Monterey Bay Aquarium

tannertan36

if i look back, i am lost

blake kathryn
he wasn't even looking at me and he found me
YOU ARE THE REASON

#extradirty

No title available
macklin celebrini has autism
trying on a metaphor

shark vs the universe
occasionally subtle
🪼
I'd rather be in outer space 🛸
d e v o n

roma★
DEAR READER
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

祝日 / Permanent Vacation
dirt enthusiast
seen from Russia
seen from Panama

seen from Brazil
seen from Brazil

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Ukraine
seen from United States

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Mexico

seen from Malaysia

seen from Canada

seen from Russia
@tuhafbirisi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm. Yalnız seni, yalnız senin gözlerini. Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım Ben artık adam olmam bu derde düşeli. Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu, Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.
Öfkelenince neden bağırırız? (kısa yazı okumadan geçmeyin dostlar) Hintli bir bilğin öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince bilgin “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.” “Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.” Daha sonra bilgin öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.
işte okullarda böyle şeyler öğretin aq kırılan kalbi tanjantlar üçgenler tamir etmeyecek amına koyim
Sınıf arkadaşlarımla yazılı sırasında birbirimizi o kadar seviyoruz ki kaş gözle bile halledebiliyoz adsasds
çok üzücü değil mi :( özelliklede dipende da te . kısmı :(
Google çeviriden çevirdim arkadaşlar:
- Nasılsın
- Sana bağlı
Hikâyeye göre günün birinde Franz Kafka, olağan yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”
Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
eskilerin eskimeyen şarkısı benim için bu. çalarken eşlik edilesi,mırıldanılası;biraz sitem,biraz özlem içeren. ama her daim sevgisini sonuna kadar koruyabilen.
beyazyaprak:
Huzur denen o kelimenin fon müziği
Bir şeyler var bu parçada anlamış değilim.Aman ha sakın çözmeye çalışmayın.Sormayın! hiç alışık değildir…
“Hiçkimse senin karanlığını ışıklandırmak için yıldızlar arasından çıkıp gelmeyecek..
Kendin için aydınlık ol!..”
…
şarkının adı nedir
adını bulan bana da söylesin plz
Bu melodiyi hiç sıkılmadan günlerce dinleyebilirim. Eskilerin en güzel şarkısı ancak bu kadar güzel çalınabilirdi.
O kadar özelsin ki.
Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.
-Mustafa Kemal Atatürk
“Dünya, sırf sen üzerinde yürüyorsun diye değişmez.”
Murat Menteş- Antika Titanik