"Bir rantiye pazarına dönüşen, her günün apayrı çıkar çatışmalarına sahne olduğu yerde ol eskinin, eskimeyen yağmacılığı söz konusuyken nedir ki bayatlamamış olan. Benzeş, hep aynı tiratlarla yol yön aranan bir menzilde hayatın ehemmiyeti yok sayılırken, hayat aleni gasp olunurken, çocuğundan, gencinden, yetişkinine, yaşlısına, kadınından erkeğine, iman sahibi ya da tersi öyle ya da böyle herkesten her öteki sanılandan, kısacası nüfusun yüzde doksanından bir biçimde haklarından feragat etmeleri beklenirken ne bayatlamamıştır. Bu açık kötülük düzeninde, bildiğiniz tüm anlamlarıyla zorbalık rejiminde hayat ne haldedir! Bir kere daha ama son kez değil tümden yaşam gailesi çürümeye yüz tutturulur. Ümidi bir biçimde nihayetlendirmek, devri sabık iktidarın bayatlamış pratikleri ısıtıp ısıtıp yeniden ve yeniden var etmesiyle bütünleşik yinelenir. Bu tahakküm istemi içerisinde hayat bahsi, ol mefhumun artık ederi de, anlamı da bir hiçliğe çıkartılır. O’dur yeni ülke."