İnsan edindiği her tecrübe sonrası
Güzel bir yanını kaybediyor…
seen from Japan
seen from Japan
seen from China

seen from Maldives
seen from South Korea

seen from Malaysia
seen from Australia

seen from United Kingdom
seen from China
seen from China
seen from Türkiye
seen from China
seen from T1

seen from United Kingdom
seen from Netherlands

seen from Netherlands
seen from United States
seen from T1
seen from Macao SAR China
seen from United States
İnsan edindiği her tecrübe sonrası
Güzel bir yanını kaybediyor…
Düşün O çok sevdiğin annen baban kardeşlerin Oğlun öldürülmüş Lakin Komşuların kendi aralarında çifte telli oynuyor
Düşün işini gücünü kaybetmişsin ama çevren sana hayat güzel cik cik kuş taklidi yapıyor
Düşün mevsimlerden kış kıyamet Ne bir lokma ekmeğin Var ne kafanı sokacak yuvan lakin dostların sana mangal keyfinin inceliklerini anlatıyor.
Bak öğreniyorsun yavaş yavaş birilerinin kendini bilmez mutluluğu seni nasılda canını yaktığını.
Öğreniyorsun Hayatın Ciddiyetini ve
Anlıyorsun Yaşananlar arasında Ne Empatinin Nede Sevginin Adlarının Bile Anılmadığını..
O Yüzden Lütfen Dikkat !!
Mutluluktan uçarken hüzünlü insanların üstüne konmayın..
K.K
Düz yazılar
Günün Kelimesi #hakkaniyet : Hakka ve adâlete uygunluk, doğruluk, insaflı hareket. Adalet ve insaf ile lâzım olanı icra etmek. [#güzelkelimeler #gününkelimesi] https://www.instagram.com/p/B3OyVvqHyQg/?igshid=1tlij1wkqtkij
Günün Kelimesi #hakkaniyet : Hakka ve adâlete uygunluk, doğruluk, insaflı hareket. Adalet ve insaf ile lâzım olanı icra etmek. _________ #güzelkelimeler #gününkelimesi #lugat #sözlük #kelime https://www.instagram.com/1001kelime/p/BulNCb5DyRK/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1dzogd3km7qpz
Günün Kelimesi #hakkaniyet : Hakka ve adâlete uygunluk, doğruluk, insaflı hareket. Adalet ve insaf ile lâzım olanı icra etmek. ----------------- #güzelkelimeler #gününkelimesi #1001kelime #lugat #sözlük #kelime #kamus #hergünbirkelime #günlükkelime #tdk #dil #edebiyat #etimoloji
Günün Kelimesi #hakkaniyet : Hakka ve adalete uygunluk, doğruluk, nefaset … #güzelkelimeler #gününkelimesi #1001kelime
2025’te Kira Tespit Davalarına Hakkaniyet Damgası: Yüzde 20’ye Kadar İndirim Mümkün
Yüksek enflasyonun etkisiyle artan kira bedelleri hem kiracıları hem de ev sahiplerini hukuki yollara yöneltti. Kiracı-ev sahibi anlaşmazlıklarında ciddi artış yaşanırken, kira tespit davalarında mahkemelerin uyguladığı “hakkaniyet indirimi” gündeme oturdu. Avukat Mücahid Küçük, bu indirimin yasal dayanağını ve uygulama esaslarını anlattı. Enflasyonla Yükselen Kiralar, Hukuk Yollarına…
Kin, Nefret, Hiddet Sarmalı
Perişanlık dolaylarında yaşanırken, kin, nefret ve hiddetin önü açılıyor. Sıradan olanın her gününe setler, yepyeni engeller, aşılması imkansız sınavlar konulurken o cerahatli hali bir biçimde tamamlayan bir kin, nefret ve şiddet pratiğine yol veriliyor. Dümdüz, yalın, bariz bir biçimde duraksamadan güncellenen bir kör karanlıkla kuşatılıyor memleket. Herkesin, herkesle derdi var. Herkesi, herkese kırdırmaya devam diyen bir sistem var. Gündelik acı, elem ve sınanma halinin var ettiği tedirginliğin keskinliğini sorgulamayan cenahlar için ol en altta kalanların canının çıkartılmasına bir vesile görülen bir yok edicilik sarmalı söz konusu kılınıyor, memleketten artakalan şu sahnede. Her şekilde hakikatin yıkımı güncel, arasız bir hakikate vardırılıyor. Gücü yeten taktiğinin, iktidardan sokağa kadar düştüğü bir zeminde, akran zorbalığından, sokaklara yansımış şiddet pratiklerine, trafik münazara, tartışmalarının artık açık savaşa, bildiğiniz kör dövüşüne evrimi güncelleniyor. Her şey ol alabildiğince derin bir kırılmayı ikame ediyor, her gün sil baştan yeniden.
