holding my own face in my own hands and screaming “there is no connection without an open heart! you must be brave! you must be honest! you must be true!” in the mirror
Ok but hear me out...
What if I'm scared?
do it scared

❣ Chile in a Photography ❣
trying on a metaphor

#extradirty
Misplaced Lens Cap
Lint Roller? I Barely Know Her
Monterey Bay Aquarium
Sweet Seals For You, Always
Fai_Ryy
almost home
official daine visual archive
Show & Tell
hello vonnie
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Peter Solarz
cherry valley forever
Jules of Nature

JVL
Not today Justin
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
YOU ARE THE REASON
seen from United States
seen from New Zealand

seen from United States
seen from Jordan

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from Argentina

seen from United Kingdom
seen from Poland
seen from Argentina
seen from Pakistan
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
@kamburbaga
holding my own face in my own hands and screaming “there is no connection without an open heart! you must be brave! you must be honest! you must be true!” in the mirror
Ok but hear me out...
What if I'm scared?
do it scared
Gerçekten şaka bir yana çocuğun olsun ister miydin erkekler istemiyor
Bizim gibi adamlar erken ölür
hiç unutmayacağım...
öpüp öpüp öpüp iz kalmış mi diye yüzüme bakma. çünkü dudağın bir el oluyor. ya da dilin çivi değilse ben seni hic tanımıyorum. beynime bir anı kazıyorsun. tüm kusurlarla çırılçıplak karşındayım. nasıl. sen kazarken hepsini kapatıyorsun. ve bence aşk böyle bir şey. kendine hep o pencereden bakma isteği. kendini bir manzara gibi. en güzelini sevgilim. ben hayal etmedim. bir çukur açtın çiçeklendim.
uzun suren bir depresyon. ikidir cok kotu gecen doğum günü
bak ben iyileştim diye karşına çıkmak istiyorum. bak seni öpmüştüm. silme dedin. bak sildim. sanki bir yerde senden önce ben sildim diyebilmek için. buldum sanmıştım, kayboldum. burada yanlış bir şeyler var. bende yanlış bir şeyler var. bana bu hissi sen bıraktın, bana bu fikri. şimdi ne desen geçmeyecek ama ben yine de senden cevapsız bir çağrım olsun istedim. çok kırıldım ama sanki parçalarımla sana gelirim.
bütün kötü duyguların kıyısından geçtim. boğulamıyorum. boğulamıyorum. boğulamıyorum.
sen bütün kartlarını açtığında, ben hepsini öpmüştüm. sonra kağıt kesikleriyle tanıştım
self reflection is a good thing but too much self analysis is so exhausting. constantly questioning your own motives and how you’re being perceived and whether or not you’re being real and what’s authentic leads to such a convoluted mentality like. u don’t even know who you are cause you just end up being a case study and not a person. i just want to let myself move through the world for a moment
kucağın koca bir dans pistiymiş gibi, seninle bir sürü oyun oynadık. sana dokundum, dudaklarına dokundum. hangi cümleyi nereye söylesem, nasıl söylesem bilmiyordum. sen o gün yusuf’ un düştüğü bütün kuyuların ışığıydın, beni o kuyuya taşıdın. baktım. bakıyorum, sanki hep bir dönüş varmış gibi boynum geriye dönük yaşıyorsam, düşerim, düştüm. ibrahim’in ateşine su taşımıştın, beni de o ateşe. ben de o ateşe. düştüm. sende kaynayan ne varsa ona yandım. ama güldüm. ama eğlendim. inan. amadan sonrasına ne kadar inanılırsa. ama dünya. çok güzeldi, yaşadım. seni öptüm. öyleki sol meleğim dudaklarıyla yazdı günahımı. sen yepyeni bir sayfaydın, ben kirleten. ben şeytandım cehennemi isteyen. seni yakmak için, sen de aradığım ateşi bulmak için. çok üşümüştüm, bir sürü kibrit yaktım. teninde. ellerimle. dudaklarımla. kibritçi kızın ölmeden önce yaktığı son kibritin sıcacık düşü neydi, oydun sen. ilk ve en büyük günahın benmişim gibi. o günah başka bir dinin, bu çağa çok uzak bir dinin şiirinin ilk satırıydı. bak bu cümlenin hiç aması yok. seni öptüm ve bu sadece başlangıçtı. demişti ki;
“biz o günahları affedilsin diye değil hatırlansın diye”
ben anladım, sen hatırla.
ben insanım, hem bilmek istiyorum her şeyi, hem bu bilgi üzüyor beni. oysa biliyorum bir gün oraya başkaları yerleşecek, başkaları sahip olacak. bir gün orası yıkılacak. bende de bir şeyler böyle yıkıldı. yine de bana oradan bir sürü şey kaldı. gözümü ilk açışımla son kapatışım arasında koca bir hayat vardı, orası bende kaldı, anısı kaldı, ben kalamadım. sanki her şey olurken ben burada değildim. her şey olurken ben, oturmuştum merkezine dünyanın ve o ne kadar dönüyorsa durgundum o kadar. ben burada değildim de, tüm mermiler bana sığınmıştı. ben örtülere sığındım, yorganlara sarındım ama korunamadım. sen bana. demiştin ki, biliyor musun bir sürü yarası olunca insan, unutuyor gözleriyle bakmayı. bakınca dünya, kocaman kırmızı bir mermi yuvası.
ve gittiler, ben güneşini kaybeden ayçiçek gibi kaldım, ağladım
“Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. Din ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır.”
canım kardeşim, biriciğim, biz sanki yaralardan oluşan bir eviz, kabuklarda çatımız. her evde vardır ya dört duvar, mutlaka vardır her evde bir ismail(ler). ah canım, kardeşim, biriciğim. adını biliyorum. ama bilmiyorum. hangimiz ismail?