, bir yandan da amımı ağzına, yüzüne iyice bastırıyordum.
Kocamın gözü önünde kendimi başka erkeklere siktirmek için can atıyordum. Biliyordum ki onu ikna ettikten sonra bu kapı açılacak ve ben de başka erkeklerle, onların kocaman yarakları ile günümü gün edecektim. Hatta onun çok beğendiğim bazı arkadaşlarıyla bile sikişebilirdim.
Aklıma birden bu jeton düştü. Amımı yalama faslından sonra sikme faslına geçmişti. Yine her zamanki sıradanlıkla beni sırt üstü yatırdı ve kürdanıyla beni sikmeye başladı.
Dudaklarımı kulağına iyice yaklaştırıp kulak memelerini yalarken şehvetle inledim,
“Ohhhh… Sok Serkan… Koca sikini sok bana… Erkeğimm… Kocamın gözünün önünde çatır çatır sik beni.” diye kocamın yakın bir arkadaşının ismini söylemeye başladım.
Kocamın hiç sesi çıkmıyor daha ateşli ve hızlı bir şekilde sikiyordu beni… Anladım ki o da çok zevk alıyordu. Artık durmamalıydım. Gözlerimi kapattım.
Kocam üstümde gidip gelirken sımsıkı sarıldım ve kocamın boşalmasına yakın ben de haykırarak orgazm olurken,
“Oohhh… Sik beni aslanım… Kocam beni sikemiyor. Sen sik… O koca sikini kökle bana Serkan’ım… Amımın derinliklerine fışkırt döllerini. Oooh… Çok güzel sikiyorsun… Koca yaraklı erkeğim benim… Siiik… Siiikkk… Ohhh… Geçiirrr… Geçir Serkan'ım… Aaahhhh….” diye feryat ettim ve kocam da böğürerek çok büyük bir arzu ile fışkırttı içime.
Yanıma uzandı nefes nefese ve bana,
“Bu Serkan sakın bizim Serkan olmasın?” dedi.
“Evet kocacığım… Senin arkadaşın Serkan…” diye cevap verdim.
Uzun bir sessizlik… Çıt yok.
”Şey… Peki Serkan'la…“
Sustu bir an, tepkimden korkar gibiydi.
Sonra devam etti bir cesaretle, "Onunla sevişmek… Sikişmek ister misin?” dediği anda kalbim duracak gibi oldu.
Kocama döndüm. Yanımda yatan çıplak bedenine benim çıplaklığımı hissettirerek, memelerimi göğsüne bastırarak çenesinden öptüm,
“Evet aşkım… Seni nasıl sevdiğimi biliyorsun.
Ama bunda benim suçum yok. Bu işi aklıma sen soktun. Bu olay takıntı oldu artık bende de… Geceleri rüyama girmeye başladı. Dayanamıyorum. Artık rüya görmek, hayal kurmak istemiyorum. Gerçeğini istiyorum. Senin yanında, sen izlerken yabancı biriyle, birileriyle…
Sevişmek… Ohhh.. Evet istiyorum… Hem de çook istiyorum…” diye cevap verdim.
Dudaklarıma bir öpücük kondurdu,
”Senin bunu istemen bile öyle tahrik ediyor ki beni bir tanem…
Baksana, konuşmak bile sikimi kaldırdı hemen…
Anlaştık öyleyse… Madem sen de istiyorsun… Serkan'la ikimiz kankayız. Çapkının, hovardanın, sikicinin teki… Gittiği kadınları, onları nasıl tavladığını, hatta nasıl siktiğini bile anlatır bana…
Yok sabaha kadar sikmiş de, bütün hafta sonu yataktan çıkmamışlar da… Siktiği kadın bir daha peşini bırakmıyormuş da…
Laf aramızda aleti baya büyükmüş, kadınlar bayılıyormuş.
Çok samimiyiz.”
İçim gıcıklandı kocam böyle ballandıra ballandıra Serkan’ın sikişmelerini, sikinin nasıl büyük olduğunu adlı adınca tarif edip anlattıkça… Yutkundum.
"Oh, harikaymış. Ama bak sen koca utanmazlara… Utanmaz utanmaz birbirlerine sikişmelerini anlatıyorsunuz demek ki… Peki sen de beni anlatıyor musun ona?
Beni nasıl siktiğini..?”
“Yani… Onun kadar açık açık anlatmasam da… Üstü kapalı…
Bazen ama… İşte, dün gece yengen çok yordu beni, pestilimi çıkardı kanka falan…
Hani oluyor ya bazen,hafta sonlarında ikinciyi, üçüncüyü istiyorsun…”
“Aşk olsun aşkım… Çocuk beni azgın orospunun teki zannedecek sen öyle anlatınca…
Elalemin kocası beş posta atıyormuş bir gecede, ben iki üç istemişim çok mu?
Peki, ağzı sıkı mıdır? Rezil olmayalım sonra zevk alalım derken?
Sana anlattığı gibi beni nasıl siktiğini de anlatmasın başkalarına?“
"Asla… O bana, ben ona güvenirim. Sağlam delikanlıdır. Konuyu nasıl açarım bilmiyorum ama, yarın akşam onu sana getiricem karıcım… .
Yarın akşam çok, ama çok seksi olmalısın…” dediği anda hem şaşırmış, hem de dünyalar benim olmuştu.
Zor uyudum o gece… Heyecan içindeydim, kalbim çarpıyordu. Ertesi günü iple çekiyordum. Gece rüyamda, hep takım elbiseyle gördüğüm Serkan’dan kaçıyordum. Önünde üçüncü bir bacak şeklindeki dev penisiyle arkamdan koşturuyordu çırılçıplak…
Sabah kocam işe gittiği anda ben de yataktan kalkmış, güzelce yıkanmış, bacaklarıma ve amıma ağda yapmış, pırıl pırıl olmuştum. Kuaföre gidip saçlarıma fön bile çektirdim. Sabırsızlanıyordum. Saatler geçmek bilmiyordu bir türlü…
Akşama doğru siyah ipek dökümlü dekolte bir bluz altına da dizimin bir hayli üstünde mini etekten oluşan en seksi kıyafetimi ve siyah ipeksi iç çamaşırlarımı giydim. Kuaförde yaptıkları makyajı rötuşladım ve kocamda afrodizyak etkisi yaptığını bildiğim güzel bir parfüm sürünerek beklemeye koyuldum.
Çok geçmeden kapı çalındı ve heyecandan elim, ayağım titremeye başladı. Bu geceki sikicim Serkan’ı görme ümidiyle kapıyı açtığım anda beni bir sürpriz bekliyordu.
Kocamın yanında elinde bir buket çiçekle duran Serkan’ın arkasında başka bir erkek daha vardı. İlk anda şaşırdım, bir anlam veremedim.
Kocamın yüzüne baktım soran bakışlarla… Omuzlarını silkip kaş göz işareti yaparak içeriye girdi.
Anlaşılan kocama Serkan yetmemiş, karısını sikecek ikinci bir erkek daha getirmişti yanında…
Beni aynı anda iki kişi ile sikişirken izlemek istiyordu.
İçimdeki heyecan katlandı.
Yapacak bir şey yoktu. Madem ki karar verilmiş, bu yola girmiştik, ikinci bir erkeği de idare edebilirim diye düşündüm içimden…
Hatta kocamı da sayarsak, iki buçuk erkek sikecekti beni bu gece… Ben de omuzlarımı silktim.
Madem kocam böyle istemişti, ben de kendimi zevkle siktirecektim bu erkeklere…
Ellerinden çiçekleri alırken bunlar şimşek gibi geçiyordu aklımdan…. Yan yan alıcı gözüyle süzdüm bu geceki erkeklerimi…
Serkan 1.85 boylarında 80 kilo, atletik yapılı esmer ve çok yakışıklı tam bir erkek…
Yanındaki de ondan aşağı kalır gibi değil… Uzun, sarı saçlı, mavi gözlü, kirli sakallı, bir kulağına küpe takmış. Anlaşılan bu gece benim gecem olacak.
Bu düşünceleri bir kenara bırakıp tatlı ve seksi bir gülücükle misafirlerimize ve sevgili kocama,
“Hoşgeldiniz…” dedim ve hemen salona geçtik. Beni yeni misafirimizle tanıştırdılar. Murat da meğer Serkan’ın ortağıymış.
Ortaklıklar pekişecek ve bundan sonra kocamla beraber bana da ortak olacaklardı anlaşılan…
Tabii ortaklığın sermayesi de seve seve ben olacaktım.
Karşılıklı hal ve hatır faslından sonra, Murat için ilave servis açtığım sofraya davet ettim misafirlerimi…
Serkan için özel olarak lüks bir restorandan getirttiğim, erkeklik gücü arttırıcı istiridye falan da içeren güzel yemekleri masaya servis ettim. İyi ki fazla fazla söylemişim diye düşünerek, kaliteli bir beyaz şarap eşliğinde yemeğimizi afiyetle yedik.
Bu arada misafirlerimize seksi bakışlar fırlatıyor “acaba niye geldiklerini biliyorlar mı?” diye gözlerinden bir şeyler okumaya çalışıyordum.
Yemek bittikten sonra el birliğiyle sofrayı kaldırdık. Erkekler salonda otururken ben bir süre mutfakta oyalandım, bulaşık makinesini çalıştırdım.
Buzdolabından viski için buzları alıp buz kovasına koydum, içkiyi, kadehleri tepsiye dizdim.
Ben bunlarla uğraşırken kocam yanıma geldi. Arkamdan sarılıp boynumu öptü. Her zamanki gibi huylanıp kaçmaya çalışırken, önünü kalçama bastırıp zaptetti beni.
Boynuma öpücükler kondururken büyük bir merakla
“Onlara söyledin mi bu gece için neler planladığımızı aşkım?” diye bir soru yönelttim.
“Hayır karıcım, bir türlü cesaret edemedim. İnsan pat diye söyleyemiyor ki hadi gel Serkan, karımı sik diye…
Murat da bütün gün yanımızdaydı. Punduna getirip söyleyemedim. Sadece Serkan’a söylesem ayıp olacak, ikisine birden “hadi bize gidelim, yemeği bizde yeriz. Gül'ün aşçılığı mükemmeldir” dedim, onlar da geldi.”
“Nasıl olacak şimdi? Ne yapacağız?” Tahmin ettiğim şeyi söyledi kocam,
“Nasıl olsa Serkan için kararımızı vermiştik aşkım.
Murat da fena çocuk değil. Baksana, sırım gibi… O da oluversin diye düşündüm.
Kızmadın ya bana?”
Hayır anlamında başımı sallayabildim.
Evet, sırım gibiydi Murat da… Yutkundum. “Bütün iş sende karıcım… Sen bu işi kıvırırsın. Nasıl yapacağını bilirsin sen…”
Nasıl yapacağımı bilmiyordum ama, o iki erkeği de bu gece istiyordum. Kendimi bu geceye hedeflemiş, konsantre olmuştum. Ve sadece yemeklerini yedirip gönderecek değildim.
Kocamın yapamadığı şeyi ben yapmalıydım ve elime fırsat geçmişken kendimi bu adamlara siktirmeliydim.
”Tamam. Merak etme, ben bir şekilde hallederim. Doğaçlama yapalım. Ben sana işaret verdiğimde sen kaybol ortadan…
Ben ortamı hazırlar, avımızı kafese koyarım, işareti alınca sen de gelirsin. Onlar beni çatır çatır sikerken sen de izlersin, tamam mı kocacığım?” dedim.
Sarılıp dudaklarımdan öptü, elini eteğimin altına atıp amımı avuçladı,
“Tamam aşkım. Benim karım işini bilir.” Gülerek kendimi kurtardım ve içkileri alıp salona geçtik.
Hazırladığım viski ve çikolataları misafirlerimize sundum. Onlar üç erkek geniş koltukta otururken ben de içkimi alıp karşılarındaki tekli koltuğa oturdum.
Hep birlikte sohbet ederken içmeye başladık. Erkekler futbol, kadınlar vesaire hakkında konuşuyorlar, ben onları dinliyor, ara ara lafa karışıyor, anlattıkları fıkralara gülüyordum.
Bardakları boşaldıkça içki takviyesi yapıyordum.
Biri soda istiyor, diğeri buz, derken sürekli mutfağa gidip geliyor, koltuğuma oturup kalkıyordum.
Oturup kalktıkça siyah, dekolte elbisemin minicik eteğinin sıyrılmasına, bacaklarımın güzelliğini görmelerine dikkat ediyordum.
Sonunda arzuladığım şeye kavuşacaktım az sonra… Baktım, benimkiler iyice kıvama geliyorlar…
Gözleri kızarmış, sürekli açılan çıplak bacaklarıma, sütyenimin dantelleri görünene kadar iyice açtığım dekoltemin sergilediği iri göğüslerime bakıp duruyorlardı…
Eteğimi biraz daha sıyırdım, yavaş hareketlerle bacak bacak üstüne attım.
Karşıdaki geniş koltukta oturan ikilinin gözleri süt beyaz bacaklarımın arasındaki siyah dantel külodumu görünce faltaşı gibi açıldı, güya çaktırmadan bakıyorlar.
Kocam onların yanında yanlamasına duran tekli koltukta oturuyor, beni görmüyordu.
Koltuktan kalkıp elimdeki viski şişesiyle kalçalarımı çalkalaya çalkalaya yanlarına gittim.
Geldiğimi görünce gözler mıknatıs gibi üzerime çevrilmişti. Göğüslerimin biraz daha açılmasını sağlayarak eğildim, Serkan’ın kadehini doldururken kocama işareti çaktım.
“Aşkım, bir şişe viskimiz varmış evde, o da bitti bitecek. Gidip o bizim her zamanki marketten bir şişe daha alıp gelsen…” Anladı, hemen kalktı,
"Tamam aşkım… Arkadaşlar, siz devam edin. Ben gidip geleyim. Market de uzak ama, arabayla gideyim bari…” diyerek dışarıya çıktı.
Serkan ve Murat kocam çıkınca daha bir rahatlamışlar, bakışları, söylemleri daha bir edepsizleşmişti sanki… Bense onların bakışlarından rahatsız olmuyormuş havalarındaydım.
Temeldi, Fadimeydi, arkadaşının karısı Fadimeyi beceren Dursundu derken, iyice açık saçık olmaya başlayan fıkralarına ters tepki vermediğimi, tam aksine onların çift anlamlı, lastikli laflarla fıkra anlatımlarına bayıldığımı anlayınca erotik fıkralar havada uçuşmaya başlamıştı.
Onlar anlatmak için yarıştıkça ben de şuh kahkahalarla, kasıklarımı tuta tuta, ayaklarımı yere vura vura gülüyordum.
Tabi bu arada ister istemez zaten kısacık olan eteğim açıldıkça açılıyordu.
Arada benim de hatırladığım bir iki tane sıkıştırdığım erotik fıkralar, viskiler derken ortam iyice ısınmıştı.
İki ortak karşımda yan yana oturuyordu. Tabi arkadaşlarının karısıydım, herhangi bir şey yapmaya kalkışmaları imkansız gibi görünüyordu. Karşıdan bakıp yalanıyorlardı sadece…
İş bana düşüyordu.
Oturduğum yerde ayaklarımı biraz daha uzattım, kalçalarımla biraz daha kaykıldım.
Mini eteğim biraz daha, nerdeyse kasıklarıma sıyrıldı. Neredeyse kendi siyah dantel külodumu kendim görecektim bir parmak daha çeksem… Erkeklerin bakışları yine benim verdiğim frikiğe kilitlendi.
Artık önlerindeki kabarıklığı gizlemek için çaba sarf etmiyorlardı. Gömleklerin düğmeleri iki üç tanesi daha açılmış, göğüs kılları görünüyordu.
Elimdeki viski kadehinde son kalan içkiyi fondip yaptım. Yanaklarım kızarmıştı içki boğazımı yakarak inerken…
Elimin tersiyle alnımı siler gibi yaptım, Bluzumun degajesini aşağıya indirdim biraz, sütyenimi iyice meydana çıkardım, ortasından tutup çekiştirdim.
Sikici bakışlar bacaklarımdan, külodumdan yukarıya çıktı, sütyeni zorlayan iri memelerimi delip geçecek gibiydi o anda…
“Ya, çok sıcakladım ben çocuklar…” dedim ortaya… Serkan atıldı hemen,
“Viskiden herhalde Gül…” dedi boğuk sesiyle. “Yanakların allık sürülmüş gibi, kıpkırmızı…”
“Herhalde… İçim yanıyor sanki… Offf… Viskinin içinde buz var ama, daha çok yakıyor. Sizin orda buz kaldı mı?”
Cevap vermelerini beklemeden kalktım. Yüksek topuklu terliklerimin üzerinde bir an sallanıp dengemi bulmaya çalıştım. Sonra da kırıta kırıta, eteğimi savurtarak yanlarına gidip ortalarında bıraktıkları bir popoluk boşluğa kendimi atarcasına oturdum.
Şaşırmışlardı, birbirlerine ve bana bakıyorlardı.
Serkan’ın kucağına yatar gibi uzanıp koltuğun yanındaki sehpadan buz kovasını aldım, kucağıma koydum.
Elimi sokup iki üç parça buzu parmaklarımın arasına aldım, başımı arkaya atıp, buzları boynuma sürmeye başladım.
“Kusara bakmayın ama, ateşim yükselince hep yaparım bunu, iyi geliyor bana…
Ohhhh… Harika… Serinletti valla…” diye diye buzları boynumda, gerdanımda dolaştırıyordum. İkisi de aç gözlerle elimde eriyen buzdan akan suyun damlalar halinde boynumdan süzülmesine, iki göğsümün arasına akmasına, soğuk buzun temasıyla pütür pütür olan tenime bakıyorlardı.
Hele bir de elimden sular aka aka buzu ağzıma götürüp iki dudağıma sürmem, dilimi çıkarıp buzu penis yalar gibi yalamam onlar için son öldürücü darbe oldu.
İki av hayvanım da tuzağıma düşmüş, kafeslerine girmişti. Bir hırıltı duymamla Serkan’ın dişisinin üstüne çıkan erkek arslan gibi üzerime saldırması, bir eliyle saçlarımı tutup başımı arkaya kanırtması, diğer eliyle dudaklarımdaki buzu tutan elimi bileğinden yakalayıp çekmesi ve dudaklarıma kapanması bir oldu.
Buzun etkisiyle soğuk dudaklarımda onun ateş gibi yanan etli dudaklarını hissettim.
Murat’a da karşıdan yalanıp durduğu bacaklarım kalmıştı. O da diğer yanımdan elini dizlerime atmış, okşaya sıka eteğimin altına girmiş, bacaklarımdan yukarılara çıkıyordu.
Tıpkı avına saldıran vahşi hayvan gibi sert ve seriydiler. Öyle ani hareket etmişlerdi ki, bir tepki vermeye bile fırsatım olmamıştı.
Aslında av olan kendileriydi ama haberleri yoktu zavallıların…
Yine de ben şoka uğramıştım. Her ne kadar onları kışkırtan, isteyerek saldırtan kendim olsam da, böyle ani ve sert hareket etmelerini beklemiyordum, boş bulunmuştum.
Murat bir taraftan kalçalarımı, memelerimi bacaklarımı hallederken, Serkan hiç ayrılmadan dudaklarımı yercesine öpüyordu. Nefessiz kalmıştım artık…
Gözlerim kararmaya başlayınca kendimi zorlukla kurtardım dudaklarından…
Bir an dudak dudağa durduk, nefes almaya çalışarak…
“Ne… Ne yapıyorsunuz siz? Delirdiniz mi? Nasıl yaparsınız? İnsan arkadaşının karısına bunu yapar mı? Ne biçim delikanlısınız siz?” diyerek çıkıştım.
Sesimin sert olmasını umuyordum.
Eğer Murat elini küloduma götürür de ıslaklığını hissederse nasıl tahrik olduğumu anlayacaklar diye de korkuyordum bir yandan…
Serkan sertçe dudağımdan öptü,
“Peki arkadaş karısı senin yaptığını yapar mı? Ulan akşamdan beri delirttin ikimizi de…
Uzun bacaklarını, siyah külodunun, sütyeninin dantellerini ezberledik ulan…
Göstermediğin yerin kalmadı. Arkadaş karısı donunu arkadaşlarına gösterir mi ulan kaltak?”
“Bilerek yapm…” dememe kalmadan konuşmasına devam etti,
“Sakın inkar etme… Sikim kazık kesildi ulan orospu…
Taşaklarım patlayacak nerdeyse…
Sen de öyle misin Murat? Benim gibi seni de kudurttu değil mi bu fahişe?”
Murat diğer tarafımdan yanıt verdi ona,
“Aynen ortak…” Eğilip kulak mememi kemirdi bunu söylerken, huylanıp başımı kaçırmaya çalıştım.
“Yemin olsun seni sikmeden gidersem bu gece… Değil Tamer, dünya gelse seni sikecem kadın…”
“Olmaz… Yapmayın… Tamer şimdi gelir.. Nerdeyse gelmek üzere…” diye kıvrandım aralarında… Serkan güldü,
“Yaaa… Demek sorun seni sikmemizde değil, kocanın gelmesinde öyle mi?” Bu arada Murat korktuğum şeyi yapmış, bacak aramdaki elini küloduma götürmüş, parmaklarını aradan sokmuştu içine…
Tabi anında nasıl bir bataklığa girdiğini anladı. Amcığım ve külodum su içinde kalmıştı.
