No title available

Discoholic 🪩
trying on a metaphor
cherry valley forever

bliss lane
The Bowery Presents
I'd rather be in outer space 🛸
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

pixel skylines
ojovivo
𓃗
todays bird
macklin celebrini has autism
Game of Thrones Daily
No title available
Not today Justin

No title available
he wasn't even looking at me and he found me
taylor price
art blog(derogatory)

seen from United States
seen from Congo - Brazzaville
seen from Denmark

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Thailand

seen from Paraguay
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Palestinian Territories
seen from United States

seen from Malaysia
@sevgiyeterdi
insanlara alışmayın. alışmayın işte. bir sesin kıyısına bağlamayın gemilerinizi. fırtınası ansızın kopar, sığınamazsınız. gülüşlerin rengine kanıp da yürümeyin, günün birinde renkler solar, tanıyamazsınız. çünkü insan en çok yuva bildiği göğüste üşür en nihayetinde. siz sarıldıkça genişleyen sıcaklık, bir bakmışsınız buz tutmuş en derinde. alışmayın birinin varlığına, yürüyüşüne, gölgesine, nefesine... kendi ruhunuzun asil yalnızlığını bırakmayın bir başkasının insafına. siz gökyüzünü onun gözlerine sığdırırsınız, o ise kendi küçük dünyasında boğar sizi. dikiş yerlerinizden sızım sızım kanarsınız. adımlarına adımların dolanır, kelimeleri diline pelesenk olur. bir de bakmışsın ki sen kendinden eksilip tamamen ona eklenmişsin. o sırtını dönüp gittiğinde ise aynadaki yabancı çehreye bakıp kaybettiğin asıl seni ararsın darmadağın sokaklarda.
Kendi kendime kırk tane yalan söyledim. Kırk birinci yalanın altında kaldım, belim büküldü. Ne kaçacak yer bıraktım kendime ne de sığınacak bir gölge; öylece, çırpılacak tek bir kanadım bile olmadan, ortalıkta. Kırk gece boyunca kendimi yendim sandım. Aklıma düşmesin diye kaçtım her şeyden. Balkonda kurumaya bıraktığım o eski hırkayı düşünmedim, her akşam aynı saatte sokaktan geçen hurdacının sesini, köşedeki bakkalın parayı uzatırken yüzüme bakmayışını, otobüste yanıma oturup pencereyi açan adamı, 'halledersin' derken gözlerinin içi gülen ama yanımda durmayan o insanları... Hiçbirini aklıma sokmadım. Sandım ki kapımı sıkı kapatırsam içeri soğuk girmez. Sandım ki bu yalnızlık denen illet kemiklerimi sızlatmaz, içimdeki o son ışığı söndürmez, beni kendi gölgemden bile korkutmaz. Meğer kaçmakmış insanı en çok yoran. Kırk birinci günde devrildim. Bütün o güçlü durma tiratlarına tükürdüm. İçimdeki o kimsesizlik yükünü ne birine devredip kurtulabiliyorum ne de tek başıma ayağa kaldırabiliyorum. Yutkunamıyorum bile; boğazımda düğüm düğüm olmuş o suskunluk ne dışarı taşıyor ne de yok olup gidiyor. Soğuk duvarlarla, hiç çalmayan telefonla, kendi adımı unutacak kadar derinleşen o sessizlikle, geceyeyi sabaha yamayan o uykusuzlukla; her biriyle baştan aşağı. Eksile eksile, döküle döküle. Kendi enkazımın altında, tek başıma dövüşüyorum.
sanırım ben uğruna telaş edilecek bir gönle sahip değilim.
Yalnız kalmak istemiştim, yalnız hissetmek değil.
o gül bahçesinde kaç günlük ömrün var
Benimki bir öfke ya da birine duyulan kırgınlık değil artık.İçimde bir yerlerde bir şalter attı benim. Ne zaman oldu, tam olarak hangi yarada pes ettim bilmiyorum ama bir gün uyandım ve içimdeki o kavganın bittiğini hissettim. İnsanların "hayat" dediği, hırsla koştuğu, tutunmaya çalıştığı o sahneden sessizce arkamı dönüp yürüdüm ben.Dışarıdan bakanlar beni duruyor sanıyor. "Ayağa kalkmıyor", "hiçbir şey yapmıyor", "vazgeçmiş" diyorlar. Anlamıyorlar. Ben durmuyorum, ben tükendim. Bir insanın koşmaya halinin kalmamasıyla, koşmak istememesi aynı şey değil. Benim artık hiçbir şey için mücadele edecek, bir şeyleri düzeltmeye çalışacak, yeni bir hayal kurup onun peşinden sürüklenecek dermanım yok.Artık iyi bir şeylerin olmasına dair bir beklentim de kalmadı, kötü bir şeylerin olma ihtimali de korkutmuyor beni. O hissizlik eşiğini çoktan geçtim. İnsanların küçük mutluluklar dediği şeylere bakıyorum, güzel evet, ama benim içimde onları hissedecek bir yankı odası bile kalmamış.Bana hayata dönmemi, risk almamı, çabalamamı söylüyorlar. "Böyle yaşanmaz" diyorlar. Haklılar belki, dışarıdan bakınca bu yaşamak değil. Ama bilmiyorlar ki ben içimdeki o yangını söndürmek için az uğraşmadım. Şimdiki bu sessizlik, bu hareketsizlik... Bir pes edişten ziyade, savaşmayı bırakmış bir ruhun kabullenişi.Ben artık bir şeyleri zorlamıyorum. Kimseye bir şey ispatlamaya, hayatı yakalamaya ya da kendimi kurtarmaya çalışmıyorum. Bıraktım. Su aktığı yere gitsin, gün ne zaman biterse bitsin. Benim hikâyem koşarken değil, durduğum o yerde çoktan bitti zaten.
kötü hissedince insanlardan uzaklasma huyumu aşamıyorum
Seni unutabilmem için beni biraz daha mahvetmen gerekiyor. Beni tamamen öldürebilmen için bunu yap, bizi yok et çünkü ben bu hayatta bizi yok edemiyorum.
ikimizede yazık gençliğimizede yazık
Ben artık bana benzemiyorum.
Sessizlik bitirmez, sessizlik hiç olmamış eder.
ben içine atanım, içine attıkça dolup taşanım.
ben, olmaktan korktuğun her şeyim.
yolunu, yolumdan ayır.
“Keşke kırıldığımı, yorulduğumu ve darıldığımı anlatmak için gitmem gerekmeseydi.”
insanlar beni incitmesin diye giderek daha yüksek bir duvar örüyorum.cana yakınlığımı benden aldınız.
görünen bir yaram yok ama her yerim sızlıyor.