Kural tanımazlıkla, yalanlara tutunarak bir memleketi dönüştürme kolaycılığının peşinde ilerleniyor. Günün getirdiği her şeydeki o muğlak olmayan eksiklik, buradayız biz hala en başından beri burnunuzun dibinde bekliyoruz diyen zevatın suna geldiği açmazlarla aleni ve tam teşekküllü var ediliyor. Görevlerini ifa etmeyi, sıradanın yaşamsal hakkını, idesini topyekun rehin alarak bina etmek olarak görenler sayesinde yılgınlığın ortak bir tavrın ta kendisine dönüştürüldüğü menzil dayatılıyor. Erkanı muktedir ne kadar cafcaflı hani neredeyse atıldı mı mangalda kül bırakılmayan bir demokrasi, eşitlik, adil ülke nutkundan yolunu belirtirken, o perdenin sırrı arkasından çıkagelenler bunlardan kalanların da afaki bir biçimde imha olunduğu yeri bildiriyor.
Temel insani değerlerin hiçe sayıldığı, gücü yetenin başta muktedir sonrasında sermaye ve sair kümelerin var ettiği fecaat sarmalları içerisinde gündelik yaşamın yokuşa sürülüp, her şeyin eksik kılındığı bir mecra gerçek kılınır. Sanal iletilere, projeksiyonlara gereğin hiç kalmadığı bir menzil gerçekliği söz konusu olur. Cumhuriyet olgusunun 102. yılında bir menzilin nasıl da dipsiz bir kuyuya dönüştüğü, sosyal politik karar mekanizmalarının nasıl yıkılıp, nerede yeniden biçimlendirildiği artık yaşadığımız güncellikte kendiliğinden ortaya çıkandır. Sokağa çıktığınız vakit her şey meydana düşmektedir. Evden işe gitmeye çalıştığınızda ya da tersi bunun örnekleri nice katran karası hamlenin varlığı söz konusu olacaktır, ne eksik, ne fazla. Yaratılan güncelliğin bitimsiz bir biyopolitik tahakkümün ta kendisi olduğu yaşanan her deneyimden sonra, kısacık bir medya taramasıyla dahi ortaya çıkar. Çöken binalar, en küçük depremle mahvolan hayatlar, eksik kılınmış olagelenlerin yüzlerine mezar evlere girin zıbarın yatın diyen tipler, sokakta aralıksız hır gür, ekranları kapsayan haber bültenlerinde en az üç cinayet, onun kadar açık saldırılar, insanı insanlara kırdırma halleri, bitimsiz linçler, sonsuz yağmalar, rant pazarları. Böyle bir ülkenin imali söz konusuyken yıkıcılık bu kadar hakikatken kural tanımazlıkla birlikte işlevsel bir fasit döngü gerçek kılınır.
İçinden çıkılamayan ülke gerçekliği var edilir. Asgari yaşam koşullarının eksiltildiği, bir biçimde ol Mehmet Şimşek ve kurmaylarının tahayyülleri doğrultusunda Temmuz ayında var edilmesi gereken yarıyıl zammının yok edildiği bir düzlemde, ele geçen üç otuz para ile hayatta nasıl kalınabileceği muamma kılınır. Her şekilde tahakküme boyun eğip, bütün o denetim, gözetim ve yıkıcılık ekseni dört bir yanı kuşatırken, katık edilecek ekmeğin de boyutunu küçültmek kesintisiz kılınır. Sermaye ile kol kola yürüyen, onca zamandır var ettiği her hamlenin ardının biraz daha yoksunlaştırma, yoksul kılma olduğu muamma olmayan bir zatın çizdiği ekonomi politik hattın üstünde yalanlarla, riyayla birlikte ol mahvetme tablosu kanıksatılmaya çalışılır. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi çalışmaları sırasında Ak Parti Ankara Vekili olagelen Orhan Yeğin’in şu çıkışı o ekonomi yönetiminin var ettiği eşiğin de korkunçluğunu imgeler. Kıyısından köşesinden çıkagelen cümle tortusu, yaşanan güncelliğin sınırlarının da nasıl biçildiğini örnekler. Tek başına bir vekilin sundukları, genelin siyasetin podyumu ve ekranlarından bahsettiğinin nasıl da uzağına konumlandırıldığını açığa düşürür.
