Yüreğin kederinden ruh parçalanır..

seen from Martinique
seen from China

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Germany
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States

seen from Canada
seen from Australia
seen from Türkiye
seen from Singapore

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
Yüreğin kederinden ruh parçalanır..
“Sanırım dünyanın sonu, her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek.”
Çağını uyarmak isteyenlerin başına ne gelir?
Tiyatronun kulisinde bir gün yangın çıkmış. Palyaço haber vermek için sahneye gelmiş. Herkes bunun bir şaka olduğunu sanıp alkışlamaya başlamış. Palyaço uyarmaya devam ettikçe alkışlar daha da hızlanmış. Sanırım dünyanın sonu her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek.
Tiyatronun kulisinde bir gün yangın çıkmış. Palyaço haber vermek için sahneye gelmiş. Herkes bunun bir şaka olduğunu sanıp alkışlamaya başlamış. Palyaço uyarmaya devam ettikçe alkışlar daha da hızlanmış. Sanırım dünyanın sonu, her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek.
Søren Aabye Kierkegaard Meseller
Aradığınız Ülkeye Ulaşılamıyor...
Bitimsiz bir tirat içerisinde günlük yaşam pratikleri yerle bir ediliyor. Toplumsal olagelen müştereklerimiz, yazılı olmayan ama herkesi kapsayan ol nihai sözleşmenin her detayı bir biçimde tehdit ve taarruzlarla mahvediliyor. Tuzla buz ediliyor yaşam idesi kesintisiz bir biçimde. Canhıraş bir savunu ile tahakküme esir ediliyor yaşam. Baş efendi ve ekibinin o sunduğu perspektif, yenilenme derken gerilemeyi yeniden var ediyor. Verili hakların hani neredeyse hepsi birden istimlak ediliyor ne eksik ne fazla. Bir biçimde gündelik yaşamın kıyısından köşesinden tarumar edilmesi kesintisiz kılınıyor. Biyopolitik bir tahayyül hali içinde ilerlerken menzil, muktedir hayatı vahim olanın esiri kılıyor behemehal. Yirmi iki yıllık iktidar hali, açmazları, yıkımları her gün elde sallanan bir sopa kılarak bir ülkedeki istikamet kesintisiz zorbalığın kılınıyor. İktidarı sağlama almak, sürdürmek için hemen her anlamda korkular satılmaya devam olunuyor. Toplumun ayrıştırılmasından, cerahate teslimiyetçiliğin diktesine, mutlak biat edişin var edilmesinin kafi görülmeyip ilelebet bu ülkedeki liderlik makamının binasına, geçişlerle yaşam pratikleri imkansız kılınıyor. Bir demokrasi tahayyülünden çok esaretin içinde hürriyetin var edilebildiği sanrısına teslim olmuş bir menzilin hikayesi var ediliyor. Gündelik yaşam idesi zora koşulurken, ketlerle engellemeler birbiri ardına vücut buluyor. Hayat tarumar...
İşçi hareketlerine yönelik doğrudan müdahaleler bunun bir örneğini teşkil edecektir. Bir biçimde Başpınar / Gaziantep’te var edilen direnişi sonlandırmak için verilen mücadele, ortaya konan farklı sektörlerdeki emekçilerin birbirini duyma iradesine sahip çıkma hali ve istemini toptan tarumar etmek adına sürdürülen kolluk şiddeti ve fazlasıyla emeğinin karşılığını isteyen insanlara zül reva görülür. Sermayenin peşini kollayacağız derken bir biçimde sıradan insanın haklarının tarumar edilmesi, asgari ücret dayatmasının aralıksız bir biçimde yinelenen bir boyunduruk haline dönüştürülmesi misal hayatın mahvedilmesi tahayyülüne örnek teşkil edeceği açıktır. Direkt olarak var edilmiş tahakküm, “sendikal” hakların, toplu sözleşme görüşmelerinin boşa düşürüldüğü, grev kırıcılığın alenen destek bulduğu bir zeminin ortasında kaybın telafisini daha kötü şartlarda, çok daha esneyen bir çalışma düzeni içerisinde eti sermayenin, kemiği devletin biçiminde kurgulanarak imali söz konusudur. Onca canhıraş bir halde kul hakkından bahsederken sözüm ona demokrat, demokrasi havarisi bir siyasi yapının tümüyle her şeyi alt üst eden bir duruşu sahiplenme gayretidir misal düşündürücü olagelen. Eksik gedik kılınan maaşlarla, kuşa dönmüş olan o ele geçenlerle bir başına yaşayan insandan, aile geçindiren insanlara kaç takla atarak bu hayatta kalınabileceği muallak kılınır. Buyurun size gerçek hayatta kalanlar, yarışma olan değil hakiki “survivor!”
