
tannertan36
wallacepolsom
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Discoholic 🪩

❣ Chile in a Photography ❣
Show & Tell
Three Goblin Art
No title available

Kiana Khansmith
untitled
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

izzy's playlists!
Mike Driver
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Claire Keane

if i look back, i am lost
Xuebing Du

Origami Around

PR's Tumblrdome
seen from Italy
seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States
seen from Greece
seen from Italy
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from France
seen from Canada

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Greece
seen from United States
seen from United States

seen from Austria
@tersinimbilgisi
tersinim, tersinim nedir?, ateizm,
Evrim denen şey ateizmin İLKELDEN GELİŞKİNE DOĞRU OLUŞUM inancını temel alır.
Bu inanç pozitif bilimin temellerinden olan termodinamiğin ikinci kanunu ile çelişir
Temel yanlış olunca evrim denen şeyin tümü yanlış olur.
Kanıt pek çoktur ama sadece birini yazayım.
Türler arasındaki kromozom sayı farklılıkları ve eşeyli üreme biyolojik evrim denen şeyi temelden çökertir.
İnsanlar primatlardan evrildi öngörüsü buna örnektirİnsanlar 46 primatlar 48 kromozomludur. Her iki türde eşeyli ürer.
ATEİST EVRİMCİLER
!insanları primatlardan evriltin de göreyim. 😁😁
TERSİNİM GERİYE DÖNÜŞ MÜ
DOĞRUYA DÖNÜŞ MÜ?
Evrenin yoktan var edildiği varsayımının yanlış olduğu açık.
Ezelden gtelip ebede gitmiyor.Duraağan bir sonsuzluk değil. Belirli bir kütlesi var ama hacim yönünden genişliyor.. Hiç bir şey yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz. YOKTAN VAR OLMA POZİTİF BİLİME AYKIRIDIR.
O halde?
Evren ezelden gelip ebede gitmiyor ise
Bekirkş bir kütlesi varsa..
BİR BÜYÜK BÜTÜNÜN PARÇASI OLMASI GEREK.
Büyük bütün kütlesiz olduğundan sonsuz olmalı, sonsuz olduğu içinde ezelden gelip ebede gitmelidir.
Bu öngörü akla mantığa ve blime aykırı mı?
Hayır. Bunu kimse iddia dedemez. Gerçeklerse birbiriyle çelişmez. Pozitif bilimde kimi inançlara ters geliyor diye gerçekleri yok sayamayız. Sonuçta maddenin sakımı kanunu bizi BİR BÜYÜK BÜTÜNE yani BİR R EDİCİ İRADEYE götürür. Evren ve içindeki her şey Büyük Bütünün minik bir parçasının maddeşlemiş şekilleridir. Evrenin varlığı ve varlığımız buna kanıttır.
SİRKE SİNEĞİ DENEYİNDE GÖZLENEN MUTASYONLAR
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Drosophila melanogaster sineği üzerinde yapılan çalışmalar, gen tarafından oluşturulan bir proteinin mutasyonunda, bu mutasyonun yaklaşık %70'inin zararlı etkilere sahip olduğunu, geri kalanının ise ya nötr ya da zayıf faydalı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır.
= = =
Cevabımız:
Yapılan deneylerde mutasyonların zararlı olduğu açıkça gözlendiği halde nötr ya da az faydalı olduğu GÖZLENMEMİŞTİR.
SİRKE SİNEĞİ MUTASYON DENEYLERİNDE ALINAN SONUÇ EVRİM İÇİM TAM BİR HEZİMETTİR.RESİMDE DE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ AYAKLAR BAŞTA OLUŞMUŞ.
Nötr ya da az faydalı olabileceği sadece bir varsayımdır.
Mutasyonlar ya az ya da çok zararlıdır.
Sevgili evrimcilerimizin garip mantıklarından birisi de buradadır.
Sevgili evrimcilerimiz çoğunlukta olan zararlıların canlılar üzerindeki olumsuz etkilerini (bu genetik bilgiler içinde geçerlidir) yok sayarlar da azınlıkta olan (gerçekte olmayan) faydalıların etkilerini (ki mümkün değildir) ön plana çıkarıp evrimi savunurlar.
