Yaşım ilerledikçe bazı insanların neden ortadan kaybolmayı ve sessiz, özel bir hayat yaşamayı seçtiklerini daha iyi anlıyorum.
seen from United States
seen from Finland
seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from United States

seen from Israel

seen from United States

seen from United States
seen from Argentina
seen from Jordan
seen from United States

seen from Argentina

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from United States

seen from Italy
Yaşım ilerledikçe bazı insanların neden ortadan kaybolmayı ve sessiz, özel bir hayat yaşamayı seçtiklerini daha iyi anlıyorum.
İçimdeki merhamet cihana sığmaz. Incitmiyorsam kimseyi, Incinmeyi, iyi bildiğimdendir..
özünde iyi olman beni ilgilendirmiyor. bana nasıl davrandığın ilgilendiriyor.
İnsan çoğu zaman seçimlerini özgürlükleriyle değil korkularıyla veya baskı altında kalarak yapar. Zaman ilerlemeye meyillendikçe işte o soru çıkıverir karanlıkların ışıklar ile birleşmesiyle ''Ben kimdim,kim oldum?'' kendi özünü unutmuş bir insanla karşılaşır ve insan aynada gördüğü kişiye yabancılaşır,peki ya insan kendini tanımak için mi yaşar yoksa yaşadığı için mi kendini tanır?
“Hayatın suçluluk duyguları, dalavereleri, bilgisi veya sorumlulukları olmaksızın o masum, kedi yavrusunu andıran başlangıçlar, oyun peşinde koşmalar, saklambaç, mendil kapmaca yarışları ve boş içki şişelerinden kale yapmak hayatın en güzel dönemiydi; günler ve yıllar geçtikçe alevin yoğunluğu sönüyordu ve varoluş karşı konulmaz biçimde tatsız bir hal alıyordu…”
Irvın Yalom - Bugünü Yaşama Arzusu
Senden sonra 23 şehir gezdim.
3 kilo aldım, saçlarımı 6 kez boyadım.
Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı.
Darbe oldu. Ihtilâl oldu. Barış gelmedi. Savaş bitmedi.
Seni özledim. iltica edecek tek yer bulamadım.
Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım. Belki yürürsün aynı sokakta.
Ayak izime denk düşer ayak izin. Belki saçına değer nefes.
Belki sen de bir gün özlersin diye, seni uzakta bıraktım.
Seni uğurladım. Sana kavuştum. Seni terk ettim. Bilmem kaç kilometre yol gittim.
Evren kaydı. Sen göğüs kafesimden milim kaymadın..
Birçok insan yolu kaybetmiş gibi hisseder, oysa bazen kaybolmak, doğru yeri bulmanın başlangıcıdır.
Aklıma hep şu soru geliyor. Bir insan tanımadığı birini sevebilir mi? Mazisi olmadığı, ilk kez gördüğü birini sevebilir mi?
Bence sevebilir. Çünkü bu zihinsel bir kavramsallaştırma değil. Bu daha meta, daha ruhani bir konsept. Evet. Bu gerçekten sevme halidir. Sevmekle birleşme halidir.
Tanımadığın insanı hatırlamıyordun. Sonra onu hatırladın varlığında. Ve sevdin. Hepsi bu. Zihinsel kavramlar bu sevgiyi unutturdu ama varlığındaki bağlantı hiç kopmadı. Hep vardı. Sadece onu kullanmayı öğrenmek gerekiyordu. Biraz onu okşamak gerekiyordu hatırlamak için.
Yaradan yarattığını her şekilde koşul aramadan seviyorsa, sevginin her tonuna bürünüp kendini onda gerçekleştirebiliyorsa insanda sevebilir. Varlığında hissedebilir diğerlerini. Kalpteki sıcaklıkta birleşir onlarla.
Ben deyip kendinden ayırmadan, ben deyip varlığında gören, hatırlayan bir algı. Sonsuzluk içindeki sonluluk gibi. Bize bittiği öğretilen ama aslında bitmeyen bir devinim hali.
Kaybedilen bir şey yoktu sevgili, biz başından beri kazananlardık... Sadece bunu hatırlayamıyorduk hepsi bu.