kendimi uzun yol şoförü gibi hissediyorum. geri dönesim var, yolu yarılamışım. şarampole yuvarlanasım var, araç benim değil.
NASA
I'd rather be in outer space 🛸
todays bird
Three Goblin Art
will byers stan first human second
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
🪼

Love Begins

#extradirty

ellievsbear
noise dept.
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
macklin celebrini has autism

roma★

oozey mess

No title available
Peter Solarz
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
taylor price

No title available

seen from Türkiye
seen from Peru

seen from Hong Kong SAR China
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Singapore
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Canada
@agrasifpenguen
kendimi uzun yol şoförü gibi hissediyorum. geri dönesim var, yolu yarılamışım. şarampole yuvarlanasım var, araç benim değil.
-Neden sevgiliniz yok? Çünkü lanet olası zirvedeyim, zirvedekiler daima yalnızdır. Hadi gidelim Osman.
YGS Birincisi4 bölümden 40'ar tane, toplamda 160 soruyu 160 dakika içinde çözmüş öğrencidir. Heyecan yapmamış, stres yapmamış, tek bir tane soruyu bile yanlış okumamış, her bir soruyu 1 dakika içinde yanıtlamış, 160 dakika boyunca şöyle bir gerinip vücudunu esnetmemiş, hatta burnunu bile kaşımamıştır. Türkçe bölümünde 30-35 adet paragraf sorusunun hepsini 1'er dakika içinde okumuş, anlamış, doğru cevaplandırmıştır.İstisnasız!Ve bu çocuk 18 yaşındadır. Günde 18 saat ders çalışabilecek kadar beyni boştur. Hiçbir düşünce beynini işgal etmemiş, hiçbir konuda kafasında merak uyanmamış, bilgisayar oyunlarını bırakınız internete bile girmemiştir. Hatta sınıftan bir kıza bile aşık olmamıştır ki konsantrasyonu bozulsun...Hiçbir düşünce akımına ilgi duymamış, hiçbir düşünce üretmemiştir. Sadece ve sadece test çözmüştür! 18 yaşında dünyayı yeni tanıyan bir gencin dünyasını işgal edecek hiçbir şey onun hayatına girmemiştir. Ve bu çocuk, lanet Türkiye birincisidir.İstediği üniversiteye girerek akademik kariyer yapabilecek, meslek kazanabilecek, iş bulup hayatını geçindirebilecek imkana sahiptir şu anda. İsterse bilim, isterse sanat, isterse düşünce adamı olabilir...Peki, sorabilir miyim: Hangi beyinle?Bir robotla mı karşı karşıyayız? Yoksa belli çevreler tarafından seçilmiş sıradan bir çocukla mı? Normal bir çocuğun bu şekilde hayatının baharını hiçe sayarak çalışması mümkün müdür? Peki yüzbinlerce kişinin hayal kırıklığı yaşadığı bir sınavda en ufak bir gerilim bile yaşamaması?Bu şekilde bir sistemle ülkenin yetenekli ve idealist yüzbinlerce gencini hayata küstürdükleri ve böyle zavallı çocukları makineleştirerek geleceğin önemli adamları diye yutturdukları için, bu sistemi kuranlar da, uygulayanlar da bu ülkeye ihanetin en büyüğünü yapmaktadırlar.Ve yapmaya da devam edeceklerdir.
Kokusunu içine çektiğiniz,boynunu öptüğünüz, ısırdığınız, omzunda yattığınız kişiyi kaybetmeyin. Sonra canınız yanar.
DAYANAMAZSINIZ.
Kırılgan biri değilimdir. Hatta alınganda değilimdir güler geçerim. Ama birine kırıldıktan sonra onunla bir daha konuşmak istemiyorum açıkçası. Çünkü kırdığı şey duygularımdan çok aramızdaki bağ oluyor.
Atatürk’ün İtalyanca tercümanlığını da yapan şoförü Seyfettin Yağız anlatıyor:
"Yıl 1933… Mussolini bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir’i istiyor bizden. İtalyan büyük elçisi Povli Koraçelli Atatürk’ün yanına geldi. Paşa bana ‘Sor bakalım niye geldi?’ dedi. O da ‘Eğer 4 ay içinde İzmir’i bize vermezseniz, zorla alacağız.’ diye cevap verdi. Atatürk, ‘Ben yarın cevap vereceğim.’ dedi. Ben İtalyan büyük elçisine, ‘Yarın sabah 9’da gel, Atatürk cevabını o zaman verecek.’ dedim. İtalyan elçi ertesi gün sabah 9’u çeyrek geçe geldi. Ata, askeri elbisesiyle merdivenlerden indi. Sarı çizmelerini giymişti. Elinde sarı kırbacı vardı. Hayatımın en mutlu anını yaşıyordum. Koraçelli’nin gözlerine baktı. Yutkunduğumu çok iyi hatırlıyorum. Atatürk işaret parmağını kaldırarak 'Söyle o koca herife (Mussolini'ye), o 40 bin askerle İzmir'i alamaz; ama ben 4 bin Mehmetçikle Roma'ya girerim!' dedi. Koraçelli bir şey söyleyemeden gitti.”
"Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın…"
Kafam cam kırıklarıyla dolu. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor..
RESMEN BİR KERTENKELE VOL 2 KDSJFJKSDFSDKFJ
Az yüzünüz gülsün :)
dünyanın en büyük hayır duasını bu post almıyosa ben daha da bişey bilmiyorum
sevap point
Bir ayagin cennette sfhvj
Abi bu çok iyi ya
ay çok güğzsel
Çoook tatlıııı asshwa
Allah razı olsun lan. Sevildiğimi hissettim bi an skjkljkk
Allah tuttuğunuz altın etsin dfgyfg
Nedensizce ağlarken gülümsememe sebep oldu aksfjkjsdflşk
Ayn ağlarken gülümsedim süper ya
resime tıklama ynlış anlaşılırım yoksa ;)