Kettcar – found in Mitte

Kaledo Art
RMH
TVSTRANGERTHINGS
Three Goblin Art
dirt enthusiast

Origami Around
Acquired Stardust

★
tumblr dot com

shark vs the universe
NASA

ellievsbear
No title available

#extradirty
I'd rather be in outer space 🛸
Monterey Bay Aquarium

@theartofmadeline
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sweet Seals For You, Always

roma★
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from China

seen from Australia
seen from Mexico
seen from T1
seen from United States
seen from Costa Rica
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
seen from Azerbaijan
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@nuurrk
Kettcar – found in Mitte
benim guzel hatalarim var.
n i y e?
sen, men bir de bu şeher bitmeyen keder, yene payız... küçeler ayaz, küçeler dayaz yağış yağır dünya ağlayır, bize ağlayır niye ayrı düşdük, bir şeherde? niye ele? men tinleri seçirem qisa fikirleri uzun eden tinleri sen yolları keçirsen hansı biri qovuşmamamızı ister ki? yar yar yar... niye bele uzundur bu yollar?
xxx-amsterdam
artık uzunca yazabilecegim yazıların oldugu bir hayat yerine daha kısa sade yazıların olabilecegi bir hayat secmek oldu galiba son 3-4 ayda yaptigim.
amsterdam’da bir kafede neden boyle bir sey yazdigimin pek bi aciklamasi da yok aslında..
“oradan bakınca nasıl gözükürüm hala?” diye güzel bir şarkı sözü kulagımda.
hava guzel..
ortamın her zamanki gibi en yalnızlarından oldugumu her etrafa baktıgımda hissedebiliyorum. bi cumartesi günü ben sabah dolasmaya ayırdım, ogleden sonra geldim ve calısıyorum.
sanırım bu kadar calıstıgım icin artık uzun seyler karalamanın mantıgı olmadıgı bir donem.
bi ceyrek asırlık ömrümde kac kere klavye tuslarına bastım, kac kere yazı yazdım, kac mail attım, kac mesaj attım.. neler yaptım? hic bi fikrim yok.
bazen keske boyle seylerin scalasını tutsaydım ya da oyle biesey olsaydı iyi olurdu diye dusunuyorum.
sizce de iyi olmaz mıydı?
hayatımdan bu zamana gecen / giren insanlara sormak istedigim sorulardan birini sarki sozu yapmaları cok etkileyeci bir nev-i.
“ordan bakınca nasıl gözükürüm hala?
güler misin?
bakar mısın? öyle..”
yalnızlıgımızın adeta gülmekten kendinden gectigi bir doneme daha hosgelmedik mi?
nasıl gülelim bakalım öyle? diye sormak isterim aslında.
bi zaman once bıraktım aslında neden yasıyoruz ki amına koim adlı soruyu. neden bıraktım bilmiyorum. yasıyoruz diye galiba iste.
kalpleriniz krıık.
yalnız hissettiginizde siz napıyorsunuz? müzik mi? seyehat mi? kosu mu? okuyor musunuz? napıyorsunuz hakkatten ya?
boyle garip hisler neden bazen basımıza geliyor bilmiyorum.
hislerimi bırakalı oldu aslında baya ama bazen böyle yakalıyor. kemandan mı olsa gerek?
trompet olmasın?
onu bunu bırakında, 2 gün önce ilk defa sacımda ilk defa beyaz gordum.
ceyrek asırda 1 beyaz iyidir dimi ya?
eyvallah.
i don't need a reason for what i became i've got these excuses they're tired and lame i don't need a pardon, no, no, no, no, no there's no one left to blame i'm leaving the table i'm out of the game
ruh.
“turp günlerinden bir gün sabah beş, dilimde bir şarkı nasılsa beleş. bendeniz şekerlerin oğluyum cebimde güneş... misal, düşmemiş bir kar tanesiyim, varsay uykuda bir köy hanesiyim, içim ihtiyar savaş gazisi... talebim değil hanlar hamamlar gömme saraylar... sahibi olduğum her şey rüyalar... herkesin doyduğu bir çıkma ekmek, senin de öyle...
pantolon ceket sokaklar benim... bastığım toprak ağaçlar benim... neler gördüm neler görmediğim... aldım ihmalden planlarımı... gezdim çıkmazda sokaklarımı... kadınlarca derya yüzdüm saadet bulmadım beyaz attan düştüm, ne hükmüm kaldı, ne prensliğim... herkesin doyduğu bir çıkma ekmek... senin de öyle...” rehber - ruh
yes, i’m changing
"Yes I'm changing, yes I'm gone Yes I'm older, yes I'm moving on And if you don't think it's a crime you can come along, with me" Love it.
