Franz Kafka - Aforizmalar 📜
Hayatın anlamı bir sonu olmasındadır.
İnziva, kendimizi tanımanın bir yoludur.
Kötülük, dikkatimizi dağıtan her şeydir.
Gözlerimi kapatmak için yazıyorum.
En kötüsü de sahip olamadığın şeylere ait olmaktır.
Öldür beni; öldürmezsen katil olursun.
İyilik, bir anlamda rahatsız edicidir.
İnsan en üste çıkmak için mücadele etmelidir, hele de mücadeleye en dipten başlıyorsa.
İnanç giyotin gibidir; onun gibi ağır ve onun gibi hafif.
Hikaye anlatmanın nihai amacı, içimizdeki donmuş denizlere sağlam bir balta vurmak olmalıdır.
Her şeyim tastamam. Sadece biraz daha kendime ihtiyacım var.
Aylaklık, tüm kötülüklerin kaynağı ve tüm erdemlerin tacıdır.
Her şeyden kaçıp hayata sığınmadıkça mümkün müdür hayatta mutlu olmak?
Evrende sonsuz miktarda umut var; ama bizim için yok.
Sahip olup ihtiyaç duymamak, ihtiyaç duyup sahip olmamaktan iyidir.
İnsanın dünyayla mücadelesi karşısında, dünya üzerine bahse gir.
Ölümden delicesine korkuyor; çünkü henüz yaşamamış.
Güzeli görebilme yeteneğini sürekli canlı tutan insanlar asla yaşlanmaz.
Yazabilmek için yalnız olmalıyım. Ama inzivaya çekilmiş bir keşiş gibi değil. Çünkü bu yetmez. Ben, ölü bir adam gibi yalnız olmalıyım.
Hakkında en küçük fikirleri dahi olmayan şeylerden bahsediyorlar. Kendilerinden bu kadar emin olmalarının tek sebebi aptallıklarıdır.
"Özgürsün demek?" diye sordu kız. “Evet, özgürüm.” dedi Karl ve o anda hiçbir şey özgürlüğünden daha değersiz görünmedi kendisine.
Tartışmalar sırasında yapılan benzetmeler aşk şarkıları gibidir; çok şey anlatırlar, ama hiçbir şey ifade etmezler.
Mükemmel bir mutluluk teorik olarak mümkün: İçinizdeki o sarsılmaz unsura inanın ve onun için herhangi bir çaba harcamayın.
Hiçbir güç iki insanı tam anlamıyla birleştiremez. Hele de -tıpkı bizim gibi- sahip oldukları tek şey kelimelerse.
İnsan yeni bir işe giriştiğinde, işine en çok yarayan şey, o işle uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan kitaplardır.
Kötülüğü alıp içimize yerleştirdiğimiz vakit artık kendisine inanmamız gerektiği konusunda ısrarcı olmaktan vazgeçer.
Hayatının henüz başındayken yapman gereken iki şey var: Yörüngeni her zaman daraltmak ve yörüngenin dışında kalıp kalmadığını sürekli kontrol etmek.
Asla boyun eğme, sulandırma, mantıklı olmaya çalışma ve ruhunu modaya göre şekillendirme! Aksine, en şiddetli takıntılarının peşinden git.
Hem de amansızca.Konuştuğumdan farklı yazıyorum, düşündüğümden farklı konuşuyorum ve düşünmem gerekenden daha farklı düşünüyorum.
Böylece, tüm bunlar sonsuz ve derin bir karanlığa doğru devam edip gidiyor.Kendinizi dünyanın acılarından koruyabilirsiniz.
Bunu yapmaya hakkınız var ve doğanıza uygun olan da budur. Ancak, belki de bu koruma, asıl sakınmanız gereken acının ta kendisidir.Biliyor musun sevgilim? Başkalarıyla ilişki yaşadığın zamanlarda muhtemelen bir veya iki seviye aşağıya düşüyordun. Ama benimle ilişki yaşarsan, kendini uçurumdan aşağı atmış olursun.
Her şeyi alıp bir kenara fırlatmak ve sadece eve gidip yatağımda uzanmak istiyordum. Ama bu, yapabileceğin en saçma şey olacaktır.
Yatağında huzur içerisindde uzanacağını sanıyorsan da yanılıyorsun.
Önünde sonunda gelip seni bulacağım. Mesafelerin dağınık parçaları önümde duramayacak. Kelimelere hiç lüzum yok; en yalın bakışlar ikimize de yetecektir.
Birilerine yakınlaşmak veya tamamen bağlanmak istediğimde, tüm sefilliğim ispatlanmış oluyor. O zaman ben artık bir hiç oluyorum. Hiçlikle ne yapabilirim ki.
“Ve sonra, hiçbir şey olmamış gibi işe koyuldu.” Okuduğumuz eski hikâyelerden aşina olduğumuz bir cümle. Ama belki de bu cümle aslında o hikâyelerin hiçbirinde geçmiyordu.
Artık üzerine yüklenen endişeleri ve acıları kaldıramıyordu beyin. “Pes ediyorum artık.” diyordu. “Ama bütün parçayı kurtarmaya niyetli birileri varsa eğer, yüklerimin bir kısmını üstlensin. Üstlensin de her şey bir süreliğine daha güzel olsun.”
Artık şuna iyice ikna olmuş durumdayım: Evlenip aile kurmak, çocuk sahibi olmak, o çocukları böylesine tehlikeli bir dünyada büyütmek ve hatta bir dönem onlara rehberlik etmek, bir insanın elde edebileceği en büyük başarıdır.
Çok başarısız bir kariyer bu. Ama sadece başarısız bir kariyer dünyaya ışık saçabilir. Kusurları olan iyi bir yazarın her ne pahasına olursa olsun üretmeye çalıştığı o ışığı, sadece başarısız bir kariyer yayabilir dünyaya.
Yazılanlar, yaşananların sadece birer kalıntısıdır.
Sen kalbimin hem dinginliği hem de karmaşasısın.
Huzur içerisindeyken yazmaktan ziyade, yazarken huzur bulmak benim için çok daha kolay.
İnsanları aldatmanın egemen olduğu bir dünyada bile, insanları aldatmak yanlıştır.
Anlamaya başlamanın ilk işaretlerinden biri, ölme isteğinin belirmesidir. İnsan anlamaya başlayınca, bu hayat artık dayanılmaz, bir başkası ise ulaşılmaz bir hal alır. Böylece, kişi, ölme isteğinden dolayı herhangi bir utanç duymayacaktır artık. Nefret ettiği eski hücresinden, çok kısa bir süre sonra yine nefret edeceği yeni bir hücreye naklini talep edecektir. Bu talebin altında yatan sebep ise, nakil esnasında müdürün şans eseri mahkumun yanına gelerek ona bakması ve gardiyanlara hitaben , “Bu adam bir daha hücrelere kapatılmayacak. Benimle gelecek.” diyeceğine olan inançtır.
Mantık sarsılmaz bir şey olabilir; ama yaşamaya kararlı bir insan karşısında asla direnemeyecektir.
Yetkililerin tek yaptığı; uzağı, uzağın görünmeyen çıkarlarını ve görünmeyen efendilerini korumaktı.
Anlatamam. İçimde neler olup bittiğini hiç kimseye anlatamam. Kendime bile anlatamıyorum.
Sorunları, beni yiyip bitirmelerine müsaade ederek çözerim genelde.