Öyle tahrik olmuş durumdaydım ki… Gülümseyerek parmaklarını dışarıya çıkardı.
Önce burnuna götürüp amımın kokusunu içine çekti. Sonra da ıslak parmaklarını Serkan’a gösterdi.
“Ortak, aşağısı göl olmuş. Bu azgın orospunun canı yarak istiyor. Tam tahmin ettiğimiz gibi… Sikilmek istiyor bu kadın…” Serkan dudaklarıma asıldı yine,
“Biliyordum. Gülüşlerin, hareketlerin, oranı buranı göstermelerin… Oh yavrum…
Tam bir kadınsın sen… Kocan anlatırdı ara sıra yatakta yaptıklarınızı…
Seni benim siktiğimi hayal ederdim hep… Hadi bırak itiraz etmeyi, zevkimizi yaşayalım hep beraber…”
Artık inkar etmeyi, itirazları bıraktım. Foyam meydana çıkmıştı. Bileğimi sımsıkı tutan elimi kurtardım elinden…
İki elimi yanlara uzattım. İkisinin de kabarmış, taş kesilmiş sikine aynı anda ellerimi uzatarak parmaklarımla sertliklerini kavradım. Gülerek,
”Tamam çocuklar… Dediğiniz gibi, bu geceyi biraz daha güzelleştirelim öyleyse…” dedim.
İkisi de bu hareketimi beklemiyorlardı. Şaşırdılar önce… Serkan heyecanla sikini avuçlayan elimin üzerine koydu elini,
“Oh, Gül… Gül… “ diye inledi. Ona doğru eğilip dudaklarından öptüm,
“Ah sevgilim. Zaten seni bu iş için çağırmıştık eve… Beni sikmen için… Size söyleyememiş ama kocamla ikimizin isteği bu… Ama Murat’ın da gelişi doğrusu tam bir sürpriz oldu.
Siz de istediğinize göre… Kocamın gözü önünde sikin hadi beni…” diyerek siklerini pantolonlarının üzerinden okşuyordum. Bu onları fişeklemeye yetmişti.
Bir Murat'la öpüşüyordum, bir Serkan'la… Serkan,
”Off… Gül… Bu bizim için büyük bir sürpriz oldu. Öyle değil mi Murat? Seni bağırta bağırta sikeriz şimdi, merak etme…” dedi.
Sabırsızlıkla Serkan’ın fermuarını açtım. Sikini elime alınca inanılmaz bir duyguya kaptırdım kendimi.
Kocamdan sonra, onun minik pipisinden sonra ilk kez başka bir sike, hem de gerçekten adı gibi bir yarrağa dokunuyordum. Serkan’ın hayallerimdekinden çok daha büyük bir aleti vardı.
Hemen başlamak için sabırsızlanıyordum ama, elimdeki şeylere yapacaklarımı kocama da izletmek için
“Kocacığım gelebilirsin, her şey yolunda…” diyerek içeriye doğru seslendim.
Aslında bu beni daha çok ateşliyordu. Kocamın gözü önünde sikişecektim ve o da sadece beni sikmelerini seyrederek otuzbir çekecekti.
Amcığım bir anda sırılsıklam olmuştu. Kocam geldiği anda Serkan,
“Tamer niye bunu daha önce söylemedin bana? İnan karını zevkle sikerdim” dedi.
Kocam da süklüm püklüm, gülmeye çalışarak, heyecandan kızarmış yüzüyle,
“Yok be dostum. Öncesinde yoktu bu duygular… Baktım evlilik ve seks hayatımız monotonlaştı, biz de buna karar verdik…
En iyi aday da sendin.
Tabi Murat da…” diye yanıtladı.
Kocam tam karşımıza oturdu. Ben hemen eğilip elimle okşayıp durduğum Serkan’ın sikini dudaklarıma götürdüm, kafasını emmeye, yalamaya başladım.
Kocamın sikini sadece bir iki defa ağzıma almış, bir defasında ağzıma boşalınca çok tiksinmiş, bir daha oral seks yapmamıştım.
Ama bu yarak bambaşkaydı. Kocaman, damar damar, kalın, uzun ve iştah açıcıydı. Ben de içindeki bütün dölleri iştahla yalayıp, yutmak istiyordum.
Ağzıma alabildiğim yere kadar sokuyor fakat yalnızca yarısına kadar alabiliyordum. Bu arada Murat ta koltuktan kalkmış bacak aramda diz çökmüştü.
Altımdaki külodu sıyırmasına yardım ettim. Elbisemin mini eteği de nerdeyse belime kadar toplanmıştı.
Yüksek topuklu terliklerimin topuklarından tutarak ayağımı kaldırdı, okşaya okşaya altımdan külodumu çıkardı. Sonra da üzerimde ne varsa yırtarcasına çıkarılıp fırlatıldı.
Ayağımda yüksek topuklu terliklerimle çırılçıplak duruyordum karşılarında… Üç erkek de hayranlıkla beni izliyorlardı.
Mutlulukla doldu içim… Beğenilmek, arzu edilmek, her kadın gibi benim de gururumu okşuyor, libidom tavan yapıyordu. Diğerleri gibi Serkan da benim yeni ağda yaptığım, kılsız amımı hayranlıkla seyrettikten sonra kasıklarıma yapıştı.
Amımı öyle bir emiyordu ki hemen vücudum sarsılmaya başladı.
Dilini amımın içine kadar sokuyor, amıma paralel göt deliğime iniyor, sırılsıklam olan amımdaki bütün suları yutuyordu.Kocama sürekli olarak yalattığım amcığım, yalatmaktan hiç bu kadar zevk almamıştı.
Kocama, onun ezberlediğim sevişmelerine artık alışmış ve arkasından ne geleceğini artık bildiğim dokunmalarından etkilenmemeye başlamıştım.
Ama bu iki erkek benim bütün duygularımı yeniden coşturuyorlardı. Bu esnada zavallı kocam da avucunun içinde kaybolan sikini okşuyor, gözleri bizden ayırmadan resmen 31 çekiyordu.
Bense Serkan’ın koca sikine bir kene gibi yapışmış, adeta sömürüyordum.
Ağzımı bir amcık gibi kullanıyor ve Serkan'a siktiriyordum. Dilimle taşaklarına kadar yalayarak iniyor ve onu ağzıma boşaltmak istiyordum. Aldığım zevk dediğim gibi harikaydı ve bu zevkin etkisiyle ilk defa bir erkeğin taşaklarını, göt deliğini yalamaya başlamıştım. Serkan inim inim inliyor
“Ooooh… Harika bir karın var Tamer. Hiçbir kadın bana bu kadar güzel oral yapmamıştı. Çok şanslısın dostum.” diyerek bana ve kocama iltifatlar ediyordu.
O muhteşem siki tekrar ateş gibi yanan dudaklarıma götürdüm. Alabildiğim kadar ağzıma soktum ve dışarıda kalan kısmına da elimle 31 çekmeye başladım.
Serkan’ın daha fazla kendisini tutamayacağını anladım. Yanılmamıştım, biraz sonra ağzıma öyle bir patladı ki bütün menilerini kocamın gözlerinin içine bakarak iştahla yalayıp, yuttum.
Bu durum karşısında kocam da kendisini tutamayıp boşaldı. Artık kızgın amım yarak istiyordu ve bu vazifeyi ilk önce deminden beri amımı yalayıp sulandıran Murat yerine getirecekti.
Murat bacaklarımın arasında yerini almış, amımın zevkten şişmiş dudaklarına sikinin kafasını sürtüyordu. Çıldıracak kadar zevk alıyordum ve,
“Ohhh… Hadi erkeğim…
Sik artık beni….
Daha fazla dayanamıyorum…
O güzel yarrağını sok içime…
Söndür ateşimi sevgilim…
Erkeklerim…
En sonunda hayalim gerçek oldu.
Hadi… Kocamın sikemediği amımı çatır çatır sikin…
Yarrağınızı geçirin amcığıma…” diye sayıklıyordum şehvetin verdiği ateşle…
Murat bu lafımın üzerine amıma öyle bir giriş yaptı ki amımın yırtıldığını sandım. Daracık amcığıma kocaman sikini köküne kadar sokup sokup çıkartıyordu.
İlk defa gerçek bir sikin içime girdiğini hissediyordum. Bacaklarımı Murat'ın beline dolamış, bu anın hiç bitmesini istemiyordum. Bana, amıma soktukça ses getiriyor, bağırta bağırta düzüyordu beni…
Bu arada ben bir yandan Murat sikerken, bir yandan da Serkan’ı ikinci kez hazırlıyordum.
Yarağını ağzıma almış emiyordum. Kocamın siki tekrar kalkmış, Murat’ın beni nasıl siktiğini daha net görebilmek için Murat’ın arkasına geçmişti.
Murat beni domaltmış, arkadan amıma hızlı bir tempoyla girip çıkıyordu.
Onun amıma her sokuşunda amcığım genleşiyor, iç güdülerim kabarıyor ve sanki yeni sikicime aşık oluyordum. Onu içime boşaltmak, ılık sıvılarını içimde hissetmek istiyordum.
Serkan da beni saçlarımdan kavramış ağzımdan sikmeye devam ediyordu.
Murat çok geçmeden hızlandı, hızlandı, bağıra bağıra patladı ve bütün sıvılarımı amımın derinliklerine fışkırttı. Ben de Serkan’ın ilk ağzıma boşaldığı andan sonra ikinci orgazmımı yaşadım.
Zevkten dizlerim titriyordu. Ama işimi bırakmamış, Serkan'ın kasıklarına kapanmış, sikini yalıyor, vakumlayıp duruyordum. O arada kocam bana iltifatlar etmeye başlamıştı,
“Harika sikişiyorsun karıcığım. Amcığın dölle kaplı… Öyle harika görünüyor ki…” diyordu. Ben de Serkan'ın sikini ağzımdan çıkarıp,
“Eğer çok beğendiysen yala amımı kocacığım…” diyerek tepkisini ölçtüm.
Sanki benden böyle bir cevap beklermişcesine dudaklarını amıma öyle bir yapıştırdı ki tek kelime ile şoke oldum. Kocam, Murat’ın amıma akıttığı dölleri yalıyor, yutuyordu.
Kocama daha çok zevk vermeliydim. Çünkü başkaları ile sikişme fikrini sürekli tekrarlamak istiyordum. Ve kocam zevk aldığı sürece buna müsaade ederdi.
Kalktım, kocamı yere yatırıp amcığım ağzına gelecek şekilde oturdum ve içimdeki bütün sıvıları onun ağzına akıttım. Hiçbir damlayı ziyan ettirmeden dölleri kocama yedirdim.
Bir ara kocamı da siktirmek düşüncesi geldi aklıma. Bunu tereddütsüz kabul edeceğini hislerimle anladım.
Fakat sonra vazgeçtim çünkü şu anda bu iki yarağı kimseyle paylaşamazdım.
Daha sonra bu düşüncemi uygulayabileceğimi biliyordum.
Kocam amımı tertemiz yaptı yalaya yalaya… Bu arada Serkan sırt üstü yere uzandı. Yarağı çelik gibi sertleşmiş, damarları şişmiş, sikinin başı mosmor kesilmiş, zonk zonk atıyordu.
Bu kez onu memnun etmeliydim. Kalkıp sikinin üstüne yerleştim.
Zonklayan sikini elimle tutarak amımın deliğine yerleştirdim.
Serkan'ın siki Murat’ın sikine kıyasla daha kalın, biraz daha kısaydı.Fakat her iki yarağın yanında kocamın siki kürdan gibi kalırdı.
Ancak aperatif atıştırmak isteyenler kocamın sikiyle idare edebilirdi. Yarağı köküne kadar içime alıyor, kıvrak hareketlerle kalkıyor, kocama da iyi bir göz ziyafeti veriyordum.
Ellerimle göt yanaklarımı iki yana açıyor ve acımasızca kendimi kocamın gözü önünde siktiriyordum işte….
"Sen misin bana fantezi anlattıran..? Bak işte, nasıl siktiriyorum kendimi… İstediğin gibi mi? Güzel mi? Böyle mi istiyordun?” diye seslendim kocama…
Gözleri parlıyordu pezevengin… Heyecan içinde benim arkadaşının yarrağının üstünde oturup kalkmamı izliyordu eli sikindeydi…
“Evet sevgilim…” dedi yutkunarak… “Ama sen de istiyordun, biliyorum… Şimdi de istiyorsun sikilmeyi…”
Haklıydı. İstiyordum… Hem de delicesine istiyordum. Serkan'a seslendim bu kez,
“Ooohhh…
Sik sevgilim….
Erkeğim…
Gerçek erkeğim…
Hep bu yarağın hayaliyle yaşadım…
Aç kaldım yıllarca…
Doyur beni artık yarağa…” diye çığlıklar atıyordum.
Serkan da alttan belini indirip kaldırıyor, gökte arayıp bulamadığı bu az kullanılmış, daracık amcığı hızlı bir tempoyla sikiyordu.
O heyecan fırtınasının içinde baktım, Murat ın siki yeniden faaliyete geçmiş. Elimle sertleşen sikinden tutup kendime çektim. Bu sefer ağzıma onu yerleştirmiştim.
Deliklerim boş durmuyor devir daim yaparak Serkan ve Murat tarafından dolduruluyordu.
Sikilecek tek bir deliğim kalmıştı, o da göt deliğim. Murat ın sikini arka deliğime almak için hazırlamaya başlamıştım bile…
Bir yandan da ellerimle göt yanaklarımı iki yana açarak kocamı
“Götümü yala Tamer ! Götümü yalamanı istiyorum…” diye sert bir ses tonuyla uyardım.
O da benim götümü bu yarağı alabileceğim kıvamda hazır etmeliydi. Kocam bu emre severek itaat etti.
Dilini göt deliğimin çevresinde dolaştırıyor, emiyor hatta ara sıra aşağı doğru kaçamak dil darbeleri atarak Serkan’ın taşaklarına kadar iniyordu. İçimden o ara
“Seni ibne seni. Ben de seni siktirmezsem bana da Gül demesinler.” diye geçirdim.
Murat arka deliğimde yerini aldı fakat tüm zorlamalarına rağmen alışık olmayan götüm acıyor ve içine bir türlü sikini alamıyordu. Kocam hazır kıta, hemen kremi alıp geldi ve güzelce götümün kenarlarına sürmeye başladı.
Bir kadını başka bir erkekle sikişmesi için kocasının o erkeğe hazırlamasından daha güzel, daha zevk verici bir şey olabilir mi acaba?
Serkan'ın amımdaki yarağı girip çıkarken, kocamın kremli parmaklarının temasıyla içim titriyordu. Ölüyordum zevkten…
Kocam benim arka deliğime kremleri iyice yedirdikten sonra Murat’ın sikini de kendi elleriyle kremledi ve kenara çekildi. Murat bu denemesinde başarıya ulaşmıştı.
Kafasını deliğime soktuğu anda yarak kolayca kayarak köküne kadar girmişti.
Şimdi iki yarağı aynı anda içime alıyor ve uçuyordum adeta. Motor pistonu gibi biri giriyor, biri çıkıyor ve bana asla unutamayacağım zevkler tattırıyorlardı.
Serkan sözünü tutmuş ve söylediği gibi beni bağırta bağırta sikiyorlardı. Ben bas bas bağırıyor zevkten ağlayacak gibi inliyordum.
Sonra ortaklar yer değiştirdi ve ben Serkan’ın üzerine ters oturdum. Şimdi Serkan götten Murat ise amımdan giriyordu.
Bu pozisyonda kocamı daha rahat görüyordum.
Onun da aynı bizim gibi gelmek üzere olduğunu anladım.
Erkeklerim beni sikerlerken sanki dolu bir tekeri pompayla şişirmeye çalışıyorlarmış gibi sesler geliyordu.
Amımın ve götümün kenarlarından iki sevgilimin menilerinin sızdığını hissediyordum.Tempo daha da hızlandı ve müthiş bir orgazm yaşadım.
İki sevgilim amımı ve götümü sıcacık, yakan dölleriyle doldurmuştu. Onları içimde hissetmek bana harika zevk veriyordu. Bu zevki bence her kadın hayatta hiç olmazsa bir defa tatmalı.
İçimden çıktıkları anda deliklerimin hava almaya başladığını hissettim. Götüme kocaman bir delik açılmıştı. Hemen kocamı yanıma çağırdım ve
“Hadi yala şu dölleri kocacığım, ziyan olmasınlar…” diye istekte bulundum.
Yine tek bir damlasını ziyan etmeden amımda ve götümde ne varsa hepsini yalattım kocama…
Vakit geç olmuştu ve artık hepimiz yorulmuştuk. Gitme saati gelmişti. Sevgililerimi kapıda uğurladım ve ikisinin de dudağına teşekkür ederek kocaman bir öpücük kondurdum.
Sonra içeri gelerek sevgili kocama
“Nasıl, hoşuna gitti mi kocacığım?” diye sordum.
“Hiç bu kadar zevk almamıştım karıcığım. Çok teşekkür ederim sana…” diye cevap verdi.
”Eh artık… Karın bu yarakların tadını aldıktan sonra rahat durmaz, sürekli ister. Ne olacak şimdi?”
“Ne zaman istersen sevgilim. Seni izlemek benim için büyük zevk…” diye yanıt verdi.
“Nasıl yedirdim dölleri sana? Hoşuna gitti mi?
“Evet… Değişik bir duyguydu… Bayıldım…”
“Çok hoşuna gittiyse, istersen, bir daha sefere seni de siktirelim, ne dersin? O döllerin sıcaklığını içinde hissetmek daha da hoşuna gider…” deyince gözlerindeki ışıltıyı, onaylamayı çok rahat görebilmiştim..
Evet, bir dahaki sefere sıra kocamdaydı ve onu siktirmek benim için büyük zevk olacaktı.
Teşekkürler kocacığım…
KOMSUNUN KARISINI KAPAYIM DERKEN KARIMI KAPTIRDIM
Alt katimizda yeni evli bir cift oturuyor. Neşe ile Mehmet. Adam benden yasli duruyor, ama kiz tam bir çıtır. Bizim daire, denize nazir bir konumda. Aksamlari, bazen balkonda demlenirken, bunlar da asagida, balkonda oluyorlar.
O arada, bizim hanimin cenebazligi sayesinde laflasiyoruz. Kiz genellikle askili bir tisort ve mini sort giyiyor. Ben hemen, yukaridan, goguslere ve bacaklara odaklaniyorum.
Bizim hanim, bazen yavasca “hinzir, şaşı olacan valla” diye takiliyor.
Bir gun sabah, babamin yanina, ise gitmek icin evden ciktim. Arabayla otoparktan hareket edecekken bunlari gordum. Oglan, arabayi calistirmak icin ugrasip duruyordu.
Yardim etmek icin indim, ben de denedim, falan ama, olmadi. Nereye gittiklerini sordum, sehre iniyorlarmis. Bizim buro da tam sehir merkezinde oldugu icin
“gelin, sizi birakayim bari, nereye istiyorsaniz” deyince,
“zahmet olacak” diyip bindiler.
Adam one, kiz arkaya oturdular. Yolda konusurken, tapuda isleri oldugunu ogrendim. Bir arazi ihtilafi varmis. Bizimde basimizdan gectigi icin, biraz bilgi verdim. Ben anlatirken, Neşe ilgiyle dinliyordu. Ön, iki koltugun arasina dogru egılmıs, ortadaki şaft yukseltisi nedeniyle bacaklarini iki yana acmisti.
Konu bitince, yerini degistirmeden arkaya yaslandi. Bacaklari hala acikti. Aynayi duzeltiyormus gibi yapip, tam onun bacaklarina ayarladim. O sirada, bir suru bir seyler anlatiyordu. Benim ne yaptigim pek umrumda degildi.
Neşe’nin diz ustu etegi, arkasina yaslaninca siyrilmis, bacaklari biraz daha acilmisti. Cok seksiydi. Yanimda kocasi oturuyordu, ama gozlerimi alamiyordum.
Neredeyse kaza yapmaktan korkuyordum. Boya da olsa, sariya yakin saclari, yesil gozleri ile, dipdiri, bir icim suydu.
Aksam karima anlattim. Harbi, harbi “Bana yasli karilari ayarlayacagina, bunu ayarlada bir seye benzesin bari” dedim.
Karim da bana “kocum benim! Sen benden gizli bir sey yapma, ben sana dunyalari ayarlarim” diye cevap verdi.
Bu arada, karim beni şok edecek bir sey soyledi. Mehmet denilen hiyar, her firsatta bizim kariyi kesiyormus. Benim hic dikkatimi cekmemisti, ama kadinlardan kacmiyor demekki.
Onunde dipdiri karisi dururken, herifin gozu hala disarlarda anlasilan.
Vay pezevenk. Karim bana “dur biraz sabret. Ben, sana onu, oyle, ya da boyle ayarlayacagim. Kiz biraz urkek. Once bir yoklama cekelim, bakalim” dedi.
Neşe, bir ara Istanbul’da ki ailesinin yanina gitmisti.
Bizim hanim, “eh, ne de olsa komsumuz olur, evde bekar, yalniz adam” diyip, haftada bir, Mehmet’e evde pisen yemeklerden goturuyordu.
