"akıl mı duygu mu? ikisi de göt korkusundan" okuma süresi yaklaşık 8 dakika
🐢 belki diyeceksin, bu zamanla aşınan duyguların asıl sebebi sana alışkanlıklarını kazanıncaya kadar bir renk sunmaktır. kendini tanımak için. ve diğer insanları. kendini bilmek için ve diğerlerini.
🐇 duygular olmadan yaşayabilir mi insan?
🐢 insanın yaşamaya dair akıldan daha bağlayıcı -- onun insan veya canlı olduğunu daha çok hissettiren bir şey aslında duygular. nasıl olur da insan duygusuz yaşayabilir, değil mi? mümkün mü böyle bir şey?
🐇 sanmam. hayvanların da duyguları olmalı. akılları gelişmemiş olsa da.
🐢 belki akıl dediğimiz de aslında insanın duygularını söze dökme çabasıdır. bunu düşünmek lazım. insanların aklı ideal, böyle insandan bağımsız bir şey gibi sunmaları bana hep tuhaf gelir. insanların kendi duygularını bir şekilde söze ve kalıba döküp, sonra bunu birbirlerine dış dünyaya ilişkin gönderimlerle ifade etme çabasına rasyonellik diyoruz. veya akıl yürütme.
🦁 akıl yürütmenin tutarlı olmasının sebebi, dış dünyanın tutarlı olması değil mi? yani duygularımız o kadar tutarlı değil, bugün sevdiğimizi yarın sevmeyebiliyoruz ama aklımız öyle değil. insanların aklen doğru şeyleri bulmasının, plan yapabilmesinin altında, bu dünyanın da aslında akli olması, akla uygun olması var.
🐢 bir yandan bu doğru ama bir yandan da aklın çözemedikleri de var. daha doğrusu hesap yapılması imkansız ihtimaller var, insanların bunları kendi hesaplarından bilmeleri bana tuhaf gelir. kendini tanımak.
🐇 sanırım (🦁 )ın akla uygun dediği, mesela kainatta bir tutarlılık var. öğrenilebilir bir dünyada yaşıyoruz. bu önemli bir özellik. dünyamız böyle bir dünya olmayabilirdi. nesneler yerlerini değiştirebilir, sebep sonuç ilişkileri bulunmayabilir, en basit fizik kanunları çalışmayabilirdi. insan aklının çalışması için kainatın da bu akla uygun olması lazım.
🐢 belki de tersidir. yani aklımız kainata uygun gelişmiştir. başka bir kainat olsaydı da o kainata uygun bir aklımız olacaktı. sebep sonuç ilişkisi veya zaman, olayların ardı sıra gerçekleşmesi gibi özellikler olmasaydı bu dünyada, bunların yerine başka özellikler olacak ve biz de duygularımızla bu özellikleri anlatmaya çalışacak -- kendimizi ifade ederken o kainata uygun bir aklilik bulacaktık.
🦁 böyle bir akliliğin olabileceğini tahayyül edemiyorum. sen edebiliyor musun?
🐢 hayır, ben de edemiyorum ama bana aklilik dediğimiz, tutarlılık dediğimiz şeyler de aslında bu kainata dair bir özellik gibi geliyor. yani aklımız da bu kainatta yeşermiş bir akıl, burada yetişmiş ve tabii ki içinde yaşadığı kainatla bir uyumu olabilir. bu uyum insanın söylediği şeylerin hepsinin aklen diğer kainatlar da da geçerli olacağını göstermez.
🐇 elimizde tek bir kainat olduğu için bunu bilmek mümkün değil
🦁 elimizde birden fazla kainat olsaydı da (🐢) bize mümkün bütün kainatlardan haberimiz olmadığını söyleyecekti. ben yine de insan aklının kainatların imkanının ötesinde bir gerçeklik ve tutarlılığa sahip olduğunu düşünüyorum. bunu nasıl tartışılabilir hale getiririz, onu bilmiyorum. (🐢)i ikna etmek hemen hemen imkansız çünkü.
🐢 beni ikna etmek imkansız değil ama elimizde tek bir kainat olduğuna göre, belki ortada ikna edilecek bir konu da yoktur. ben aklımın bu kainata uygun yaratıldığını düşünüyorum, sen de aklın kainattan bağımsız çeşitli özellikleri olduğunu ve bunların bu kainat olmasa da bulunacağını düşünüyorsun. benim sana mesela sebep sonuç ilişkisi olmayan veya zamanın bulunmadığı bir kainat gösterip, burada oluşmuş bir akılla kendi aklımızı mukayese etmeyi önermem lazım ama böyle bir imkanım olmadığına göre, birbirimiz ikna etmenin mümkün olmadığını kabul edip bırakabiliriz bunu.
🐇 başta duyguların konuşmayla birleştirilmesine akıl yürütme denir demiştin. yani, tamam, aklımız duygularımızın bir ileri aşaması olabilir ancak bu ileri aşama duygular kadar ıslak, insana bağlı değil.
