"Nâzım Hikmet, ünlü yazar Şevçenko’nun kalemini görmek istediğini müze görevlisine söylediğinde adam işaret parmağıyla merdivenleri gösterir: “Üst katta efendim!” 56 yaşındaki şair, yaşadığı ömrün neredeyse üç katı olan basamakları görünce, müze görevlisinin sandalyesine oturur. Zaten, müzeye gelmek için yürüdüğü yol hasta kalbini epey zorlamıştır. Bu yorgunluğun üstüne merdivenleri çıkmayı göze alamayacağını, biraz dinlenip gideceğini söyler... Gözden kaybolan görevli iki üç dakika sonra müze müdürüyle Nâzım’ın yanına gelir. Müze müdürü konuşurken nefes nefesedir: “Hoş geldiniz efendim. Duydum ki, Şevçenko’nun kalemini görmek istemişsiniz ama hastalığınızdan dolayı merdiven çıkamıyormuşsunuz. Siz lütfen istirahat buyurun, ben birazdan gelirim.” Nâzım, merdiven basamaklarını hiç zorlanmadan hızlı hızlı çıkan müdürün arkasından gıptayla bakar. Ne olurdu şu kalp hasta olmasaydı da, o da basamakları birbiri ardına devirip, hayranı olduğu Şevçenko’nun eserlerini yazdığı kalemini görebilseydi!.. Müze müdürünün ayak seslerini duyan Nâzım, tekrar merdivenlere çevirir başını... Adamın elinde itinayla taşıdığı bir kutu vardır! Şairin yanına gelen müdür, kutuyu açarak uzatır: “Buyrun efendim, Şevçenko’nun kalemi!..” Kiev kentinde yaşanılan bu olay olmasaydı, yani Nâzım Hikmet o kalemi göremeseydi “Şevçenko’nun Kalemi” adlı şiir yazılamayacaktı. Şiirin son kıtasında yer alan “Verdi bana kalemini” dizesi, işte bu yazıda anlattığımız hiç bilinmeyen bu öykünün eseridir. Nâzım, kalemi görmek için merdivenleri çıkamazken, sanki Şevçenko ona kalemini uzatmıştır...” - Sunay Akın, Anlamaya Yüzde 5 Akıl Yeter (“Geyikli Park” kitabından...) * * * “Mavisi İstanbul’uma benzer, yeşili Bursa’mdan eser, oturmuş da şiir yazar, birden sevdalandım Kiyef şehrine. Kapısından girer girmez Şevçenko karşıladı beni, gözlerini görür görmez eğildim, öptüm elini. Oturduk aynı sofrada, ekmeğini yedim, Dnepr’in suyunda yüzümü yudum, Ustam, bahtı karalığı bilirsin dedim, arzettim memleketimin halini. Konuştuk şiir üstüne, yüreğim gibi dedi, yana yana, şiir düşmeli, dedi, halkın önüne, verdi bana kalemini.” - Nâzım Hikmet, Şevçenko’nun Kalemi