Yine boyle bir aksam, asagiya indi ve tam bir saat sonra geldi. Ben, mac seyrederken, biranin verdigi uyusuklukla, saatin nasil gectigini anlamamistim.
Meltem geri geldiginde, saate bakinca anladim. Karim hemen mutfaga suzuldu.
“Meltem!” diye hanima seslendim.
“Gel bakayim buraya. Ne yaptin asagida bir saattir? Herife yemegini verdin, bir de altina mi girdin?” diye sordum, biraz sinirle.
Karim salona gelip “yok be kocacim. Dertlestik biraz.” falan diye gecistirmeye calisti. Ama yuzume bile bakamiyordu.
“Anlat, anlat. Bak kizmicam.” diye biraz sevkat gosterince, agzindaki baklayi cikardi.
Mehmet, sofrada tek basina raki iciyormus. Yemekler gelince, “gel be Meltem bacim. Sana da bir kadeh koyayim. Beraber parlatalim bir, iki duble” falan diyince, bizim hanim “olur mu Mehmet! Sami yukarida, evde. Sonra beraber geliriz.” demis, ama adam cok israr edince
“eh, koy o zaman. Ama suyu bol olsun” diye bir duble almis. Baslamislar sohbete.
Ordan, burdan konusurlarken, Mehmet ickinin verdigi cesaretle, mahrem konulara girmis.
“Meltemcim, bizim Neşe gideli bir ayi gecti. Gelmesine daha bir ay var. Burada abazan kaldik valla. Cok ozledim onu. Hem duygusal olarak, hem de anlarsin ya!” falan diye anlatiyormus.
“Kendi basima ne yapacagimi sasirdim. Baska kadinlara da gitmek olmuyor. Bir goren olur, yakalanirsin, hastalik var. Riskli isler.” diyip duruyormus.
Anlayacaginiz, ahlaksiz herif, bizim kariya yazilmaya calisiyormus.
Karim “hadi ben kactim, gec oldu” diye kalkinca, bu da pesinden kalkmis. Meltem kapiya dogru yururken,
Mehmet arkasindan; “Yenge be, yanlis anlama ama, sende de ne kalcalar varmis. Adami kendinden geciriyor.” diyince,
karim “aaa! Cok ayip, ayol bunlari duymamis olayim. Bak bir daha gelmem.” diye karsilik vermis. Bu hiyar da “Tamam yaa, cok ozur dilerim.” diyip kapiyi acmis.
Bizim hanim, alı, al moru, mor geldi. Meltem’e “seni kaltak. Senin de hosuna gitmis bakiyorum.” diyince, yarim agizla “olur mu be Sami?” dedi. Ama belli ki, herifin komplimalari hosuna gitmisti.
Bu olaydan iki, uc gun sonra, daha bir hafta bile olmadan, karim, yine elinde kucuk bir tencere; “Samicim, Mehmet’e şunu goturup, geliyorum.” diyince,
“ooh iyisin! Herif hosuna gitti bakiyorum. Biz adamin karisina bir guzellik düşünüken, herif seni goturecek kasla, göz arasinda.” diye, sakayla karisik çıkıştım.
Meltem; “Erkegim benim. Oyle, ya da boyle, ben senin isini ayarlamaya calisiyorum. Herif abazan kalmis, birak bir kac laf atsin, bos ver. Bak, komsumuz,ayiptir.
Ben bir yere gittigim zaman, Neşe de sana bakar, fena mi olur?” dedi ve cikti. Bu sefer yarim saatte döndü.
“N’oldu? Erken döndün. Şipşak isi bitirdiniz mi?” diye dalga gecerken, karim heyecanli, heyecanli
“Aman Sami… Bu herifin gözü dönmüş. Bir daha gitmem valla.” diye kapidan girdi.
Bu, elinde tencereyle kapidan girip, salona dogru yururken, herif, arkasindan, elini gotune atmis. Karim da elinde tencere, oylece kalakalmis. Tencereyi masaya koyar, koymaz, tam dönüp cikacakken,
Mehmet, karimi kolundan tutup, kendine cevirmis, dudaklarina yumulup, baslamis opmeye. Karim “dur, n’olur yapma… Simdi kocam gelir, oldurur valla ikimizi de.” falan demis, ama herif “Senin bu kalcalarina benim canim feda.” diyip, karimin etegini kaldirip, gotunu oksamaya baslamis.
Karim, Mehmet’in elinden kurtulmaya calisirken, herif, bir yandan da, karimin önünü oksuyormus. Karimi masaya yaslayip, fermuarini cozmus ve taş gibi sertlesmis sikini disari cikartmis. Karimin altinda kulotlu corabi olmasa, neredeyse oracikta sokuverecekmis.
Bu arada, opmeye devam ediyormus. Karim, rezalet cikmasin, nasil olsa kurtulurum elinden, diye bagirmaktan cekinmis. Ama sonunda, herif israrla ve sehvetle opmeye devam edince karim kendini salmis.
Bu, karimin corabini yirtmaya calisirken, karim; “dur, Mehmetcim boyle olmaz… Ben sana bir gun hazirlikli gelirim.” diye işveli, işveli gulumsemis.
Bunun uzerine, Mehmet ikna olup, karimi sikmekten vazgecmis, ama karimin apus arasina, sikini soka, cikara iyice tahrik olup, sonra kosarak banyoya gidip, bosalmis. Karim da cikip, eve gelmis.
Bunlari duyunca her tarafimi ates basti. Ikisini de oldureyim mi acaba diye dusundum.
Ama cok acayip bir durum oldu: Karim, Mehmet’le bu arasinda gecenleri anlatirken, sikim kabarmis, fena halde tahrik olmustum. Oracikta Meltem’i yere yatirip, corabini delip siktim.
Kızışmış karim da, neredeyse ciglik, cigliga bagirarak benimle sikisti.
Bosalinca, bana; “Bakiyorum, karinin, baska bir erkekle sikismesi fikri seni azdirdi, oyle mi?” diye takildi.
Ben de “Vay namussuz herif! Bir de sikini apus arana sokup, git, gel yapti haa?” diye konusurken, karim, abaza Mehmet’in neler yaptigini anlatiyordu:
“Sami, oyle bir öpüyordu ki, sanki diliyle agzimi sikiyor sandim.” Mehmet, karimi sıkıştırırken; “Bak goruyorsun, karim yok. O gelene kadar, sen benim karim ol. Gel sikiselim, ne var ki? Bak cok zevk alacaksin.” diye yalvariyormus.
Meltem bunlari anlatirken, yarragim yine dimdik oldu ve azdim. “Seni orospu kari! O sikememis, ben bir daha sikeyim bari.” diyip, karimi bir kez daha altima aldim. Cok gariptir, Meltem’i sikerken, herifin ona nasil sahip olmaya calistigini, detaylari ile anlattirip, daha fazla tahrik oluyordum.
Bir sonraki hafta, eve geldigimde, karim evde yoktu. Herhangi bir sey dusunmedim. Genelde bi yere gidecegi zaman hep haberlesirdik. Ben geldikten on, onbes dakika sonra geldi.
Ayaginda terlikleri vardi. “Ne o kiz, neredeydin yine?” diyip, sarilip kucakladim.
Agzi alkol kokuyordu. Oylesine, etegini kaldirip, kalcalarina elimi attim. O da ne!! Altinda donu yoktu…
Asagiya dogru bakinca gordum… Dantelli, acik kahve, seksi coraplarini giymisti. Hemen anladim! “Kiz kahpe, sonunda herifle sikistin mi?” diye sordum.
Kollarimla sıkı sıkıya sarmalamistim. Karim, “Sami, dur kocum, birak anlatayim. Gel otur şöyle, once sana bir buzlu viski hazirlayayim.” diyip, beni oturttu.
Onumde kalcalarini kivirtiyor, eteklerini savurarak, donsuz gotunu gosteriyor, beni tahrik ediyordu. Viskimi getirip, yanima oturdu. Elini sikimin uzerine atti.
“Oo bu olmus, gel, serbest birakalim.” diyip kemerimi cozdu. Benim yarrak oyle buyuktu ki, baska heriflerinki gibi, bir tek fermuari cozup cikartamiyordum.
Kemeri de cozmek gerekiyordu. Meltem, sikimi cikartinca, egilip kafasina bir opucuk kondurdu. Sonra elleri ile oksamaya basladi.
Ben de “ee anlat bakalim, nasil sikistiniz?” diye sorunca, artik gizli, sakli kalmamisti.
Mehmet, isten erken gelip, bizim kapiya dayanmis. Meltem’e “Neşe iki gun sonra geliyor. Bak, bu son şansımız.” diyerek, eve girmek istemis.
Karim, “Sen delirdin mi? Iste o zaman Sami bizi keser… Sen simdi git, duşunu al, temizlen, ben geliyorum.” diyip bunu gondermis. Ardindan kendisi de dus almis, makyaj yapmis, parfumler surunmus, coraplarini, etegini giymis, ama donunu giymemis.
En seksi haliyle, aşağı bu herifin yanina inmis. Adi herif bunu boyle gorunce, neredeyse salyalari akmis. Karim, maalesef zevkle anlatiyordu. Uzun, uzun sevismisler.
Herif, karimin her tarafini opmus, yalamis. Ayak parmaklarindan, amina kadar, yalanmadik yer birakmamis. Aminin etrafini yaladikca, karim iyice azmış. Herifin kafasini sulanmis amina bastiriyormus. Mehmet de, dilini karimin amina sokup, cikartiyor, amciginin dudaklarini emiyormus.
Kulak arkalarini, boynunu, sirtini, kalcalarini oyle ustaca opup, yaliyormus ki, karim urpermekten bayilacak gibi olmus. Goguslerini sehvetle yaliyor, meme uclarini ihtirasla emiyormus. En sonunda karim daha fazla dayanamayip, herifi uzerine cekip, kendi elleriyle, Mehmet’in dimdik olmus yarragini, kizismis amcigina tutkuyla sokmus.
Inleye, inleye sikismisler. Karim bunlari bana anlatirken, bir yandan da, eliyle sikime masaj yapiyordu. Cok hosuma gitmisti. Ama iste, simdi boynuzlu olmustum. Bu ikisine de bir iyilik (!) dusuneyim mi diye aklimdan gecirdim.
Fakat sonra, cok garip ama, karimin bir baskasi ile sikismesi fikrinden zevk aldigimi anladim. Karim, bana Mehmet’in karisini ayarlayacakken, tam tersi olmus, herifin altina yatmisti ve bu beni cok tahrik etmisti.
Ustelik, bir de, bana oldugu gibi, butun detaylari ile anlatiyordu ve ben de bunu sehvetle dinliyordum.
Isin özeti, bizim alt komsu Mehmet, karimi catir catir sikmisti ve ben bir sey yapmiyordum…
Tam tersine karima olanlari anlattiriyordum. Daha fazla dayanamayip,karima; “Gel kucagima bakalim” diyip, oturdugum yerde kucagima oturttum ve ziplata, ziplata siktim.
Bosalinca icinden cikmadim.Karim da benim tempoma uymus, sikimin uzerinde kivirtip duruyordu.
Birden aklima gelince sordum; “Kac saat kaldin kiz orada? Herif bir daha istemedi mi?” diyince, karim, yine biraz utanarak anlatti. Bak şuna, demek sormasam anlatmayacakmis!
Sikismeyi bitirince, dus alip, salona gecmisler. Karim giyinip, toparlanmis. Herif de gelip yanina oturmus. Eteklerini yavas, yavas siyirip, baslamis yine karimin bacaklarini oksamaya.
“Nasil hosuna gitti mi? Kocan seni boyle memnun edebiliyor mu?” falan diyince,
Meltem de ona benim canavardan bahsetmis. Ama herifte ozguven tam ya! Hemen bunu da lehine cevirmis ve “Ooo! Oyleyse, o yarragi hic arkana sokturmamissindir herhalde.” diye acmis konuyu.
Bizim hanim “O yarrak girer mi oraya? Sen deli misin?” diyincede, “Iyi, bak, o zaman benimki girer.” demis.
Karim “Yok! Hic kimseye arkadan vermedim, vermemde.” diyince, herif yine baslamis ikna turlarina. İşte, biraz kremlersek hic acimayacagindan, aslinda amindan sikilir gibi zevk alacagindan, falan, filan.
Bir de “Yani, hic gotten yemeden kalacak misin boyle?” diyince, bizim hanimda da merak uyanmis. Mehmet, karimin “ne yapsam acaba?” tavrini anlayinca, hemen kulaklarini, boynunu, ensesini diliyle hafif, hafif yalayip, Meltem’i tahrik etmis.
Bizim hanim kivama gelince, kendiliginden etegini cikartmis. Bu da, kosarak iceriden vazelin getirmis.
Karim, “Ooo! Sen Neşe’nin gotune bunu mu surup, gotten sikiyorsun?” diye sorunca,
o da “Evet, Neşe bayilir… Gotten benim yarragi, amina da, iceride bir dildo var, onu alir… Gozlerini kapatip, bana, sanki iki kisiyle sikisiyormus gibi hayal kurdugunu anlatir,” diyince, bizim hanim; “Bak sen! Neşe ne azgin kariymis da, bize masum kiz roller yapiyor.” diye dusumus.
Mehmet hiyari, vazelini once parmaklarina surup, karimin got deligini iyice bir alistirmis.
Karim gercekten zevk almaya baslamis… Ama, parmak yerine yarrak girince, acitir diye hala korkuyormus. Herif, vazelini yarragina da surup, cok kibarca, yavas, yavas vermis iceri. Karim, ilk basta biraz irkilmis…
Mehmet, gidip, gelmeye baslayinca, bizimkisi de zevk almaya baslamis. Bu arada, herif, karimin aminada parmaklarini sokup, cikartiyormus.
Mehmet, karimi, sehvetle, gotten sikerken, dayanamayip karimin sıkı gotune bosalmis. Pust herif, hem gotunde sikinin, hem de aminda parmaklarinin mahareti ile, karimi da bosaltmis. Tabii, karim da bu sikisten buyuk zevk almis.
NEŞE
Boylece, karim bana borclu kalmisti… Artik, mecburen Neşe’yi bana ayarlayacakti. Zaten, iyice iclerine kadar girmisti. Bundan sonrasinda, isi kolay olur diye dusunuyorduk.
Neşe, Istanbul’dan dondukten sonra, karimla samimiyeti ilerletti. Artik, cat kapi, gunduzleri birbirlerine gidip, geliyorlardi. Bir gun, karim buna sarap ikram etmis.
Bir, kac kadeh saraptan sonra, konu donmus, dolasmis sekse gelmis. Karim, benim canavardan bahsetmis… Neşe; “Ohh be Meltem! Nasil aliyorsun onu icine?
Ben korkarim valla.” diyince, karim “tuh! Urkuttuk tavsani” diye dusunmus. Kafalar iyi olunca, karim, Neşe’ye film seyretmeyi teklif etmis.
Neşe “ne filmi?” diye sorunca, bizim hanim da “Ne filmi olacak kiz, porno iste.” demis.
Neşe, “Olur abla, seyrederiz de, kocan cikip gelmez di mi? Rezil olmayalim da.” diye sormus. Bizim hanim “Merak etme, gelmez.” deyip filmi baslatmis.
Karim, Neşe’yi bana hazirlamak icin, iki kadin, bir erkegin sevistigi bir film secmis. Bunlar, filme kendilerini kaptirmislar, ickinin de etkisiyle “uff, adam nasil soktu…
Bak, kadinlar nasil seviyorlar birbirlerini…” gibi acik, sacik yorumlar yapiyorlarmis.
Bizim hanim, saraplari tazeliyeyim bahanesiyle kalkip, donuste, kanepede Neşe’nin yanina oturmus.
Kendi uzerindeki, önü dugmeli, ev elbisesinin dugmelerini eteklerinden, apus arasina kadar cozmus.
Tanga kulotu ortaya cikinca, eliyle, baslamis orasini oksamaya. Neşe, bir yandan filmi seyrederken, bir yandan da, gozleri fal tasi gibi acilmis vaziyette, karimin kendisini oksayisina bakiyormus.
“Aaw, valla sende hic utanma yok…” diyince, bizim hanim piskin, “Bosver kizim, ayri, gayri mi var? Sen de yap, zevk al filmden.” diye cevaplamis.
Bu Neşe, şuh bir edayla gulumseyip, “Olmaz ayol, yapamam oyle ortalikta.” demis. Bizim hanim da, bunun bacaklarina elini atip, oksayarak, baslamis etegini kasiklarina dogru siyirmaya. Bir tepki gormeyince, apus arasina kadar ilerleyip, hedefe ulasmis… Urkutmeden, yavas, yavas kulotunun uzerinden Neşe’nin amini ellemeye baslamis.
Neşe donup “Ayy, yapma Meltem… Valla icim bir hos oldu.” diyince, karim egilip, bunun dudaklarina bir opucuk kondurmus… Daha ilk seferde korkutmamak icin, elini cekmis. Neşe, “ay Meltem, sende neler varmis valla…
Tahrik oldum!” diyince, karim “Fena mi bak… Kocani bu gece azginca bastan cikartirsin.” diyerek, gulmus. Neşe “valla gelisini dort gozle bekliyorum” demis. Film bitince, Neşe kalkip evine gitmis.
Karim, bana bunu anlatinca, “Bu sarap ve film muhabbetlerini tekrarlarsaniz, bana haber ver, evde kalirim.” dedim. “Kucuk odaya saklanip beklerim.
Bakarsin, bana gerek duyarsiniz! Anlatabiliyor muyum?” diyince, karim “tamam kocum benim! Dur bakalim, ben onu tava getirmeye calisacam.” dedi.
Aradan bir hafta gecmisti. Bizim hanim Neşe’yi, “Kiz yarin gel, yine saraplarimizi icer, film seyrederiz. Ne dersin?” diye cagirmis. O da, istekli bir tavirla “olur gelirim.” diye karimin davetini kabul edince, bizim hanim “Bak, yarin geliyor” diye bana haber verdi.
Kapi calininca, hemen kucuk odaya saklandim. Gelen Neşe’ydi. Bunlar, mutfakta uc, bes sohbetten sonra salona gecip, saraplarini icmeye basladilar.
Kapiyi aralayip, can kulagi ile konusulanlari dinliyordum. Gecen gun, bizim hanim minibusle sehre inmis. Yaninda oturan herif, bacagini, bizimkinin bacagina surtturup, duruyormus.
Meltem, rezalet cikmasin diye, birsey demeyince, cesaretlenen odun herif, bu sefer, elini kendi bacaginin kenarina koymus.
Akli sira, karimin bacagini oksuyormus. Bizim ki, “Kendimi dar attim minibusten.” diyince,
Neşe de kendi basina gelen bir olayi anlatti. Bankada oturmus, sirasini beklerden, karsisindaki koltuklarda oturan bir herif, yiyecek gibi bunu kesiyormus.
Öküz herifin, nasil olsa o kadar insanin icinde bir sey yapamayacagini bildiginden, inadina bacak, bacak ustune atmis. Ara sira bacaklarini degistiriyor, etegi siyrilinca da, duzeltmiyormus.
Herif, neredeyse salyalari akarak, agzi acik, bunun bacaklarina bakiyormus. Bacaklarini degistirirken, super frikikler veriyor, adami cildirtiyormus.
Adam bu yuzden sirasini kacirmis. Neşe’nin sirasi gelince bankoya gitmis, adam da ruyadan uyanmis herhalde. Sonra, bankadan cikinca takip eder diye korkmus, ama bankodan ayrilinca adami gorememis. Bu Neşe, cok masum gibi gorunuyor, ama aslinda malin gozu, diye dusundum.
Ickiler etkisini gostermeye baslayinca, birbirlerine, kocalari ile nasil sevistiklerini anlatmaya basladilar. Neşe, karima; “bizim Mehmet bana - git biraz seksi kiyafetler al – diyor,
ama Meltem, bunlar nereden alinir bilemiyorum ki? Hem bilsemde utaniyorum valla.” dedi.
Bizim hanim “Utanma kiz. Bak, erkekler bayilir oyle seylere. Benim de hosuma gidiyor.” diyince,
Neşe lafini kesip “Bizimki, - eve geldigimde, diger kadinlar gibi, ara, sira beni niye oyle karsilamiyorsun? - diyip duruyor. Sen, hic kocani oyle karsiliyor musun?” diye sordu.
Meltem “Tabii ki sekerim. Ara, sira, giyiyorum seksi kiyafetlerimi, ya da yalnizca erotik ic camasirlarimi, oyle karsiliyorum kocami. Beni oyle gorunce dayanamiyor, cok sehvetli sevisiyoruz ayol.” diye cevapladi ve ekledi; “Hatta, bak, bir gun ne oldu: Ben, Sami’nin geldigini camdan gordum.
Arabasini otoparka parkederken, hemen makyajimi tazeliyeyim, parfumumu sureyim diye odaya gittim. Tam bitirmistim ki, kapi caldi. Normal olarak, Sami oldugunu dusunup, delikten bakmadan, oylece kapiyi actim… Şok oldum!
Tahmin et bakalim kim cikti? diye sorunca, Neşe basladi siralamaya; kapici, bakkalin ciragi falan diye. Bizim hanimin cevabi beni de şok etti… Cunki, bundan bana da bahsetmemisti. Kapidaki, Neşe’nin kocasi Mehmet’mis.