🦁 mesela bir matematik kitabı açıyoruz, orada hiç duygu yok, sadece bir takım ilişkiler soyut kavramlar üzerinde yapılmış ilişkisellikler ispatlar, bunların sonuçları, çelişkileri falan. bunların da mı duygudan kaynaklandığını düşünüyorsun mesela?
🐢 arka planında en azından bir düzen bulma, kainatın dilini keşfetme ihtiyacı var. insanın matematik yapması veya program yazması veya bunun gibi faaliyetlerinin duygulardan tamamen bağımsız olduğunu söylemek mümkün mü? insanı sayı saymaya iten şeyler, sonra bu sayılar arasında ilişkiler bulmaya iten şeyler temelde duygu. biz duygusunu aklen ifade etmeye alışmış varlıklarız.
bu yüzden herhalde aklımızı temel kabul ediyor ve duygularımızı bastırılması gereken, göz ardı edilebilir bir eksiklik olarak görüyoruz. bu bana doğru bir yaklaşım gelmiyor. en azından şunu kabul edebiliriz herhalde. insanın belli durumlarda aklını kullanmak ihtiyacı duyması duygusal bir meseledir. yani, elindeki taşın ne kadarının altın, ne kadarının gümüş olduğunu anlamak isteyen bir insanın derdi bu taşın özellikleri değil, bununla ilgili alışveriş yapacaksa, buna dair güven arayışıdır. insanların akıl yürütmelerinin temelinde, plan yapmaya çalışmalarının ardında güven ihtiyacı var. kimse kendini tamamen güvende hissettiği zaman aklını çalıştırmıyor
🦁 bu biraz yalınkat bir değerlendirme oldu. insanların başka merakları da olabilir. yeryüzünde sadece güven eksikliğinden kaynaklanan bir şey olduğunu sanmıyorum akıl yürütmenin.
🐢 güven eksikliğinden olduğunu bence kabul edebiliriz. insanın bir şeylere merak duyması da ondan gelecek tehlikeye veya onun getireceği ödüle karşı ilgidir. bunların hepsinin temelinde bir güven ihtiyacı vardır. biz kendi yaşadığımız dünyaya güven duymuyoruz ve aklımızı da bunun için kullanıyoruz. temelde bu. bunun üzerine başka şeyler de iddia edilebilir belki ama insanların neden akıl yürüttüğünü soruyorsan, ben temel duygunun güvensizlik olduğunu söylerim.
🐇 o halde şöyle bir sonuç çıkıyor bundan. aklen gelişmiş ülkeler, diyelim batı ülkeleri ve modern ülkeler insanlarını daha çok güvensizlikte bırakıyor. bu bence doğru değil. eski zamanlarda daha çok güvensizlik olmalı.
🐢 yaşadıkları ortamın tehlikeli olmasına daha çok güvensizlik duyuyor olabilirler ama erken kabilelerin birbirlerine daha çok güven duyan insanlardan oluştuğunu düşünebiliriz. insanların o kadar da çok olmadığı ve dünyanın nispeten anlaşılmış, hayatın da nasıl başlayıp nasıl bittiği belirli olan toplumların sağladığı güven, modern toplumun sağladığından fazla. bunun için ilkel kabilelerin sağladığı mutluluk daha fazla. insanlar güven duyduklarında kendilerini geliştirmek, bilim yapmak, matematik çözmek gibi meraklar edinmiyor, sadece yapılması gereken neyse onu yapıyor ve sonra ölüyorlar.
🦁 o zaman bilimin ortaya çıktığı toplumlarda insanlar arasındaki güvensizlik daha fazlaydı mı diyeceğiz?
🐢 evet. savaşların ve mücadelelerin daha çok olduğu toplumlarda gelişiyor bunlar. insanların birbirini sair sebeplerden daha çok aldattığı, doğruluğun daha zor bulunduğu toplumlarda. bilim varsa, insanlar birbirine güvenmediği için var.
🐇 dini literatürün de önemli bir kısmı akli. onlar da mı birbirine güvenmiyor?
🐢 güvenseler o kadar felsefe yapmalarına gerek kalmazdı. mesela hristiyanların teslis'i açıklamaya harcadıkları emek o kadar fazla ki, bunun için felsefe geliştirmek zoruna kalmışlar. çünkü insanların bırakınca neye inanacakları belli değil. insanların inançlarını kendilerine bırakırsanız, herkes farklı bir şeye inanır. onlara güvenmiyoruz ve neye inanacaklarını, hangi inancın doğru olduğunu onlara biz söylüyoruz.
🦁 organize dinlerin hepsinde böyle bu ama bunun güvensizlikten kaynaklandığını hiç düşünmemiştim. ilkel kabilelerin de mitolojileri var, onlar da bir şeylere inanıyor -- bunu nasıl izah edeceksin?
🐢 tabii ki güven ihtiyacıyla. ancak toplumsal güvensizliği, biz bu dünyada neden varız sorusunun cevabını bir defa verdiğinde, insanlar arasındaki güveni tesis etmek daha kolay oluyor. modern zamanın laneti bu, herkes kendi aklına, kendine başına, kendi bildiğine güvenmek zorunda ve aklımız bizi hiç bu kadar yalnız bırakmamıştı.