tame impala - yes, i’m changing
uzun.
evet, biraz uzun bir zaman olmus. en son buraya biseyler karalayalı bayaa olmus, bayaa bayaa. ama bayagi degil tabii ki.. cok yogun donem, tahmin edilebileceginden daha fazla stresli, yogun, mesgul bla bla bla... kasvetli cümlelerle okuyan 2-3 kisinin canını sıkmak istemem zaten. ama her aksam yataga girerken, huzurlu, biseyleri yapmıs olarak bilmek, bugünde yine savastım kazanamadım / kazandım ama savastım diyerek girmek sanırım rahatlattı en cok bu son 10-11 aylık donemde. ama ne oldu ne bitti, emin olun bende bilmiyorum. nasıl gecti ne ara geldik temmuz’a, ben yine neden moskova’dayım, hava neden yagmurlu, 2015 yılı temmuz ayı sıcaktan kavrulmamız gerekirken neden üsüyoruz. üsüttük mü? inanilmaz bir iklim burası cok garip bir yer. yıllar boyunca icine kapanan bir ülke, cok garip. söyle hayal edin, yıllarca diliniz yoktu ve bir anda konusmaya basladınız, benim icin rusya böyle bir yer. ne zaman sorulsa bu ornegi söyluyorum cunku gercekten oyle.
degistik mi, nasıl gidiyor hayat sorusuna hala “eh iste” devam mı ediyoruz? hayat nasıl gidiyor? yine bilmiyor muyuz? öylesine yine “iyi ya” diyip devam mı ediyoruz? akısına mı bırakıyoruz? hayat nasıl gidiyor hakikatten, sanırım bildigim tek sey bununla ilgili “cok hızlı” ordayım, burdayım, şurdayım. hep bi üçgen içinde hissediyorum kendimi mesela, ya siz sayın okuyan? belki de benim favori sarkı sözüm “Triangles are my favourite shape, Three points where two lines meet.” oldugu icin olabilir mi?
bilmiyorum sayın okuyan, bilmiyorum.
bazen bazi seyleri cok istemek iyi mi / kötü mü? ben bilmiyorum. hayatımda en cok istedigim sey olursa ondan daha fazla istedigim bisey olucak mı acaba? ulastıgımda ne olacak onu da bilmiyorum. ulasmaya ramak kalmıs durumda mesela sayın okuyan. 3 haftayı doldurduk, karar asamasindalar. olursa hayatıma bambaska bir sayfa acacagım, olmassa denemeye devam. peki sen hic vazgectin mi? kabullendin mi? mesela, sokaga cıktıgımda isyan eden insanlar yerine hep kabullenen tipler / insanlar görüyorum. bu sekilde yasamayı kabullenen, isyan etmeyen, ettigini bulan, daha fazlasını istemeyen. neden? sorun ne bu insanlarda sayın okuyan sizce? son zamanlarda en cok korktugum sey, kabullenmek. ben isyankar bi adam degilim, cok fazla hic bi zaman olmadım. sanırım nerede isyan etmem gerektigini bildim. ama bu durumu insanlar nasıl kabul ediyor? neden bir iken ikiye kosmaya calısmıyorlar. bu cok garip degil mi sayın okuyan.. yoksa bunlar vazgecenler mi? bittik biz diyenler mi? nefes almakla yetinenler daha fazlasına kosmak istemeyenler mi? garip. mevzu aslında cok basit degil mi, “kaybettiginde degil vazgectiginde yenilirsin..”
o zaman okuyun, sevin, sevişin, dinleyin, gezin, görün, bakın, keşfedin, hayal edin, yapın, koşun, bırakmayın, yetinmeyin, .... .. .
neden hala tüm işlemlerin sonucu =1 ?
anlamıyorum sayın okuyan.
iyi geceler, “jeremiah looking down and you know where you're looking on down do you know where you go you're headed on the strings for the e-x-t-ı-n-c-t”
the gospel of john hurt / alt-J
it’s in the eyes?
∆
une immense espérance a traversée la terre une immense espérance a traversée ma peur
We'll see you soon each other meine Liebe.
Hallo meine Lieber Berlin!
simple math
"The victim should have the right to end his life, if he wants. But I think it would be a great mistake. However bad life may seem, there is always something you can do, and succeed at. While there's life, there is hope."
Professor Stephen Hawking
yüzerdik.
“anılar rüyalar senle dolu,ucu ucu gözükmeyen deniz,
yüzerdik…
dibi sonu olmayan deniz,
yüzerdik… yüzerdik… yüzerdik…
ordan bakınca nasıl gözükürüm hala?
güler misin? bakar mısın? öyle…
hadi söyle…
söyle…”
No Land - Yüzerdik