Neşe, bunu duyunca agzi acik kaldi. “Aaa, ne vardi peki ustunde? Cok mu acikti yani?” diye sordu, birazda kiskanclikla. Bizim hanim da domuzluguna, “Acik ne kelime kiz.
Neredeyse, ustumde hic bir sey yoktu, ama aslinda cok seksi seyler vardi.
Uzerimde, bej rengi, seffaf, askili, derin gogus dekolteli, beline kadar yirtmacli bir gecelik, ki hic giymesende olur, giyince butun gotun, basin meydanda kaliyor zaten, icine ne sutyen, ne de kulot giymemistim.
Altimda da ten rengi dantelli bir jartiyerle bagladigim, acik kahve, arkasi dikisli coraplarim ve de topuklu terliklerim vardi.” diye, insani azdiran erotik kiyafetini anlatti.
Neşe “Ayy valla, tam sikilmeye hazirmışsın! Ayol, ben bile dayanamam bu goruntune, atlardim uzerine.” dedi. Neşe’nin bu soylediklerini saklandigim odadan duyunca, kulaklarima inanamadim,
“Vay kaltak! Bak, bir de lezbiyen yani varmis.” dedim kendi kendime. Karim, Neşe’ye; “Seninki, beni boyle gorunce, hem kekeliyerek, hem de yutkunarak - Meltem kusura bakma yaa, rahatsiz ettim galiba - diyebildi.
Ama bu arada, gozleri, hic utanmadan, bir asagi, bir yukari, uzerimde gezinip, duruyordu.
Ben de gayet rahat, - yok onemli degil Mehmet. Neşe’yi soracaksin, ama bizde degil. Markete gidecekti galiba - diye cevap verince, kocan saskinlik icinde - Haa oyle mi? Peki… Pardon… Ben gideyim - diyip asagiya indi.” dedi.
Neşe, “Mehmet bana bundan hic bahsetmemisti, körolasica. Eh, tabi, seni de oyle erotik seyler icinde gorunce, benden de almami istiyor.” Neşe lafina devam edip; “E, peki kocan nerede kalmis?” diye sorunca,
bizim hanim, “O, bakkala gidip raki almis… Mehmet asagi indikten biraz sonra geldi.” diye cevapladi. Neşe; “Gelince alt alta, ust uste olmussunuzdur herhalde!” diye merakla sordu. Meltem de, “Yok sekerim…
Once oturup bir, iki tek aperitif ictik… Birbirimize erotik birseyler anlatip, iyice tahrik olduk… Sonra dedigin gibi iste.”
Neşe, bizim hanima “Meltem, gostersene bana su seksi seylerini bakayim, neler varmis gorelim.” diyince, ben de “hah, iste kiz tava geliyor.
Haydi bakalim, az kaldi.” diye dusundum. Meltem, bunu bizim yatak odasina goturup, cekmecelerden seksi giysilerini cikarmaya basladi. Benim saklandigim odadan, bizim yatak odasi gozukuyordu. Sessizce kapiyi aralayip, yere yatip, caktirmadan bunlari izlemeye basladim.
Neşe, seksi giysilerin arasindan, siyah, vucudu forma sokarak saran, korse, bustiyer, jartiyer takimi buldu. “Aaa, bak Meltem, bu cok seksi valla.” diyince, bizim hanim da “E, giy bakalim, gorelim, nasil duracak.” dedi.
Neşe bir an dusundu, sonra ustundekileri cikarmaya basladi. Donuna kadar soyunmustu. Memeleri, tam da hayal ettigim gibi, gencliginin verdigi dirilikle, “gelin, beni yalayin, emin” diyordu.
Kalcalari, her ne kadar bizim hanimin ki kadar heybetli olmasada, hic puruzsuz, insanin avuclarinda eriyip gidecek gibi, tam domaltip, sikmelikti. Bacaklarini daha once de arabada gormustum zaten…
Upuzun, sutun gibi bacaklari vardi. Uzerine siyah korseyi giyip, alttan destekli, seffaf sutyen bolumlerini goguslerine gecirdi. Gogusleri, simdi iyice diklesmis, sanki bustiyerin uzerinden firlayacakmis gibi duruyordu. Gogus uclari, seffaf sutyenden muthis seksi gozukuyordu. Sikim yine kabarmaya baslamisti.
Bizim hanim “Aa! Ama boyle olmadi… Bu kulotla olmaz… Bak onun takimi var…
Bunu giy.” diye, Neşe’ye, siyah bir g-string uzatti. Neşe, g-string’i gorunce yuzunde bir gulumseme belirdi ve; “Bu ne boyle? Bunu ha giymissin, ha giymemissin, ne farkedecek? Cok alemsin valla Meltem.” dedi.
Karim da buna; “Ee kizim, isin gizemi orada iste. Hem gosteriyorsun, hem de sakliyorsun gibi oluyor. Orani tamamen acip gostermekten cok daha seksi.
Erkekler buna bayilir.” diye cevap verdi. Neşe, ayakta kulodunu cikarinca, yandan butun kalcalari ve tertemiz aminin profili ortaya cikti.
Hasta olmustum…
Suradan firlayip, oracikta, karimin gozleri onunde sikmek istiyordum onu, ama tabii ki kendimi tutttum.
Neşe, g-stringi giydi. Ama kucucuk ve seffaf kulot, dedigi gibi, hakikatende hic bir ise yaramiyordu. Külotun önü, Neşe’nin kabarik aminin, iki yanagi arasina kacmisti bile.
Karim, “Al bakalim… Bununla tamamla kiyafetini.” diyip, siyah, super ince bir jartiyer corabi uzatti. “Ama dikkatli giy Neşecim, kacirma corabi.” diyince,
Neşe yataga oturup, dikkatle corabi giymeye basladi. Seksi hareketlerle, sanki sahnede gosteri yapar gibi, bacaklarini uzata, uzata giyordu corabini.
Karim “Ayol, sen de az degilmissin kiz.” diye laf atiyordu. Neşe’nin giydigi coraplarin arkasi cizgiliydi. Bu arkasi cizgili coraplari, karimla birlikte izledigimiz erotik bir filmde gormus ve cok seksi bulmustuk. Sonra da, karim bunlardan, farkli tonlarda bir kac tane almis, bir aksam bana surpiz yapmisti.
Neşe, coraplarini giyince, ayaga kalkip, jartiyerinin onlerini bagladiktan sonra, bizim hanim “Dur, jartiyerinin arkalarini baglarken sana yardim edeyim.” diyip, Neşe’nin arkasina gecti.
Kopcalari baglarken, “Aferin kiz! Orani hep boyle temiz mi tutarsin?” diye, belli ki bahaneden laf uydurup, bir eliyle Neşe’nin amini yoklamaya basladi. Ip gibi kulot, zaten, kalcalarinin, aminin yarigina girmis oldugu icin, karim, iki parmagi ile, Neşe’nin aminin yanaklarini oksuyordu. Jartiyer isi bitince, karim, Neşe’ye yuksek topuklu, bantli, frapan ayakkabilarindan birisini verdi.
“Gel, giy bakiyim bunlari. Sana olur herhalde. Bantlarini ayarla, tamamdir.” dedi. Neşe, ayakkabilarin bantlarini ayarlarken, kipkirmizi ojeli ayak parmaklari cok seksi gorunuyordu. Karim, “Ohh yavrum! Venus gibi oldun ayol. Hadi, simdi bir de makyaj yap…
Ondan sonra gec aynada kendine bak. Gor bakalim, kocan seni boyle gormek istemekte haklimiymis, degilmiymis.” Neşe, makyajini yaparken, bizim hanim da, Neşe’nin uzerindeki erotik kiyafetlerin benzerlerinin, ten renginde olanlarini giydi…
O da makyajini yapti. “Ayy! Neşe, ikimiz bu kiyafetlerle, heriflere yaptiramayacagimiz sey yok, di mi kiz?” diyince, Neşe de, “Ayol, haklıymışsın sekerim… Cok seksi olduk. Ay, ilk iş, ben de aliyorum bunlardan.
Bizim herifi perisan edeyim de gorsun bakalim.”
Bizim hanim yumusakca, “Film seyredecekmiyiz Neşecim?” diye sorunca, kiz “Olur ayol… Hadi sen tazele saraplarimizi da, kafamiz guzellessin.” diye cevapladi ve bunlar salona gectiler.
Meltem kadehleri doldurup, bir tane film baslatti. Ben salonun girisine gelmis, koridorda yere tam siper yatmis, yine, caktirmadan bunlari izliyordum.
Filmde, eve televizyon tamiri icin gelen bir zenci, evin hanimini ve onun arkadasini sikiyordu.
Zencinin yarragi benimkine yakindi. Senaryo mukemmeldi. Karim iyi calisiyor, Neşe’yi, konuya isindirmaya calisiyordu.
Neşe’ye donup “Bak hayatim, karilar nasilda aliyorlar kol gibi yarragi… Sen bana soruyordun; nasil aliyorsun kocaninkini diye… Bak, gor iste!” diye, filme yorum getiriyordu.
Bu arada, Neşe, uzerindekileri cok begenmis, seffaf bolumlerinden kendi vucudunu oksuyordu. Bir ara, karimin vucuduna da bakti. “Meltem, seninkiler de cok seksiymis ayol.” dedi. Karimin yuzune bakip “Sen niye ruj surmedin?” diye sorunca,
bizim hanim “Aa, unuttum valla.” diyip, piskinlikle, “Ay, senin dudaklarinda gereginden fazla ruj var! Gel, birazini bana sur ayol” diye cevapladi.
Neşe, sanki normal bir sey yapiyormus gibi, basini karima cevirdi, karim da yuzunu Neşe’ye yaklastirip, dudaklarini, Neşe’nin dudaklarina degdirdi.
Sanki, onun dudaklarindaki ruju, kendi dudaklarina suruyormus gibi yapip, dudaklarini, Neşe’nin dudaklarina surterken, Neşe, vucudunu iyice karima dogru cevirince, ikisinin memeleri, sutyenlerinin uzerinden birbirine surtunmeye basladi.
Meltem, dudaklarini aralayip, dilini cikartip, hafifce Neşe’nin dudaklarini yalamaya basladi. Neşe, gozlerini kapatmis, anlasilan sarabin etkisiyle havaya girmis, filmdeki zencinin yarraginin azametiyle de, belli ki tahrik olmustu.
Neşe de dudaklarini acip, dilini cikartinca, bunlarin dilleri, birbirini yalamaya, emmeye basladi. Karim, bir elini Neşe’nin omzuna atip, kizi kendine cekti.
Neşe, iki koluyla karima sarilip, vucudunu surtmeye basladi. Ok yaydan cikmisti.
Bizim hanim ve Neşe, belli ki iyice kizismislar, gozlerimin onunde yiyisiyorlardi. Neşe’nin, benim gizlice onlari seyrettigimden haberi olsa, acaba yine de, Meltem’le boyle rahatca sevisir miydi?
Karim, bir elini Neşe’nin vucudunda dolastiriyor, kizin her yerini oksuyordu. Memelerini orten, sozde sutyeni indirip, iki parmagiyla gogus uclarini cimdiklemeye basladi.
Neşe, karimin dudaklarini, dilini emmekten kendini alamiyordu. Bizim hanim, kendini Neşe’nin dudaklarindan kurtarip, memelerine egilip, emmeye basladi.
Bir eliyle de, corapli bacaklarini oksuyor, amina dogru yaklasiyordu. Apus arasina gelince, aminin dudaklari arasina sıkışmış olan kulotunu kenara siyirip, iki parmagini sokup, cikarmaya basladi.
Bu arada, kafasini kaldirip, Neşe’ye “Ay, kiz, sen ne bicim sulanmissin oyle? Bunlari giyip, zenci yarragini gorunce azdin degil mi?” diyerek gulumsedi. Sonra, oturduklari koltukta, Neşe’den izin isteyip, sirtustu yatti.
Neşe’ye “Gel ustume, benim kadin sevgilim.” diyince, Neşe de Meltem’in uzerine yatti. Simdi, vucutlari tamamen birbirine yapismis, dansozler gibi zevkle kivranip, duruyorlardi. Bacaklari birbirinin arasina girmis, tutkuyla birbirlerinin islak amciklarina bastiriyorlardi.
Karim, Neşe’ye “Daha once hic kadinla yaptin mi?” diye sorunca, Neşe, “Okuldayken erkeklerle opusemeye cesaret edemedigimiz icin, nasil oluyor diye, bir kez, bir kiz arkadasimla opusup, birbirimizi oksamistik… Ama hepsi bu. Ileri gitmedik.
Ya sen?” diye karima sordu.
Bizim hanim “Ay, ben hic yapmadim valla!” diye cevap Verdi. Sonra, yine ihtirasla opusmeye devam ettiler. Elleri ile birbirlerini oksuyorlar, hafif hafif inliyorlardi. Cok zevkliydi. Kadin, kadina sevismeyi, ben de, daha once filmler disinda hic gormemistim. Karim butun işi yonetiyordu.
Neşe’ye “Dön bakalim simdi… Getir, oranin tadina bakalim.” diyince, Neşe, karimin uzerinde döndü. Simdi, tam 69 pozisyonunu almislardi. Bizim hanim Neşe’nin, Neşe’de onun amini yaliyordu. Kizismis karim, Neşe’nin aminin dudaklarini hoyratca emiyordu.
Derken, dilini sokup cikartarak, adeta kizi sikmeye basladi. Bunlar, bu sekilde, inleye, inleye birbirlerini bosalttilar.
Ben, siranin ne zaman bana gelecegini, merakla ve sehvetle bekliyordum. Karim, Neşe’ye beni sunmak icin, musait anı kolluyordu anlasilan…
Yoksa kuşu urkutebilirdik. Bu da rezalet olurdu. Sevisme sonrasi, ikisi de, kanepenin birer ucuna oturmuslar, saraplarini yudumluyorlardi. Karim, bacaklarini kanepenin uzerine uzatip, ayak parmaklari ile Neşe’nin amina masaj yapmaya basladi.
aynisini Neşe’de yapti. Simdi, ikisi de, karsilikli, kanepenin iki basina sirtlarini yaslamis, ayak bas parmaklarini birbirlerinin amina sokup, cikartiyorlardi. Sanirim, ayaklarinda corap oldugu icin, tirnaklari amlarina batip, acitmiyordu. Corapli ayaklari, islak amciklarina daha kaygan bir sekilde girip, cikiyordu.
Iste, yine karilar arasi sikis baslamisti. Yarragim, dimdik, sepsert olmustu… Artik, pantolona sığmıyor, ozgurlugune kavusmak istiyordu. Pantolonun onunu acip, cikarttim ve sivazlamaya basladim.
Bizim hanim, kanepenin uzerinde, biraz daha Neşe’ye dogru kaykilip, Neşe’yi de, bacaklarindan kendine dogru cekti. Kanepenin uzerinde, bacaklarini uzatmis, karsilikli otururlarken, ikisi de bacaklarini birbirlerinin arasindan gecirip, kasiklarini birbirlerine yasladilar. Am, ama gelmislerdi.
Ikisinin de ami, tertemiz, pırıl, pırıldı. Cirlop gibi amcıklarını, zevkle birbirine surterken, anlasilan sirilsiklam olduklari icin, garip sesler cikiyordu.
Bu arada, birbirlerinin ayak parmaklarini agizlarina goturmus, emiyorlardi. Karim, Neşe’nin ayak tabanlarini, corabinin uzerinden yaladikca, kadin ihtirasla, yay gibi geriliyor, kendini iyice Meltem’in amina yasliyordu.
Karim, kizin topuklarini, yaliyor, isiriyordu. Neşe de, az once amina giren, kendi aminin sulariyla islanmis, karimin corapli ayak parmaklarini agzina almis, tutkuyla, yarrak emer gibi emiyordu.
Bu sekilde, amciklarini birbirlerine surte, surte bastan cikartici bir manzara olusturdular ve bagira, bagira bosaldilar. Onlar bosalinca, ben de kendimi tutamadim ve elime bosaldim.
Birbirlerini iki kez bosalttiktan sonra,ikisi de, gozleri kapali, sanki baygin dusmuslerdi. Once bizim hanim biraz dogruldu ve Neşe’nin eline sarabini verdi.
Hala pozisyonlarini bozmamislardi. Bacaklari birbirinin arasindan gecmis vaziyette, oylece, am, ama duruyorlardi. Azgin karim, hafif, hafif kimildayarak, tekrar, amini, Neşe’nin amina surtmeye basladi.
Neşe, karima, “Ohh, cok hosuma gitti.” diyince, Meltem; “Ay, kiz iki kere bosaldik… Valla cok zevkliymis! Ara, sira yapalim bunu ayol, ne dersin?” diyince, Neşe, sozde utanmis gibi gulumsedi.
Ve karim bombayi patlatti: “Ne dersin kiz, filmdeki zenci gibi birini, mesela benim Sami’yi de alalim mi aramiza? Once, biz ikimiz sevisiriz…
Sonra da cagiririz onu, gelir, ikimizi de yeter… Ne dersin? Cok zevkli olur valla.” diyince,
Neşe biraz dusunup, “Olmaz be Meltem… Ay ben cok utanirim. Sonra nasil bakarim, hem senin, hem de onun yuzune. Valla tasinmamiz gerekir buradan, o derece yani.” diye cevapladi.
Bu cevap karsisinda ben cok bozuldum. Bu kadar cabamız bosa gidiyordu… Plan yurumemisti…
Bizim hanim, Neşe’yi ikna edememisti. Ama, Neşe’nin karsi teklifini duyuca, daha da şok oldum: “Meltem! Peki, benim herifle yapmaya ne dersin? Hem sen daha az utangacsin… Bak, fena mi olur ayol? Yine, hem ikimiz yapariz, hem de, kendimizi bir guzel siktiririz!” diyince,
karim da, belli ki acayip sasirdi. Biraz dusunup, “Ay, iyi kiz. Tamam ayarla seninkini, yapalim.” diye cevapladi. Bu, hic beklemedigim bir cevapti…
Yine, bana sormadan evet demisti. Simdi durum cok karismisti. Meltem, zaten bu Mehmet okuzu ile yapmisti, ama bunu tabii ki Neşe bilmiyordu.
Simdi, bu Mehmet, karimi sikerken, Neşe bunlarin daha once sikistiklerini bakalim anlayabilecek miydi?
Neşe gidince, karimi bir de ben becerdim. Bana, yalvarir gibi, dudaklarini buzerek “Izin vericen di mi kocacim?
Ay, valla sonunda sana ayarliyacam bu kizi.” diyince,
“Verdim, gitti.” dedim.
Karimin boyle yalvarmasinin yani sira, aslinda, soylemesi ayiptir, o bana gelipte, baska herifle nasil sikistigini anlatinca, cok tahrik oldugum icin bunu kabul etmistim....
Karım çocuk istiyor dostlar
Eteğini kaldırıp o ıslak amcığını böyle sikeceğim.
Domaltıp amına koyuyorum
İki bacanak anlaşınca
Gecelerden bir gece… Yine kocamla sevişiyoruz. Fakat fantazinin dibine vurmuşuz. Ellerimi yatağın iki yanına bileklerimden bağlamış, kıpırdayamıyorum. Gözlerimi siyah şalımla sımsıkı bağlamış, sırtüstü yatırmış delirtiyor beni…
Kasık bölgelerimde ellerini, parmaklarını, dilini çalıştırıyor durmadan… Ne yaptığını, neremi okşayacağını, meme uçlarımda ıslak ıslak dolaşan ve uzaklaşan dudaklarının az sonra neremde gezineceğini bilememek korkunç…
Buzdolabından alıp bütün bedenimde kaydırdığı buz küpleri bitti herhalde, artık ürpertmiyor soğuk soğuk… Ansızın buz küplerini kadınlığımın dudaklarında, göğüslerimde hissetmemle yaşadığım ani şoklar, kasılmalar, zıplamalar bitmiş.
Fakat sürpriz beklemenin yarattığı gerilim yine de devam ediyor. Aldığım muhteşem zevkler de öyle… Gözlerim kapalı, zevkten kıvranıyorum. Bacaklarım durmaksızın hareket halinde… Bacaklarımın arasında bir kıstırabilsem… Kelepçe gibi sıkıp hapsedeceğim, artık yaramazlık yapmasına izin vermeyeceğim. Fakat ne mümkün…
“Yeter artık sok şunu” diye yalvardım sonunda… “Bu kadar işkence çektirdiğin yeter aşkım… Sik beni artık… Yeter bu kadar uzattığın… Dayanamıyorum…”
Onu tahrik etmek için bildiğim tüm numaraları deniyorum, açık saçık cümleler kuruyorum, dirty sözcükler, bayağı küfürler havada uçuşuyor. Ki tahrik olup bana saldırsın, dileğim yerine gelsin.
