ok universe, i’m ready to feel good things. make me feel good things.
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Xuebing Du

❣ Chile in a Photography ❣

Product Placement
NASA

pixel skylines
art blog(derogatory)
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
dirt enthusiast
todays bird

oozey mess
KIROKAZE
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Kiana Khansmith

tannertan36

Love Begins
tumblr dot com
Cosmic Funnies
taylor price
noise dept.
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Indonesia
seen from United States

seen from France
seen from T1

seen from United States

seen from Italy
seen from Australia

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Singapore
seen from United States
seen from Philippines

seen from United States

seen from Singapore
@siemprecarpediem
ok universe, i’m ready to feel good things. make me feel good things.
Daima onunla birlikte olabilmek için uzay ve zamanı bükmek isteyişimi hatırlıyorum.
Gregory Galloway (via sokaktakiyazar)
Onu ne kadar da çok seviyorsun. O kadar çok o kadar çok ki, bu kadar sevebilmene ayrı şaşıyorsun, bu sevginin giderek büyümesine ayrı şaşıyorsun, yazı yazmıyor olmana ayrı şaşıyorsun. İnsan ne zaman yazı yazar? Kalbi kırılınca galiba. Odamda duran, o belki de hiç konuşmadığım, ya da sadece ara sıra selamlaştığım erkeklere yazılan onca defter acılarımı ve hüzünlerimi hapsetmiş dururken, ben artık yazı yazamıyorum. Neden mutluluğu hapsetmek istemez ki insan? Dönüp de "ne çok sevmişim be" dememek için mi, yoksa sevgiyi unutmak istediği için mi? Sebebi ne hala bilmiyorum. Sana yazılmış belki bir defter yok, ama iki tane kitap var çok tatlı. Sadece güzel şeylerin yer aldığı, geçmişten bugüne kadar serüvenlerimizi anlatan. Güzel anıları biriktirmek daha önemli değil mi? İnsan mutluluklarına tutunmalı, bunca zaman mutsuz olduk da ne faydasını gördük ki? Bu sefer mutluluğa tutunmayı deniyorum, bakalım ne kadar sürecek.
Yiip.
… and we are in bed together laughing and we don’t care about anything.
Charles Bukowski
(me)
Tam olarak bun yapmayi özledigim günlerdeyiz.
Saat üç. Bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir.
Jean-Paul Sartre, Bulantı (via baysherlockholmes)
İyi şeyler tesadüfen olmuyor. Vazgeçmediğin sürece iyi bir şey için şansın var demektir.
(via dertlimavi)
Mutluluğun Kum Saati
Çok özlüyorsun be. "Rüya mıydı?" diyorsun. "Paralel evrende bir yaşamın varsa bu o olmalı" diyorsun. Dünyanın en şanslı insanı, sen oluyorsun. Sen o an, belki de çocukluğundan beri izlediğin tüm filmlerdeki ve kitaplardaki aşkı yaşıyorsun. Sen ilk defa başka birinin gözlerinin içine baktığında huzur bulmak neymiş, onu anlıyorsun. Zamanının dolacağını biliyorsun, inanmak istemiyorsun. O uçak hiç kalkmasa, bir mucize olsa da 24 saat daha geçirebilsem diye dua ediyorsun. Sonra son bir kez sarılıyorsun. O rüyadan uyanman gerektiğini, aslında şansının da bir vadesi olduğunu anlıyorsun. Mutluluk bile kısıtlı bu dünyada. Sonra uzakta bir hayal oluyor o sevgili. Sadece rüyalarında sarılabiliyorsun. Ve sonra sabah oluyor, mutluluk yine bitiyor. Bir sonraki geceyi beklemeye başlıyorsun. Ta ki kum saati bitip, dünya onu yeniden çevirene kadar.
Tutku mu daha onemli sevgi mi? Tutkuyla opusebilmek mi yoksa huzurlu olmak mi onun yanindayken? Cevap basit, tabiki tutkum daha onemli benim icin.. Tutkusuz bir iliski icin fazla kucuk degil miyiz hem?
Sene 2013.
Bunu yazmışım. Neye yazdığımı da hatırlar gibiyim hayal meyal.
Anlamamışım o zaman.
Tutku ya da huzur iki tercihmiş benim için hep.
Ben tutkuyu seçip kısa ama maceralı hikayeleri seçmişim.
Sonra yıl olmuş 2017.
Karşımdaki adama bakıyorum şimdi.
Hem tutku hem huzur tek bir bedende vücut bulmuş.
Gülümsüyorum.
Sonunda doğru tercihi yapmışım.
And in the Summer I do paint
The creative duo of artist Hank Schmidt in der Beek and photographer Fabian Schubert have been working on their hilarious project, Und im Sommer tu ich malen (which translates as, And in the Summer I do paint) since 2009.
The idea behind the project is for the pair to travel to locations any arts aficionado may recognise. Environments painted by Paul Cezanne, Claude Monet or Vincent Van Gogh are all visited, but rather than replicating their celebrated works, Hank chooses to paint the pattern of his shirt instead.
Escape Kit / Instagram / Twitter / Minuscule / Subscribe
lately
definately.
"Kalbimi üzüyorsun" dedi kadın. Trip atmıyordu, kızmıyordu, bağırmıyordu, bunların hiçbirini yapmak istemiyordu. Kalbi üzülüyordu, içten içe ağladığını biliyordu. Oyuncak ayısına sarılıp, kareli battaniyesi altında uykuya dalmaya çalışsa da yapamıyordu. Kalbi iyi olmalıydı önce. Yeniden gerçekten içten gülebilmeliydi. Gözleri parlamalıydı onunla konuşurken, gözlerini kapatınca onu hayal edebilmeliydi. Kalbi üzülmüştü ama silmişti her şeyi. Gözlerini kapayınca kocaman bir boşlukta duruyordu tek başına. Nerdeydi eskiden gözlerini kapatınca onun yanına ışınlanan kalbi? Kalbi üzülmüştü, acımıyordu bile. Artık ne olursa olsun acımıyordu. Kalbine acıyordu kadın ve bunu düzeltmek için elinden gelen hiçbir şey yoktu. Biliyordu. Kalbi onu terk etmişti ve geri dönmesi için hiçbir nedeni yoktu. "Zaten yoktur nedeni."
Manasızca hüzünlenip kalbinin sıkışması, tek yapmak istediğin şeyin ağlamak olması ama ona bile gücünün kalmaması, bazı günler böyle olsa gerek
Hâlâ bekliyor musun? Beklemek, şimdi hiç duymayan birine, Dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız.
Ama umut?
Umudumu kaybetmediysem hala her şeye rağmen,
beklemeye değmez mi?
Ve yine o şarap mevsimi geldi.
Korktuğun başına geldi değil mi?
Yeniden o korkunç dürtü.
Ağlamamak, düşünmemek, hissetmemek için.
Öğlen 12′de başlayan bir büyük kadeh kırmızı şarap...
Kimi zaman ise yerini yavaş yavaş daha da fazlasına bırakan. daha da fazla...
Çok uzun zaman olmuştu değil mi?
Geri dönmez sandım ama yanılmışım.
Yine ben kadehim ve içimde o his biraradayız.
Yine bir dibe çöküş hikayesi başladı.
“Sonra bir sigara yakıyorsun. Gökyüzünü seyrediyorsun. Bakıyorsun her şey yerli yerinde, sen sadece kendini ziyan etmişsin.”