Her şey sil baştan o tehdit / terör / tahakküm etme üçlüsünün ortasında bambaşka kılınıp, yaralara yenileri ekleniyor. Haber bültenleri silme şiddetin esiri kılınıyor. Hedef görüleni, hedefe konulanı bezdirmek için eldeki imkanların seferber olunduğu bir sarmal imaline devam olunuyor. Sokak ortasında birbirlerini tartanlar, şiddeti olağan addedenler, en son Marmaray’da bir tartışma sonrasında gelişen, çocuklarının yanında yumruklanan insana kadar çeşitlilik içinde cerahatin güncelliği imal ediliyor. İnsan olma / kalma erdeminin ta kendisine rahmet okunuyor. Ne yapmış olabilir sorgusunun önü ayrı, arkası bambaşka hep başka yıkımlara çıkarken, haklılık / haksızlık değil onca çürümenin ortasında gücün en keskin şiddete dönüşümüne onay / tarafgir olunuyor. Belirsiz değil doğrudan imaline devam olunan nefret ediminin, ortada bir tahayyül olmamasına rağmen belirgin bir halde savaşa dönüşümünün farklı etapları arşınlanıyor. Çocukları yanında yumruklarla hizaya çekiliyor bir insan. Marmaray trenine binerken tartıştığı bildirilen kadına dair kimselerden doğru bir bilgi çıkamıyor. Her şey kördüğüm kılınırken, cerahatle adalet takdim ettiğini bildirenlerin bu iş burada kalmaz çıkışlarıyla zaten olmayan adaletin de hiç kılınmasının yolu açılıyor. Olan biten salt çocuklarına kıyılan bir memlekete oluyor. Birbirilerinin gırtlaklarına çöke duran, bitimsiz bir nefretle birbirini linç eden bir yurdun imali hakikatin ta kendisi kılınıyor. İş mi, gidişat gidişat mı?
Serbestiyet’ten aktaralım: “Konya Meram’da Konevi Mahallesi’nde 27 Mayıs’ta sabaha karşı üç katlı bir apartmanın giriş katında Suriyeli bir ailenin yaşadığı dairede çıkan yangınla ilgili Zafer Partisi’nden milletvekili adayı olan Emir İner ile Zafer Partisi Konya il teşkilatında görevler alan Av. Erdoğan Varım gözaltına alındı.
İhbar üzerine müdahale eden itfaiye ekipleri yangını kısa sürede söndürürken yangın sırasında evde kimse bulunmadığından ölen ya da yaralanan olmamıştı.
Yangının kundaklama sonucu çıktığını tespit eden polis ekipleri, kundaklama sonrası olay yerinden kaçan aracı tespit etti.
Emniyet ekipleri; aracın sahibi olan, Konya Barosu üyesi ve aynı zamanda Zafer Partisi Konya il teşkilatında görevler alan Av. Erdoğan Varım ile birlikte 2023 seçimlerinde Zafer Partisi’nden Afyon milletvekili adayı olan Emir İner gözaltına aldı.
Erdoğan Varım’ın kundaklama eylemini Emir İner’le birlikte yaptıklarını söylediği; Emir İner’in ise bunu inkar ettiği iddia edildi.
Adliyeye sevk edilen Erdoğan Varım ve Emir İner “mala zarar verme” suçlamasıyla tutuklandı
Av. Erdoğan Varım’ın yangın çıkan dairede oturan Suriyeli Mustafa Igeydi ile dosya getirmesi karşılığında komisyon vererek anlaştığı ancak yakın zamanda ikilinin parasal anlaşmazlık yaşadıkları ve aralarında husumet başladığı iddia edildi.”
Hakkın, hukukun hiçe yazıldığı bir çürümenin vesikası karşımıza çıkartılır bir kere daha. Cürmü kendilerine hak olarak görenlerin daha öncesinde de pek çok defa şahit olunduğu üzere, yakma / yıkma üstünden bir hiza çekmelerinin temsili var edilir. Cerahatin içine en kestirmeden batmış, artık tek bir iyi günü kalmamış olagelen memleketin utanç vericiliği artık laf değildir. Zafer partisi nam ırkçı hizbin arasız bir biçimde gündem kıldığı şiddetin ve doğrudan hedef kıldığı mültecilere yönelik bu kaçıncı saldırısıydı. Daha öncesinde ol Konya Meram’da katledilen bir ailenin varlığı söz konusuyken, pogrom faaliyetlerinden bir biçimde ötekisine yaşam sahası bırakmama inadına ulaşılan merhale düşündürücü hiç değil midir? Kundaklama sonrasında iş işten geçtikten sonra ortaya serilen ticari ayrılık, uyumsuzluk gibi bir beyanın, itilaf durumunun bu kadar yalın bir cinayete teşebbüse olan yolu / evrimi korkunç değil midir? Hiç mi değildir... sahiden mi?