“Oohhh… Hadi kocacım… Hadi aşkım… Bak amcığım nasıl kabardı? Seni istiyor. Senin sikini… Yarrağını… Hadi sik beni… Amıma koy benim… Orospunum senin… Orospunu sikiver bir an önce… Ohhh… Yalvarıyorum sana… Yanıyorum… Yarak diye ölüyorum. Orospu çocuğu… Sik ulan beni… Siikkk… Anasını siktiğimin çocuğu… Şu dolaptaki vibratörü ananın amına sokucam senin… Kaynanamı yarak manyağı yapıcam. Seni de sikicem, dur sen… Senin götüne sokucam o yapma yarrağı… Hadi aşkım, bebeğim… Ya sik beni… Ya da ellerimi çöz… Gidip sokaktan beni sikecek birini bulayım. Kendimi siktireyim sokaklarda… Koca yaraklı birini bulup domalayım önünde… Ohh… Karını siksinler senin… Senin sikmediğin amıma yabancı erkekler koysun. Hadi…”
Kalktı, uzaklaştı. Sesler, hışırtılar geliyor. Sabırsızlıkla bileğimdeki ipleri çekiştirdim, “Ne yapıyorsun? Hadisene… Siksene beni…” diye bağırdım.
“Prezervatif takıyorum aşkım, bir dakika sabret” dedi. Sonra geldi. Bacaklarımın arasına yerleşti. Hazla titriyorum, girmesini bekliyorum. Sonunda ateş gibi yanan penisinin başının klitorisime temasını hissettim. Ardından zorlayarak içime girişini…
Ama nasıl giriyor ağır ağır… Okyanusu yaran bir destroyer gibi…
“Ahh… Aşkım…Ne oldu buna? Kalınlaşmış sanki, amımı çok geriyor, canım yanıyor” dedim dudaklarımı ısıra ısıra… Kocam
“Çok azdım aşkım, bugün çok fenayım, sabret…” dedi girmeye devam ederek…
“İlaç mı aldın sen, ne yaptın? Rahmime dayandı başı kocacım… Hiç böyle olmamıştı. Uzatıcı pompa filan mı kullandın yoksa?” diyorum, aldırmıyor.
O alıştığım, kalınlığını, damarlarının yerlerini ezberlediğim, fakat bu gece değişik gelen aletiyle dakikalarca sikti beni… İnliyorum, kıvranıyorum, bağırıyorum hatta…
“Ohh… Ne hapı aldıysan, ne yaptıysan harika olmuş… Her zaman yap bunu… Aahhh… Ölüyorum zevkten… Sikin öldürüyor beni kocacım… Geberiyorum. Sok… Daha sert sok… Acıma… Pompala… Aaahhh…”
Zevkten ölmek üzereyim. O her zamankinden kalın, her zamankinden uzun olduğunu hissettiğim sikiyle pompaladı durdu beni… Sonra penisinin kasıldığını hissettim amımın içinde… Ve böğürmesini duydum.
Nasıl olur? Kocamın sesi değil bu…
Çırpınırken gözümün bağını açtı. Bacaklarımın arasında sikini dibime kadar gömmüş, orgazm anındaki erkek kocam değildi.
Eniştem…
O hep hayalini kurduğum, mastürbasyon yaparken hep beni siktiğini, parçalayarak becerdiğini hayal ettiğim eniştem…
Kocam da yanımda, bize bakıyor. Eli sikinde, sürekli hareket halinde, otuzbir çekiyor bize baka baka…
Kocamın gözleri bir bana, yüzüme bakıyor tepkimi merak ederek, bir bacanağının içime mızrak gibi saplanmış kalın sikine… Gözlerinden okuyorum, şehvet, beğeni, zevk var gözlerinde… Karısının sikilmesinden zevk alan koca…
“Ne…? Ne yaptınız siz? Aşkım? Enişte? Oohhh… Ne yaptınız bana? İkiniz beraber mi siktiniz beni? Çılgınlar…” Kocam eğilip dudaklarımı somurdu, memelerimi avuçlayıp bağırtacak derecede sıkıştırdı.
“Evet bebeğim. İkimiz beraber siktik seni… Güzel olmadı mı ama? Nasıl, zevk aldın değil mi? Yatakta fantazi istiyordun hep… İşte sana fantazi… Hayran olduğun eniştene siktirdim seni… Ablan gelince ben de ablanı sikicem. Onu da ikimiz beraber sikeceğiz. Değil mi bacanak? Sen de karını bana siktireceksin değil mi?”
“Evet bacanak… Sen bana baldızımı sikmem için izin verdin ya… Sen de benim karımı sik. Sen de baldızını sik istediğin gibi… Mmm… Gül… Gül… Benim seksi baldızım… Azgın baldızım… Ah… Nasıl da yalvarıyordun beni sik diye… Bitirdin ulan beni… Amıma koy diye kocana yalvarırken ben kudurdum yanınızda…”
“Çılgınsınız siz… Ohhh… Hadi öyleyse… Devam edin… Durmayın…”
Oh… Dayanılmaz. Hayalini kurup durduğum sahne gerçek olmuş. İki erkeğin arasındayım. Çırılçıplak, savunmasız, ellerim kollarım bağlı, bacaklarım ikiye ayrılmış. Benim için sertleşmiş, taş gibi olmuş iki erkeklik organı… Biri içimde hala, sikip duruyor, diğeri sikilişime bakıp bakıp sıvazlanıyor. Nefesim kesildi.
Eniştemin bacaklarımın arasında inip kalkan kalçalarının hızlanmasıyla döllerinin sıcaklığını hissettim biraz sonra… Kendimden geçtim. Kocam memelerime kapanıp ısıra ısıra emerken, bacanağının siki hala içimde boşalır vaziyetteyken, dayanamadım, ben de çılgınca orgazm olmaya başladım. Haykırarak… Çırpınarak… Dakikalarca…
Eniştem iş için Türkiye’ye gelince iki bacanak rakı masasında kafalar dumanlıyken, beni paylaşma konusunda anlaşmışlar meğer…
Nasıl becerdiler, nasıl başladı, kimin aklına geldi, diğerinden nasıl istedi bilmiyorum. Ama, hayattaki en sevdiğim iki erkek birden, bana hayatımın zevkini yaşattılar o gece ve sonrasında… Eniştem Hollanda’ya dönene kadar..
Her gün… Her gece…
Eniştem gitti. Gözüm yollarda artık… Eniştem yaz tatilinde ablamı da alıp gelsin. Geceleri kocamla sevişirken, eniştemle beraber ablamla ikimizi aynı yatakta nasıl sikeceklerini konuşuyoruz, hayaller kuruyoruz hep…
Zavallı ablamın tost olacağından haberi yok şimdilik… Ama eniştem yatakta porno izleterek, konuşarak, yavaş yavaş onu da olaya hazırlamaya başlamış.
Bakalım. Sabırsızlıkla o günü bekliyoruz....
Arabamız bozuldu
Kocam geçen sene yıllardır hayal ettiği 4x4 bir cip aldı. Bahar mevsimine girmiştik. Havalar sıcaklamış, kışın kapalı havalarda evde, alışveriş merkezlerinde kapalı kalmanın verdiği karamsarlık yerini bir coşkuya bırakmıştı. Yeni arabanın hevesiyle bir hafta izin aldı, beni de başımın etini yiye yiye ikna etti. Arabaya atlayıp dağ bayır geze geze, plansız, programsız, kestirmelerden, dağ yollarından güneye kadar inecektik.
Yeni evliydik, ateşimiz başımızda, bahar havasının kışkırtan sıcaklığı da eklenince, dağ bayır geziyor, her fırsatta, her tenhada mola verdiğimizde yemekten önce birbirimizi yiyor, karnımızı sonra doyuruyorduk. Üzerimde sütyensiz askılı tişört, minicik bir etek, bacaklarımda siyah, ince jartiyer çorabı… Yollarda hem tuvalet zorluğu olmasın, hem kocamla sevişeceğimiz zaman hazır olayım diye altımda külot yok… Yol ne kadar tenhalaşsa ben o kadar muzurlaşıyorum. Zaten mini olan eteğimi kaldırıp jartiyer çorabımın dantellerini, külotsuz amımı ona gösterip kızıştırıyorum, azdırıyorum kocamı… Arabayı kullanırken kucağına kaydırdığım elimle pantolonun fermuarını indirip sertleşmiş sikini iyice kaldırıyorum okşaya okşaya… Sonra eğilip başımı kasıklarına gömüyorum, yalaya yalaya mahvediyorum.
Kamyonların yanından geçerken iyice yavaşlıyor kocam… Bir eli direksiyonda, bir eli eteğimi sıyırmış, çıplak kalçalarımı okşar vaziyette, ben sikini yalarken kamyonun şoförüne bir an seyrettiriyor, adam gözlerini faltaşı gibi açınca gaza basıp uzaklaşıyor. Şoförün tepkisini, neler yaptığını kahkahalarla anlatıyor bana… Sonunda dayanamaz hale gelince, bir ara yola, ağaç altına çekip başını eteğimin altına gömüyor, çoraplı bacaklarımı okşaya okşaya amımı dillemeye başlıyor… Sonra da ya kucağına oturtturuyor, ya da dışarıda kaputun üstünde acımasızca içime girip işimi bitiriyor…
Sevişirken kameraya çekiyor bizi… Ya da ben ona seksi pozlar veriyorum. Dans ederken, kendimi okşarken, yolun kenarında yanımızdan arabalar geçerken tişörtü bir anlığına indirip çıplak memelerimi kameraya gösterirken… Bir köy restoranında yemek yerken, etrafta insanlar varken ben eteğimi kaldırıp çıplak amımı parmaklarımla ayırırken… Öyle çılgınlıklar yapıyorduk, birbirimizi öyle tahrik ediyorduk ki… İlk günün sonunda bir pansiyonda kaldık. Gece şömine ateşinin karşısında şarap içtik, seviştik, yatıp uyuduk. Sabah kalkıp kahvaltıdan sonra yolumuza devam ettik. Kocam cipi denemenin, öğrenmenin hevesiyle sürekli haritadan bakarak ara yollardan, arabanın gücünü sınayacak bozuk dağ yollarından seçiyordu rotamızı… Bir önceki gün yaptığımız şekilde güle eğlene yol alıyorduk.
Akşama doğru her iki tarafı yaşlı çam ağaçlarıyla kaplı, yüksek bir dağın tepesine doğru kıvrıla kıvrıla yükselen daracık toprak yolu aşmaya çalışıyorduk.
Dağın zirvesini aştıktan sonra beş on kilometre ileride dağ eteğinde yer alan turistik bir kasabada kalacaktık. Fakat yol hem bozuk, hem de aşırı dikti. Cipin güçlü motorunun bile zorlandığını sesinden anlayabiliyordum. Virajlı dağ yolunda fazla hız yapamadığımızdan vakit iyice ilerlemiş, akşam olmaya başlamıştı bile… Biz hala dağın tepesine çıkmaya çalışıyorduk.
Sonunda olan oldu. Motordan sesler gelmeye, araba teklemeye başladı. Biraz sonra da tamamen sustu. Tık yoktu. Akşamın alacası inmeye başlamış, etrafta in cin top oynuyor… Arabada yiyecek var, ama dağın tepesinde hava iyice soğuk, titremeye başladım. Motor çalışmadığından kalorifer de yok.
Tabi ilk aklımıza gelen telefonla yardım istemek oldu, fakat maalesef… Sinyal yok, ikimizin de cep telefonları çekmiyor dağ başında… Yardım isteyemiyoruz. Rüzgar kuvvetlenmeye başladı, ağaçların arasında uğultular çıkararak estikçe ben kocamın koluna sarılıyorum korkuyla… Birkaç saat önce neşeyle birbirimize saldıran, oynaşan biz değiliz sanki… Haritaya baktık, kasabaya varmamıza daha nerden baksan otuz kilometre var. Dağın başında kalakalmış durumdayız. Uzun örgü ceketimi giydim biraz sıcak tutar belki diye…
Biraz ileride ağaçların arasında aşağıya doğru inen bir patika yola ilişti gözüm, kocama gösterdim. Traktör tekerlek izleri sanırım, toprak yolun iki yanında devam edip giden çukur açmış. Daracık patika yoldan biraz aşağı indiğimizde ağaçların üzerinden yükselen bir duman gördük. Bir baca… Bir ev… Bir soba… Mutlaka birileri olmalı diye düşündük. Heyecanla, ayaklarımız çamurlu yoldaki traktör tekerleğinin çukurlarına gire çıka, tökezleye koştura yoldan aşağıya indik.
Biraz sonra taş duvar üzerinde yükselen, ağaçtan yapılmış, güzel görünümlü orman evi tipinde bir ev çıktı karşımıza… Biraz sevinç, biraz merakla kapıyı çalıp seslendik. Kapı gıcırtıyla açıldı… Hani orman ayısı derler ya, o türden bir herif duruyordu karşımızda… Öyle uzun boylu ki, kapıya vurmamak için başını öne eğmiş, kapının genişliğinde bir şey… Kalın bir sesle,
Buyur beyim.. diye bizi bir süzdü önce… Durumu anlattı kocam, arabamızın bozulduğunu, yolda kaldığımızı…
Bu saatte nerden bulucanız? Sabah yiğenim kasabaya incek, yardım getirir. Telefon falan çekmez burlarda… Gelin içeriye… deyip içeri buyur etti.
Gözlerini kaçırarak da olsa bana bakıyordu ayıcık… Örgü ceketimin düğmeleri açık duruyordu, askılı bluzumun meydanda bıraktığı sütyensiz memelerim ilgisini çekmişti anlaşılan… Of, erkeklerin her zamanki yılışık ilgisi… Bu dağ başında da aynı şey… Ceketin önünü örtüp manzarasını kapattım hıyarın… İçeriye girdik.
Dağ eviydi girdiğimiz ev… Televizyon, çanak anten, her yer halılarla kaplı, her yer ahşaptan… İçkinin türlü çeşidi olan tıka basa dolu bir dolap… Yigenim dediği yakışıklıca bir genç geldi, çekinerek hoş geldiniz dedi, adamla bir şeyler konuştular,
Benim gitmem lazım… diyerek çıktı. Kocam arkasından bakarak adama,
Köyde tamirci varsa bir haber etseydik… dedi.
Beyim, onun işi köyde değil. Ben size çay koyam, içiniz ısınır önce… dedi.
Çayı demledi şöminedeki odun ateşinin üstünde… Çayı beklerken sohbet etmeye başladılar. Üstü kapalı anlattı ama, anladığım kadarıyla içki imalatı, içki sigara kaçakçılığı falan bir şeyler karıştırıyorlarmış dağ başında… Adı da Kazım’mış.
Bizim işimiz içki sigara beyim… Başka pislikler yoktur bizde… diye anlattı kocama.
Bir yandan da kaçamak bakışlarla bana bakıyordu. Uzun örgü ceketimle oturuyordum ama oturduğum yerde önü açılmış, yine askılı tişörtün dekoltesinden memelerim meydana çıkmıştı. Bacak bacak üstüne atınca da bacaklarım dizlerime kadar açılmıştı. Şöminenin sıcaklığından gevşemiştim. İstifimi bozmadım, varsın bakıversin, bu dağ başında evine aldı ya bizi… Çay demlenince birer bardak doldurdu, sıcak sıcak… Birkaç odun daha attı şömineye, dışarıya çıktı. Kocama,
Herif ayı gibi ha… diyerek gülümsedim çayımı yudumlarken… O da güldü,
Çayları verirken gözleri patlayacaktı memelerine, bacaklarına bakarken… Sen de az değilsin ha… Memelerini, bacaklarını yaydın kaldın adamın önünde… Böyle giderse sana kaymak ister bu herif… Azmıştır bu dağ başında buralarda…
Ayyy hemen yazdın senaryoyu… Sıcaktan mayıştım kaldım ne yapayım… dedim gülerek, sonra ciddileştim. Kocacım, istersen hemen çıkıp kaçalım, başımıza bir şey gelmeden… Uzanıp bacaklarımı okşadı, eli eteğimin altına kayarken,
Saçmalama Gül… Bu gece karanlığında nereye gideceksin? Aslında tabi fena fikir değil. Aynı beraber izlediğimiz seks filmleri gibi… Adam ayı gibi, seni altına alsa, şurda bir güzel becerse… Offf… Ne güzel olurdu…
Asıl sen saçmalama… O ayı karını sikecek, sen de izleyecek misin yani? Dedim eline vurarak… Amım ıslanmıştı okşayan elinden, hem muhabbetin konusundan…
O filmleri izlerken böyle konuşmuyordun ama… Filmi seyrederken o zenciler gelip beni sikse diye kıvranıyordun altımda… Al sana zenci işte… Hem boyu iki metre nerdeyse, hem esmer tenli… Ağzı, elleri kocaman, pala bıyıkları da var üstüne üstlük… Şalvarını indirse, kesin kol gibi yarağı da vardır bunun…
Hadi, saçmalama aşkım… Beni dinle… Adamın bakışları kötü, beğenmedim. Kalkalım, arabada yatalım bu gece…
Emin misin? Soğuktan donarız bak…
Sikilmekten iyidir hiç olmazsa… Kalk hadi…
Kocam kalktı istemeye istemeye… İçeriye, mutfakta uğraşıp bir şeyler yapan adamın yanına gitti,
Kazım biz kalktık. Çaya teşekkürler… diye seslendi.
-Aaa noldu beyim bi kusur mu ettik? Beraber yemek yiyelim. Hem bu soğukta gece boyunca napcanız, nerde bekliceniz ?
-Arabada kalırız. Ne yapalım, senin düzenin kendine göre, bizi yatıracak yerin yoktur falan…
Beyim, kalın burada kıvrılır yatarız. İçeride bi oda daha var yani…
Yok yaa.. Sağolasın, biz dediğim gibi gidelim, seni rahatsız etmeyelim… diyen kocam içeri geldi, elimi tutup kaldırdı. Kapıya döndüğümüzde ayı mutfağın kapısında elinde koca bir tüfekle dikiliyordu,
Beyim, gusura galma… Heç sizi salmam bu gece… Oturup yemek yir, iki muhabbet eder, yatarız.
Yatarız derken gözleri döne döne benim üstümde dolaşıyordu. Adamın niyeti belli olmuştu. Bu koca adam beni sikmeden bırakmayacaktı bu gece… Yıldırım gibi gözümün önünden şimdiye kadar geçtiğimiz ve önümüzde geçeceğimiz kilometrelerce patika yollar, ıssız, insansız dağ manzarası, çekmeyen telefonlar, çalışmayan arabamız geçti. Sonra da kocama doğru sallayıp durduğu tüfeğin namlusu…
Kocam da durumu anlamış olmalı ki, çaresiz gözlerle bana baktı bir an… Gözlerimizle anlaştık. Yapacak hiçbir şeyimiz yoktu. Bu çam yarmasına boyun eğmek ve bu geceyi hasarsız atlatmak için ne istiyorsa yerine getirmemiz gerekiyordu. Yine de yiğitliğe bok sürmemek için sanırım, önüme atılıverdi. Aslında hiç de öyle ölürüm de namusumu vermem diyecek tiplerden değildi kocam… Ödü patlardı böyle şeylerden…
Ne demek Kazım? Bizi tehdit mi ediyorsun sen? Kazımın fincan gözleri parladı, elini şalvarının önüne götürdü, çadır gibi olmuş şalvarın içindeki şeyi avuçladı bize göstere göstere… Tüfeğin namlusunu kocamın göğsüne tuttu,
Yok beyim… Vaziyeti anlatıyom. Aslında anladınız da… Hadi, pabuçlarınızı çıkarın, üstünüzü de… Yalınayak kaçmaya kalkmazsınız dağın başında… Çıplak ayacıklarınız taşın üstünde on metre gidemezsiniz. Beni de üzmemiş olursunuz. Hava da buz gibi… Kaçayım deseniz donar kalırsınız… Zeten yigen dışarıda, elinde keleşle nöbette duruyor. İki adım gidemezsiniz.
Eğilip ayakkabılarımızı çıkardık uslu uslu…
Üstünüzü de diyerek hatırlattı.
Kocam ceketini, gömleğini çıkardı. Ayağında bir pantolonu kalmış, kılsız tüysüz üst kısmı meydana çıkmıştı. Ben de uzun örgü ceketimi çıkardım korka korka… İncecik, askılı tişörtüm ve mini eteğimle kaldım ben de… Korku ve heyecandan, yaşayacağımız gecenin belirsizliğinden titriyordum, meme uçlarım kabarmış, parmak gibi tişörtün kumaşının altından görünüyorlardı. Adeta çıplakmışım gibi, ellerimle memelerimi örtmeye çalıştım. İki adımda yanıma geldi çam yarması,
Gorkma yavru guşum… diyerek memelerimi örten elimi aşağıya indirdi kocaman kıllı eliyle tutarak… Tişörtün dekoltesinden zaten ucuna kadar görünen gerdanıma, kumaşı zorlayan iri memelerime, uçlarına baktı yalanarak… Benden zarar gelmez… Dediğimi yaparsanız yani… Hadi sofrayı kurun bakalım bize, mutfakta her şey hazır… Ben de ocağı harlayayım da, bu incecik şeyle üşümeyesin cıblak cıbıldak…
Kocaman, kürek gibi elinin içinde çocuk eli gibi kalmıştı elim… Ateş gibi yanıyordu eli, içim ürperdi. Başımı yukarıya kaldırıp simsiyah pala bıyıklarına, altındaki etli dudaklarına baktım. O pala bıyıkların bedenimde dolaşmasını istedim bir anda… Kasıklarımdan yukarı doğru bir alev dalgası yalayıp geçti bedenimi… Gözlerimi kaçırdım, kocama baktım. Gülümseyerek, anlayışla bakıyordu sanki bana… Ne düşündüğümü, içimden ne geçtiğini anlamış gibiydi.
