Merhaba yol! Sen ve ben asla ayrılmamalıyız!
Bir gece facebookta aylak aylak zaman geçirirken 2016’nın Mayıs ayında, bir gündoğumu konserinde tanıştığım Yaybahar isimli enstrümana ait bir etkinlik görüyorum. O konserden beri takipteyim, nedense içimde bir şeyler uyandıran bir enstrüman. 2-3 günlük bir etkinlik var, lokasyon Bursa civarı. İşlerimi yeni bitirmişim, mevsim çok güzel. Keyfim yerinde! Durabilir mi Feyza? Ne sandınız. Hemen rota beliriverdi kafamda. Armutlu’ya arabayla gidecektim, dönüşte de son iki yıldır bir türlü doğru koşulları yakalayamadığım için gidemediğim Bolu Yedigöller’e çevirecektim rotayı. Yol arkadaşımı kolundan tuttuğum gibi attım arabaya :)
Perşembe sabahı çıktık yola. İlk gün mola vermek gerek, yol uzun. İlkbaharda niyet edip, Meke Gölü civarında hala çok soğuk olduğuna karar vermiş, gitmekten vazgeçmiş ve Antalya’ya inmiştik. Hal böyle olunca mola denince aklımıza ilk Frig Vadisi geldi. Bu fırsat kaçar mı :)
Soğuk mu soğuk, evet, ama akşam karanlığı düşmeye yakın kendimizi Ayazini’ne kadar getirmiştik. İnternet araştırmamız sonucu Ayazini’nde Şefika Teyzeyi bulmamız gerekiyordu. E öyle de yaptık. Şefika Teyze Ege insanının o tatlı konuşma şekliyde karşımızda beliriverdi. Biz kadim kampçılar çadır kuracak yer bakınırken, sağolsun Şefika Teyzecim bize bahçesindeki çardağı gösterdi. Ellerimize battaniyeleri tutuşturdu, “Bir ihtiyacınız olursa kapıyı çalın muhakkak!” dedi ve gözden kayboldu. O gece misler gibi uyuduk.
Bilmeyenler için, FRİG VADİSİ, Afyon, Kütahya ve Eskişehir arasındaki bölgede, bundan 3bin yıl önce Friglerin yerleşim yeri olarak biliniyor. Bölge Kapadokya’yı andıran doğal oluşumlardan nasibini almış. Bu nedenler kaya evler, kaya mezarlar vadiye serpilmiş durumda. Frig Vadisinde trekking severler için rotalar mevcut. Frig yolu totalde 506 km uzunluğa sahip ve kampçılar için bir cennet.
Sabahın erken saatinde kaşife keşif gerek dedik, başladık yürümeye. Vadi henüz turist akınına uğramadığı için doğa hala oldukça bakir. Ayazini Köyü de küçük ama kendine has bir duruşu var. Hem Ege havasını, hem Anadolu havasını yansıtıyor. Her yerde dağdan gelen sular akıyor. Avdalas Kalesi’ni ziyaretimizin ardından asfaltta yürümeyi sevmeyen biz, vadi içerisinden bir dönüş yolu tutturduk. Vadide burnunuza çalınan çeşit çeşit ot kokuları sabahın erken saatlerinde sizi mest edecek cinsten. Vadinin sonunda Ayazini Kilisesi önünden köye çıktık. Şefika Teyzenin Yeri’nde bizim için hazırlanmış kahvaltıyı bir güzel mideye indirip arabaya atladık. Zamanımız dar ama görülecek yer fazla olduğundan, listede birkaç yer işaretleyip başladık keşfe.
ÜÇLERKAYASI tam da adında olduğu gibi, Üçlerkayası Köyü’nde, Afyon’a bağlı İhsaniye İlçesinde yer alıyor. Köyde bir tur atıp devam ediyoruz.
ASLANKAYA Üçlerkayası Köyü’nün kuzeyinde Emre Gölü’nün hemen yakınında konumlanmış bir anıt mezar. Yakınına gittiğinizde Aslan kabartmasını görebilirsiniz.
Vadi doğaseverlere çok cömert davranıyor. Daha uzun bir sürede daha derinlikli keşfedeceğime dair kendime söz veriyorum ve akşam başlayacak etkinliğimiz için ara vermeden yola koyuluyoruz.
İNEGÖL’den geçip de köfte yemeden olmazdı tabi. Hızlıca bir köfte tadımı yapıyoruz Orhan’da…
GEMLİK Körfezi’ni geçiyoruz. Sağlı sollu zeytin ağaçları, o güzelim yeşil rengiyle gözlerimi boyuyor. Bir yanım Marmara Denizi, yol boyunca zeytin güzelliği ile gün batımında yaklaşıyoruz Armutlu’ya. Durup bu anı taçlandırıyoruz arabadan gelen Seyyah parçasıyla.
ALİŞLER Yurdu, Armutlu Beldesine bağlı Alişler Köyü’nde yer alıyor. Medeniyetten ayrı ancak çok da uzak konumlanmamış olan yurtta bizi gülümseyen insanlar karşılıyor. Hemen girişte yapılmış olan domu görünce yüzümde bir gülümseme belirdi :) Bu mekan sıcacık!