_____________________________________
3. Sahnede olsun; yanımda, karşımda olsun; geniş bir alanın yüzlerce merdiveninden birine oturmuş ya da öğle sıcağında bir terasta cin içiyorken olsun, sanki bir yersizliğe sığınırdı boyuna. Ve bir devinim tersliğine. Makyajını mı tazeliyor, elinde bir fırça, evimizin bahçe parmaklığını boyuyor olurdu bir yandan da. Adım adım denize girer gibi giyinirdi ve hoşlanırdı bundan ayrıca. Sırtını dönmüş, bir şeyler yazıyor sanırdınız bir kâğıda -yazmazdı pek- bakardınız ki sonra, kan içinde bir parmağı, ona dalmıştır yepyeni bir olayın ayırdına varmışcasına. Hiç mi hiç, yatkın değildi kusurluluğa da (işte en yalınından bir kemerle renkli çoraplar ve simli ayakkabılar yan yana). Ve nedense bir zamansızlıktan gelirdi sanki, öperdi hafifçe dudaklarımdan, dönerdi yeniden o zamansızlığa. Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülümsemeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. "Uzaklardan geldin, atını değiştirdin, yeniden uzaklara gittin, geceyi bir handa geçirdin, uyanınca baktın ki yola çıktığın yerdesin," derdi. Ve derdi: Ayrılıklar tanışmamış gibi olmanın gene de bir suretidir. Ey suret! neden iki kişisin?
Edip Cansever, Sonrası Kalır II s.461 "Sera Oteli"
—Fotoğraf: Copie Conforme (Aslı Gibidir) filminden. 2008 (Abbas Kiyarüstemi yapımı.) Juliette Binoche & William Shimell