“Ekonominin genel durumundan kaynaklanan sorunların vatandaşlara olumsuz etkileri olduğunu yineleyen Yeğin, "Dönemsel olarak ortaya çıkan sorunların da farkındayız, reddetmiyoruz. Kuraklık yaşadık, tarımsal üretimde sorunlarımız var, don da yaşadık. Gelir dağılımında 20 küsur yıllık iktidarımızda 17-18 senede o gelir dağılımındaki kapattığımız makasın son 3-4 yıldır, o 18 yılın biraz daha aleyhine, gerisine doğru döndüğünün de farkındayız. Şunun da farkındayız. Bugün bir devlet memuru maaşıyla ev alabiliyordu. 'Bugün alabiliyor mu' dedin. Doğru bunun da farkındayız. Hatta ben daha ileri bir şey söyleyeyim. Bırak üst düzey devlet memurunu. Bir evde iki kişi çalışıyorsa, ikisi de asgari ücret alıyor olsa bile birinin maaşıyla geçim ederken birinin maaşıyla ev taksiti ödeyerek ev sahibi olabildiği dönem, bizim inşa ettiğimiz bir dönemden bugün uzakta olduğumuzun da farkındayız. Biz keyfi bir şekilde sıkıntılarla karşılaşmış değiliz" dedi.”
İstanbul Ticaret Odası, İstanbul'da ekim ayında Tüketici Fiyat İndeksinin yüzde 3,31 arttığını açıkladı. İstanbul enflasyonu yıllık bazda ise 40,84 olduğunu bildirir. Bakan Şimşek’in toz pembe memleket tahayyülü, dezenflasyon sürecine sımsıkı bağlıyız diye geçiştirirken, şu aşağıdaki demeç yığınını var ederken, sokaktan kopmuş, sermayeden de istediğini alamadığı için gizli örtük hırçınlaşan bir siyasi portre çizer. Bakanın sokağı görmediği, yaşamla bağlarını kopardığının da kanıtı bir nutuk aşağıdadır. Bloomberg HaberTürk sitesinden aktaralım: “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Finans Zirvesi'nde açıklamalarda bulundu.
Dünyada daha önce olmadığı kadar belirsizliğin yaşandığına atıfta bulunan Şimşek, beklentilerin, algıların nasıl küresel ekonomiye ilişkin soruna algının nispeten pozitif olduğunu ve bunun iyi bir haber olduğunu belirtti.
Bakan, küresel ekonominin dirençli çıktığını, ticarette zayıflama olsa da bunun korkulan kadar büyük olmadığına değindi.
ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin zamanla azalacağını ifade etti.
Dezenflasyondaki düşüşün devam ettiğini söyleyen Şimşek, böylece küresel koşulların Türkiye gibi ekonomileri daha da destekleyeceğini vurguladı.
Şimşek, dezenflasyon için hâlâ şartların çok elverişli olduğunu da söyledi.
Bakan, 2022 yılında enflasyonun yüzde 62 civarında olduğunu, bu sene ise yüzde 33'e kadar gerilediğini belirtirken, yüzde 25-29'luk hedefin yakalanmasının zor olduğunu ifade etti.
Bakan, uzun vadeye bakıldığında fırsatların olduğunu ancak ciddi yapısal zorluklarla karşı karşıya olduklarını belirtti. Bununla birlikte zorlukların fırsat da içerdiğini açıkladı.
Emtia fiyat endeksine bakıldığında 2-3 yılda göreceli bir istikrar olduğunu, enerji dışı emtia fiyatlarında artış olacağını ancak enerji fiyatlarında düşüş olacağını söyledi. IMF'nin tahminine göre varil başına 69 dolar olan petrol fiyatı, önümüzdeki yıl yaklaşık 66 dolara ineceğini belirtti.
Bakan, dünyanın borç sorunuyla karşı karşıya olduğunu ancak Türkiye'nin o ülkelerden biri olmayacağını ifade etti.
Konut arzına değinen Şimşek, konut arzının arttırdıklarını, normalleşmenin yaşandığını söyledi.
Şimşek, "20-25 yıl önce Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı yok denecek kadar azdı. Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda. Eylül itibarıyla yıllıklandırılmış ihracat 8,4 milyar doların üzerine çıktı" dedi.
