Foto1: Nerde mi uyuyorduk?
Foto2: Yemek zamanı
Foto3: Güzel insanlar
Foto4: Kahvaltıda öncesi, food blessing için beklerken
Foto5: Bir sabah yine Tai chi yapıyoruz..
Bir sevgi hikayesi; Mindfulness Project / Tayland - Part I
Georgetown'dan Tayland'a geçmeden birkaç önce Workaway'e şöyle bir göz atıyorum ve ‘gitmek isteyeceğim şey budur’ diyeceğim, beni acayip heyecanlandıran, içimi kıpır kıpır eden bir proje buluyorum. Adı Mindfulness Project. O kadar hoşuma gidiyor ki hemen başvuruyorum ve hemen de kabul ediliyorum. İlk defa kafamda kabaca bir aylık Tayland planı yapıyorum. Önce Tayland'ın güneyinde Hat Yai'da bir gün konaklayıp sonra Ko Samui, Ko Pha Ngan, Ko Tao adalarında ada sahilleri demeye ve kopmaya, ardından Khon Kaen'de olan projeye geçip nirvanaya ulaşıp sonra bunu Chiang Mai ve Pai'da taçlandırmayı düşünüyorum. Plan güzel değil mi :)
Bir minibüsle Malezya'dan Tayland'a geçerken sınırda bir sürpriz oluyor. Karadan geçince 1 ay değil 15 günlük vize verildiğini öğreniyorum. Kabaca bile olsa neden plan yapmamak gerekiyor, bir kere daha görmüş oluyorum :) Tabi ki benim planım sadece kafadaydı. Projeye gidiş tarihlerimi ayarlamış, 1 günlük de Hat Yai'de konaklama için rezervasyon yapmıştım. Projeye gitmeyi çooook istediğim için ilk işim projeye katılım tarihlerimi değiştirmek için projeye mail atmak oluyor. Sonuç olarak ada sahilleri, kuzeyin spritüel ve hippi şehirleri herşey yalan oluyor ve bu Tayland gezisini (part I diyelim, devamı olacak :)) sadece Mindfulness'a ayırıyorum.
Peki nedir bu Mindfulness Project? Kısaca, doğa ile uyum içinde komunal bir yaşam formu denemesi ve bunun spiritüellik ile harmanlanması diyebilirim. Az buçuk duyarlı (ne demekse o!) herkesin kafasını kurcalayan temel sorular var aslında. Yaşam biçimlerimizin başta kendimize, sonra insanlığa, sonra da diğer canlılara ve doğaya verdiği zararlar var. Bu etkileri minimize etmeye yönelik ne yapabiliriz? Mindfulness Projesi meditasyonun, yoganın, sanatın, barışçıl iletişim yöntemlerinin, sağlıklı beslenme biçimlerinin, doğal mimari yöntemlerinin, permakültürün, sevginin ve kahkahanın bir araya geldiği sürdürülebilir bir yaşam formu ile çözüm oluşturmaya çalışıyor.
Teorik cümlelerden pratiğe geçersem Mindfulness'ta yer almak isteyen gönüllüleri şöyle bir program bekliyor;
5.30 - 6.00: gong sesi ile uyanmaca/ayılmaca
6.00 - 7.30: yoga (bazen tai chi, bazen thai mesajı)
7.30 - 8.00: meditasyon
8.00 - 8.45: karma yoga
8.45 - 9.15: kahvaltı
9.15 - 9.30: sabah kucaklaşması ve iş planlaması
9.30 - 14.00: çalışma
14.00 - 14.30: öğle yemeği
14.30 - 18.00: serbest zaman
18.00 - 19.00: talking circle (muhabbet çemberi)
19.00 - 19.30: akşam atıştırması (akşam yemeği yapılmıyor, sabah ve öğle yemeğinden kalanlar yeniliyor)
19.30 - 21.00: budizm öğretileri
Sabahların özelliği sessiz olması. Kahvaltı bitene kadar konuşulmuyor ya da konuşmanız icap ediyorsa fısıltı şeklinde konuşmalar tercih ediliyor. Genelde 20 civarı gönüllü oluyor hep ve yaşam alanı ortak. Özel alan pek yok denebilir çünkü yattığın yer ortak bir çatı altında birbirinden sinekliklerle ayrılan matın ve uyku tulumundan oluşan bir alan. O yüzden sabahları biraz daha içe dönmek ve doğayla sessizce baş başa olmak çok güzel.
Karma yoga nedir derseniz kendine ve diğerlerine hizmet etmek diyelim. Yaşadığın alanı/tuvaletleri/etrafı temizlemek/süpürmek, kahvaltıyı hazırlamak, varsa bulaşıkları yıkamak, yoga matlarını toparlamak/temizlemek gibi. İş bölümü oluyor, herkes bir şeyler yaptığında kendi yaşadığın alanı daha güzel bir hale getiriyorsun aslında.
Beslenme vejetaryan. Aslında vegan da denebilir, tek bozan şey arada yumurta da yeniyor olması. Sabah kahvaltısının fix menüsü müsli ve meyve salatası. Ama bu müsli bildiğiniz gibi bir müsli değil. İçine fındık, fıstık, kuru üzüm gibi besleyici gıdalar eklenip hindistan cevizi sütü ile kavrularak hazırlanıyor ve acayip lezzetli oluyor. Genelde 2 günde bir de yumurta pişiriliyor ek olarak. Pazar günleri ise çikolatalı müsli günü! Ne kadar muhteşem bir şey olduğunu anlatamam :) Herkesin yemeden önceki heyecanını ve mutluluğunu görmeniz lazım. Yemeden önceki diyorum çünkü her yemekten önce food blessing (yemek duası diyeyim tam karşılığı olmasa da) oluyor. Yemeğin önümüze gelmesinde emeği geçen herkese (çiftçiler, yemeği hazırlayan kişiler, tüm canlılar, doğa ana) teşekkür ediliyor ve yemeğin yardımımıza ihtiyacı olan tüm insanlar ve doğa için bir şeyler üretmemizde bize enerji sağlaması için bir aracı olması temenni ediliyor. Dini bir anlam barındırmadan ziyade kendine, insanlara ve doğaya bir şükran aslında.