Kazım masanın başına geçti oturdu, bize baktı görevimizi hatırlatırcasına… Mutfağa yöneldim, kocam arkamdan geldi. Sessizce adamın hazırladığı yiyecekleri, tabakları içeriye taşımaya başladık. Üstümdeki korku gitmiş, alışmaya başlamıştım. Sanki tatile gelmişiz gibi davranıyordum. Güzelce hazırladım sofrayı… İçeriye gidip gelirken evdeki gibi kalçalarımı sallaya sallaya, mini eteğimi savurta savurta yürüyordum. Kazım’ın sikici bakışları üstümde dolaştıkça hoşuma gidiyordu. Kocam da yardım ediyordu bana… İçkileri de getirmemizi istedi Kazım. Kocama seslenip yukarıdaki raftan almasını söyledim. Uzanıp rakı ve kırmızı şarap şişesi aldı iki tane, elime tutuşturdu… Alıp gidemedim, şişeleri bırakmamıştı elinden… Yüzüne baktım… Hınzır bir gülümseme vardı yüzünde… Fısıldayarak,
Bakıyorum dünden hazırsın karıcım… Ceylan gibi sekip duruyorsun adamın önünde… Pek korkmuş gibi bir halin yok… Ben de gülerek gözlerine baktım,
Ne yapalım, başka çare var mı aşkım? Adam ne istiyorsa yapmak zorundayız. Dağın başındayız geceyarısında… Adamın elinde tüfek…
Önümü kocamın kasıklarına bastırdım. Mutfak bankosuna dayanmıştı, pantolonun önündeki kabarıklığı kasıklarımda hissedebiliyordum. Üstü çıplaktı. Soğuk içki şişelerini iki göğsünde gezdirince ürperdi, minik meme uçları kabarıverdi soğuk temasla… Dudaklarından öperek,
Adamın biri beni sikmeyi çok istiyor diye canımdan olamam… Sen de istemezsin bunu değil mi? Karşı çıksak bile önce seni halleder, sonra beni istediği gibi siker bu adam… Belki ikimizi de…
Elini eteğimin altına daldırıp jartiyer çorabımın açıkta bıraktığı ve ıslanmaya başlayan kadınlığımı avuçladı. İnledim. Parmaklarını am dudaklarımın arasından geçirip ıslaklığını aldı, çıkarıp burnuna götürüp derin bir nefesle kokusunu içine çekti…
Mmm… Anlaşılan bu gece çok sıcak olacak… Benim dişi ceylanım iyice kızışmış… Güldüm, arkamı dönüp elinden kurtuldum, içeriye giderken omzumun üzerinden,
Aptal şey… diye cilvelendim kocama…
Oturup yemeğimizi yedik. Güzel bir et yemeği, yanına pilav hazırlamıştı Kazım, iyi bir aşçıydı adam… Erkekler rakı içti, ben şarap… Kocamın gözleri kızarmıştı iki kadeh sonra… Adamsa iyi içiyordu. Gözleri sürekli üstümdeydi. İçkilerin verdiği hararetle ortamdaki gerginlik kaybolmuştu şimdi… Gülüp konuşmaya başlamıştık. Tüfek duvara dayandığı yerde duruyordu, kimsenin baktığı yoktu. Sanki ahbabımızın evine yemeğe gelmiştik kocamla…
Rakı şişesini bitirdiler, Kazım içeriye bir şişe daha getirmek için gitti. Kocam elini masanın altından bacaklarıma attı. Okşaya okşaya yukarılara çıktı, amımı avuçlayıp sıktı. İnledim dudaklarımı ısırarak… Bacaklarımı kapatıp elini hapsettim o amımı kurcalarken…
Kazım gelirken çekti elini… Gözüme baka baka parmaklarını kokladı tekrar… Yemek bittiğinden sofrayı toplamaya karar verdik. Eğiliyor, kalkıyor, arı gibi mutfakla oda arasında gidip geliyordum. Sonunda bitirdim, odaya geldim. Odanın bir köşesindeki şark köşesine kurulduk. Alçak bir divan, yastıklar, yerde uzun tüylü beyaz bir post… Duvarda gaz lambası yanıyor titrek, loş ışığıyla…
Biz kocamla divanda oturuyoruz, Kazım da önümüzde yerdeki postekinin üstünde… Onlar rakı içiyorlar, ben votka limon… İçkilerimizi içerken sohbet ediyoruz. Kazım’ın gözleri otururken iyice açılan mini eteğimde, durmadan anlatıyor. İçinde silah, dövüş, jandarma, hapis olan korkunç hikayeler… Ben ürperiyorum bu vahşi adamı dinlerken… Beni anlıyor gözlerime bakınca, rakısından koca bir yudum çekiyor, elinin tersiyle pala bıyıklarını silerken,
Gorkma gulüm… Benden zarar gelmez. Napcan, burada hayat böyle işte… Dağın başında, kadınsız… Çok zor bizim hayatımız…
Gözleri bacaklarımda dolaşıyor yine… Ayaklarımı oynatıyorum. Büyülenmiş gibi ince siyah külotlu çorabın altından parlayan kırmızı ojelerimden gözünü ayıramıyor mıknatıs varmış gibi… Hoşuma gidiyor ayaklarıma sikici bakışlarla bakması… İçim kabarıyor…
Rakı kadehleri boşalınca ağır hareketlerle kalkıp içki getiriyorum, kadehlerini dolduruyorum. Kazım’ın kadehini doldururken iyice eğiliyorum, memelerimi gözünün içine dayarcasına… O da gözünü ayıramıyor zaten… Kocamınkini doldururken arkamı dönüyorum, domalır vaziyette yavaşça içkiyi kadehe akıtıyorum. Mini eteğimden jartiyer çorabımın bittiği yeri, hatta şeftalimi gördüğüne emin olana kadar oyalanıyorum. Sonra tekrar ayaklarımı ona doğru uzatıp kocamın yanına uzanırcasına oturuyorum divana… İçkinin yanına meze diye mutfaktan meyve getirip oturduğum yerde bağdaş kurarak soyuyorum, dilimliyorum, erkeklere veriyorum meyve tabaklarını… Kazım iyice terlemeye başladı, bağdaş kurmuş bacaklarımın arasına uzanacak nerdeyse… Bardağını bir dikişte kafasına dikiyor hırsla… Gülüyorum,
Aaa, Kazım biraz yavaş… Biraz soluk alayım, sigaramı içeyim ben de… diyerek masanın yanına gidip aldığım içkiyle kadehini tekrar dolduruyorum. Dans edercesine hareketlerle gelip tekrar yerime oturuyorum.
Gusura bakma yenge… diyerek kalktı, duvara dayalı dolabın kapağını açtı.
Dolabın içi tıka basa kaçak sigara dolu. Her çeşit var. Bir tane light sigara alıp yanıma geldi. Paketi açıp bir tane uzattı bana, çakmağıyla yaktı. Bir nefes çekip O şeklinde yuvarladığım kırmızı rujlu dudaklarımın arasından ona doğru savurdum dumanını… Ciğerlerine kadar çekti dumanı… Başımı kocamın kucağına koyup bacaklarımı karnıma çektim. Oturduğu yerden bacaklarımı kalçalarıma kadar, olduğu gibi görebiliyordu. Farkında değilmiş gibi yapıp eteğimi çekiştirip kutumu örtmeye çalıştım.
Ah, beyim dedi iç geçirerek… İyi ki arabanız bozulmuş. İyi ki buraya geldiniz. Sayenizde insan gördüm. Kadın gördüm. Öyle zor ki bu dağ başında kadınsızlık… Kimse bana böyle hizmet etmemişti bugüne kadar… Çok zor… Çookk… Off… Bilemezsiniz… diyerek tekrar kadehi kafasına dikti.
Kocamın sikinin sertliğini yanağımda duyabiliyordum. Çaktırmadan elimi uzatıp sertliğini sıktım avucumda… Saçıma asıldı. Odada üç tane gaz lambası vardı. Televizyon buzdolabı için jeneratör kullanıyordu. Duvardaki televizyonu görünce,
Kazımcım, televizyonu açsana biraz, ses olsun, müzik falan vardır, dedim.
Kalkıp açtı televizyonu… Bu dağ başında, bu abaza heriften ne beklenir ki… Tahmin etmeliydim. Daha önce kaldığı yerden açıldı televizyon. Şifreli kanallardan birinde porno film oynuyordu resmen… İki adam kadının birini beceriyorlar. Biri sikerken, diğeri kocaman sikini ağzına vermiş, kadın yediği kalın yarakla ciyak ciyak yeeesss… yeesss… fuck me… diye bağırıyor. Kazım gözlerini benden ayırmadan, sanki çok normal bir şeymiş gibi,
İşte beyim, bizim dostumuz bunlar… Geceleri yalnız hep, bunları seyredip dururuz… Gözümüz ekrana kilitlenmiş, iki erkeğin arasında sikilip duran kadının feryatları kulaklarımızda, soluksuz izliyoruz. Kazım ayaklarımın dibinde oturuyordu. Gözümün ucuyla onun filmle değil, benim bacaklarımla ilgilendiğini görebiliyordum. Ayaklarımı oynattım. Kırmızı ojeli tırnaklarım parladı televizyonun ışığında. Birden kocaman elleriyle ayağımı kuş gibi arasına alıp avuçladı, öpmeye başladı.
Heyy… Ne yapıyorsun Kazım? Diye çektim ayağımı…
Gusura bakma yenge, dayanamadım… diyerek tekrar eline aldı, öpmeye devam etti. Kocam zevahiri kurtarmak istercesine sert bir sesle,
Kazım, ayıp oluyor ama… Ben buradayken… Kocasının yanında karısına sulanıyorsun. Ayıp değil mi yaptığın? diye diklendi. Sanki ekranda seks filmi seyreden biz değilmişiz gibi, biraz komik bir durumdu tabi… Kazım inlercesine kocama yalvardı,
Beyim nolur gusuruma bakma… Yalnızlık zor… Kadınsızlık çok zor burada…
Yerinden hızla kalktı. Telaşlandım, eyvah, tüfeği almaya mı gidiyor acaba diye korktum. Ama yandaki odaya gitti. Geri geldiğinde elinde bir tomar para tutuyordu. Kocama uzattı,
Beyim, nolur izin ver… Biraz kadın kokusu duyam… Öpem, koklayam… dedi. Eşimle şaşırıp kalmıştık. Birbirimize baktık, kaldık. Tamam, bunu konuşmuştuk, anlaşmıştık, adam ne isterse yapacaktık. Tüfek hala kenarda dayalı duruyordu. İstese zorla yapabilirdi, daha kötü şeyler başımıza gelebilirdi. Bunun yerine adam bize, kocama daha doğrusu, para uzatıyordu. Tüfeğe baktığımızı görmüştü,
Ben zorla istemiyom beyim… dedi. Gozellikle olsun. İsteye isteye olsun. Filimdeki gibi olsun… Filimdeki kadın gibi olsun…
Kocam cevap verirken az önceki sertlikten eser kalmamıştı sesinde…
Yani Kazım… Yine de ayıp oluyor. Sen aynı durumda olsan karını başkasına para için verir miydin? diye yol yapıyordu.
Beyim inan verirdim. Sen bilemezsin kadınsızlık nedir… Hem kötülük yok ki bunda… Biraz sevecem oksayıp öpecem sadece… Zorlamam beyim.. deyip paraları kocamın eline tutuşturdu. Kocam bana baktı, para tomarını pantolon cebine tıkıştırırken Kazım’a,
Sen mutfağa kadar git, ben karımla konuşayım, ikna edeyim… dedi. Kazım mutlu bir şekilde odadan çıktı. Eşimle şaşkınca bakıştık.
Az orospu değilsin. Delirttin herifi…
Ayy ne yapayım aşkım… Adam o kadar iyi niyetli ki… Aslında hiç tipim değil ama hem hoşsohbet, hem biraz oynaşırız, fena mı olur?
Zaten tüfek kurşunu yemekten iyidir. Ben tecavüz beklerken olanlara bak… Üstüne bir de dünyanın parasını verecek saf… Sadece öpüp koklayacakmış… diyerek güldü sessizce… Gerinerek,
Eh, öpüp koklasın o zaman kocacım, iznin olursa… dedim. Ama işi öpüp koklamakta bırakırsa, sen işimi bitirirsin tamam mı? Bir güzel sikersin beni… Akşamdan beri azdım, kudurdum…
Biz konuşurken içeriden su sesleri geliyordu. Yıkanıyordu sanırım… On dakika sonra içeriye girdiğinde, üstünde sadece bir peştamal vardı. Önündeki kabarıklık acaip duruyor, heyecan verici görünüyordu. Yanımıza geldi, önümde diz çöktü, ayaklarımı okşayıp öpmeye başladı. Cilveli bir sesle,
Sadece öpücen, okşayacan, kokumu çekeceksin, di mi Kazımcım? Fazla ileri gitmek yok değil mi? diye sordum işveli işveli… Kazımcık ağzı kulaklarında, zevkten dört köşe olmuş vaziyette,
He yenge… He… Aynen dediğin gibi… Hele biraz izin ver de öpem, koklayam seni… diyerek bacaklarımı ayırdı. Kazım koca ağzıyla bacaklarımı yalıyor, emiyor, pala bıyıkları firça gibi sürtüyor… İlk defa bıyıklı birisi ile sevişiyordum… Hem de böyle uzun, sert, pala gibi bir bıyıklıyla… Bir eli memelerime geldi, üstten okşamaya başladı. Koca avucu içinde sütyensiz memem kayboluyordu. Doğrulup dudaklarıma yaklaştı. Aç kalmış ayılar gibi dudaklarımı emip koca diliyle ağzımda dolaşıyordu. Ağzım ağzında kayboluyor, bıyıkları hoş bir gıdıklamayla boynumda dolaşıyordu… Beni zevkten ürperten bıyıklar memelerime indi…
Kurban hele çıkar elbiseyi, rahat edek… Kokunu duyam… Tadını alam…
Bak Kazım, sadece öpmek koklamak var tamam mı? Daha ileri gitmeyeceksin. Söz verdin… diyerek ayağa kalktım.
Tişörtün askılarını indirdim. Belime kadar sıyırdığım tişört memelerimi meydana çıkarmıştı. Onu belimde bırakıp eteğimin kopçasını açtım. Kalçalarımı oynata oynata eteğimi sıyırdım, aşağıya indirdim. Üstümde sadece bir çift jartiyer çorabı kalmıştı. Kazım önümde diz çökmüş bacaklarıma sarılıyor, elleyip öpüyordu durmadan… Artık olduğu gibi görünen, açıkta kalmış ağdalı amcığıma bakıp,
Ohhh… Gurban… Bu ne böyle? Şekerpare gibi duruyor… deyip başladı oramı öpmeye…
Kocam divana uzanmış, uzandığı yerden sikini okşayarak bizi izliyordu. Amımın yalanmasından çok hoşlanırım. Kara kıvırcık saçlarına asılıp bir süre ayakta amımı öpüp yalamasına izin verdim. Sonra divana oturdum. O da peşimden geldi azmış erkek köpek gibi…
Dudaklarımdan başlayıp göğüslerime geldi. Öpüp emiyor, uçlarını kalın dudaklarının arasına alıp çekiştiriyordu. Elleri vücudumun her noktasında dolaşıyordu. Memelerimi okşayan bıyıklar aşağıya indi, göbeğimden kasıklarıma geldi. Amımı öpüp yalıyor, dili kürek gibi içime giriyor, dudaklarını çekiyor, klitorisimi emiyordu.
Bacaklarım titremeye başladı. Tatlı tatlı geliyordum. İçimden zevk sularımın aktığını hissediyordum. O da bütün akan suyumu yalıyor, içiyordu adeta… Bacaklarımla kafasını kıstırıp kasıldım, inledim zevkle, orgazmın zevkini çıkarmaya başladım. Dakikalarca… Ayımın kürek gibi dili beni uçurmaya yetmişti.
Kendime gelince ayaklarımı gevşettim. Kölemi serbest bıraktım. Ayaklarımı önüne götürdüm tekrar… Parmak uçlarımla peştemalın düğümünü çözüp sıyırdım. Kapkara, kocaman başlı, filmlerdeki zencilerin siki gibi bir azman çıktı ortaya… O koca şeyi kaygan çoraplı iki ayağımın tabanıyla kavradım, üstünden gidip gelmeye başladım. Kazım zevkle kendini arkaya atmış, inleyip duruyordu. Ayak tabanlarımda kocaman kafasını hissediyordum.
Kocam da yan tarafta bizi izlemeye devam ediyordu. Bir baktım, elindeki kamerayı işaret ediyor. Gizlice çekim yapıyordu. Kazım’ın sikini işaret edip kendi kolunu gösterdi. Kol gibiydi evet… Daha da heyecanlandım.
Kazım belimden tutup divanın kenarına çekti beni… Bacaklarında duran peştemalı yere fırlatıp üstüme geldi. Dudaklarımı memelerimi öpüp yalıyor, bir eliyle de o koca sikini tutup ıslak am dudaklarımda sürtüp duruyordu. Alev alev yanıyordu amcığım… Kıvranarak bacaklarımı kapatmaya çalışıyordum ama ne mümkün… Koca yarak sürtündükçe bacak aramda, sanki ateş değmiş gibi tenim yanıyordu.
Kurban… İzin ver girem içine… Nolur kurban… diye diye inliyor, üstümde gidip geliyordu.
Ben kendimi kastıkça içime girmekte zorlanıyordu. Koç başı gibi kale kapımı zorlayan koca siki boylu boyunca amımın dudakları arasında gidip geliyor, bu bile bana yetiyor, zevkten çılgına çeviriyordu. İnleyip duruyordum ayımın altında…
Kazımmm… Ohhhh… Ohhhh… Hani sadece öpüp koklayacaktın… Tadımı alacaktın? Kokumu alacaktın? Ohhh… Sokmak yoktu… Öyle anlaşmadık mı seninle? Ohhhh… Şimdi amıma girmek istiyorsun Kazımmm… Ohhh…. Diye dudaklarım kulak memelerinde inleyip dururken, sıcak nefesimi boynunda alıp verirken biliyordum ki ben böyle davrandıkça daha da coşacak, saldıracaktı üstüme…
Kurban biliyom, öyle dedim… Ama azıcık gireyim amına… Nolur? Bak fena oluyom… Ucundan azcık sokayım… İzin ver gadınım… diye sallanıyor, titriyordu üstümde debelenirken…
Dur bi nefes alayım, kurban olduğum… diye ittim üstümden kaldırdım. Dibimde diz çökmüş, oturuyordu.
Kalk ayağa.. dedim. Oturduğum yerde, burnumun dibinde koca yarak taş gibi kalkmış, ucunda zevk suları parlıyor.
Ohaaaa.. Kazım, bu ne böyle…? At yarağı kadar… Yuhhh… Nasıl büyüttün bunu böyle? Bu beni parçalar beeee… diyerek aldım elime… Parmaklarım zor birleşiyordu çevresinde… Başı bir mantar şeklinde sapka gibi… Parmak gibi kabarmış kan damarları tüm çevresinde dolanıyor… Altta koç yumurtası gibi kocaman taşakları sarkıyor…
Bunlar padişah taşağı herhalde… Altı okka taşak dedikleri bu mu oluyor Kazım?
Elimle avuçladım bir, üstüne öbür elim iki , alttaki elimi tekrar üstüne koydum üç, başının bir kısmı hala dışarda duruyordu muhteşem aletin ! Dibinden başına doğru sıvazladım. Zevk suları çoğaldı ucundaki delikte… Dilimle alıp çevresine yaydım suları…. Sonra ağzımı kocaman açıp başını emmeye başladım koca aletin…
Muhteşemdi… Adam esmerdi, aleti de daha koyu bir renk, zenci yarağı gibi değil ama oldukça koyu bir rengi vardı. Başladım komple, boylu boyunca dilimi gezdirmeye, yalamaya… Aletin açıkta kalan yerlerini de elimle idare ediyorum.
Ohhhh be… Bu nasıl bir şey Kazım? Kocaman, muhteşem bir aletin var… Yedikçe yiyesi geliyor insanın… dedikçe zevkten dört köşe oluyordu ağzı kulaklarında… Kocam da gizlemeyi bıraktığı kamerayı alıp yanımıza yaklaşıyor, Kazım’ın koca sikini yalarken çekim yapıyordu.
Ohhhh… Ye kurban ye… Nasıl istiyorsan ye… Bak beyin de hoşuna gitti… Kocam gaz lambasına bakıp,
Işık az yaa… Görüntü iyi değil. Kazım başka ışık, lamba var mı evde?
Bu arada Kazım titremeye başlayınca ağzımı çektim koca sikinden… Hemen boşalmasını istemiyordum. Serbest kalan Kazım da kalktı, kalkık ıslak sikini sallaya sallaya gidip içerden bir seyyar lamba getirip yaktı, divana oturdu. Bana da,
Gel gurban, biz işimize bakalım. dedi.
Önüne oturdum, kasıklarına eğilip muhteşemini tekrar ağzıma aldım. Az önceki gibi yalayıp yutuyor, ellerimle gövdesinin kalan yerlerini, taşaklarını okşayıp duruyordum. Koltuk altlarımdan tutup beni yukarıya çekti, kucağına oturttu. İçime girmek istiyordu.