Savunma sanayi ihracatında güncel bir örnekte de bulunan Şimşek, İspanya ile 3 milyar doların üzerinde Hürjet alımı konusunda anlaştıklarını duyurdu.
Altın haricinde Türkiye'de cari sorununun neredeyse kalmadığını açıkladı.
Şimşek, milli gelire oranla incelendiğinde tüm göstergelerde ciddi iyileşme olduğunu söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı: İşlevsel olmadan dezenflasyon olmaz
Şimşek, "Türkiye'nin risk priminde de ciddi düşüş yaşandı. Zor bir coğrafyada yaşamasak ve sıkıntılı bir yıl geçirmesek 200'ün altında bir CDS konuşurduk. Ekonomi programı sonuç verdiği için kredi notumuz artırıldı" dedi.
Ayrıca Şimşek, "Benzer şekilde şirketlerimizin değerlemesi de ilerleyen günlerde daha düşük Türkiye riskini yansıtmaya başlayacak. Büyüme toparlanacak. Eninde sonunda bu şirketlerimize yansıyacak" ifadesini de kullandı.
Deprem konusunda da birçok kez değinen bakan, deprem etkisiyle son yıllarda çok fazla faiz dışı açık verildiğini belirtti.
Bakan Şimşek, Türkiye'nin iç borç çevirme oranlarının yüzde 100'ün altına çekerek reel sektöre kaynak artışına gidileceğini vurguladı.
Şimşek, Türkiye'yi doğrudan yatırımlarda "merkez üssü" haline getireceklerini ve para ve maliye politikası destekleyeceği için dezenflasyonun devam edeceğini söyledi. Bunun yanında Bakan negatif çıktı açığı üzerinden de dezenflasyonun devam edeceğini paylaştı.
Dezenflasyon konusuna değinmeyi sürdüren Bakan, "İşlevsel olmayan bir para politikasıyla dezenflasyon olmaz" dedi.”
Sözün kerametini bütünüyle mübalağalı imalarla bütünleştiren bir bakanın hazin ülkeyi örtbas etme çabasının ardılı yine kendi başına konulan sıradan insanlardır. Üç kuruşluk ol yaşam akdinin, hayatın şu akışında var olabilmek için kafi gelmediği bizatihi iktidar partisi vekili tarafından dahi açıklanırken, oralara hiç bakmayıp, sokağı görmeyip, kulağını tıkayarak kendi istikametini bildirir bakan Şimşek. Rakamlar bildirilirken, açıklama hanelerinde büyüyen ülke nidaları aksettirilirken, perdelenmek istenen sıradana ait olan hayat imgesinin mahvıdır. Suskun kalın, sıranızda durun, biat ve itaat edin denilerek yaşamdaki tüm ihtimallerin devre dışına ötelendiği bir yer gerçekliği var edilir. Yakalanan konfor, tümüyle çürümüş bir düzlemin nasıl da güncel bir mesel olduğunu bildirir. Yıkılmaya yüz tutan evlerde, yarının hiç edildiği bir düzlemde sömürüye rehin kalmak vaaz olunandır. Tümüyle eksiltilirken hayat imgesi, elektrik düzenlemesinden dünyanın en pahalı benzinini kullanırken dahi masallarla avunması beklenen bir ülkeye biat tahayyülüne devam olunandır. İyi de masalın tadı kaçmışken, hayatın gerçekliğinde hiçbir espriyi kaldıramayacak kadar karanlık baş köşeye yerleştirilmişken, umut çalınmış, gün geceye koşturulurken, sabah başlayıp akşam biten koşturmacadan sonrasında koca bir sıfır elde kalırken bu keyfiyet nedendir, ne hakla? Üç otuz parayla, otobüse yetişip günlük rızkını var etmeye çabalanırken insanlar, eldekinden, avucundaki olandan, zihninde taşıdığı ümit kırıntılarından da olacaksa her gün bir daha bu yolun sonu nereye varır, hiç mi düşünmüyorsunuz. Sahiden bu keyfiyet, hakir görülmek, aşağılanmak nereye kadardır?
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2025
Görsel: Unsplash – Modern Diplomacy
Şimşek: Enflasyonda Yüzde 33 İlerlemedir Ama Yüzde 25-29 Bandı Zor - Bloomberg HT
https://www.bloomberght.com/mehmet-simsek-dezenflasyon-icin-hl-sartlar-cok-elverisli-3760495