Xuebing Du

@theartofmadeline
Cosimo Galluzzi
Sade Olutola
Sweet Seals For You, Always
Today's Document
todays bird
Monterey Bay Aquarium

❣ Chile in a Photography ❣
almost home

JVL
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
trying on a metaphor

Discoholic 🪩
styofa doing anything
Not today Justin

#extradirty
Show & Tell
Peter Solarz
he wasn't even looking at me and he found me

seen from United States
seen from Brazil
seen from South Korea

seen from Morocco

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Italy
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
@psychscl
Biz biliyoruz ki, Allah için vazgeçtiklerin kaybettiklerin değildir..
İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.
Cemil Meriç
Ileride evleneceğim adam babam gibi olsun diyemedim
Dua ibadetin ta kendisidir.
Ebû Davud; Kitabu’d Dua,1479; Tirmizi,3247 (via ucanbisiklet)
saat 18.44 bir yağmurun altına, dizlerimi kırıp öylece oturdum. ıslanan kağıda, mürekkebi birbirine karışmış harflerle senden söz etmek istiyorum. ağlaya ağlaya sadece senden söz etmek. bu kez yaşadığım hiçbir şeye değinmeden; bugün ne yedim, nereye gittim, ne okudum, hangi tümseğe takılıp kaldım; anlatmadan, beni bir sokağın asfaltına yapışmış sakıza çeviren hiçbir sebebin kıyısına vurmadan; salt seni anlatmak… gözlerini yumduğunda güneşin batmak için yön ve saat ayırt etmediğini, üstelik battığında ise dünyanın her iki yarım küresinin de karanlıklar içinde kaldığını, hatta ve hatta gözlerini her yumup açışında kirpiklerinin göğsümdeki yangını hem körükleyip hem söndürebildiğini söylemek istiyorum. sen yutkunurken, annesinin kalp ritmini dinleyen bir ceninden farkım kalmadığını ve nicesini söylemek… bir kaşık çorbaya da, parktaki salıncağa da, bahçemdeki terliğe de, kapının koluna da saatlerce seni anlatmak istiyorum. fakat bir tüy yumağı gibi boğazıma takılıyor cümleler. kedi gibi çırpınıyorum bu mektubun karşısında. hayatı uzun soluklu bir mide bulantısından ayıran gözlerini hiç görmemiş insanlar nasıl dayanabildi onca zaman, nasıl molasız devam edebildiler hayatlarına bilmiyorum. sırtımda bir kambur gibi taşıdığım ömrümü indirip soluklanabildiğim tek istasyon sensin çünkü. fakat yine de, dünyanın hiçbir yolculuğu, sonunda sana dönmek kadar sersemletemez bir insanı. sonunda sana dönmek. kızaran yüzünü her koşulda, çok sevgili kuzeyine dönen bir pusula ibresi gibi, gövdesine ağır gelen başını sevdiğine çevirmekten hiç yorulmayan, gocunmayan günebakan çiçekleri gibi. sana dönmek. fıtrat gereği. mecburi. zaruri. olması gerektiği gibi. sana dönmek. ve kırılan boynumu halının altına süpürmek. annem görmesin için. işte geldiğim son nokta. sana döndüğüm son nokta. son kere dinleniyorum ben bu istasyonda. bu bir karın gurultusu değil, gök gürültüsü aslında. ve hiç sırası değil ama, bu yumağı tükürmek, göründüğünden çok daha güç bir işmiş. bir arkadaşımın kanserli annesi ağrılarını, “içime bir çalı atmışlar da sürekli savruluyor gibi canım yanıyor.” diye tarif ediyordu. ne kadar inanılır gelir kulağa bilmiyorum fakat onun gibi hissediyorum. yalnız bu çalı benim kalbimde. kalbime çalı atmışlar gibi, o savruldukça ben yırtılıyorum. benim kanserim sensin ey kalbim. ve köprüden önceki son mektubumun öznesi, nesnesi, yükü, yüklemi, ağrısı ve bahçesisin. ** seni seviyorum, duvara atılan yumruk gibi; kanayan da, kırılan da, hedefim de; bendim. m.
ıı.
… long drive home…
Özlemişim be