Evrimin varsayımını doğru kabul etsek bile sonuç gene olumsuzdur.
70 adım geri giden, 25 kez yerinde sayan beş adım da ileri giden bir mehter takımı sonuçta ne kadar ileri gidiyorsa evrim o kadar doğrudur.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Mutasyonlar, genellikle genetik rekombinasyonlarla çoğaltılan (bkz. Gen duplikasyonu) kromozomların büyük bölümlerini içerebilirler ve böylece, bu genetik rekombinasyonlar sayesinde, genomda bir genin ek bir kopyası ortaya çıkabilir.
Genlerin ek olarak kopyalanması, yeni genlerin geliştirilebilmesi için gerekli olan hammaddenin önemli bir kaynağıdır.
En yeni genler, ortak ataları paylaşan ve kendinden önce var olmuş olan genlerin gen ailelerinden oluştuğu için bu genlerin ek olarak kopyalanması önemlidir.
Örneğin, insan gözü ışığı algılayan yapılar oluşturmak için dört adet değişik gen kullanır:
Bu genlerden üçü, renkli görmek için ve bir tanesi ise gece görüşü için kullanılır. Bu dört genin hepsi de, tek bir atasal genden türemiştir.
Cevabımız:
Genetik kopyalanma canlılığın en temel özelliği olan üremenin olmazsa olmazıdır.
Canlılar genetik kopyalanma ile türsel özelliklerini aktararak nesillerini sürdürebilirler.
Kopyalanma ve aktarım sırasında oluşacak mutasyonlar genetik şablonları bütünüyle bozacak kadar güçlü ve çeşitli olursa o canlı yaşam avantajlarının tümünü kaybeder.
Yeni yaşam avantajları henüz kazanamadığından yaşaması ve üremesi dolaysıyla başka bir türe dönüşmesi, diğer ifade ile evrilmesi mümkün olmaz.
Mutasyonlar ayrıntıları etkilerse türsel bir değişim gerçekleşmez.
Fakat etkilemenin gücü ve miktarı nispetinde canlı da genetik rahatsızlıklar ya da sakatlıklar gözlenebilir.
Tek bir atasal genden o genin işlevlerini ek olarak değiştirip geliştiren yeni genler oluşması ise mümkün değildir.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Atasal bir gen, bu genin bir kopyası mutasyona uğrayıp yeni bir fonksiyona sahip olduğunda, yeni tür genler oluşturabilir.
Bu yöntem, sistemin yedeklenmesini artırdığı için bir genin kopyalanması durumunda daha kolaydır.
Bu şekilde, gen çiftindeki bir gen, yeni bir işlev kazanırken diğer gen kopyası, eski işlevini sürdürmeye devam eder.
Cevabımız:
Bir gen kopyasının mutasyona uğrayarak yeni fonksiyonlara sahip olduğu evrimin vazgeçemeyeceği bir varsayımdır. Kanıtlara dayanamadığı içinde varsayım olmadan öteye bir değer taşımaz.
Bir bakıma evrim bu KANITSIZ varsayım üzerinden şekillenir.
Fakat kazanıldığı iddia edilen yeni fonksiyonlar ek bilgiler gerektirir.
BİLGİ OLMAZ İSE FONKSİYON GERÇEKLEŞMEZ.
Fiziki değişim değil oluşması gereken bilgi önemlidir.
Kopyalama sırasında mutasyonların oluşturduğu rastlantısal değişimlerin mevcutları değiştirerek yeni bilgiler oluşturması ise mümkün değildir.
Bu tür etkilerin mevcut bilgileri bozacağı (tersinim) açıktır.
Nitekim biz bunu yıkıntı genler olarak gözlemliyoruz.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Diğer tip mutasyonlar ise, daha önceki şifrelenmemiş genlerden tamamen yeni genler bile oluşturabilirler.
Cevabımız:
Buradaki şifrelenmemiş genlerden maksat işlevsiz zannedilen genler olmalıdır.
İlerleyen bilim işlevsiz zannedilen bu tür genlerin işlevlerinin olduğunu ağır aksakta olsa gün yüzüne çıkartıyor.
BİLGİSİZLİK KANIT OLARAK KULLANILAMAZ.
Kaldı ki şifrelenmemiş genlerin kopyalanarak yeni genler oluşturması hiç bir şey ifade etmez.