Sadece Gaziantep’deki direnişte değil pek çok farklı ildeki işçi mücadelesinin de bir hayat memat mücadelesine dönüştürüldüğü yerdir o hayatın mahvedilmesine sahne kılınan. Bir biçimde işçilerden aralıksız var edilen müdahalelere açık konulan üniversitelerdeki açık ve yalın yozlaşmaya, sesleri kısmaya, muhalif belediyelerin gasp edilmesinden, kamudaki hak arama çabasına düşenlerin önlerinin alınmasına bir kısır döngü sürekli / süresiz olarak bu memleketi dönüştürüyor. Soruşturmaların birisi bitmeden bir başkası, baskı ve gözaltı furyasının ardılı peşi sıra güncel bir yenisi çıkageliyor. Tahakküm yeniden biçimlendirilip dururken Hüseyin Yayman’ın bahsettiği gibi mesele bir dönem daha bir biçimde baştaki o baş efendiye seçimi kazandırmak olduğu müjdeleniyor. Bunca açık bir halde yaşam yapısı ve detaylarına saldırılar var edilirken, hayatın demokratikleşmesini bir kenara terk ederek var edilmiş olagelen her hamleyle yaşam iğdiş ediliyor. Gündelik olagelen sorgulama hak arama mücadelesinin önü alınıyor. Demokrasiden dem vurulurken, demokrat olmanın hal ve gereğini soran edenlere Silivri soğuktur esprileri yapılageliyor. Biteviye bir argüman, sınırları belirsiz bir karakteristik tehdit, denetim, gözetim ve tahakkümü var ederken tümü birden hayat aksiyonunun mahvedilmesi dert edilmesin isteniyor. Daha nasıl her şey açık bir biçimde çürüyebilecek ise, daha ne kadar sınırlar zorlanacak ise o kadar aralıksız bir halde her şey gündelik cürümlere indirgeniyor. Bir gündem tortusu ki her yer kapkaranlık halihazırda.
Bianet’ten Evrim Kepenek’in haberini aktaralım: “İşkence mağduru Afganistanlı bir aile, oldukça acil bir durumla karşı karşıya. Ailenin 29 yaşındaki oğlu T. S., %99 engelli ve diyabet hastası.
Aynı zamanda görme engelli ve sağlığını sürdürebilmesi için haftada üç kez diyalize girmek zorunda. Ancak, son gelişmeler nedeniyle S.'nin diyalize erişimi engellenmiş durumda ve hayatı tehlike altında.
Uluslararası Koruma Başvurusu ikinci kez reddedildi
Afganistan'da asker olarak görev yaparken ağır işkencelere maruz kalan S. ailesi, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye'ye sığındı. Aile, Yalova'da ikamet ettikleri dönemde Yalova İl Göç İdaresi tarafından uluslararası koruma başvuruları reddedildi. Ancak aile, açtıkları davayı kazanarak tekrar kimlik aldı ve uluslararası koruma statüsüne kavuştu. Hukuki mücadelesini kazanan aile, Bursa'ya sevk edilerek burada yaşamaya başladı. Ancak, geçtiğimiz hafta Bursa İl Göç İdaresi, mahkeme kararıyla verilen hakları hiçe sayarak, aileye ait uluslararası koruma başvurularını ikinci kez reddetti ve kimliklerine el koyarak sağlık hizmetlerine erişimlerini engelledi.
