https://soundcloud.com/haybinaminoasit/bugun-ayin-isigi-neset-ertas
trying on a metaphor

oozey mess
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
dirt enthusiast
we're not kids anymore.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
DEAR READER
No title available

Kiana Khansmith
No title available
Misplaced Lens Cap

Origami Around
Jules of Nature

roma★
he wasn't even looking at me and he found me
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Peter Solarz

Andulka
Xuebing Du
art blog(derogatory)
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Mexico
seen from United States

seen from Austria

seen from India
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Russia

seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from Türkiye
@thefilmisnotoveryet
https://soundcloud.com/haybinaminoasit/bugun-ayin-isigi-neset-ertas
https://soundcloud.com/haybinaminoasit/gunaydina-gelenler
Öğretmenim
sizi karşımda gördükçe, siz içeriye girince, karşılaştıkça sevgi doluyor içim. önleyemiyorum coşkumu, kalkıp sarılasım geliyor. nasıl anlatsam bilmem ki size karşı sevgimi, saygımı ana gibi, baba gibi, yurt gibi bağlıyım. nasıl anlatayım bilemiyorum. beni nasıl yetiştirdiğinizi. biliyorum, okula başlayalıdan beri öğrendim, yüceldim ben. herkese söylemek istiyorum bunu, duyurmak istiyorum… tüm dünya öğrensin benim büyüdüğümü. eski durumumu bilenler gelsinler istiyorum, yetişdiğimi, bildiğimi görsünler istiyorum. bilginiz bir pınar gibi, susuyorum ona. dudaklarım kuruyor daha, daha çok fazla istiyorum, yetmiyor bu yudumla, avuçlamak doyasıya içmek istiyorum bu pınardan ve ben de böyle olmak istiyorum. ıssız bir yolda yüm geçenler içsinler suyumdan, gidersinler susuzluklarını… ben tükenmez olayım tüm insanlara, yolculara yeteyim istiyorum. korkuyorm bazı geceler, karanlık geliyor her yer bana, karanlık çok karanlık. üşüyorum yatağımda. o zaman unutayım diye, avunayım diye annemi, babamı, kardeşlerimi düşünüyorum. yurdumu, binlerce şehidin kanıyla sulanmış yurdumu düşünüyorum. sonra siz geliyorsunuz aklıma. bizler sıradayız. yine sizde sırada. konuşuyoruz tartışıyoruz arkadaşça. cıvıl cıvıl ortalık, bitsin artık diye düşünüyorum bir an. Her şeyi öğrendiğimi sanıyorum, ama sizin her sözünüzden, ağzınızdan çıkan her seste anlıyorum ki daha değil. hiç ayrılmayalım ne olur. büyüsem de girmesin aramıza hiçbir engel. el ele yürüyelim, ne olacağını bilmediğimiz yarınlara doğru… Şehit Öğretmen Neşe Alten 1986 Sinop öğretmen lisesi Yani pkk tarafından 25 günlük öğretmenken öldürülmeden 7 sene önce. Zamansız, alakasız bu gerçekleri hatırlatabilirim, acıyan yerin ne zaman zonklayacağı belli olmaz çünkü.
Temmuz, 1998; Srebrenitsa. Aliya İzzetbegoviç ve Suçesta köyünden bir çocuk…
Kaybedenlere karşı duyduğumuz sempati asla aklımızdan kaynaklanmamaktadır. Bu sadece öldükten sonra anlayabileceğimiz yani bu dünyaya ait olmayan bir duygudur.
Aliya İzzetbegoviç (via thefilmisnotoveryet)
Dünya üzerindeki Müslümanların vaziyetini düşündüğümde ilk sorum hep şu olur: Acaba hak ettiğimiz kaderi mi yaşıyoruz, acaba vaziyetimiz ve mağlubiyetlerimiz konusunda daima başkaları mı suçlu? Eğer biz suçluysak -ki ben böyle olduğu kanatindeyim- yapmamız gereken neyi yapmadık, yahut yapmamamız gereken neyi yaptık? Bana göre bunlar, bizim imrenilmeyecek vaziyetimizle ilgili iki kaçınılmaz sorudur.
Aliya İzzetbegoviç (via thefilmisnotoveryet)
Yıllardır açıp açıp dinliyorum.
Doğa İçin Uç 4 - Anadolu Camileri from DroneTurk on Vimeo.
Bu milleti anlamayanlar var hala ne yazıktır onlara... Bir olursak, diri oluruz. Olamazsak 'hiç' oluruz!