Tersinime göre canlı gen havuz bilgileri ne artar, ne de eksilir. Sadece bozum yani tersinim oluşabilir.
Gen havuzunun arttığı olgusunun gerçekliği ile ilgili herhangi bir bilimsel kanıt yoktur.
= ==
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Yeni bir gen nesli, aynı zamanda kopyalanan birçok genlerin küçük parçalarını da içerebilir ve bu parçalarla yeni fonksiyonlara sahip yeni kombinasyonlar oluşturabilirler.
Cevabımız:
Şifrelenmemiş (boş) genlerin diğer genlerden gen parçacıkları alarak yeni bilgi kombinasyonları oluşturduğu iddia edilirse de bu mümkün değildir.
Bu, ansiklopedilerden rast gele harfler alarak yeni bir kitap oluşturmaya benzer.
Bilgi ise rastlantılarla meydana gelmez.
Ayrıca….
Olabilir, oluşturabilir, yapabilir, içerebilir, olamaz mı?…..gibi muğlaklık ifade eden kelimeler bilimsel gerçekleri ifade etmez, kanıt yerine de geçmez.
Bunlar bilimsel kanıt olmaktan çok sadece boş temenniler, beklentilerdir.
Bu tür ifadelerin bir niyet, bir temenni ifadesinden başka bilimsel bir değerinin olmadığı açıktır.
Evrim teorisi kanıtlara dayanmayan bu tür iyi niyet ifadeli varsayımlar üzerine kurgulanmıştır.
Bilim ise temenni ya da beklenti değil gerçek kanıtlar ister.
= ==
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Yeni genler, daha önceki parçaların karışmasıyla bir araya getirilirken bu parçalardan oluşan kümeler, daha karışık işlevlere sahip yeni kombinasyonların oluşması için birbirleriyle karıştırılabileceği, bağımsız ve basit işlevlere sahip modüller gibi davranırlar.
Örneğin, poliketit sentazları, antibiyotik oluşturan büyük enzimlerdir ve montaj hattındaki her bir adım gibi, tüm süreçlerdeki her kataliz de böyle bir adım olup yaklaşık yüz kadar küme içermektedir.
Cevabımız:
Sonuçta her şey yine bilgiye gelip dayanıyor.
Antibiyotik üreten büyük enzimlerin montaj hattındaki her küme üstlendiği göreve uygun bilgiler içerir.
Diğer ifade ile kümeler topluluğunun toplam bilgileri antibiyotiğin oluşum bilgilerinin tümüdür.
Başka bir montaj hattındaki bir küme (başka görev bilgisi olan bir küme) buraya karışsa antibiyotiğin yapım bilgisini bozacağı, ürünü olumsuz etkileyeceği kesindir.
Rastlantılar bilgi oluşabilir mi?
Her şeyden önce bu soruya doğru cevap vermek gerekiyor.
= = =
MUTASYONLAR
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Mutasyonlar, bir hücre genomunun DNA dizisinde oluşan değişimlerdir.
Mutasyonlar, her zaman organizma üzerinde negatif veya pozitif etkilere sahip olmayabilirler.
Oluşan mutasyonların bir gen ürünün değişmesinde veya genin doğru ya da tamamen işlemesini engellemede herhangi bir etkileri de olmayabilir.