S., diyalize giremediği takdirde hayati tehlike ile karşı karşıya kalacak. S.'nin sağlığı, diyaliz tedavisine erişebilmesine bağlı ve bu tedavi engellenmiş durumda. Ailenin avukatı, mevcut hukuki sürecin ardından dahi sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının kapalı olduğunu belirtiyor.
Avukat Duygu İnegöllü, "Müvekkilimizin diyalize girememesi durumunda hayatı tehlikeye girecek. Ancak, idari işlemin yürütmesi durmasına rağmen sağlık hakkı sistem üzerinden kapalı olduğu için hastaneye başvuru yapamıyorlar. Daha önce mültecilik talepleri kanıtlanmış bir aile şimdi sonsuz bir belirsizlik içinde bırakılmış durumda" dedi.
Türkiye İnsan Hakları Vakfından takibini yürüten Sosyal Hizmet Uzmanı Bilal Yıldız şu bilgiyi verdi:
"Başvurucularımız olan bu aile ülkelerinde işkence gördükleri için Türkiye'ye sığınmışlardır. Haklarında bu konuda kesinleşmiş mahkeme kararı olmasına rağmen Bursa İl Göç İdaresi tarafından ikinci kez uluslararası koruma statüleri iptal edildi. Danışanım T.S tam bağımlı engelli statüsünde olup %99 engelli raporu mevcuttur. Haftada 3 kez diyalize girmesi gerekiyor. Diyalizi düzenli alamaması halinde hayatını kaybetme tehlikesi mevcuttur. Av. Duygu İnegöllü tarafından tüm hukuki süreçler işletilmiş olmasına rağmen halen bir sonuç elde edilememiştir. Bursa Göç İdaresine yaptığımız başvurulara da hiçbir yanıt alamadık. Bursa İl Göç İdaresinin almış olduğu karar henüz kesinleşmiş bir karar olmamasına rağmen kişinin sağlığa erişimi engelleniyor. Yaşam hakkı ihlaline gidecek bir uygulama ile karşı karşıyayız. Yetkililere derhal bu durumu düzeltmeleri için çağrıda bulunuyorum ben de. Herkesin yaşam hakkını korumak devletin temel sorumluluğu olduğunu hatırlatırım."
Bitimsiz bir tirat içerisinde günlük yaşam pratikleri yerle bir ediliyor. On yıl öncesinde bir biçimde sığınılan / güvenli saha denilen bir ülkede bir canın kıymeti harbiyesinin hiçe açık bir biçimde sıfır bilinmesinin utancı karşılıyor. Meseller, örnekleri çoğaltın denilen bir yerde, ötekisi, ötekine de yabancı addedilenin başına getirilenin, bir biçimde bu ülke denilen sahanın her nasıl bitimsiz bir katran karanlığında ilerlediğini de örneklemekte olduğu artık belirgindir. Göç İdaresi nezdinde alınan kararın bir yaşam hakkı ihlalinin ta kendisi olduğu bunca meydandayken var edilen tutum / ortaya çıkan sessizlik tahayyülü zaten gündelik yaşamın her nasıl pratikte yerle bir edildiğini gösterir. Cürümlerle soluk almaya, yön tayinine girişmeye çabalayan bir menzilin istikametinin nasıl pervasız bir hal dahilinde insanlıktan uzaklara yollandığının meselesi de takdirinizedir. Kim verecektir ki bir kafa kağıtsız, haymatlosun hayat hakkını, nasıl?
