Düşünmek sadece anlamak, istemek, hayal kurmak değil, aynı zamanda hissetmektir.
#UlusBaker
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Poland
seen from Netherlands
seen from Russia
seen from China
seen from Poland
seen from South Korea
seen from South Korea
seen from China
seen from United States
seen from Taiwan
seen from India

seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from United States
seen from China
Düşünmek sadece anlamak, istemek, hayal kurmak değil, aynı zamanda hissetmektir.
#UlusBaker
"İnsan, yeryüzünün hastalığıdır." Ulus Baker
Evimde televizyon olmadığı için pencereden bulut seyretmeye başladım. İnanın orada yayın daha kaliteli. Haberler daha güvenilir. Bazen sürpriz programlar görüyorum. Gök gürüldüyor, yağmur yağıyor. Diziler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton, ancak oldukça sakin.
Konum Bilgisi
Kum Güzeli - Ulus Baker
En elde edilmemiş şiirdin sen. Kuşluk vakti yazılanlardan... Bıkkın bir rahibin, bir sabah, yorgun bir vezirin akşamın alacakaranlığında muhtemelen yazacağı... Masadan doymadan kalkmış gibi okunmalı... güzelsin...
Uzaktan zor seçilebilir bir harf... Hayır hayır! Şimdi anlıyorum... Gizli bir rakam, Kabala'dan... kumun üzerine çizilen... Çöldeyiz ve başka bir yerde değiliz... ama güzelsin...
Dansederken göğüsleri sallanan kadınlardan, karadelikleri saatlerce uçuşup duranlardan, sessiz sitemleri kargaşada bile belli olanlardan tırsma öyle kolay kolay... Öyleyse bu bir nasihat... çünkü güzelsin...
Onlar bitecekler: Çizgi roman gibi kolayca, tatile çıkarken boşanan yağmur gibi apansız, menemen pişirmek gibi aceleyle... hâlâ güzelsin...
İskemle hasır ve ayaklarında yatay, ayaklarını dizlerini böğrüne çekmeye razı olarak basabileceğin yatay tahta çubuklar... Rahatına düşkün keyiften uzak Osmanlı "effendi"sinin (ephendi?) garip kahvehane illeti bu iskemleler... Otur o illete gerçekten, çekinmeden, sereserpe... orada güzelsin...
Yılgın geçilir sokaklardan, kuş gibi değil, işportacı kertenkeleler gibi de değil... Ağır aksak, akşam dörtten sonra yaz günü... Akşam mı? O kayıtsızdır... Bildiği gibi değişir, geçer, gider... güzelsin...
Kes kulakları, geçir bir sicime... Ama kaybetme... Başka ne göstereceksin savaşa dair? Kara delikler işitmiş bu öyküyü... Islanarak... Ama güzeller...
Kalp kalbe karşı... Bir arkadaşın evinde... Çiçekmiş... Hemen uzmanı geçindim. Ah! O güneş ister. Ah! Bol su asla olmaz. Oysa hiç anlamam çiçekten... Devetabanını pazı sanabilirim... Neden yaptım bunu? Çiçeğin adı sardı beni... Çünkü güzelsin...
Sözlerine delik kulağım... Özürlere sağır... Kör bir kuyu olacağım... Sen ise, güzelsin...
Güzel sözcüğünü senden başkasına lâyık göremem... Ama bir önceki cümlede görmüş olabilirim... Aldırma, güzelsin...
Mikroskop mucidi Leeuwenkoek dostu ressam Vermeer'e "su böyle işte ve başka türlü değil" demiş... Bir öpüş damlasında milyarlarca gözle görülmez yaratık... Ressamın tarafını tutuyorum... Çünkü, güzelsin...
Birkaç tel beyaz... Bizi gazlamaz... Sakınmazsın görüntünü, biliyorum... Çünkü güzelsin...
Mikroskopun mucidi Leeuvvenhoek, aynı günde doğdukları, hep komşuluk yaşadıkları dostu ressam Vermeer'e bir su damlası gösterip, "su işte böyle ve değil başka türlü" demiş... Bir öpüş damlasında kanyuvarları... Mucidin tarafım tutsam da... Sen güzelsin...
Teleskopla bulamadım... Mikroskopla bulacağım... Ayın yüzeyinin de bir dokusu var elbet... Gözenekler, sivilceler... Onlarla çok güzelsin...
Neo-liberalizm, ruhçuluk, tarikat, entellektüel, ordu, çok-insansız şirketler, öykü yazarları, kestaneyi çizdirenler, uzaktan bakanlar, Şemdinliler, tavşan falcıları, kurban sömürgenleri, onmaz kuşkuculuk, araba tamircileri, taksitle alın tutkumu, hadi... Kazık ve pazarlık... Ama son kumarım sensin... Sen, güzelsin...
Sen, güzelsin... Kuraldışı... Bastıbacak... Minicik... Ama sen, güzelsin...
Kapımın eşiği, gözümün bakışı, son ruhsal tatil, duruşum, bozuluşumsun... Pazarlık etmem... Markette yoksun... Reklamın yok! Gerçekten... Güzelsin...