Cevabımız:
Mutasyonlar evrim gibi tersinim teorisinin temellerinden biridir. Tersinim canlıları etkileyen etkenlerin tümünü mutasyon olarak tanımlar. Mutasyonlar, canlı hücresi çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar, yer değiştirmelerdir ve tamamen rastlantısaldır. Yapay yöntemlerle yapılan genetik müdahaleler mutasyon olarak tanımlanmaz. Mutasyonlar yeter derecede güçlü ya da devamlı olursa DNA’yı oluşturan nükleotidleri dizimlerini (şifreleri) bozar ya da yerlerini değiştirirler. = = =
Mutasyonların canlı hücresi üzerindeki etkilerini gösteren şema = = = Tersinime göre tüm mutasyonlar az ya da çok ZARARLIDIR. Faydalı mutasyon yoktur. Mutasyonların tümü canlıları az ya da çok etkiler, bu da tersinim yönündedir. Canlılar tersinim etkilerini korunma, savunma, bağışıklık ve çevreye uyum mekanizmalarıyla en aza indirgemeye çalışırlar. Etkenler genetik bilgileri bozmuş ise tersinim yıkıntı genlerde ETKENİZ olarak gözlemlenir. Yıkıntı genler doğal yöntemlerle gelecek nesillere aktarılabilir. Eşeyli üreme sonucu oluşan genetik kombinasyon çeşitliliğinin oluşturduğu zenginlik, yıkıntı genlerin gelecek nesillere aktarımını (yakın akraba evlikleri yapmama kaydıyla) büyük ölçüde engeller. Yıkıntı genlerin gelecek nesillere aktarımı engellenemez ve devam ederse o canlı türünün sonu olur. Eşeyli üreme canlı türlerini devamlı yenilenme mekanizmasıdır. Eşeysiz üreyen canlılarda bu yenilenme mekanizmasını gen transferleri şeklinde gözlemliyoruz. Mutasyonlar konusunda kimi bilim insanları şunları belirtiyor: Prof. R. Goldschmidt (Zoolog, California Üniversitesi): Şimdiye kadar hiç kimsenin makro mutasyonlar yolu ile yeni bir tür ya da cins üretemediği bir gerçektir. Seçilmiş mikro mutasyonlar yoluyla dahi tek bir tür bile oluşturulamadığı da doğrudur. En iyi bilinen Drosofila (meyve sineği) gibi organizmalarda bile sayısız mutasyon bilinmektedir.
meyve sineği mutasyonları
Eğer herhangi bir organizma üzerinde bu binlerce mutasyonun bir kombinasyonunu yapabilseydik, yine de doğada bulunan herhangi bir türle benzerlik gösteren bir tür üretemezdik. Kevin Padian: Büyük evrimsel değişiklikler nasıl başladı? Türlerin on binlerce yıl oturup faydalı mutasyonların meydana gelmesini beklediğine (bu arada bu nasıl oluşmaktadır?) ve büyük bir istekle bunları yeni ve yararlı bir tür değişimi oluşana kadar biriktirip koruduklarına inanan biri var mı? İşte bu durum Waddington ve diğerlerinin de belirttiği gibi neo-Darwinizm’in “saçma ve mantık dışı” matematik argümanlarıdır. Pierre-Paul Grassé: Ne kadar çok sayıda olursa olsunlar, mutasyonlar herhangi bir evrim meydana getirmezler. Şanslı mutasyonların hayvanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığına inanmak, gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki, tek bir havyan, tam olması gerektiği şekilde binlerce ve binlerce faydalı tesadüfe maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli, inanılmaz derecede düşük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir. Francisco J. Ayala: X ışınları gibi yüksek enerjili radyasyonlar mutasyon oranını arttırırlar. Radyasyondan olayı meydana gelen mutasyonlar rastgele, bir anlamda onları taşıyan bireylerin sağlığı üzerindeki etkilerden bağımsız olarak meydana çıkar. Rastgele mutasyonlar çoğunlukla zararlıdırlar. Bir organizmadaki genom gibi tamamen organize bir sistemde rastgele bir değişiklik sistemin düzenini veya kullanılırlığını arttırmaz, aksine azaltır. James F. Crow (Wisconsin Üniversitesi, Tıp Genetiği Bölüm Başkanı, radyasyon ve mutasyon konusunda uzman): Mutasyonların hemen hepsi zararlıdır ve bunun bedelini canlılar öder. Bu nedenle mutasyon oranını yükseltecek olan her türlü canlı aktivitesi canlılık için ciddi sağlık ve ahlak sorunları oluşturuyor demektir. Hayatı oluşturan kimyasal işlemlerin bütünlüğüne isabet edecek rastgele bir değişikliğin bozucu etkisi olacağı kesindir. Aynen bir televizyondaki bağlantıların rastgele değiştirilmesinin görüntünün kalitesini artırmaması gibi. Frederick Seymour Hulse: Mutasyonlar rastgele meydana gelirler. Yüksek komplekslikteki sistemlerin bileşiminde ve işleyişindeki herhangi bir değişiklik bu sistemin işleyişini geliştirmeyecektir ve bu nedenle