Ben de artık girsin istiyordum ama ağırdan alıyor, kendimi ağırdan satmaya çalışıyordum. İçime almadan ıslak aletini am dudaklarımın arasına boylu boyunca alıp ağır hareketlerle yaylanmaya, öne arkaya gidip gelmeye başladım. O uzun aletin gövdesi boyunca klitorisimi okşuyor, zevkten delirtiyordu beni… Benimle beraber Kazım da inliyordu zevkten…
Ohhh kurban… Eritiyon beni… Sal kendini sokam biraz kurban… Yalvarırım koyver kendini… Otur şunun üstüne… diye elleri kalçalarımda yoğuruyor, memelerimi sırayla emiyor yutuyor, pala bıyıklarını gerdanımın her yerinde, boyunlarımda dolaştırıyordu.
-Ooohhhh… Kazımmm… Sadece elleyip öpecem dedin… Şimdi amıma sokmak istiyorsun yaramaz… Böyle anlaşmadık ki seninle… Olmaz ki böyle… Ohhh… Mımmmm… diye inleyip dururken kalçalarımı kazığının üstünde sallayıp duruyordum.
Kurban bak, birazcık sokayım. Ucu giriversin amcığına… Hadi üzme beni… Dayanamıyom… Hadi…
Bak, ucundan azcık sokacan, tamam mı? diye kalkıp sırılsıklam, alev alev yanan amcığımı kocaman olmuş aletin mantar şeklindeki kafasına dayadım.
Başı kapımı zorlaya zorlaya girdi. Kıllı ayımın boynuna sımsıkı sarılmış, titreyen dizlerimin üstünde zorlukla durabiliyordum. Zevkten geberiyordum. Kalçalarımı kavrayan kürek gibi eller sımsıkı tuttu, yavaş yavaş aşağıya indirmeye başladı beni…
Daha fazla tutamadım kendimi… Öyle tatlı bir geriyordu ki am dudaklarımı, içimi öylesine tatlı tatlı, kalın kalın dolduruyordu ki… Kendimi geriye çektim. Araya eğilip baktım, amımın suları kara yarağın etrafından süzülüyordu beyaz beyaz, parlıyordu ışıkta…
Biraz inip kalktım kalın sik içimi kütür kütür yararken bacak aramda duyduğum basınçtan gelmeye başladım. Daha yarağın hepsini içime alamadan, yarısında boşalıyordum. O da
Ohhhh… Ohhh… diye homurdanmaya başlayınca onun da boşalacağını anladım. İçimden çıkarıp önünde diz çöktüm, ağzıma aldım. Amımın suları yarağı boylu boyunca kaplamıştı, ellerimin arasında yapış yapıştı koca siki… Fışkırmaya başladı. Ağzımın içinde fişek gibi döllerini hissediyordum.
Öyle çok geldi ki, nerdeyse boğulacaktım, ağzımın kenarından süzülmeye başladı fazlaları… Emmeye, elimle sıvazlamaya devam ettim. Birkaç kere daha fışkırdı, ağzım yüzüm dölleriyle doldu. Homurtularla inliyordu başını arkaya atmıştı. İnleyerek gözlerini açtı sonunda,
Kusura kalma, çabuk geldim, seni mutlu edemedim… diyerek kalktı içeriye gitti.
Su sesi gelmeye başladı. Kendini yıkıyordu. Ben şaşırmıştım bu duruma… Erken boşaldığı için özür diliyordu. Halbuki ben de boşalmıştım onunla beraber… Ben de kalkıp banyoya gittim, elimi yüzümü yıkadım, döllerini temizledim. O da kendini kuruluyordu. Bana da havlu verdi, kurulandım. Sonra beni kucaklayıp içeriye götürdü. Divana yatırdı boylu boyunca,
Kurban kusura bakma… Temin kaza oldu, çabuk geldim. Şimdi seni iyi ederim… diyerek yine amcığımı yalamaya başladı. Parmakları, dili yine delirtiyor, zevkten kudurtuyordu. İnliyordum altında,
Hani sadece öpüp koklayıp bırakacaktın Kazımm? Yedin yedin bitirdin beni… Erittin… Napıyorsun böyle bana? Oramda bir şey kalmadı, yedin yuttun bitirdin erkeğim… deyince koptu gitti gene… Dizlerinin üstünde yaklaşıp bacaklarımı araladı, arama girdi. Koca sikini eliyle tutup amıma sürtmeye başladığında yine uçuyordum zevkten…
Ahh…Ahhh.. Nasıl yemem yutmam gadınım… Öyle tatlısın ki… Fırın gibi yanıyo amcığın… deyip sokuverdi muhteşem aletini amcığıma… Bir anda başı giren alet amcığıma girip çıkıyor, tatlı tatlı, alıştıra alıştıra yol açıyordu kendine… Amım zonklamaya başlamıştı kalınlığı içine aldıkça… Ömrümde duymadığım kadar zevk duyuyordum yarağı kalın kalın içime girip çıktıkça… Deliriyordum.
Oohhhh… Ahhhhh… Bitirdin beni Kazım… Koca sikin öldürdü beni… Oohhh… Bu ne güzel sikiş böyle erkeğim… Öldürdün beni yarağınla… Ohhhh… diye diye inliyordum altında…
Tüm ağırlığıyla üstüme abandıkça, o yüz kilonun üstündeki sumocu gövdesiyle altında nefessiz kalıyor, eziliyordum. Geri çekildikçe üstümdeki ağırlık kalkıyor, ben nefes alabilmek için çırpınıyordum. Kocam kamerayı hala bırakmamıştı elinden… Yanımızda, yöremizde dolanıp duruyor, o koca yarağın amıma girip çıkışını en iyi açıdan çekmeye çalışıyordu. Belki yarım saat boyunca altında inlete inlete sikti beni… Kaç defa boşaldım, bacaklarımı kaç defa beline sarıp kendime çektim bilmiyorum.
Sonunda son darbeyi vurdu, belimden tutup kendine çekti beni… Yarıya kadar girip çıkan yarağı köküne kadar amıma girdi. Ben kendimi kaybettim o anda… Koca yarak boğazıma kadar dayandı zannettim, bir an öyle hareketsiz kaldı. Yarı baygın halimde aletinin içimde zonkladığını, damarlarının attığını hissediyordum. Gerilen vajina duvarlarımın verdiği zevkle, rahmime dayanan iri başının verdiği acı birbirine karışmıştı. Ölüyorum zannettim. Gözlerimden yaş akıyordu.
-Ayy… Durrr… Hayvannn… Deldin… Yardın beni… Offff… Acıyoo… Hareket etme sakın… Yandımm… Durrr… Ohhh… diye feryat ettim. İçim patlamıştı sanki yeni gerdeğe girmiş gibiydim. Tüm amım zonkluyordu duvarlarıyla, tüm hücrelerimle… Koca alet, balta sapı gibi içimde… Tümüyle sarmıştım koca aleti… Bir zaman öyle kaldık. Sonra alıştı amım… Kaslarımı oynatmaya çalıştım yavaş yavaş… İçimdeki muhteşem aleti hissetmeye çalıştım. Acım da hafifledi. Zevk duygusu yayılmaya başladı tüm vücuduma… Şöminenin ateşi bir yandan, içimdeki şehvet yangını bir yandan, amımdaki aletin fırın gibi sıcaklığı diğer yandan… Terlemeye başladım.
Kollarımla boynuna sarıldım. Kalçalarımı oynattım yavaşça… Gidip gelmeye başladım aletin üstünde… Kazım da alttan girip çıkıyordu bir yandan… Girişi ayrı, çıkışı ayrı zevk veriyordu… Yara yara amımı, her zevkten uçuyordum. Tekrar tekrar orgazm yaşıyordum çılgın bir tempoyla… Biri duyacak korkusu yoktu bu dağ başında… İçimden geldiği gibi davranıyor, bağırıyor, feryat ediyor, inliyor, kahkahalar atıyordum çılgın gibi…
İçimden çıkardı sikini… Divana oturdu. Ne istediğini anlayıp hemen tepesine tırmandım. Kucağına çıkıp bacaklarımı iyice açtım… İyice açılmış, genişlemiş amcığımı koca sikin kafasına nişanlayıp yavaşça oturmaya başladım. İçi yanıyordu, sırılsıklam olmuş, sular akıyordu amımdan… Zevkten gözlerim kaydı, feryadı kopardım,
Ohhhh… Sok len koca ayım… Sokk… Deldin beni, parçaladın amcığımı… diye salıverdim kendimi… Kazık gibi girdi alet içime, dibime kadar… Titreye titreye, inleye inleye zıplıyordum üstünde… Memelerimi ağzına dayadım, pala bıyıklarına sürttüm. Uçları parmak gibi kabarmış memelerimi hırsla, dişleye dişleye emiyor, beni acıdan ve zevkten bağırtıyordu hayvan… Kalçalarım kürek gibi ellerinin arasında yoğruluyordu.
Birden onca zevkin arasında, göt deliğimde bir ıslaklık hissedip ürperdim. Kocam arkamdan yanaşmış götümün deliğini yalıyordu ıslak ıslak… Bir an hareketsiz durup dilini hissetmeye çalıştım. Boylu boyunca yalıyordu deliğimi… Anlaşılan Kazım’ın koca yarağı da nasibini alıyordu dilinden, onu da yalıyordu.
Konuşmuyorduk hiç… Kazım uzandığı yerden hareketsiz, bizi izliyordu. Kocam iyice yaladı deliğimi… Sonra ensemden tutup Kazım’a doğru eğdi beni, domaldım. Kayganlaşan arka deliğime dimdik olmuş yarağını kaydırıverdi, ileri geri yapıp alıştırdı götümü…. Kökleyip duruyordu. İçimde bir milim boşluk kalmamıştı. İki yarak tarafından sikilip duruyordum. Bağırmaktan sesim kısılmıştı artık… Acaip zevk alıyordum. Delirecek gibiydim artık zevkten… Amımda kocaman, hayvan gibi yarak, götümde kocamın yarağı durmaksızın pompalıyorlardı beni aralarında…
Boşalmam uzun sürmedi… İki erkek beni aralarına almışlar, acımaksızın düzüp duruyorlardı. Bayılmak üzereydim, dayanacak halim kalmamıştı. Kocam arkamdan sikini çıkarttı ben boşaldıktan sonra, getirip ağzıma verdi. Buz gibi olmuş yarağı yalamaya başladım. Kazım da iyice hızlanmıştı amımda… Ben kocamın sikini yalarken, o alttan pompalıyordu beni…
Kazım’ın aksine kocam tümüyle kılsız bir vücuda sahipti. Ne kasıklarında, ne bacaklarında, kalçalarında hiç kıl yok, yumurta gibiydi. Kazım kocamı böyle görünce
Beyim, sende de hiç kıl yokmuş, dedi hayretle… Kocam siki benim ağzımda emilirken cevap yetiştirdi,
Ne yapayım, sen neden kıllıysan, ben de ondan kılsızım… dedi. Kazım düşünceli düşünceli,
Haklısın beyim… dedi.
Sonra kocamın kılsız kalçalarını okşamaya başladı. Ben kocamın sikini yalarken o da altımda doğrulup başını yaklaştırdı, kocamın sikini benimle beraber yalamaya başladı. Şaşkınlıkla bakakaldık kocamla… Fakat hemen ardından olayı devam ettirdik. Kocam Kazım’ın kafasını eliyle tutup ağzına sikini sokuyor, Kazım da bir yandan sikini yaladığı adamın karısının amına, yani bana alttan koca yarağını sokup çıkarıyordu.
Kocam divana uzandı. Elimden tutup kendine, üstüne çekti beni… 69 yapmaya başladık. Ben kocamın sikini yalarken o da amımı yalıyordu. Kazım arkamdan yaklaştı. Kocam amımı yalarken Kazım’ın sikini tutup bir güzel yaladı, ıslattı, içime soktu aleti… Kazım amıma girip çıkmaya başlamıştı yine… Bu kez kocam alttan klitorisimi, geri çektikçe amımdan dışarı çıkan Kazım’ın koca yarağını yalayıp duruyordu.
Yine zevk feryatları koparmaya başlamıştım. Kocam elini uzatıp bacaklarımdan süzülen am sularımda parmaklarını ıslatıp arka deliğime sürdü iyice… İçimde boşluk hissedince başımı çevirip baktım, Kazım’ın sikini tutmuş, arka deliğimde başını gezdiriyordu.
Oha… O hayvanı götüme sokmayacaksınız di mi? İstemiyorum, sakın ha… diye hafiften naz yaptım.
Oysa kocamla evde bu pozisyon için vibratör bulunduruyorduk, alışıktım yani… Başını sokunca Kazım belimden tutup yüklenmeye başladı. Kütür kütür götüme giriyordu koca yarak… Eşim altımdan kalkmış kalçalarımı ayırıyor, kol gibi aletin içime girmesine yardım ediyordu.
Hayvansınız siz… Hayvanlar… Götümden ne istiyorsunuz? Ohhhh… Acıyo… Sokma Kazım… Kazımım… Sokma aşkım… Götümün deliği acıyoo… Ahhhh… diye inliyordum durmadan…
Oysa alışıktım buna… Coşturmak için yapıyordum bunu… Yine de kıçıma giren devasa alet acıtıyordu gerçekten… Zevk almaya başlamıştım. Fakat hayvan gerçekten köklemeye başlayınca canım yanmaya başladı iyice… Kocam alttan klitorisimi okşamasına rağmen acı zevki bastırıyordu… Kendimi öne atıp kurtulmaya çalıştım, içimden çıkardım kocamanı, amıma dayadım.
Yeter artık aşkım… Canım çok yandı. Hadi biraz amımı sik… Amımı yar benim… Ohhhh… diye elimle tutup amıma soktum yine… Bu kez üçümüz beraber boşaldık. Olduğumuz yerde serilip yattık. Amım götüm sızlıyordu. Sikilmekten yorgun düşmüştüm. Başımı kaldırıp baktım, amımın dudakları kabarmış, dışarı taşmıştı. Kolumu kaldıracak halim yoktu, ayı pestilimi çıkarmıştı benim… Birer sigara yaktık.
Offf… Kazım, öldürdün beni… dedim. En son ne zaman kadın siktin sen?
İki sene oldu heralde gurban…
Peki, yeğenin?
Yeğen dediğime bakma işte, beraber kaçak işi yapıyoruz. Bu dağ başında karı koca gibi, o bana, ben ona… Ama kadının yeri başka oluyo, amı da götü de başka tad veriyo gurban… Oy amına götüne gurban olduğum… diyerek okşamaya başladı beni…
Koca sikinin inmiş hali bile kocamın kalkmışından daha iri duruyordu bacaklarının arasında… Kalktık, banyoya gittik hep beraber… Ağzımızı yüzümüzü temizledik. Amıma soğuk suyu çarpınca ferahladım. Odaya geçip oturduk. Yarım saatten fazla böyle kaldık. Bir ara içimiz geçmiş. Vücudumun okşanmasıyla uyandım. Kazım çıplak vücudumu okşayıp yalıyor, kocam kenarda horlayarak uyuyordu. Baktım, karşımızda yeğen… Üstünü soyunmuş, çıplak vaziyette, bize bakarak sikini okşayıp duruyor,
Kurban, bi he desen, şu çocuğun gönlünü yapsan ha? Hadi kurban…
Çocuğa baktım. Konuşmamıza aldırmadan sikini sıvazlıyor, 31 çekiyordu bana baka baka… Acıdım. Ha bir eksik, ha bir fazla, ne zararı vardı ki…Gülerek bacaklarımı aralayıp oğlana seslendim,
Gel bakalım çömez… Senin de gönlünü yapayım bari…
Sevinerek geldi yanıma… Siki kocamınki kadar vardı. Başını apış arama daldırdı, acemice amımı yaladı bir süre… Acemi de olsa ıslak dil işte, yine azdırmayı başardı beni… Islanınca saçından tutup kendime çektim, bacaklarımın arasına yerleşti, sikini gömdü amıma… Birkaç kez gidip gelmesi yetti,
Geliyom… diye inledi…
Sakın içime boşalma… diyerek kendimi çektim, sikini çıkarıp ağzıma verdi, püskürtmeye başladı.
Ben yarım kalmıştım. Kazım’a baktım, anında anladı… Oğlanın boşalttığı boşluğu o doldurdu hemen, koca sikini tekrar gömdü içime, gidip gelmeye başladı… Amımın duvarlarını çatlatarak, narin gövdemi altında eze eze tekrar sikti beni… Zevkten uçurdu… Artık bitmiştim. Sıcak ve seks kokan odada hepimiz uyuyup kaldık.
Sabah neşeyle uyandık. Güzel bir kahvaltı yaptık. Kocam ben gidip arabaya bakayım diyerek yeğeni de yanına aldı, çıktı. Kazım’la yalnız kalmıştık. Bunu fırsat bilen koca ayı tekrar daldı bana… Geceden hala bütün deliklerim sızlıyordu ama hayır diyemedim. Bir süre sonra sevişmenin ortasında arabanın sesini duyduk, korna çaldı. Kocam arkasında yeğenle beraber içeriye girdiğinde Kazım beni altına almış, zevk çığlıkları attıra attıra amıma koyuyordu.
Bakıyorum hiç vakit kaybetmiyorsunuz… diyerek bir çırpıda soyunup yanımıza geldi. Sikini ağzıma verdi. Oğlan da çırılçıplak soyunup yanımızda bitmişti. Kazım içimden çıkıp yerini ona verdi. Oğlan genişlemiş amıma girdi, beş on dakika girip çıktıktan sonra göbeğime fışkırttı. O çıkınca Kazım tekrar gömdü koca sikini… Kocam ağzımda emdirdiği sikini gırtlağıma kadar soktu, bağıra bağıra döllerini boşalttı biraz sonra… O da çekildi. Kazım’la ikimiz kalmıştık. Boşalmamız uzun sürdü. İkimiz de bağıra bağıra orgazm olduk. Kazım boşalırken gerçekten bir ayı gibi böğürüyordu üstümde…
Ne kollarımda, ne bacaklarımda derman kalmıştı. Sikini ağzıma sokup döllerini yalattı, temizletti bana… Sonra da bir kukla gibi kucaklayıp banyoya götürdü. Güzelce yıkadı ılık suyun altında, temizledi her tarafımı… Üstümüzü başımızı toplayıp giyindik, kendimize çeki düzen verdik. Bacaklarım titriyordu hala… Evden çıktık. Kazım arabanın bagajını bir sürü içki şişesi, sigaralar, çay paketleriyle doldurdu. Kocam direksiyona geçti, ben de yanına oturdum. Kazım açık camdan uzanıp dudaklarıma son bir kez yumuldu, memelerimi avuçladı. Pala bıyıklarını yine yanaklarıma, boynuma, gerdanıma sürttü. Eteğimin altından amımı avuçlayıp sıkarken kocama,
Beyim yine gelin… Her zaman başımın üstünde yeriniz var, bilesiniz ha… diyerek uğurladı bizi…
Yola çıktığımızda kocam anlattı ne olduğunu… Aslında çok basit bir şeymiş. Sigorta kutusuna bakmış, marşa giden sigorta atmış. İki dakikada halledilebilecek bir arıza için yolda kalmışız. Tesadüf işte… O gün orada kalmak, o yaraklarla sikişmek varmış kaderde… Güzel bir geceydi. Hayatımda böyle zevk yaşamamıştım hiç…
Kimbilir, belki bir gün yolumuz yine buralara düşer.
Market me naya game aaya h dosto aise kisi CPL ki wife ko Krna ho to dm kro kanpur se koi ho to dm kro telegram @upkush123
Whtsap number +919140358562
Oynamak isteyen ?
İtiraflarım! (3) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Dini bütün, geleneklerine bağlı bir kadındım. Hep yabancı erkeklerden ayrı durmuştum. Ama bunlar hayvan gibi tecavüze uğramama engel olmamıştı. Şimdi yatağımda sırt üstü uzanmış, Tahir'e bakıyordum. Bir zamanlar bu çocuk için farklı duygular beslediğim doğruydu. Tüm inançlarıma, yaşayışıma, adetlerime tersti bu. Ama yine de hiçbir zaman Tahir'e hislerimi belli etmemiştim. Kendi kendime hislerimi içimde yaşamış ve sonra da pişman olup bırakmıştım. Tahir'in benimle ilgili hislerine ben neden olmamıştım. Bu konuda bir suçum yoktu. Ama sonuç ortadaydı. Bu olayı kimseye anlatamazdım. Tahir'in bana tecavüz ettiğini söylesem kıyamet kopardı. O nedenle bu şekilde kapatıp unutmak istiyordum.
Bu düşünceler aklımdan geçerken Tahir pantolonunun cebinden cep telefonunu çıkardı. Ben ne olduğunu anlayamadan da resimlerimi çekmeye başladı. "Ne yapıyorsun, bitmedi mi işkencen, yeter artık!" dedimse de beni duymuyordu. Ellerim sikişmenin şiddetiyle çözülmüştü, ama hareket edip karşı koyacak gücüm kalmamıştı, hiçbir şey yapamıyordum. Sadece memelerimi ve amımı kapatabiliyordum o kadar.
