Vanno Clemente, tanrıya bir daha yapmayacağının sözünü verirken adamın kafasına sıktı
seen from India

seen from Singapore

seen from United States

seen from Poland
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from China
seen from Japan
seen from United States
seen from Russia

seen from Türkiye
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Poland

seen from United Kingdom
seen from Indonesia

seen from Thailand
Vanno Clemente, tanrıya bir daha yapmayacağının sözünü verirken adamın kafasına sıktı
"Unutan, iyileşir." miş..
gökten düşmüş yerlere dağılmışım/ büyümemiş küçük bir kadınmışım*
Hiçkimsenin kimsesizliğiymişim gibi...!
Zat-ı Halleri
Bilinmeyene Döndük
Yine geldik mi? geldik yine, belki de hiç gitmedik. Gidiyor sandık ama hep döndük. Neden döndüm tekrar buraya bilmiyorum. Öyle bir yerdeyim ki bir yanım çığlık çığlığa diyor Ahmet Kaya, desin de güzel diyor. Sonrasında ekliyor; yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe hele bir de Selda Bağcan girince işin içine kendini burada buluyorsun. Bazen bir yerde bulmak da güzeldir kendini, bazen devrik cümlelerde bile anlam vardır. Ilk aklına geleni yazarsın sonra yüklemine bağlarsın. Hayat da öyle değil midir? Sen oynamaya başlarsın, ama iyi yerden ama kötü yerden, ve sonunda bağlarsın yüklemine her şeyi. Olduk, olmuştuk, başladık, bittik, öyleydi, böyleydi.. Geçenlerde yine bir şeyin daha farkına vardım. İnsanlar, insanların hayatlarına giriyorlar ve kaldıkları sürelerle isimlendiriliyorlar. Öyleki kendi isimlerini kullanmıyoruz bile, - arkadaşımın 10 yıllık sevgilisi… - 1.5-2 yılık sevgilimdi.. – ben 4 yıl çıktım abi.. Aslında vurgulamak istediğimiz o kişinin ismi ya da varlığı değil, gerçekten kaybettiğimiz zamanın büyüklüğü olduğu için insanlar böyle acılarını iletiyorlar birbirlerine. Böylece kiminin yılı fazlaysa, yılgınlığı daha ağır oluyordu ve insanlardan ona göre saygı ve anlayış bekliyordu. Bazen karşındaki kişiyi umursamazsa başlıyoruz detaylara –abi bak öyle deme 3 sene diyorum bak 1095 gün diyorum, lan valla 26280 saat diyorum. Yarıştırın, sidik yarıştırır gibi. Giden gitmiş size de zamanı kitlemiş. Almış içinizden aşkı, sevgiyi, umudu.. siz hala sayın, sayın sayın durmayın bak okurken bile geçti saniyeleriniz. Hayatımın en güzel zamanlarını hiç ettim, yok ettim. Ne zaman ayağa kalktım baktım ki geçen giden sadece zamanım değilmiş, sadece yaşıma gelen yeni bir yaş, yeni bir hayat değilmiş. Giden en masum duygularımızmış, iyi niyetlerimizmiş. Bazen o kadar hoşuma gidiyorki taş kalpli olmak, kimseyi takmamak, asla umursamamak hiçbir şeyi.. Ama.. bazen asla bir daha eskisi gibi sevemeyeceğim, hissedemeyeceğim gerçeğiyle yüzleşmek bana çok ağır geliyor. Daha da kötüsü beni sevenleri kendimden uzaklaştırma çabalarıma engel olamıyorum. Ben artık – çok iyi kız, -güzel kız, vızıltılarını duymak istemiyorum. Bıkıyorum. Sevmeyi deneyemiyorum. Sanırım yine yalnızlı aşeriyorum. Siz hiç bunaldınız mı? Ama boşluktan ya da meşguliyetten değil, ciddi anlamda her günden, her insandan, her ilgiden, her ama her şeyden. Bunaldım ben. Köşe kapmacadan da bunaldım, sadece bana şarap versinler biraz müzik, biraz kitap, biraz duman, ama çok az insan. Siz, sen, o herkimseniz, hayatınızda ne boktan gidiyorsa bırakın gitsin. Gittiği yere kadar, duygusuzlaşmak filan güzel bana 7-8 ay yeniden doğmuş gibi hissettirdi, sırılın duygularınzdan, ama sonra dönün be kendinize. Sonra bana da söyleyin nasıl döndüğünüzü. Ben bulunca söylerim, yazarım. Şimdi yeni rakı bardağımda şiiiprince şarabımla, biraz kaan boşnakla biraz ezhelle yoluma devam ediyorum..
Seygiyle,
Şaka lan, ne sevgisi, saygıyla öpüyorum.
Kör kalp
İşte, dedim. Tamam, bu sefer yanmaz yüreğin ateşi
Meğer közmüş, acımasın diye üflediğim
Yaksın diye mi aramış beni, bilmediğim
Geleceğim dediğinde inanarak beklediğim
Olmayacakmış meğer, körmüş benim kalbim.
Beyaz güller boş kadehler ürperen bir mum bu gece buyum...