mutasyonların büyük kısmı dezavantajlıdır. Bir organizma ve çevre arasında çok hassas bir denge vardır ve bir mutasyon bu dengeyi kolaylıkla bozabilir. Bir insan aynı şekilde frenin veya gaz pedalının pozisyonunu rastgele değiştirerek bir arabanın işleyişinin gelişmesini de bekleyebilir. Evrimci zoolog D. L. Stern: Evrimsel biyolojinin en eski problemlerinden biri geniş çapta çözülmemiş olarak duruyor. Hangi mutasyonlar, evrimsel açıdan faydalı olan fenotip çeşitliliğini oluşturabilir? Bunlar ne tür moleküler değişiklikleri gerektirir? Stephen Jay Gould: Bir mutasyon büyük ve yeni bir ham malzeme (DNA) oluşturmaz. Türleri mutasyona uğratarak yeni bir tür elde edemezsiniz. Hoimar Von Ditfurth (Alman Psikiyatri ve Nöroloji Profesörü. Ünlü Alman evrimci bilim yazarı): Alabildiğine kompleks biyolojik bir işlevin, organik bir düzenin, amaçsız, hedefsiz, keyfi mutasyonların rastlantısal sonuçları olarak ortaya çıkıp çıkamayacağı sorusuna yanıt ararken, tasavvur etme yeteneğimiz oldukça yaya kalacaktır. Gerçekten de, rastlantısal mutasyonların ardından, sözünü ettiğimiz türden yeni mekanizmaların, yeni düzenlerin ortaya çıkması için evrim istediği kadar zaman bulmuş olsun, yeni denge ve düzenlerin rastlantının ürünü olduğunu ileri sürmekle iyice ileri gitmiş, başka türlü düşünenleri tahrik etmiş olmuyor muyuz? Deyim yerindeyse, sakat doğum gibi bir şeydi bu tuhaf yaratıklar. Bir mutasyonun sonucuydular. Mutasyon sonuçları hemen her zaman bir felaket doğurmuşlardır. Bu noktada itirazcılar, anlamlı ve amaca uygun özelliklerin tümüyle rastlantısal olarak yeterli miktarda oluşmasını sağlamak bakımından, mutasyonların sayısının yeterli büyüklükte olamayacağına ilişkin bir karşı tezi öne sürmek eğilimdedirler. Gerçekten de çok sayıda mutasyon, olasılıklar kurallarına göre, bırakalım gelişmeyi desteklemeyi, zararlı ve hatta öldürücü olmaktan kurtulamaz. Dr. Mahlon B. Hoagland: Bugün canlı organizmalarda birikmiş bilgi (üç milyar yıllık evrimin birikmiş sonucu)bütün dünya şairlerinin toplamından daha çok işlenmiş, daha incedir. Bir harfte, bir kelimede, bir deyimde rastlantıya bağlı bir değişimin parçayı daha iyi yapması uzak bir olasılık, böyle rastlantısal bir çarpmanın zararlı olması daha akla yatkındır. Birçok biyolog, nükleer silahların, nükleer reaktörlerin ve endüstride üretilen mutasyona neden olabilecek türden kimyasal maddelerin artmasından, bu nedenle korkmaktadırlar. Hatırlayacaksınız, bir organizmanın DNA’sında bir değişikliğin olması hemen her zaman onun için zararlıdır; başka bir deyişle yaşamını sürdürebilme kapasitesinde azalmaya yol açar. Bir benzetme yapalım; Shakespeare’in oyunlarına rastgele eklenen cümlelerin onları daha iyi yapması pek olası değildir… Temelinde DNA değişiklikleri ister mutasyonla, ister bizim dışarıdan bilerek eklediğimiz yabancı genlerle olsun, yaşamı sürdürebilme şansını azaltma özelliklerinden dolayı zararlıdır. Warren Weaver (Evrimci bilim adamı). Weaver, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından nükleer silahların sonucunda oluşan mutasyonları incelemek için kurulan Atomik Radyasyonun Genetik Etkileri Komitesi’nin (Committee on Genetic Effects of Atomic Radiation) hazırladığı rapor hakkında şöyle diyordu: Çoğu kimse, bilinen tüm mutasyon örneklerinin zararlı olduğu sonucu karşısında şaşıracaktır, çünkü mutasyonlar evrim sürecinin gerekli bir parçasıdır. Nasıl olur da iyi bir etki -yani bir canlının daha gelişmiş canlı formlarına evrimleşmesi- pratikte hepsi zararlı olan mutasyonların sonucu olabilir? Üstelik mutasyona uğramış genlerin, karşılaşılan durumların büyük çoğunluğunda ve şimdiye kadar üzerinde çalışılan türlerde zararlı etkilerine rastlanmıştır. En uç durumlarda zararlı etkiden kastettiğimiz ölüm demektir. Diğer durumlarda ise döl üretebilme olanağının azalması veya diğer bazı ciddi anormallikler anlamına gelir
KROMOZOM BİRLEŞMELERİ ya da AYRIŞMALARI
Mutasyon
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Evrim teorisine göre Kromozom replikasyonu
Cevabımız:
Kromozom replikasyonları evrim yönünden yakın olması gereken canlılar (örneğin primatlarla insanlar) arasındaki kromozom sayı farklılıkları sorununu kaldırmak için ortaya atılmış bir evrimci varsayımıdır.
