Electro Addictive Series No: 1
macklin celebrini has autism
Peter Solarz
Sweet Seals For You, Always
hello vonnie
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

#extradirty
Lint Roller? I Barely Know Her
sheepfilms
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
untitled
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Love Begins
𓃗
I'd rather be in outer space 🛸

blake kathryn
he wasn't even looking at me and he found me
Game of Thrones Daily

titsay
Keni
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Germany
seen from Russia

seen from United States
seen from Thailand

seen from United States
@backpocketmusic
Electro Addictive Series No: 1
Soundcloud hayatımı ele geçirdiğinden beri hiçbir şey eskisi olmadı. Öyle bir havuz ki amatöründen profesyoneline birbirinden güzel şarkılar dinlemekten sanatçıya olan vefa borcunu unutuyor hep yenisini daha iyisini arıyorsunuz. İşte yine ilk 30 saniyesinde beni alıp götürecek track keşfine çıktığım bir gün karşıma dikilen Kaleida şimdilik tek şarkısıyla playlistte kendine yer bulsa da daha sonrası için ciddili umut beslediklerimden.
Dinleyip kendi anılarımızla, hayal gücümüzle özdeşleştirdiklerimizin aksine bazı şarkıların -ya da şarkı demek çok dar anlamlara yol açabilir- o yüzden; bazı kulağımızdan girip beynimizdeki sinirleri uyararak bizi etkileyen nota kümelerinin kendi hikayesi vardır. Enstrümanlarının senin hayal gücüne, sözlerinin senin hikayelerine, zamanının ise senin geçmişine ihtiyacı olmayan kendi hikayesini tamamlayabilmiş parçalar. Senin üstüne kendinden bir şey daha ekleme gereği duymadan sadece dinleyerek tadını çıkarabileceğin parçalar. İnsanoğlunun ortaya konulan en egoist tavrıyla bu şarkıların oluşma hikayelerini yontup kendilerini özne yapmadan benimseyemediği hatta üstüne bir de değersizleştirdiği bir anlayış düzeninde sivrilerek beni kendi hikayesine alıp götüren Window estetik, ince ve kırılgan olduğu kadar tehlikeli, öfkeli ve tehditkar bir sounda sahip.
İyi haftalar.
Cuma'ları özellikle gecelerini çok sevdiğimi bilen bilir. Bana nedense hep insanların en mutlu ve enerjik olduğu gün gibi gelir. Cumartesi'nin tatil veya yarım gün olmasının mutluluğu önceki 5 gün boyunca erken uyanmanın verdiği yorgunluğu yerle eder. Bir nevi beynin bedeni bastırdığı durum yani. Hatta genele baktığımız zaman 24 saatin en dolu dolu kullanıldığı gün bile olabilir. Yorucu ve sıkıcı bir rutinden, boş ve özgür zamana.
Neyse işte diyeceğim o ki, Cuma günü içerisinde bir çok farklı hissiyatı beraber barındırıyor. Ben de bu şarkıyı hep Cuma'ya benzetiyorum. Hazır shuffle'da karşıma çıkmışken şuraya da bırakayım dedim.
Müzik okyanusunda yüzerken boğulmamak için gerekli ekipmanlardan biri sağlam bir çift paletse eğer Pablo Nouvelle ve Tulliale, al-x, Lulu James gibi isimlerle ortaya çıkardıkları tüm şarkılar bu görevi layıkıyla görür bence. Üstüne bir de böyle güzel bir remix'i çıkınca karşıma pazar gecesine yakışacağını düşündüm.
Popup Cinema tam olarak sabah yataktan düşük modla yalnız uyanan insanlar için o ilk 15 misarable dakikayı yumuşatarak real yaşama daha hafif geçmemizi sağlayan şarkılardan.
Gözünü aç, hemen telefonunun alarmını sustur bu arada whatsapp mesaj var mı, gece instagram'dan kim takip etmiş, like lar ne durumda kontrolünü yap. Bunların hepsi 1 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleşirken, elde ettiğin sonuçlar beklediğin veya istediğin gibi değilse tüm günü kendine zehir etmeye odaklanarak walking dead sahnesine düşmüş gibi 15-20 dakika yaşa ve bu senin bütün gününü, yarınını ve belki de koca bir dönemini kapsasın. Gerek yok.
