“ i just want to love you in my own language “

tannertan36

PR's Tumblrdome
AnasAbdin
Lint Roller? I Barely Know Her
One Nice Bug Per Day
trying on a metaphor

Origami Around

Love Begins
will byers stan first human second
ojovivo
occasionally subtle

#extradirty

JBB: An Artblog!
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

pixel skylines
sheepfilms
wallacepolsom
Claire Keane

Andulka
DEAR READER

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Chile

seen from United States

seen from Ukraine

seen from Singapore

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Mexico
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Cambodia
seen from Ecuador
@jomapel
“ i just want to love you in my own language “
acı.
vurdu.
copyrightmış peh, bu kafayla olmaz...
ben gittim.
>>> http://8tracks.com/jomapel
sıkılma zamanlarını özlemek zamanlarındayız. bir şey olmasa ya bi' gün serseriliğe zaman olsa...ya da akılda olmasa sorumluluklar, hatta sorumlu olmadığın zorunluluklar, mecburiyetler filan. şöyle dinlediğim gibi hissetsem. tatlı renkli keklere bakan aç çocuk gibi hissetmesem şu şarkıları söyleyenlere bakarken, benim de içimden gelse kaybolsam bulunmasam...
ama hayat var.
gelecek yine ama, zamanı gelecek.. sarı yapraklar zamanında olmazsa, beyaz karların üzerinde güleriz, o da olmadı yeşermiş çimenlerin, belki de ılık kumsallarda ama gelir zamanımız bizim de. di' mi?
...."who knows?"
yapılacak hiç bir şey yok.
Güzel şey hayat, hayattakiler...
her gün yanımda da olsan, gittiğin saniye pek bir bekleme tadında geçiyor. bi 'seni değil ya şımarma hemen, her şey öyle gibi geliyor ki bana.uyku da öyle, açlık da tokluk da mesela, yada bilgisayar oynamak mesela, ama düşündüm de insan yok başka böyle, sen gibi...
huzur bir başka şey...
her şey kolay da hayat çok zor.
yollar açık aslında, yola çıksak..aşırı kolay mutlu olmak da zor bazen, hemencik mutsuz da oluveriyorsun ama kollarını açınca o biri hepsi nasıl da yok oluyor gözünde büyüyen şeylerin... şöyle zamanları yazmak lazım, işte umut dolu, sona kadar gidebilecek güçte saatleri not etmek...umutsuzluktur çıkar gelirse bir yerden amaan diyebilmek için.
o yol yoksa bu yol var...devam...
"the illusion that i need you"
üzgün şarkıların bile şahane sololarıyla mutluluk verdiği şu günlerde canımız çok tatlı, canımız çok mutlu. canımız var o değil de (: ne güzel şey yaşamak. şahane şarkılarla hele ki...
gözlerim doldu, kalbim sıkıştı. yok yok duygusallıktan değil tamamen muhteşem bir şeyden büyülenme sebepli, geikesiz kimsenin pek umut bağlamadığı hooverphonic hepimizi orkestralı canlı performans albümüyle utandırıp aşırı sevindirdi sanıyorum. neyse iyi ki varlar... nalet karı bir geike değilsin ama sen de çok başka bir şeysin... aferim len noemie ...
"orta dünyada birer bira içiyor gibiyiz sanki karşılıklı, herkes yorgun etrafta. turin yine üzgün filan...
sonra kapı açılıyor gıcırdayarak. sen dönüp bakıyorsun umursamaz bakışın birden değişiyor. içeri doluyor geçmiş filan. baka kalıyorsun sen geçmişe, ben de sana. üzülüyorum üzülmene, şaşırmıyorum ama yaşıyor gibiyim seninle acını. nefes alamayacak iken sen uzatıyorum bardağı sana doğru kendine geliyorsun. yalnız değilsin karanlık ve soğukken anlıyorsun. sonra geçip gidiyor geçmiş. sen gıcırdayan merdivenlerden odana çıkıyorsun. her yerin gri ve kahverengi olduğu bir handa pencereden bakıyorsun. yalnızlık mecburi değil ya bu sefer, onu seçiyorsun. soğuk zamanlar geçti ya pencereyi açıyorsun. handa çok beklemeye lüzum görmeden yoluna devam ediyorsun. oradaki tüm umudu da yanına alıp terk ediyorsun bu zamanlar diyarını. yaşamaya, savaşmaya, sevişmeye doğru yalnız başına yol alıyorsun. mutlu oluyorsun sonralarda bazen de ölesiye mutsuz. ama hayat hep öyle şeyler içeren bir ağrı, biliyorsun.
hatırlıyorsun bazen, gri çarşafın dokusunu, kahverengi merdivenleri... o kadar..."
indie nedir, nasıl yapılır ?
klişemsi başlayıp efsanemsi devam eden şarkı sözleri, müziği, rahatsızlık hissini anlatırkenki iç huzuru filan... pek ben diyorsun dinlerken...
bakar mısın hocam, "one more spoon of cough syrup now" lütfen...