Irkçı hizbin, kendi bildiğini eyleyerek insanlara cehennemi var ettiği bir coğrafyada ılımlı ve değişime çok açık denilen bir belediye başkanının var ettiği açmazı, sonrasında tarihsel kronolojik bağlamlarıyla birlikte bildiren bir haberi de aktaralım: “ABB Başkanı Mansur Yavaş, Dışişleri Şehitleri Anıtı ve Anı Mekanı Fikir Projesi Yarışması Kolokyum Programı’na katıldı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen kolokyuma şehit aileleri, gaziler ve emekli büyükelçiler katıldı.
Konuşmasını yapmak için kürsüye çıkan Yavaş, bugün burada milletin hafızasında derin izler bırakan acıyı unutmamak, görevleri başında saldırılarla öldürülen diplomatların hatıralarını yaşatmak için bir araya gelindiğini belirterek, “Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak açtığımız ‘Dışişleri Şehitleri Anıtı ve Anı Mekanı’ yarışmasının ödül törenini, sadece bir mimari sürecin değil, aynı zamanda milletçe bir vefanın, bir duruşun, bir hafızanın parçası olarak görüyoruz” dedi.
Yavaş: Anısını yaşatmak için anıt yerleştirdik
Yavaş, “Ankara’da Talat Paşa Bulvarı üzerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden Talat Paşa’nın anısını yaşatmak için anıt yerleştirdik” dedi.
Talat Paşa kimdir?
Mehmet Talat Bey (1874 – 1921), 1910’lu yıllarda Osmanlı siyasetinin baş aktörlerinden biriydi.
1908 Jön Türk Devrimi öncesinde, Selanik-Makedonya’da bir posta memuru olarak çalışan Talat, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) adıyla bilinen ve II. Abdülhamid’i devirmek için kurulan gizli ağın lideri olarak öne çıkmaya başlamıştı.
1908 Devrimi’nden sonra Talat, Meclis-i Mebusan üyesi ve birinci reis vekili oldu. Ağustos 1909’da Dâhiliye Nazırlığı’na getirilen iki İTC kabinesi üyesinden biriydi.
Ocak 1913’te, 1912 Haziranı’ndaki darbeyle yönetime gelmiş olan ve liberal Osmanlı hükümetine yapılan darbe girişiminde başı çeken Enver’in saflarına katıldı. İTC ve komitası, 1918 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetti.
1913’ten itibaren partinin güçlü adamı ve yeni Dahiliye Nazırı olan Talat, Küçük Asya’da Müslümanların ve Türklerin lehine bir demografik ve ekonomik dönüşüm planladı ve uygulamaya koydu.
Dahiliye Nazırı olarak, Ermenilerin evlerini terk etmeleri için verilen 1915 Tehcir kararının altında onun imzası vardı.
Talat süreci telgraf makinesini kullanma kabiliyetiyle direkt ve gizli iletişimlerle bizzat yönetti.
Şubat 1917 tarihinde Said Halim Paşa’nın sağlık sebeplerini ileri sürerek istifa etmesinden sonra Talat, vezir rütbesiyle ve Dahiliye ve Maliye nezâretlerinin katılımıyla sadrazamlığa tayin edildi.
Böylece Talat Paşa, Osmanlı tarihinde sadrazamlığa getirilen ilk mebus oldu.
Talat Paşa, 1918 yılı Ocak ve Şubat aylarında Bolşevikler’le yürütülen Brest-Litowsk mütareke görüşmelerini Osmanlı Devleti heyetinin baş delegesi sıfatıyla idare etti, ancak anlaşmaya varılamaması yüzünden İstanbul’a geri döndü. Sultan Reşad’ın vefatı üzerine usulen hükümetin istifasını sundu.
8 Temmuz 1918 tarihinde yeni padişah VI. Mehmed (Vahdeddin) tarafından tekrar sadrazamlığa getirildi.
Osmanlı Devleti’nin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson aracılığıyla mütareke girişiminde bulunmasının ardından hükümetin vazifesine devam etmesi imkânsız hale geldiğinden Talat Paşa 8 Ekim 1918’de istifasını sundu ve 14 Ekim’de Ahmed İzzet Paşa sadâretinde yeni kabinenin kurulmasıyla görevi resmen sona erdi. 1 Kasım 1918 tarihinde İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin örgütün feshine karar veren son kongresinin başkanlığını yapan Talat Paşa 1-2 Kasım gecesi Enver ve Cemal paşalar gibi önde gelen cemiyet liderleriyle birlikte bir Alman torpido gemisiyle Karadeniz üzerinden Sivastopol’a kaçtı ve ardından Berlin’e gitti.
