Arapçada iki türlü özlem vardır: İştiyak : Geçici özlem çekmek, Tahassür : İçini çeke çeke, kalbi yana yana büyük bir hasretle arayarak ve onun yolunu gözleyerek özlem çekmek... Hiç İştiyakla Tahassür bir olur mu...
seen from Malaysia

seen from Dominican Republic

seen from United States

seen from Italy
seen from China

seen from Australia
seen from China
seen from United States
seen from Uruguay

seen from United States
seen from United States
seen from Dominican Republic

seen from United States

seen from Pakistan

seen from United States
seen from Dominican Republic

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from T1

seen from Dominican Republic
Arapçada iki türlü özlem vardır: İştiyak : Geçici özlem çekmek, Tahassür : İçini çeke çeke, kalbi yana yana büyük bir hasretle arayarak ve onun yolunu gözleyerek özlem çekmek... Hiç İştiyakla Tahassür bir olur mu...
“Hasretin alev alev içime bir ân düştü. Değişti hayal köşküm , gözümde vîran düştü”
““Aynalar pazarı” bir sosyal medya var elinizin altında. Buranın kuralı da değeri de bu. Günde bir milyon şiir, şiirimsi, vecize paylaşmazsanız, akşama kalmaz unutulursunuz. Orada görünmezseniz dünyada bir hayatınız olmaz. Eğer şiirle bağınızı buradan kuruyorsanız ölümünüz kutlu olsun! Dünya dolusu süprüntü sözle, basmakalıp duygularla, ortalama bir akılla edebiyat öğrenemezsiniz, edebiyat yapamazsınız. Nâzım, Dağlarca, Oktay Rifat, Melih Cevdet, Necatigil, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, Cahit Külebi, Can Yücel, Gülten Akın, Metin Altıok... okuyamazsınız, anlayamazsınız. Bir daha söylemiş olayım; şiir, insanların hayatında kitap olarak varsa vardır. İnsan belleğini üç-beş dakikaya indiren bir ortamda şiir kalıcı olabilir mi hiç?” - Şükrü Erbaş, Küçümsenmiş İçtenlik (Sitem Taşları)
Tefekkür, gafleti izale eder. Dikkat, teemmül; evham zulümatını dağıtıyor.
Risale-i Nur
İ'lem Eyyühel-Aziz
Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû' etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahâzâ, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!
Mesnevi-i Nuriye
Allah'ı bulan neyi kaybeder.
Ve onu kaybeden neyi kazanır.
"Bir yıl fazla bir yıl eksiğiyle birkaç bin yıl önce, jaguar, köpek ve çakal aralarında iddialaştılar. İçlerinde en ihtiyar hangisiydi? En yaşlı, buldukları ilk yemeği ödül olarak alacaktı. Tam o sırada tepeden aşağıya doğru sarsılarak inen kırık dökük bir arabadan mısır tortillası dolu bir torba yere düştü. Bu hazineyi hangisi hak ediyordu? En yaşlı hangisiydi? Jaguar dünyanın ilk şafağını gördüğünü söyledi. Köpek evrensel tufandan bir tek kendisinin sağ kurtulduğunu söyledi. Çakal hiçbir şey söyleyemedi, çünkü ağzı doluydu." - Eduardo Galeano, Hikâye Avcısı
"Dua eden adam anlar ki: Birisi var; onun hatırat-ı kalbini işitir, herşeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına meded eder." -Risale-i Nur