Bu şekilde epey bir resmimi çekti. Sonra, "Bundan sonra ne zaman istersem seni sikecem, eğer olmaz dersen bu resimleri oğullarına, kayınlarına, kayınbabana veririm, internette yayınlarım!" dedi. Bu sözleri az önce sikilirken duyduğum acıdan daha büyüktü. Dünyam karardı. "Allah aşkına, alacağını aldın, daha ne istiyorsun, bırak beni!" diye yalvarıyordum. O ise karşımda pis pis sırıtıyordu. "Ne alması, daha yeni başladık!" dedi.
Ve asıl ıstırap o zaman başladı. Beni yatakta yüzüstü çevirdi. Çözülen ellerimi türbanımla yeniden bağladı. Götümün yanaklarını elleriyle iki yana iyice açtı. Göt deliğim açığa çıkmıştı, deliğime dilinin ucu ile dokunmaya başladı. Emine'den isteyip de alamadığını şimdi benden alma niyetindeydi. Karşı koyacak halim ve gücüm yoktu. Götümün deliği hafif kıllı, minik kahverengi bir çukur gibiydi. Kocamın sikmekten imtina ettiği götümün deliğinde dilini gezdiriyordu.
Sonra bir anda gözlerimden yaş gelmesine neden olacak kadar acı hissettim. Tahir yarağını götüme sokmuştu. Acı bir inleme çıktı ağzımdan. "Korkma abla, bu daha parmak, yarağı birazdan yiyeceksin!" dediğinde korkum aksine azalmayıp arttı. Bir parmağı bile beni mahvetmişti. Tahir parmağı ile götümde genişletme çalışması yapıyordu. Orta parmağını dibine kadar götüme sokuyor, götümde sağa sola çeviriyordu. Acıdan bayılacak gibiydim, artık hiçbir şey yapamıyordum.
Sonunda çektiğim acının farkına varıp, komodinin üzerinde duran akşamları ellerime sürdüğüm kremi aldığını gördüm. Tahir kremden bolca alıp parmağı ile götümün deliğine yedirmeye başladı. Parmağını krem yardımıyla daha kolay sokup çıkarıyordu. Bu kez daha az acı hissetmiştim. 5 dakika kadar bu böyle devam etti. Sonra üzerimde doğruldu ve götümün yanaklarını tekrar iyice açtı, bir eliyle götümü ayırırken diğeri ile yarağını götüme sokmaya çalışıyordu. Bense altında çırpınıyor ama bir şey yapamıyordum.
Yavaş yavaş sokmaya başlamıştı yarağını. Önce kafasının girdiğini anladım. Götüm yanıyordu acıdan. "Ağğhhh, ağğhhhh!" sesleri boğazımda düğümleniyordu. Tahir'in ise, "Amına koyduğumun kaltağı, böyle yarak yedin mi daha önce?" dediğini duydum. Doğru, yememiştim, böylesi benim için ilkti. Tahir bir müddet yarağını sokmaya çalıştı ve sonunda yarağı götümün içine girivermişti. Yarağını iyice götümün derinliklerine doğru bastırıyordu. Ben artık kendimi kaybetmiştim, acıdan ses çıkaramıyordum, sadece hırıltılar boğazımdan geliyordu. Tahir yarağını tamamen götüme sokmuştu.
45 yaşındaydım. Hayatımda gerçek anlamda ilk defa götümden sikiliyordum. Elleriyle yatağın başından destek alıp üzerimde gidip gelmeye başladı. Yarağı sanki bağırsaklarıma kadar giriyordu. Yarak götümden girmiş ve göbeğimden çıkacakmış gibiydi. Götümün içinde matkap gibi çalışıyordu. Tahir daha da zorlamaya başladı. "Hığhh, hığhh!" sesleri ardı ardına ağzından çıkıyordu. Karısının gitmesinin acısını beni hayvan gibi sikerek çıkarıyordu.
Bu şekilde herhalde 5 dakika ama hiç durmadan sikti. Sonunda yine, "Ağğğhhh, ohhhh!" sesleri eşliğinde inleyerek bu kez götüme döllerini boşalttı. Az önce amıma bir dere gibi boşalan adam yine bir dere gibi götümü dölleriyle doldurmuştu. Yarağını yavaş yavaş götümden çıkardı. Tamamen çıkarınca götümden şiddetli bir osuruk sesi çıktı. Götüme yarak girdikçe genişlemiş, genişledikçe hava da girmişti ve şimdi hava böyle dışarı çıkmıştı.
Tahir yarağını çıkardığında, "Vay amına koyayım, bu ne böyle?" dediğini duydum. Korkmuş gibi bir sesi vardı. Bense yüzüstü olduğum yerde yatıyordum. Ne olduğundan haberim yoktu. Sonunda hafifçe doğruldum ve bakınca yarağının üzerinin kanla kaplandığını gördüm. Neydi bu böyle? 45 yaşındaydım, kızlığımı kaybedeli yıllar olmuştu. Sonunda bunun götüme giren yarağın sebep verdiği kanama olduğunu anladığımda çığlık atmaya hazırlandım ki, Tahir ağzımı kapadı. Götümden kan gelmişti. Götümün kızlığı bozulmuştu.
Tahir peçete ile yarağını sildi. Sonra beni kaldırarak banyoya sürükledi ve duşun altına soktu. Ellerimi çözüp teknenin içinde domalmamı söyledi. Ben artık korku, utanç, acı, çaresizlik bu duygularla doluydum. Hiçbir şey söyleyemiyor, Tahir ne derse onu yapıyordum. Duş musluğundan tutarak domaldım, Tahir götümün deliği ortaya çıkacak şekilde göt yanaklarımı ayırdı. Duş başlığını götümün ağzına gelecek şekilde tuttu ve suyu açtı. Önce soğuk su geldi, ürperdim. Sonra peşinden sıcak su gelince biraz ferahlık hissettim.
Tahir başlıkla su tutuyor, şampuanla da götümü ve amımı yıkıyordu. Şampuan köpüklerinin arasında götümden akan kanı da görüyordum. Götümün deliğini iyice ayırarak tazyikli suyu içine püskürtüyordu. Biraz önce yediğim yarağın etkisiyle deliğim kolayca açılıyordu. Bu şekilde 2-3 dakika amımı ve götümü yıkadı. Evimin banyosunda, yabancı bir adamla çırılçıplak duşun altındaydım.
"Tamam, geçti kanaması!" dediğinde beni çıkardı duş teknesinden ve kendisi sıcak suyun altına girip yıkanmaya başladı. Aynadan kendimi görebiliyordum. Ne hale gelmiştim? Vücudumda kemerin izleri, memelerimin ucunda kızarıklıklar, kasıklarımda ve kalçalarımda sikişmenin şiddetinden oluşan kızarıklıklar, morluklar vardı.
Ama Tahir'in azgınlığı henüz geçmemişti. Saçlarım belime kadar inerdi. Düz ve açık kahverengi renkliydi. Uçlarından hafifçe beyazlamaya başlamıştı. Tahir uzun saçımı bir eline doladı ve beni yine teknenin içine çekti. Suyu kapadı. Ben yine duş musluğunu tutuyordum. Tahir arkama geçti, bacaklarımı ayırdı ve saçımı iyice çekerek yarağını bir hamlede amıma soktu. Artık haykıramıyordum bile. Bu sefer banyomda, duşun altında, domalmış bir halde Tahir tarafından sikiliyordum. Ağlıyordum ama gözlerimden yaşlar akmıyordu artık.
Memelerim domaldığım için sarkmıştı. Tahir'ın her bir yarak darbesi memelerimi salıncak gibi sallandırıyordu. Kalçalarımda ise Tahir'ın güçlü kasıklarının çıkardığı sesler banyonun içinde yankılanıyordu. Tahir saçımı koparacakmış gibi çekiyordu. Çektikçe saç diplerim yanıyor, sızlıyor, acıyordu. Başım yukarı kalkıyordu domalmış halde olsam da. Öncekinden daha sert şekilde sikiyordu. Hayvan gibi abanıyordu. Düşmemek için bir elimle musluktan tutunuyor diğer elimle de duvardan destek alıyordum.
Amımı önce dölleriyle doldurmuş ardından sıcak suyla yıkamıştı. O nedenle acı çekmiyordum biraz önceki gibi. Bu sefer ilkinden daha kısa sürede boşaldı. Artık amım Tahir'ın yarak darbeleri ile iyice genişlemişti. Yarağını amımdan çıkarınca ayakta tutan destekten yoksun kalmışım gibi dizlerimin üzerine çöktüm. Sessiz sessiz ağlıyordum. Hıçkıramıyordum. Tahir ise ben yanında değilmişim gibi suyu açıp yıkanmaya başladı. Bir süre öylece kaldıktan sonra kalktım ayağa. Üstümden akan sıcak suyun altında kaldım hareketsizce.
Tahir yıkanmasının ardından, "Haydi devam edelim!" diye pis pis sırıtarak konuşunca, "Allah aşkına, yapma, çocuklarım var benim, onların başı için bırak artık!" dedimse de fayda etmedi. Yalvarmalarım sonuç vermiyordu. Kendisi kurulandıktan sonra sanki gönlümü almaya çalışıyormuş gibi beni kuruladı. Sonra da elimden sıkıca tutarak yatak odasına götürdü.
Dolapları açtı. İçindeki elbiselerime bakmaya başladı. Eteklerimi, gömleklerimi, kazaklarımı tek tek bakıp kontrol ediyordu. Ne yaptığını anlayamadım. Başörtülerimi çıkarıp yatağın üstüne attı. "Ne yapıyorsun, ne arıyorsun?" diye sorunca, "Düğünde, benim düğünümde giydiklerini arıyorum, onları çıkart!" dedi bana bakarak. "Ne yapacaksın onları, ne işin var?" diye sorduğumdaysa, "Soru sorma da çıkart şunları hadi!" dedi öfkeyle.
Kısa bir süre o gün ne giydiğimi hatırlamaya çalıştım. Beyaz, uzun ve geniş pileli eteğimi giymiştim. Kırmızı uzun kollu parlak bir gömlek giymiş, üzerine de eteğimle aynı renk ceketimi giymiştim. Büyükçe, başımı ve omuzlarımı kapatan simli siyah bir şal takmıştım. Ayağımda ince uzun topuklu siyah bir ayakkabı ile ten rengi diz altı çorabım vardı.
Bütün bunları çıkarıp yatağın üzerine koyduğumda, "Hadi giy bunları!" dedi. Beni düğününde bu şekilde görmüştü ve bu elbiselerimi yeniden giymemi istiyordu. Çaresizce dediğini yaptım. Ayakkabıları da ayakkabılıktan bulup getirdi ve kendisi giydirdi. Şimdi karşısında düğününde nasılsam öyle duruyordum. "Seni bu elbiselerle görünce daha o gün sikmek istemiştim, kısmet bu güneymiş!" diye gülerek konuştu. Sonra beni salona götürdü.
Hafif aralık perdeleri iyice kapattı. Cep telefonunu getirip salondaki sehpanın üzerine masayı görecek şekilde koydu. Ben bu olanları sadece izliyordum. Sonra beni kolumdan tutup masanın önüne getirdi. Diz çökmemi istedi, omuzlarımdan tutup diz çöktürdü. Şimdi başımla yarağı aynı hizaya gelmişti. Bana, "Ağzını aç!" dedi, "Niye?" dedim. "Aç ulan!" deyip çenemi sıkıca tuttu. Ağzımı açtım.
Yarağını bir anda ağzıma soktu, ileri geri getirmeye başladı. Yarağı inik haldeydi, ama saniyeler ilerledikçe sertleşip büyümeye ve ağzımı doldurmaya başlamıştı. Boğulacak gibi oldum. Böğürüyordum, ama ağzımda kocaman bir yarak boğazıma kadar giriyordu. Sonra başımın yanlarından iki eliyle tutup yarağını iyice ağzımın içine sokmaya başladı. Bu sefer beni ağzımdan sikiyordu. Böyle bir şeyi daha önce hayal bile edemezdim. İğrenç bir şeydi. Ama şimdi ağzımın içinde matkap gibi çalışan bir yarak vardı. Tahir kendini kaybetmiş sesler çıkarıyordu. Onun çok zevk aldığı belliydi. Ama ben nefessiz kalmıştım. Yarağı boğazımı delip ensemden çıkacakmış gibiydi.
Sonunda ağzımdan yarağını çıkardı. Birkaç kez şiddetle öksürüp derin derin nefes alıp verdim. Ağzımdan akan tükürüğü elimle sildim. Gerçek bir şoka uğramıştım. Bu sefer beni ayağa kaldırdı ve masadan tutunup domalmamı söyledi. Çaresizce istediğini yaptım. Ellerimi açıp masanın üzerine karnımı koyarak domaldım. Arkama geçti ve eteğimi belime kadar sıyırdı. Külot giymediğimden amım ve götüm yine Tahir'in karşısındaydı.
Beni masaya iyice yasladı, götümün yanaklarını ayırdı elleriyle, ardından arkamda dizlerinin üzerine çöktü. Ne olacak diye beklerken birden amımda gezinen dilini hissettim. O an yaşadığım gerilim ve korkuya rağmen yoğun bir duygu her yanımı kapladı. Tahir uzun dilini amımda boydan boya gezdiriyordu. Kılsız amımın sütlü kahverengi etli dudaklarını emiyor, kasıklarımı dilliyor, aralarda göt deliğime de diliyle dokunuyordu. Parmaklarıyla araladığı amıma dilini sokuyordu. Kalın pembe dudakları götümün beyaz yanakları üzerinde geziniyor, onları öpüyor, yalıyordu durmadan.
Kocamın onca yıllık evliliğimizde hiç yapmadığı şeylerdi bunlar. Götümü sikmekten kaçınan bir adamdı, amımı bir kez olsun bile yalamamış, öpmemişti. Ama şimdi Tahir'in ağzıyla amım bir bütün olmuştu. Tüm vücudum titriyor, yanıyordu. Onca zaman hayallerimi, rüyalarımı süsleyen adam önce bana tecavüz etmiş, hayvan gibi ırzıma geçmiş, ama şimdi amımı ağzına almış şevkle yalıyor, emiyordu. O an ne yapacağımı bilemez hale gelmiştim. İtiraf etmekte zorlansam da bu yaptığından zevk alıyordum. Tecavüzcüm bu kez bana hayatımda tatmadığım duyguları tattırıyordu.
"Abla sende harika mal varmış, o kadar kadın siktim, hayatımda hiç görmedim böylesini!" dedi yaptığı işi yarıda bırakarak. Bu sözlerine nasıl karşılık vermem gerekiyordu? Bir karşılık vermeli miydim ayrıca? Hoşuma gitmişti sözleri, ama bunu ona söyleyemezdim. Yakışıklı, çekici bir erkekti, aramızda onca yaş farkı vardı, ama beni bu sözlerle tahrik edebiliyordu. Evet, Tahir beni tahrik etmişti, ama ben de onu tahrik etmiştim, yoksa bunları söylemezdi. Ancak yine de sessiz kaldım ve bir şey demedim. Bunun yerine alnımı masaya dayadım.
Tahir'in azgınlığının sonu yok gibiydi. Genç Emine'nin erkeği olmuştu onca zaman, ama şimdi arkamda durmuş benim amımı yalıyor, emiyordu. İştahlı emmelerinin sesleri geliyordu kulağıma. Yüzünü kasıklarıma gömmüş gibiydi, derin derin aldığı sıcak nefeslerini amımda, götümde, kasıklarımda hissediyordum. "Öfff, amın sıcacık, yanıyor resmen!" dedi bir zaman sonra. Hemen ardından da, "Yeter bu kadar!" diyerek kalktı ayağa.
Başımı yana çevirip arkaya bakmaya çalıştım, avucuna tükürüp yarağını sıvazladıktan sonra yavaşça amıma soktu. Az önce hoyratça ve gaddarca sikmişti, ama şimdi sanki sevdiği kadını sikiyormuş gibiydi. Yarağını kimi zaman sert, kimi zaman yumuşak, bazen hızlı, bazen yavaş şekilde amıma sokup çıkartıyordu. Yarağını nasıl kullanacağını iyi biliyordu Tahir.
Göt yanaklarımı sıkı sıkı tutmuştu, sanki elinden kaçacakmışım da engel olmaya çalışıyormuş gibiydi. Oysa kaçacak bir yerim yoktu. Kaderime razı olmuş gibi bir haldeydim. Tahir'i rüyalarıma, hayallerime sokmuş, günah işlemiştim. Şimdi o günahın bedelini sikilerek, tecavüze uğrayarak ödüyordum. Üstelik tam karşımdaki duvarda kocamın fotoğrafı varken...
Kocamın gençlik zamanlarında çektirdiği vesikalık fotoğrafını o öldükten sonra büyüttürüp duvara asmıştım. Siyah gür bıyıklı hali ile sert bakışları ona ürkütücü bir hal vermişti, ama ben onun bu halini seviyordum. Gözlerim fotoğraftaki gözleri ile kesişiyordu istemesem de. Başımı ne yana çevirsem kocam oradan beni seyrediyordu...
Tahir bir makine gibi hareket ediyordu. Yarağını amımın en derinlerine sokup çıkartıyor, içinde sağa sola oynatıyordu. Parmağının göt deliğimde gezindiğini hissettim bu sırada, amımı sikerken bir yandan da götümü yokluyordu. Birkaç defa yarağını çıkardı amımdan, etten kalın bir sopaya dönmüş yarağıyla göt yanaklarıma tokatlar attı, göt yarığımda gezdirdi boydan boya. Hemen ardından yeniden sokup git gel yapmaya başladı.
Sikişmenin sırrını çözmüştü Tahir, kadınını nasıl mutlu edeceğini biliyordu. Hiç konuşmuyor, ses bile çıkartmıyordum, ama Tahir kendi kendine anlayamadığım bir şeyler söyleyip fısıldıyordu. Soluk soluğa kalmış gibiydi, nefes alışverişlerini duyuyordum, ama buna rağmen yorulmak nedir bilmez bir halde amıma yarağını var gücüyle köklüyordu. Aralarda göt yanaklarıma tokatlar atmaya başladı. Götümde şiddetli ses patlamaları yaratan tokatları canımı yakıyordu, ama yine de ses çıkartmamaya gayret ediyordum.
Zaman ilerledikçe sanki amım sulanmış gibi Tahir'in amımdaki gidiş gelişleri kolaylaşmıştı. Hızını bir azaltıp bir çoğaltarak sikmeye devam ederken tokat seslerine amımın ve yarağının sesleri karışmaya başlamıştı. 'Şlap şlap şlap!' sesleri tokatların seslerini bastırıyordu. Sesler sanki Tahir'i daha da azdırıyor gibiydi, köklemeleri daha da hızlanıp sertleşmeye başladığında dayandığım eski büyük masa da gıcırdamaya başlamıştı. Giyinik haldeydim, ter içinde kalmıştım.
Derken Tahir yarağını amımdan çıkarttı ve vakit kaybetmeden götüme soktu. Yarağının kafasından köküne kadar girişini hissettim içimde. Ama bu sefer daha az acı duydum. İlk seferden açılan götüm bu kez daha rahat içine almıştı yarağını. Tahir bir ileri bir geri yarağını götümün derinliklerine sokup çıkartıyordu. Belimden sıkıca kavramıştı koca elleriyle. Yarağı köküne kadar girip çıkıyordu götüme, şişen ve sertleşen taşaklarının kasıklarıma çarpmasını duyuyordum çıkan seslerle. Sanki amımı sikiyormuşçasına 'Şlap şlap şlap!' sesleri gelmeye başlamıştı yine.
Ancak saniyeler geçtikçe götümden tüm vücuduma acı yayılmaya başladı. Götüm amım gibi sulanıp ıslanmıyordu, Tahir'in koca yarağı kuru göt deliğimin içinde gidip geldikçe zımpara gibi yakmaya başlamıştı. O ana dek ses etmeden durabilmiştim, ama şimdi acılı iniltiler çıkartmaya başlamıştım. "Ağhhh, ıyyyy, uhhhh, ımmm!" sesleri istemsizce ağzımdan çıkıyordu. Duyduğum acıyla beraber vücut ısım da yükselip terden sırılsıklam bir hale gelmiştim. Alnımdaki ter damlacıkları sikişmenin şiddetinden masanın üzerine yağmur damlaları gibi düşüyordu.
Ama benim çektiğim acı Tahir'in umurunda değildi. Az önce amımdan sikerken bana zevk vermişti, ama şimdi sadece acı veriyordu. O sadece tavuğunu siken bir horoz gibi işini görüyordu. Aldığı zevk ona yetmiyormuş gibi birkaç kez götüme tüm gücüyle abandı, o anlarda götüm yırtılacak gibi oldu, sanki taşaklarını bile sokmaya çalışıyor gibiydi. Şiddetli bir, "Ağğhhhh!" sesi büyük salonun duvarlarında yankılanırken, Tahir'in, "Ohhhh!" sesi benimkini bastırmıştı.
"Yavaaşşş, çıkartt, Allah aşkına çıkarttt, yapmaaa!" dedim birkaç kez yüksek sesle. Ikınmalarımın, inlemelerimin arasında zorlukla söylediğim bu sözler Tahir'i yola getirmiş olacak ki götümden çıktı. Yarağının çıkışıyla birlikte götümün içinde serin bir havanın dolaştığını hissettim. Göremiyordum ama minik göt deliğimin kocaman bir hale geldiğine emindim...
[Rabia]