Günlük yaşam pratikleri, çözümleri, seslenişleri kuşatılıyor. Ben bilirim, ben ederim, ben yaparım diyenlerin elinde kalakalmış bir oyun sahasına dönüşüyor memleket. Baş efendi, muktedirliğin konforunu her gün apayrı cenahlardan insana doğrudan müdahaleleri, bir biçimde öteki kılınanların / birbirilerine düşman kılınmalarının ekseninden kendisine siyaset bina ediyor. Hiçbir düzlüğe varamayan bir menzilin, dibine ta en dibine doğru meylettiği bir sahneleme gerçekliği var ediliyor. Barışılacak derken tersine savaşın hemen her türlüsü gizli / örtük var ediliyor. Refah sağlanacak denilirken yoksunluğun ortasına demirleyen bir menzil gerçek kılınıyor. Umut pazarlanırken, gönençlenip durulurken bir yandan tersine utanılacak bir sahaya evrim tamamlanıyor. Her şey sütliman denilirken olan biten sıradanın hayatta var olma hakkının enikonu törpülenmesi oluyor. Gerisi her gün ahlanıp, vahlanıp durduğumuz bir isyana meram. Gerisi hep çorap söküğü gibi çıkagelen bir cenderedeki imdat / el aman / yardım çığlıkları. Vaziyeti halini memleketin bu halden başkası anlatamıyor. Aradığınız ülkeye / demokrasiye / hürriyete / yaşam hakkı ve hukukuna ulaşılamıyor...
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2025
Görsel İçin Kaynakça – Bianet
Meramda Paylaşılan Haber
İşkence Mağduru Afganistanlı Aile Hayati Tehlike İle Karşı Karşıya - Evrim KEPENEK - Bianet https://bianet.org/haber/iskence-magduru-afganistanli-aile-hayati-tehlike-ile-karsi-karsiya-305125
"Bir varmıııış bir yokmuş, masal bu ya... Çooook çok uzun zaman önce küçük bir kız yaşarmış dünya gezegeninin eeeeen en güzel yerlerinden birinde. Herkesin gittiği yollardan gider, herkesin saptığı ama mutlu olmadığını bildiği sapaklara sapar ve herkesin deneyip ağzının dilinin yandıklarıyla ağzını dilini yakıp "demekki hayat böyle bir yer ve yaşamı da böyle yaşamak gerekiyor" diye düşünmeden edemezmiş. Oysa kalbinin bir yerinde de hiç huzur bulamazmış olandan bitenden. Birşeyler farklı olmalıymış sanki, ama o neymiş bilmezmiş. Günlerden bir gün büyüyüp genç ve güzel bir kadın olduğunda o güzel gezegenin en güzel ormanında gezintiye çıkmış. Bir de ne görsün yol ikiye ayrılmış. Biri her zaman gittiği bildiği bir yolmuş ama diğerinden daha önce hiç gitmemiş ve gidenlerin de akıbetini bilmezmiş. Az yürünen yola doğru döndürmüş yüzünü. Yüzyıllar öncesinde yaşamış ve şimdi yaşayan tüm atalarına seslenmiş hatta haykırmış sesi yettiğince ve küçük ayaklarıyla kocaman bir adım atmış az yürünen yolda. Ve bütün olan bitenlerle, olup bitme ihtimali olan ne varsa işte tam bu sebepten olmuş masal burada sona ererken." Peki ne mi olmuş, kendin yazmak ister misin? Güzel bir hafta sonu dilerim... F. Nur Kayral #fatmanurkayralileyoga #aphroditeyoga #afrodityoga #masallar #meseller #masalanlatıcılığı #story #storytelling #hikayeanlatıcılığı #seninhikayen (Evde :)) https://www.instagram.com/p/CEeAZ0ApOaC/?igshid=14q9kx9qotakf
Kargalar, kediler, ağaçlar, deniz ve insanlar. Olaylar, olaylar. Biz de dinledik, seyrettik hayal kurduk, bir masal eyledik manzarayı. "Bir varmıııış, bir yokmuş. Günlerden bir gün, bir ağaç yolda giderken kediyle kargaya rastlamış. Tam yerine denk gelince koymuş manzaraya kediyle kargayı. Biri huzurun diğeri stresin kitabını yazıyormuş. Sonra ne mi olmuş, dalmış denize, seyreylemiş alemi... Eh bize de gevezelik etmek düşmüş. 😁" @ozlemcakirgozutkalita @meldanacar @nurcanunaldilar @ozaltin @ozaltinucok #masallar #meseller #fatmanurkayralileyoga #masalanlatıcılığı #story #storytelling (İnciraltı Kent Ormanı) https://www.instagram.com/p/CEWtsK4JY7D/?igshid=5gv3x42ap3pk