Mutfak kapısının önünde, yerde, tam çocuğun ayaklarının dibinde, ağız burnu kanlar içinde yatan bir anne.
Başından omzuna kayan eşarbın üstünde martılar var. Kocasının yumrukları altında bir yandan yalvarıp, diğer yandan kendini korumaya çalışıyor.
Çocuğun korku dolu gözleri eşarptaki martılara takılıyor,
"martı olsaydım keşke. ..annem de martı olsaydı..babam olmasaydı.. babam martı olmasın..o bulutları döver" diyor..
Çığlıklar, ağzının yanından akan salyalar, gözyaşı, kan.. hepsi birbirine karışıyor.
Kocaman kıllı kıllı eller inip inip kalkıyor. Çocuk eşarptaki martılara bakıyor hala. Martılardan birine kan sıçramış. Bir damla kan martının kanadında. Çocuk elindeki oyuncak arabaya sarılıyor, pijaması belini sıkıyor,
"Büyüdüm ben" diyor içinden.
"Büyüdüm ben , kocaman adam oldum o yüzden artık pijamam küçük geliyor bana.
Sonra duruyor, ama.. ama ben koca adam oldum da neden anneme yardım edemiyorum.. Ama pijama belimi sıkıyor.. Büyüdüm mü ben büyümedim mi. "..
Adam kadını dövmekten yoruluyor, elleri acıyor.
Bir insan dövmekten nasıl yorulur?
Birini döverken yorulan insan insan mıdır?
Anne bir çuval gibi mutfak kapısının önüne seriliyor, Adam acıyan ellerini suyun altına tutuyor.
Çocuk eşarptaki martıları sayıyor, bir.. iki... üç.. dört...kan.
Anne yığıldığı yerden hırıltılar çıkarıyor. Çocuk eğiliyor annesinin saçlarını okşuyor. Avucuna annesinin yolunan saçları yapışıyor. Adam küfür ederek çıkıp gidiyor..
Çocuk bir şey yapması gerektiğini düşünüyor ama ne..
Mutfağa gidiyor. Annesinin hoşuna gidecek bir şey olmalı ama ne..
"Annem çiçekleri sever ona çiçek vereyim," diyor kendi kendine.. çiçek... çiçek yok.
Buzdolabını açıyor .. yaşasın... çiçek buzdolabında..
Çiçeği alıp yerde kanlar içinde yatan annesinin yanına çöküyor. Anne gözlerini açıyor zor bela.. Çocuk gülümseyen gözlerle annesine bakıyor. Anne çocuğun elindekine bakıyor.
Anne gülmeye başlıyor. Güldükçe ağzının kenarındaki yaralar sızlıyor. Çocuk annesinin gülüşünü çok seviyor, ah bir de kan olmasa.
Anne çocuğun elindekine baktıkça gülüyor, Anne güldükçe çocuk da gülüyor, çocuğun başını okşuyor, bir şeyler söylüyor ama anlaşılmıyor. Çocuk kulağını annesinin ağzına yaklaştırıyor.
Anne fısıltıyla "ne güzel çiçek bu böyle oğlummm" diyor. Çocuk mutlu, gururlu ama biraz da mahcup, "ama anne ben bu çiçeğin adını bilmiyorum." diyor.
Anne çocuğun yanağından öpüyor ve "maydanoz oğlum maydanoz " diyor...
Bir maydanoz hikayesi, söyleyecek söz yok aslında, okurken duygulandım..









