Yazdık yazdıkta ne oldu sanki, hep satırlarda kaldı ismimiz,
Neye yarar bilmem ki, bir gönüle girmedikçe cismimiz...
@ayhancabakislar
seen from China
seen from China
seen from Dominican Republic

seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Vietnam

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from Russia
seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from Dominican Republic
seen from United Kingdom

seen from Croatia
seen from Croatia
seen from United States

seen from Dominican Republic

seen from Malaysia
Yazdık yazdıkta ne oldu sanki, hep satırlarda kaldı ismimiz,
Neye yarar bilmem ki, bir gönüle girmedikçe cismimiz...
@ayhancabakislar
İmam Malik Hazretlerine sordular:
İnsanlar sadık dostlarını akrabalarından daha çok seviyorlar; nedendir?
Hazret şu cevabı verdi:
Akraba cisimden dost ise ruhtan doğmaktadır.
.
.
.
The glow and colours of the meteor dazzle me, imagine a meteor like this falling to Earth, waow.
4. Gün: Fotoğrafçı Günlüğü
22 Temmuz 2024
İnsan bence hiçbir şeyi tutkuyla yapmıyor. Zaten tutkuyla da sevemediği için. Ne zaman ki bir performans kaygısı giriyor, işte o anda ne tutku kalıyor ne de sevgi. Uçuşuyor boşluğa o iyi duygular.
Hayatım boyunca hep anı durdurucu olarak tanımladım kendimi. Seçmeceydi o anlar, benim ürünlerimdi. Hayatta da hiçbir şey beni bu kadar heyecanlandırmaz ve hayata bağlamazdı.
Şimdi ise geldiğim noktanın bir acısı var. Bu kimliğimden verdiğim ödün, kalitesiz işlere neden oldu. Sevdim, hatta aşıktım o deklanşör sesine. Film bittiğindeki o anlamsız çarpıntı… Nasıl da mutlu ve masum bir birlikteliğin içindeydi.
Yine anı durduran kimliğim devreye giriyor. Merceğim, azmettirici bir yaklaşımla, çaresizce istiyor yeniden o günlerde olmayı. Stressiz, kaygısız, yargısız… Çok iyi günlerdi. Duyduğum özlem ne zaman bitecek bilmiyorum. Gitmiyor. Aklımdan silinmiyor. Bir hayalet gibi peşimde.
Bir yaz gecesiydi. Yine imkansızlıklarla yola çıkmıştım. Sonsuzluğa ya da kendime… Son bir aramaya. Rutin olandan kaçmak, sürprizlerin peşine düşmek istiyordum.
Kapkaranlık bir gece yolunda kendi kendime otostop çekerek ilerliyordum. Durmayı düşünecek bir araba bile yoktu. Hatırlıyorum o tatlı esintiyi kulaklarımda. Güzel ve hafif bir duygusu vardı.
Sonra bir ses… Ne dediğini anlayamadığım, ama beni çağıran bir ses. Yaşamın arasına karışıyor, bir anda fotoğraf makinesine uzanmama neden oluyordu. Deklanşöre basmam için beni dürten bir şeydi.
Neden şaşırdım buna bilmiyorum. Nasıl bir akışın içindeydim, nasıl bir varlığın parçasıydım… Bilemiyordum. Zaten ilgilenmiyordum. İlgilendiğim tek şey, deklanşörle aramdaki o ince mesafeydi.
Anı durdurmak. Yalnızca bana ait olanı saklamak.
Sonra sesler… Motor, mekanik bir ses. Gittikçe yaklaşıyor. Ve bir anda, büyük bir cisim önümde duruyor. Nasıl gelmişti, nereden gelmişti bilmiyordum.
Bunu da sorgulamadan atladım arka koltuk olduğunu düşündüğüm yere. Fakat ne arka ne de koltuktu.
Bir anda havalanan bir şeyin içinde savrulmaya başladım. Nereye gittiğimi bilmediğim bir cisimle, sonu olmayan bir döngünün içinde, elimde en sevdiğim eylemle yolculuktaydım.
Ama bu tam olarak bir yolculuk değildi. Hayal diyebileceğim bir gerçekliğin içindeydim. Yine o eski günlerdeki gibi yargısız yargıcımla bir arada durduruyorum.
Böyle bir durumda çamaşır makinesinden yabancı cisim nasıl alınır
Böyle bir durumda çamaşır makinesinden yabancı cisim nasıl alınır
Çoğu zaman, kullanıcının ihmalinden dolayı çamaşır makinesine yabancı maddeler girer. Bu nesnenin namluya düşmesi ve lavabo ile dönmesi bir şeydir ve tanka yabancı bir şey sıkıştığında tamamen farklıdır. Ve bunda ve başka bir durumda, hemen harekete geçmeniz ve arabanın olmaması gereken şeyi almanız gerekir. Bunun nasıl yapılacağını şimdi ayrıntılı olarak açıklayacağız. Bir eşya arabaya nasıl…
View On WordPress
Sitemize "Bursa semalarındaki 'bilinmeyen cisim' merak konusu oldu" konusu eklenmiştir. Detaylar için ziyaret ediniz. Bursa semalarındaki 'bilinmeyen cisim' merak konusu oldu Son Dakika Son Dakika Dünya
Poincare' nin yürüttüğü mantık basitti: geleceğe projeksiyon yaparken modellediğiniz sürecin dinamikleri hakkında gitgide artan miktarda kesinliğe ihtiyaç duyabilirsiniz, çünkü hata oranınız hızla artacaktır. Yakın kesinlik gibi bir şey mümkün değildir, tahmininizdeki sapmalar hızla çoğalmaya başlayacak, en sonunda geçmişi sonsuz kesinlikle hesaplama ihtiyacı duyacaksınız. Poincare bunu, "üç cisim sorunu" olarak bilinen basit bir formülle açıklamıştır. Güneş sisteminde yalnızca iki gezegen olsa ve yönlerini etkileyecek başka hiçbir şey olmasa, bu gezegenlerin davranışlarını kesin olmayan bir şekilde öngörebilirsiniz. Ama iki gezegenin arasına üçüncü bir cisim ekleyin, örneğin küçücük bir kuyrukluyıldız. Başlangıçta bu üçüncü cisim bir çekime veya etkiye yol açmaz, fakat zamanla diğer iki cisim üzerindeki etkisi patlayıcı bir hal alabilir. Bu ufacık cismin bulunduğu yerdeki küçük değişimler er geç büyük gezegenlerin geleceğini belirleyecektir.
Siyah Kuğu, Nassim Nicholas Taleb