Çelik dişliler çağı…
Bu zamanda yeşerecek,
Nergisler ve umut dolu limon çiçekleri
Leylak kokusu yayılacak
Yaralı bir çocuğun gülüşünden
Tüm çarklar duracak bir annenin çığlıyla
Şehit kanıyla sulanan bu topraklar
Çürümeyecek!
Nasıl?
Nasıl diye soracak hesapları bozulanlar
İmanla!
Diyeceğiz göğsümüzü kabartarak
Durmayacaklar… Hiç durmadılar
Şahitiz diyeceğiz
Ey kan emiciler!
Buradayız, dağılmadık.
Kurduğunuz oyunları şahitliğimizle bozacağız.
Bu çelik dişliler çağına
Dualarımızla çomak sokacağız…
Farkındalık; kum fırtınasında güneşi görmek gibidir. Henüz fırtına dinmedi. Kum gibi cam parçacıkları saçılıyor çocukların gözüne hergün . Okulda, radyoda, televizyonda, gazetede her yerde. Görünmez makinalardan çocukların gözlerine cam parçaları saçıyorlar ki göremesinler, gözlerini acamasinlar, güneşi göremesinler… Işığa, yani ruhlarına özlerini temas edemesinler diye…
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor..
Mehmet Akif Ersoy
Ankara’da İstanbul hasreti basıyor insanı :)
Best selfies so far! Go Turkish Stars!
Ah şu çılgın Türkler ;)
"Bizi yakar bizim ateş
Söndürmektir tek çaresi”
Bu sefer ki başka...
6 gün oldu. Ben hala kendime gelemiyorum siz nasıl beceriyorsunuz? Ya da beceremiyor musunuz siz de? Gece yastığa kafayı koyduğunuzda sizin de gözünüzden yaşlar dökülüyor değil mi? Başka türlüsü kötü, başka türlüsü daha acı..
Bu sefer ki çok ağırdı. Ankara’da yaşamayan anlamaz diyorum. İstanbul’daki, diğer şehirlerdeki arkadaşlarım alınıyor. “Ya olur mu öyle şey biz de üzüldük, biz de korkuyoruz.” diyorlar. Diyorlar da anlamıyorlar işte. .. Korku değil bu. Hayır, ben korkmuyorum. Bu sefer ki çok farklı, bu sefer ki başka türlü ağır.
Bakmayın Ankara’nın büyükşehir olduğuna o kadar küçüktür ki aslında biriyle arkadaş değilseniz mutlaka arkadaşlarıyla arkadaşsınızdır. Dersaneler Sıhhıye-Kızılay arasına sıkışmıştır genelde, dolmuş dediğin otobüs dediğin Güvenpark’tan kalkar, ucuz kitap alacaksan mekanın Olgunlardır. Ankara kısır bir döngüden ibarettir yolun sonu hep Kızılay’a çıkar. Öyle bir yerdi ki orası, o gün o saatte herkes orada olabilirdi. Ben değildim ama oraya gidiyordum. Koşup yetişemediğim sonrasında kendi şanssızlığıma sövdüğüm metroya binseydim eğer tam orada olacaktım. Tam o durakta. Tam o saatte. Can gibi, Başak gibi, diğerleri gibi…
Can ve Başak…
Aynı dersaneye gitmiştik bu çocuklarla, babamın da öğretmen olarak çalıştığı dersaneye. Aile gibiyizdir biz orada mezun olduktan sonra kopmazsın. O gün ben ailemden 2 kişiyi kaybettim. 2 kardeşimi kaybettim. Hiç tanımadım onları ama ailemdiler işte. Babamın bir kaç kere Can'dan bahsettiğini hatırlıyorum. Koyu Trabzonsporludur babam, Can gibi.. En çok da mezarındaki o forma acıttı be Can.
Ben onların yarım kalmışlıklarına o kadar kahroldum ki kendime nasıl gelirim bilemiyorum. Aynı umutlarla aynı sıraları eskitmiştik be. Böyle olmamalıydı sanki dimi? Ben çok kızgınım.
Diğer güzel insanlar da o kadar tanıdık geliyor ki bana kaç kere beklemiştik aynı durakta acaba? Bu sefer ki başka ağırdı.Biliyorum, hepimiz ölecek yaştayız. Ama bu sefer ki çok ağırdı işte… Ben kaldıramıyorum. Ben o durakta bir daha nasıl beklerim? Korku değil bu kesinlikle. Ben sizi nasıl unuturum. Ben o Ziraat Bankası yazılı üst geçidi nasıl kullanırım? Nasıl? Sırf güzel kokuyor diye çiçekçilerin yolunu kullanırdım eskiden, şimdi nasıl geçeceğim oradan? Siz nasıl geçiyorsunuz?
“Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!”
Böyle olacak bana da biliyorum. Ama ben sizi unutmayacağım be. And olsun unutmayacağım.
Hepinizin mekanı cennet olsun. Hep dualarımda olacaksınız.