sheepfilms
he wasn't even looking at me and he found me
$LAYYYTER
Stranger Things

JVL

No title available

tannertan36
Lint Roller? I Barely Know Her

#extradirty
d e v o n
Monterey Bay Aquarium
Mike Driver
No title available

Janaina Medeiros
cherry valley forever

roma★

Origami Around

titsay
h
will byers stan first human second
seen from Latvia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Ukraine

seen from United States
seen from Singapore
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
@oneofvenuss
Kalbim donmuş kalpler garında mülteci olmuş
**Bazı yaralar, acıtmaz..
Kimsenin duymadığı seslere kulak vermeyi ders edinmiştim kendime. Bir gün bir ses duydum. Gülmüştün. Gökyüzü, yer inmişti sanki. Benim çığlıklar doğuran göğsüm öyle susmuştu.
Her konuşmanın bir sonu vardır. Karşılıksız her sevgi, bazen çaresiz bırakır. Ben diş geçirmeyi beceremediğim her şeye, düş geçirmelerin adamıyım bilirsin. Yalanların can yakan gerçeklerini ezberledim seni severken. Yemekten sonra sigaraya sarılmayı öğrendim. Ota, boka küfretmeyi, gece ilerledikçe yastıkla tavan arasındaki mesafenin azaldığını; boğulma vakalarının bu yüzden sabaha doğru bu kadar fazla olduğunu.. Saydıkça çoğalan bir sürü şey işte.. Sen; her devrimin başlangıcını simgeleyen silahlı gözlere sahipken ömrü boyunca bir çocuk büyüsün diye savaşmayanların kadınısın. Aldığın her yarayı aşk sanıyorsun. Bazı yaralar acıtmaz. Ama utanma, sen ağlayabilirsin.
Her savaşın bir kaybedeni vardır. Her aşk, bir kuşun kafesini parçalamasıyla başlar. Ben göğsümdeki kafeste kuşlar büyüttüm seni severken. Sen, göğe parçalanmış bir kafes uçurdun. Kuşlar uçmayı, ben özgürlüğü unuttum. Bilirsin göğsü savunmasız kalınca bazı savaşlara girmeye çekinir insan.
Neyse... Böyle basit şeylere üzülmelerin adamı değilim ben, hem gökyüzü kaç kuşu taşıyabilirdi ki seni severken? Senin kanat çırptıkların başkaydı ayrıca, benim cümlelerim yaralı..
Bazı cümleler acıtmaz. Ama sen ağlayabilirsin..
Her diken kendi gülünü sığınak zanneder. Günün sonunda herkes kendi ihanetine döner. Sen; kıyıya vuran vicdanın için başkasının ruhunu çarmıha gerenlerin kadınısın. Bilirsin bazı sevgiler diken bile olsa, acıtmaz. Sevmeyi öğrenemedim belki de, haklısın.. Ama amına koyayım diyorum, dünya da öğretirdi ki sevmeyi, özgürce uçan her kuş öğretirdi, ben sevmeye sana sığındım. Şiirler elbet yazılırdı, şair olmaya sığındım. Filmler siyah-beyaz oynansa bütün renklerimle sığınırdım.
Bazı kırgınlıkların sığınağı, enkaz. Seni kırk defa kırgınlığımla öpsem beni hiçbir diken bağışlamaz. Böyle basit şeylere, ölmelerin adamıyım ben. Bilmiyorsun bazı yaralar acıtmaz elini kanatmaz, ilk yardım gerektirmez. Bazı yaralardan çıkan dikenler sol tarafındaki tüm sinirleri keser, seni acilin kapısına yetiştirmez... Sen; başkasının göğsündeki kuşlara tutunarak yaşamaların kadınısın. Biliyorsun, bazı yaralar öldürür.
Anasını satayım böyle de güzel gülünmez ki! Unutma ağlamak da bir seçenek..
Kendime yakın gördüğüm şarkılar vardı, tekrar tekrar dinledim. Bazı cümleler vardı, tekrar tekrar okudum. Defalarca baktığım fotoğraflar vardı benim. Bilmem kaç bin defa geri sardığım filmler.
Anlamadığım için değildi bu tekrarlamalar. Fazla iyi anlatıyorlardı, fazla yakındılar..
ama geçecek, kırk kere üçten geriye sayacağız. biraz ağlayacağız odada. çıkıp güleceğiz. bir şekilde geçecek. hep geçer öyle değil mi. öyle biliriz. çünkü öyle öğrendik, öyle okuttular. öyle gördük annelerimizi mutfak tezgahlarında. sabahın köründe. banyoda veyahut musluğun başında ağlarken. gece uyuyamazken. bir şekilde geçmiş değil mi. öyle basit. bak çok kolay söylüyorum, tek nefes tek hece. geçer dediler mi geçer. çünkü öyle yazmışlar. gayrı bize yazılanı okumak düşmez mi. ezberle. de ki ağlama, sen tezgah başında ağlayan kadının çocuğusun. şimdi öyle iğrenç öyle pislik bir evin içinde çiçekler yetiştiremediğin için tâbi ki ağlama. o duvarları sen dikmedin. bak ellerin çamur toprak çocuğum. ama sen bu duvarlara çamur değil çiçekler iliştirdin. bu yegâne tesellidir ki benden sana, sen çiçeklerimden bile hep. hep. hep. çok güzeldin.
bu da geçti dediğin zaman. bambaşka bir yere bakmaya başlayacaksın. baktığın yer hep farklı olacak fakat hep aynı şeyi göreceksin. bu sebepten lütfen gözlerini suçlama. bazen kırk birinci kere üçten geriye sayman gerekecek. bazen çiçekler değil çamurlar iğnelemen gerekecek. çünkü çocuksun ya. aklanman lazım. kim senin oyuncağını çalarsa gidip onun oyuncağını kıracaksın. böyle inanıyorsun. öyle olacak.
bak yavrum, sen istemesen de gözlerin hep dolacak. dinlersem ağlarım diye nefret ettiğin şarkı yol boyunca birinin kulaklığın da hiç susmayacak. bunları oku. çünkü bunlar hiç yazılmaz. çünkü bu yangın yanmamış evlerde konuşulmaz. buradayım benim evim benim kibritimle yandı. şimdi öyle ezbere konuşamam. senin evinde, senin annenin dizinde ağlayarak zırlayarak bunları anlatamam. sanki artık yeniden tekrar tekrar çocuk olup bunları rüya diye anneme anlatamam.
“Neden her aşk bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka.”
Kendinden emin değilsen sevme
Bensiz mutluysan, hep öyle kal.
Hey!
Gezegene kesin dönüş yapılmıştır.