Nasıl uyandığımız çok önemli. 4 saatlik bile olsa kabuslarla da dolu olsa bilinçaltımız diye somutlaştırsak da hayal dünyasından çıkıp gerçek dünyaya attığımız ilk ve tek adım uyanmak. O yüzden sevdiğimiz birinin, bir şeyin yanında uyanmayı bu kadar seviyoruz aslında. İşte bu şarkı da benim beraber uyanmayı sevdiğim ve gerçek hayatı o 15 dakikada rahat sindirmeme yardım eden destekçim adeta.
Diyeceğim o ki bu postu okuyup şarkıyı da dinliyorsanız lütfen bir kez de uyandığınızda dinleyiniz.
5 saat kadar aralıksız dans ettiğim bir gecenin çok iyi hissetmediğim sabahında evde uykuluk diye tabir ettiğimiz o sigarayı içerken tanıştım Old Look ile. Kafam o kadar güzel, zihnim o kadar doluydu ki sözlerini anlamaya çalışmayı dahi aklımdan geçirmedim. Tek duyduğum "your hesitation speaks to me louder than million words per a minute" kısmıydı. Onun dışında arada 'ever be the same when you finish' diyordu. Fakat bütünüyle şarkı o kadar etkileyiciydi ki anında aldım playliste. Ne Kavinsky olduğunun farkındaydım ne Weeknd, sadece bir parça çalıyordu ve bir anda HOP! artık hayatımın en önemli anlarını paylaşmak için playlistde yerini almıştı.
Zaten ilk dinlediğin an seni yakalamıyorsa, çok da önemi yoktur diye düşünüyorum. O yüzden postu satmaya çalışmak yerine yakaladığı insanların playlistine sinsice girmesine olanak sağlamak şarkının ruhuna daha çok yakışır.
100. postumu da kendimce böyle taçlandırıyorum.
Techno müziğin fark yaratan isimlerinden Le Foss, house müziğin Amerikalı yaramaz çocuğu Marc Kinschen aka MK güçlerini birleştirmeye karar vermiş, yetmemiş "bize bir adet naif sesli, güzel vücutlu, enerjisi yüksek, topuklarıyla setin tepesine çıkıp yeri geldiğinde turntable ezecek, sakin sakin şarkı söylerken içindeki ruh hastasını serbest bırakacak hanım bir kız lazım" demiş olacaklar ki Anabel Englund'ı da aralarına alıp Pleasure State ismini verdikleri yepyeni bir müzik oluşumuna imza atmışlar.
Sessiz sedasız bir de güzel klip çekmişler (tıkla izle) ki nefis olmuş. Müzik dünyasının en son bombalarından biri olarak kabul edilesi bu oluşumu ve ilk meyvesini afiyetle dinleyiniz.
Everybody fucks it up sometimes, but you don't have to be alone.
The music, the lyrics and the rhythm.
I’m up for a real hard time, Now you’ve changed your mind, Knew I’d see the day. “Go on, have it any way. Just enough,” you say, “I’m all yours to take.”
This is all I want from you, Yours to give and mine to lose, This is all I want from you, All I want from you.
You found a feeling that was new, And now we’re half way through, You’re changing all the rules. Say, “Now my friend, if you mind, your name upon this line…” It seemed so black and white.
This is all I want from you, Yours to give and mine to lose, This is all I want from you, All I want from you. This is all I want from you, Time to change and time to choose, This is all I want from you, All I want from you.
Hava çok soğuk.
Gazımı almıştım neredeyse her gün şarkı paylaşıyordum ki Danimarka'ya dünyanın en iyi festivallerinden biri olan Roskilde Festival'a gitmem icap etti derken derken hala etkisi altındayım. Neyse bu kısıma daha sonra geleceğim, uzun uzun anlatacağım festival maceralarımı.
Bu dinlenme şarkısı olsun. Sanki yorulmuş sokaklarda diye başlıyo gibi geliyor her seferinde ama, yooo hayır. yok öyle bir şey.
Melankoliden uzak, hüzünleri kenara bırakmamızda yegane yardımcımız gecelerin şahı, İstanbul'u İstanbul'a benzeten kaos dolu Cuma günlerini seviyoruz tabii, ama Banks'i biraz daha fazla seviyoruz. Brain ise daha kişisel olarak benim favorim olarak öne çıkıyor biraz.
Metafor olarak ayrı, organ olarak ayrı, şarkı olarak apayrı seviyorum. Sanki şarkı bana yazılmışçasına da bir benimsemişim ki oyh.
Neyse Roskilde Festival'da canlı dinleyeceğim için öyle heycanlıyım ki umarım sahneye atlamam...
Life is round: we're stuck on this wheel. Living and dying. An endless circle.
Until.. Someone breaks it. You came in here, you rupture the pattern. Bang: the whole world... gets wider.