insanın sarılınca geçeceğini düşündüğü ne çok sızısı varmış.

❣ Chile in a Photography ❣
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
occasionally subtle
Noah Kahan
sheepfilms

Love Begins
Claire Keane
Phantogram Three
One Nice Bug Per Day
Mike Driver
The Stonewall Inn
Today's Document
I'd rather be in outer space 🛸

Jimmy Eat World
Show & Tell
EXPECTATIONS
No title available

titsay
RMH
Fieri Frames

seen from United Arab Emirates
seen from Colombia
seen from Philippines
seen from United Kingdom

seen from Japan
seen from Vietnam
seen from Türkiye
seen from Philippines

seen from Canada
seen from Vietnam

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Qatar

seen from Philippines

seen from Türkiye
seen from Ecuador
seen from Colombia
seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from United States
@harmanyeri-blog
insanın sarılınca geçeceğini düşündüğü ne çok sızısı varmış.
Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
"Muhakkak ki onunla aramda doğumumdan önceye ve ölümümden sonraya uzanan bir hesap vardı."
Parmak uçlarını öperek gitmeliyim
Tarlalardan kalma o avuçlarının çizgilerinden öpsem, koklasam parmak uçlarındaki emeklerini gecenin. Bana bıraksan da yaşamak denen bu hissizliği, tütün kokan o parmaklarını hiç bırakmasam. Sonunda uzun uzun susmak için, bir hikaye anlatsan, toprak, deniz, bozkır. İklimleri olan bir şarkı söylesen ya da, ikindileri olan kadınlar için. Şimdi burada ve orada. Şimdi tam nefes borumda, bağrımda, alnımda. Bir kasım korkaklığıyla hayal kurmaya benziyor şimdi, bütün devrik cümleler. Oysa avuçlarında öldürmek tüm kokuları, korkmadan sevmek gibiydi avuçlarını. Hayalse şu yaşadığımız, öldüğümüze beni inandır. Avuçlarından öperek usulca, dua ederek her günün için.. Şimdi gitmeliyim diyorsam, gitmeliyim. O güzel çöl çiçeksizliğinin gecelerine bırakıp gülüşlerini, güldüğünü düşündüğümde cennete düşmeden gitmeliyim. Alnını düşünmeden ve bir düşü daha tüketip öyle büyük ve ürkek, öyle saf ve sahi, nereden vurulduysak oradan gitmeliyim. Gitmek ölmek yarısı diyenlere, kalmayı anlatmadıkları için. Ölmek ağır gelmesin diye şimdi cana, avuçlarında bir düş yakarak, parmak uçlarını öperek gitmeliyim. Kasım / 2013
Babadan Mektup
Güzel kızım Adı denizden gelen kızım Diyeceğiz sana insan hakları O gün sakın açma gazeteleri Diyeceğiz sana kardeşlikten barıştan Dakikada binler ölüyor açlıktan Demeyeceğiz tabi En özgür gelişmiş ülkeler En sıkı silah tüccarları
Kavga
sokak lambalarından görünen bu gerçekler bizim ülke ülke doluşmuşuz evlere, sokaklar kayboluyor yaşamak denen bu kavgayı paylaşmanın fikri, aklımızın ucunu bile korkutuyor güçlü olanların içinde güçsüz kalanlara merhamet etmeyi, meziyet sayıyoruz hala sevgilim.
bebekleri, köpekleri, körpe delikanlıları, atkılı anaları, çorabı yırtılmış babaları gördüm o yüzden üşümek artık bir ihtimalden daha fazlası, yoksulluk hala bir cigara parası sevgilim
ah! dünyaya bu çağda gelmiş olmak canıma okuyor!
ay aralık, ay hilal.. dışarıda kar yağıyor sevgilim dünyada bu kadar acı varken ben yine seni seviyorum demekten utanıyorum
Affet, seviyorum!
Gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir.
Şiir gibi hissetmeli bir şeyler
şimdi ben bunları düşünmesem kimsesiz kalmaktan korkuyorum iyi mi o kızı bir daha görememekten kul vefasızsa kader ne yapsın diyememekten korkuyorum Allah'ım ve görünürde bir yorgan yok yani durum son vapuru kaçırmak kadar tehlikeli
Başın sağ olsun Clementine, ucu kırık bir umudu saplayıp kalbine ölmüşsün. Sen eskiden de böyleydin, esmerliğine indirgediğim bütün kutsal kelimeleri parça parça ederdin. ‘Shocking Blues’ çalardı, sen teybi kırardın. Oysa dans etmemiz gerekirdi mor kanatlı periler gibi.
- Dedde
Senin gözlerin benim gerçeğim
(sendeki telaşa onlarla inandım)
bakmıyor bana,benden uzakta
Aramızdaki mesafede gerilen bir teli inletiyorum seninle sesi ben duyuyorum tek, birşey duyduğu yok kimsenin benden başka
Bir hülyanın hatırasında kasıp kavuruyorum kendimi diyorlar ki, hayat yalandır, aşk da. Nasıl inanırım,o; olmak istemiş de olmamış bir yarım nefes gibi şuramda.
Sana dokunamayacak kadar ürkek kalmış olduğum bu mesafeden dön/erken sen önce ayaklarının gerçekliğine inandır beni,
inanmak istesem de senin gidişin yalandır bende.
— Birhan Keskin
üşüyorum kapama gözlerini…
“Yanımdaki iskemleye oturdu, gözünü uzaklara dikti, çekmeye can atılan bir ceza kadar güzeldi.”
Çoktan gitmiş birini içinden gönderememek; artık bir şarkının en derin cümlesi... "Yanımdan geçip öyle gitme. İnsanlar gittii, yıllar, sen gitme. Sen gitme. Yanımda kalsın korktuklarım, şehirler düşsün, sen gitme. Geçip gitme."
Düşünürsün saçlarının o rüzgar yerinden öpmeyi, yüzünü avucuna alarak, aslında göze alırsın kaybetmeyi... Sonra, sonrası yok...
Biraz acı, biraz dua, biraz şiir. Esas olan ne varsa bu kadar.
"aşk biterse yorulur insan, ben ne zaman ölürsem neşet yoruldu desinler." neşet ertaş