Kedi sakladım senden, öykü sakladım, belki bunu da saklayacağım... İhanet... Ama sen, güzelsin...
Ruhumu saran sacayağı, gözümün bağı, son ruhsal kaatil, ölümüm, mahvoluşumsun...
Cazgırlık etmem... Gönlünde yokum... Aşkımız, yok! Gerçekten... Güzeldin...
7 Dil Bilen, Votka ve Samsun216 Müptelası Türk Filozof. Ulus Baker... . Bir dahi, yazar, eleştirmen, sosyolog, çevirmen, ODTÜ öğretim üyesi… 7 dili anadili gibi bilirdi. Muhteşem bir Türkçesi vardı. ÖDTÜ Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitede öğretim üyesi olarak dersler vermeye başladı. Fransız, Alman, İtalyan ve Rus öğrencilerinden sorularını kendi dillerinde sormalarını ister ve o dillerde cevap verirdi. Sosyoloji, Felsefe, Sinema, Tarih, Müzik ve Matematik alanlarında olağanüstü bir bilgi birikimi ve anlatım gücüne sahipti. . Saçı başı dağınıktı. Yakın dostları uyarmasa günlerce duş almazdı. Kıyafet alırken beden numarasına bakmazdı. Aynı kazağı yıllarca giydi. Pantolonu kendine daima bol gelirdi. Sokaklarda yatan şarapçılardan hiç farkı yoktu. Bu dünyaya ait hiçbir şeye önem vermedi. Gözlüğünün bir camı düştüğünde ‘’Yahu Ulus gözlüğünün camı düşmüş değiştirsene’’ diyenlere ‘’O benim sağlam gözüm zaten niye değiştireyim ki’’ dedi ve yıllarca tek camlı gözlükle yaşadı. . İki kedisi vardı. İkisinin ismini de ‘’Spinoza’’koymuştu. Sakin ve mütevazıydi. Yemeği biri hatırlatırsa yer, kahveyi elinden düşürmezdi. Sürekli votka ve samsun216 içerdi.1 ders boyunca bir paket sigara bitirdiği olurdu. Kahvaltısı biraydı. Fakat bu adam konuşmaya başladıktan sonra profesörler de dahil herkes susardı. Psikanalizin teorik, mantıksal, epistemolojik açmazlarını onun kadar başarılı hiç kimse betimleyemedi. . Pantolon kemeri yerine ip bağlardı ama ODTÜ kütüphanesinin kokusu üzerine sinmişti resmen. Okunması gereken her şeyi okumuştu. . 2007 Temmuzunun bulutlu bir sabahında 47 yaşında toprağa kavuştu. Kıbrıs Lefkoşa’da mezarı var gidin bir bakın mezarına. Kendisi gibi sade bir mezarın üstünde votka şişeleri, şiirler, samsun216 paketleri, albüm kapakları, kitaplar, penalar daha neler neler… . Bekir Yıldız . #alıntıkitap #kitapbaz #kitaplarimizdan #kitapcümleleri #kitapyorum #kitapunya #ulusbaker #biryudumkitap #kitaplayasamak #kitapalintisi #kitapönerileri #tavsiyekitap #kitaponerisi #düşünenmadde #kitapçekilişi #kitaplik #kitaptansözler #kitaplar #kitapokumak #kitabevi #kitaplardankesitler #kitaplaryolda #kitapalıntıları #kitapsozleri (Sahintepe Mahallesi-Natoyolu) https://www.instagram.com/p/B0TpxMPAMG9/?igshid=1k0c9i7xyvhd3
Yılmaz Güney'in bir sinematografisi var: hemen tanınan bir beyin etkisi bize bu onun filmi dedirtebiliyor. Onu, çağdaşı Brezilyalı yönetmen Rocha ile birlikte modern politik sinemanın kurucusu kılan şey, düşünce-bilinç-beyin üçlüsünde gerçekleştirdiği bir operasyondur. Eski politik sinema, ya da klasik sinema politik olmak istediğinde, beyinleri kitlesel olarak daha üst bir bilinç düzeyine eriştirecek bir "yumruk sineması" formülü ortaya çıkmıştı (Eisenstein). Yılmaz Güney'in dünya sinemasındaki yeri, Latin Amerika sinemasına paralel olarak, beyne verilen şokun çok farklı bir türünü icat etmiş olmasından geliyor.
Onlar bitecekler: çizgi roman gibi kolayca,tatile çıkarken boşanan yağmur gibi apansız,menemen pişirmek gibi aceleyle...sen hâlâ güzelsin...Teleskopla bulamadım. nikroskopla bulacağım..Ay'ın yüzeyinin de bir dokusu var elbet.. gözenekler, sivilceler..onlarla çok güzelsin.. Sen, güzelsin..Kuraldışı. bastıbacak..minicik..ama sen, güzelsin... Kapımın eşiği, gözümün bakışı,son ruhsal tatil,duruşum,bozuluşumsun.. pazarlık etmem..markette yoksun.. reklamın yok!..gerçekten güzelsin.. Kedi sakladım senden,öykü sakladım,belki bunu da saklayacağım..İhanet..Ama sen, güzelsin..🌑🌹 #ulusbaker #kumgüzeli #rolanizm #night #moon