Talat Paşa, bu tarihten itibaren İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin yurt dışında yeniden başlattığı faaliyetin idaresinde Ali Sâî takma adıyla görev aldı, Bolşevikler ve galip devletlerle temaslar yaptı. Kendisi bu dönemde ayrıca Mustafa Kemal Paşa ile muhaberede bulundu.
Talat Paşa, 15 Mart 1921 tarihinde Berlin’de Daşnaktsutyun militanı Soghomon Tehliryan tarafından tabanca ile vurularak öldürüldü.
Talat Paşa’nın uzun süre Berlin Müslüman Mezarlığı’nda kalan mezarı yirmi iki yıl sonra İstanbul’a getirilerek Abide-i Hürriyet’e gömüldü. (25 Şubat 1943).”
Ortaya çıkan irin dolu tablonun tamamlayıcısı olagelen bir tahayyülle çıkagelir Yavaş. Bir dönemin yıkıcılığında, bir zamanlar dost ilan ettiği, memleketin kurucu idesi, ögelerinden birisi olmaya çabalayan bunu da bir raddede başaran Ermeni’nin kökünü kurutmaya çaba sarf etmiş bir insanlık düşmanını hatırlatabilmek vazifemizdir buyurur. Kinci, ırkçı, aleni bir halde yozlukla hemhal, düşkün ve yobaz bir aklın tezahürü olagelen “kötü” ve “kötülüğü” var edenleri sahiplenme akımıyla, partisi olagelen Cumhuriyet Halk Partisinden çok devletin, derini, körüne bir selam çakar Yavaş. Belgeleriyle defalarca ama defalarca kanıtlanmış bir insanlık düşmanı çetenin başındaki isimlerden mimli bir temsilin var ettiği açmazları, yok yere bir yurdu cehennem kılmasının bunca zaman sonra bir hesabının sorulabilmesi değil akla getirilmek, varsa yoksa hamasetle, o kötüyü yüceltme hali güncellenir. Böylesi bir memlekette Ermeni Soykırımından, yaşadığımız şu güncenin Kürd sorununa nihai bir çözüm bu yüzsüzlüklerle mi var edilecektir, nedir, nasıl?
Perişanlık dolaylarında yaşanırken, kin, nefret ve hiddetin önü açılıyor. İçten içe çürüme, kesif bir kokuşmuşluk, ardılı sıra çıkagelen cerahatli tahakküm hallerinin ortasında yaşam var edilirken bunların tamamlayıcısı olarak kin, nefret ve hiddetten her an istifade ediliyor. Devlet erkanından, muhalifliği kendi tapulu malı kılanlara, ekran şaklabanı tiplerden, sanal medyadan sokağa taşa duran bir tarafgirliğe erişmiş olagelen kör kör parmağım gözüne onama halini sahiplenenlerle birlikte bir memleket dönüştürülüyor. Koca bir ülke arena kılınırken, bizler / onlar ayrımı artık çok daha can yakıcı hallerle birlikte halklara sunuluyor. Kötümser olmak değil, karamsarlık değil lakin bu kadar açmaz, bir dolu nefret / hiddet döngüsünde bir yarın sahiden mümkün olabilir mi? Her durumda var edilen ötekisi / öteki / başkası adına bunca rahatça lincin var edilebildiği bir zeminde hayatın hakkı nasıl savunulacaktır, sahi nasıl? Gezi Başkaldırısı döneminde her anlamda teyit olunan ol birliktelik aksini yitiren bir sahnenin geleceği her neye çıkacaktır, karanlıklardan gayri, düşünür müsünüz?
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2025
Görsel: Watercolors – Ali YANYA - via Watercolor Inspiration
Meramda Paylaşılan Haberler:
Zafer Partili Avukat “Dosya Karşılığı Komisyon” Anlaşması Yaptığı Suriyelinin Evini Kundakladı - Serbestiyet https://serbestiyet.com/haberler/zafer-partili-avukat-dosya-karsiligi-komisyon-anlasmasi-yaptigi-suriyelinin-evini-kundakladi-209452/
Mansur Yavaş: Talat Paşa Anısına Anıt Yaptırdık - Serbestiyet https://serbestiyet.com/featured/mansur-yavas-talat-pasa-anisina-anit-yaptirdik-209538/