Kahvaltı, öğle yemeği, muhabbet çemberi, öğretiler gibi tüm ortak etkinliklerde çember şeklinde oturuluyor bu arada. Herkesi eşit düzeyde görebilmek ve topluluk hissini aktif tutmak için güzel bir yol.
Kahvaltıdan sonra iş bölümü yapılıyor. Herşey gönüllük esasına dayalı. Yapılacak işleri Christian belirtiyor, hangisinde yer almak istersen ona dahil oluyorsun mutfak, bahçe işleri, doğal inşaat işleri gibi. Ardından kucaklaşma faslı başlıyor :) Çemberde herkesin bir numarası oluyor ve eşleştiğin numara ile kucaklaşıyorsun. Birisini 20 sn'den uzun süre kucakladığında vücudundaki kimyasalların dengesi değişmeye başlıyor. Kucaklaşmak güvenin, sevginin ve bağ kurmaya başlamanın şükela bir aracı. Bir ara bir video paylaşmıştım facebookta. Bir uzakdoğu ülkesinde ana okulu öğrencileri çember şeklinde oturup birbirini kucaklayarak güne başlıyorlardı, ‘ben de böyle güne başlamak istiyorum’ yorumunda bulunmuştum. İsteyince gerçek oluyormuş demek ki :)
Yaptığımız işlere gelince temelde 2 iş var. Birincisi doğal mimari/inşaat, diğeri permakültür/bahçe işleri. Yaşam alanımız olan araziyi bize veren Tay köylü, aylar süren yoğun ısrarlar sonucu ‘sana bir ev yapalım’ teklifini kabul ediyor ve ona doğal mimari yöntemleri ile Christian'ın bilgi paylaşımı/organizasyonu ve gönüllülerin çalışması ile bir ev yapılıyor. Koskocaman bir ev! Ben gittiğimde neredeyse bitmek üzeredeydi, inanılmaz! Anlatacak çok hikaye var. O yüzden bir kısmını ikinci bölüme bırakıyorum, zaten destan oldu sanırım yazdıklarım :) Bahçe işleri ise ya kendi yaşam alanımızda permakültür uygulamaları yapmak ya da civardaki organik tarım yapan çiftçilere/stk'lara yardım etmek üzerine kurulu.
Gelelim muhabbet çemberine. Mindfulness'ı en anlamlı kılan bölümlerden biri bu. 2 soru soruluyor. İlki hep aynı. Günün en güzel anı neydi? Bu sorunun amacı insan beyninin negatif olayları hatırlama eğilimi daha baskın olduğu için beyne biraz takla attırmak ve evet, güzel şeyler hep oluyor. Biz sadece farkında olmamaya, önemsememeye meyilliyiz! İkinci soru ise her gün değişiyor. Amaç yüzeysel konuşmalardan ziyade insanların birbirine dair daha fazla şey öğrenebilmesi ve bağ kurabilmesi, aralarındaki ilişkiyi derinleştirebilmesi. Mesela, hayatta örnek aldığın kişi kim, kendinle ilgili en sevdiğin/sevmediğin özelliğin ne, kendinde bir şey değiştirebilecek olsaydın bu ne olurdu gibi. Muhabbet çemberinde herkes sırayla konuşuyor, o yüzden bir nevi topluluğa konuşma yapmış oluyorsunuz. İnsanların en çok korktuğu konulardan biri topluluk önünde konuşmak. Korkularla yüzleşmek için güzel bir ortam. Orada kaldığım süre boyunca az muhabbet ettiğim insanlara dair bile çok şey biliyorum aslında bu muhabbet çemberleri ile, enteresan..
Son olarak ise budizm öğretileri. Christian, 40'lı yaşlarda. Çok şey yaşamış, deneyimlemiş. Çok meşhur bir müzik grubunda yer alıyor yıllarca, kendi işini yapıyor bir süre. Bir zaman sonra hayat onu eşi Anya ile beraber spiritüel bir yolculuğa sürüklüyor ve budist rahip/rahibe oluyorlar. Tabi şimdi aklınıza keltoş turuncu, beyaz kıyafetler içinde insanlar gelmesin :) O süreçten de geçiyorlar haliyle, onlar şimdi daha ziyade insanlara ve doğaya hizmet peşindeler. Bu konuşmalar ise sadece budizme dayanmıyor aslında. Kişisel dönüşüme aracılık edecek budizm, psikoloji, iletişim konularından kupleler diyelim. Budizm & benliksizlik, Carl Jung ve arketipler, sevgi ve loving kindness (sevgi/şefkat) meditasyonu ben ordayken yapılan öğretilere örnekler. Bu söyleşilerin en güzel yanı Christian'ın anlattığı şey ne olursa olsun seni düşünmeye itiyor olması. Allahtan beyin bedava :)
Biliyorum ki dünyanın bir köşesinde bir evim daha var, Mindfulness Project. Daha anlatacak çok şey var..