sınıfsal egonuz batsın. "elimin kiri" dediğiniz noktaya muhtaç olmanız, baş eğdirdiğinize mahçup kalmanız dileğiyle.

titsay

#extradirty

Janaina Medeiros

JBB: An Artblog!
One Nice Bug Per Day

No title available

oozey mess

⁂

Kiana Khansmith
YOU ARE THE REASON
Claire Keane
Cosmic Funnies

shark vs the universe
sheepfilms
RMH

Origami Around
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Cosimo Galluzzi
dirt enthusiast
will byers stan first human second
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Puerto Rico

seen from Netherlands

seen from Netherlands
seen from Israel
seen from T1
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Brazil

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from United States
@vaweylal
sınıfsal egonuz batsın. "elimin kiri" dediğiniz noktaya muhtaç olmanız, baş eğdirdiğinize mahçup kalmanız dileğiyle.
eski bir defteri açmış gibi hissettiren sözler, unutsan da unutulmazmış.
dik dur be kızım gören de doğuştan kambur sanacak``
eski bir defteri açmış gibi hissettiren sözler, unutsan da unutulmazmış.
Coles Phillips
onca geceden sonra zeytin dalını geçtim, suçlayacak birini elime verdiğinden beri aynı gözle bakamıyorum kimseye. sevmeyi bilirken kin ve hırs dahil oldu, azar azar nefreti karıştırdım tebessüme. sevdiğin kadar nefret etmek, anlamayasın cümleyi. sen siyahı biliyorsun, beyazı biliyorsun. fakat bir de kırmızı var. kıpkırmızı ve karşılıksız her verdiğin. neden benzetilmiş kelimelerin ardına saklanıyorsun, kimse söylemedi mi kan çanağını.. duvarlarımı öğrettiğinden beri sarmaşıklara direncim gelişti. her yeşili aşacak yol sandım. maymun olduğum ağaç da kırınca kolumu yükseklikten korkmaya başladım. korku tedbire gebedir, ve sen aşamayacak duvarlar ördün benim için.
sağ yanından çizilmiş beyaz şeritler ki kimse geçemesin. zayıf tarafından bilinmesin. 41..42..43. işte bembeyaz sayfan.
geçti
ve bitti``
birisi demişti ki; daha gidecek çok yol var, bu sıkışmışlığın niye.
d a h a g i d e c e k ç o k y o l v a r.
gidişat desen yol değil, nasıl ilerlenir bilinmez. nefes alayım yeter kafasında yaşıyorum öylece, pek bi beklentim yok. onlarca kitap listesi de çıkaramıyorum sahafı kurcalar hoşuma hangisi giderse, kim önsöz kısmını gereksiz diye yutturdu, yaşamadan önce tanımak lazım, kitap için böyledir. düzene oturmuyor, bugün yaşanan sabaha yolcu kalıyor. geçecek bilirim. dakikası dakikasına uymaz kimseye, hesap sormak zor. neyim neciyim ki.. önsöz harici tanışma faslını sevmiyorum, yaşadıkça içini bileceğim ne de olsa, karakter güzellemeleri neyin nesi. dermeçatma hisler eşiğinde yazmak estetik kaygıyı yok ediyor. girişi yok sonucu yok, sadece gelişen hevesatlar ön planda. akarsunun da başını sonunu daha önce hiç görmedim, akıp gitmesine dikkat ettim. ki sonu olmalı. devamı geldiği takdirde tadı tuzu eksilecek, ilklerin yolu gözlenecektir. yarım kalmış yazılar, kitaplar, diziler kafada daha çok yer eder. yarısı bile sonunu getiriyor aslında, tadı damakta kalsın diye her şey. yoksa bizde biliriz son sayfalarını yırtıp kafada devamını getirmeyi. olan olduğuyla biten bittiğiyle kalsın.
bir daha duyamacağını bildiğin ses vardır belki, rehberinden çağrı düşmesini beklediğin, saatlerce dinlemek istediğin biraz da öfke duyduğun -dıt dıt aradığın numara çoktan göçmüş diyardan- üçüncü bip sesinden sonrası rahatsız etmek olurdu. içimden sayarım sürekli..4'e de varır 5'e de. bir daha müsait olamayacak. sorma, kalana daha zor.
neyi beklediğini hiç bilmediğin oldu mu? hayat güzel, hayat su gibi akıyor da, o su gibi akarken kaldırım kenarı oldun mu?
hayat herkese aynı hızdan bakmaz. hâlâ aynı kaldırımda bekler, aynı köşebaşında volta atarım sen ki gününü çoktan bitirmişsindir. yarının hayaliyle demlenir, ne kadar hızlı geçti zaman der yâd edersin kutlu günlerini. çemberden çıkamamış ilerledikçe gerileyen hâlim utanır mı yanında? sıkma canımı. dolu tarafa denk düşmüyor bazı günlerim, utanıyorum yanımdan geçen sıyrılan kendilerimden; göz bebeğinden, siteminden. masada anlamı kalmayınca yüzlerin, başın eğilir yaşından mıdır ağırlığından mıdır bilinmez şahsiyetin eksilir. oturduğun yer diken kapar, tiftiklediğin lokmandan haddi hesabı sorarsın da yumru edinirsin. ittikçe büyüyen geriye düşen bir yumru. boş dönemiyorsun işte, tabağında olmalı diken yutkunmayı öğreten bebek adımlarınca. koşmayı da öğreteceğim sana, ezmeden ezilmeden çiçekleneceksin. efendi, çemberim de gül açmalı benim. bağdaş kurup oturmalıyım bir gülün derinliklerinde* tek bildiğim yeniden doğmak olacak, alçak harflere aldırmayasın. sahi ne kadar hızlı geçti zaman?
omurgasızım demek pek kaba bir tabir, bunun yerine 'çevrem değişirse ben de değişirim' demek daha uygun olacaktır.
kendi kendine kalıplar kuruyorsun, hiç değişmeyecekmiş gibi. beklettiğin kurdun içine yer etti mi şikayet üstüne şikayet dilleniyor. anlamıyorum, ardından gelen kalıplara inat yaşama isteğini. üremiş gibi aynı zamana denk gelen linçleri, gözden düşürme çabanızı anlamıyorum. moda ettiğiniz değerlerin, mevsimsel döngüsünü takipten çıktım. göz açıp kapanıncaya kadar tura çıkmış benliğinizi muhatap almıyorum.
yokluk gördüğünde hiçbir cismin önünde eğilmiyorsun.
milyon tane karınca besliyorum içimde, derimi kemiriyor kendilerince bir çıkış yolu arıyorlar. kaç patika yer etmişse damarlarımdan rengarenk bi'cümbüş akmış; yeşil, mavi, mor. yetmez, kanımda doymak bilmez açlığa yenilip daha fazlasını arıyorum. kinimden tut hırsımdan kalma artıklarımı böle böle yemliyorum onları. kendime dair geriye bir şey bırakmak istemiyorum bu masada. martılar kapsın, kargalar elden ele oynasın -belki hakettikleri değeri verecek göz bulurlar- yeter ki bıraktığım gibi toz olsun, dizlerim dövünmekten vah içindeyken kimsenin ahı kalmasın. vardığımda yer, varmasam da yer.. şimdilik sadece bir karıncanın daha nasibi olmak arzusu var içimde. sonrası sonra.
altını dolduramadığınız yerin üstünü ev bellemeyin.