Fakat bunun mümkün olmadığını kantlarıyla gösterdik.(İlgili makalemize bakınız)
= = =
Genetik çeşitlilik (biyoloji) ve Popülasyon genetiği
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Bir canlı organizmanın fenotip özellikleri, onun sahip olduğu genotip ile içinde yaşadığı çevrenin etkisine dayanır.
Cevabımız:
Çevre etkisi (mutasyonlar) gerçekte korunma-savunma-bağışıklık-çevreye uyum mekanizmalarıyla en baştan zaten var olan bilgileri tetikleyip eyleme geçirir.
Genetik bir değişim (evrimleşme) söz konusu değildir.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Bir popülasyon içindeki fenotiplerdeki değişimin önemli bir kısmı, genotipler arasındaki farklılıklardan kaynaklanır.
Modern evrimsel sentez, evrimi, bu genetik varyasyonlarda zaman içinde oluşan değişimler olarak tanımlar.
Cevabımız:
Canlı genetik şablonlarının milyarlarca ayrıntı (genotip farklılıkları) ile doldurulduğunu, aynı türden olsalar dahi bireyler arasında ayrıntı farklılıklarının bulunduğunu biliyoruz.
Genetik bilgiyi bozan tersinim etkileri (mutasyonlar) bu farklılıkların bir nedeni olabilir.
Fakat olgu evrim değil tersinim yönündedir.
Bu olay genetik havuzda yıkık genler olarak gözlemlenir.
Faydalı mutasyon gözlenmemiştir.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Bir genin belirli bir alel frekansı, aynı genin diğer form ve tiplerine oranla, zaman içinde daha çok veya daha az yaygın hale gelirler.
Yeni bir alel tipi, sabitleşme noktasına geldiğinde, ya ondan önce gelen alel tipinin yerini alarak ya da tamamıyla popülasyondan silinerek, bir varyasyonun kaybolmasına yol açar.
Cevabımız:
Bir varyasyonun sonucu tersinim yönünde olduğundan bu bozunum vücudun korunma, savunma, bağışıklık, çevreye uyum sistemleriyle düzeltilmeye çalışılır.
Düzeltilemezse yıkık genlere dönüşür.
Bu da diğer nesillere aktarılan genetik bir rahatsızlığın ortaya çıkması yani tersinim demektir.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Doğal seçilim, bir popülasyonda sadece yeteri kadar genetik varyasyonlar var olduğunda evrime neden olur.
Cevabımız:
Ekolojik sistemde doğal seçilimin değil doğal elenmenin olduğunu daha önce kanıtlarıyla göstermiştik.
Canlılar YARARLILARI SEÇME YÖNÜNDE DEĞİL, ZARARLILARDAN KORUNMA YÖNÜNDE ORGANİZE EDİLMİŞLERDİR.
Canlıların o an yararlanamadığı her şey zararlıdır.
Hiçbir canlı o an yararlı olmayan fakat uzun süreçler sonucunda yararlı olma olasılığı bulunan hiçbir şeyi bünyesinde barındırmaz. Çünkü o şeyler canlının yaşam avantajını kısıtlayan bir yüktür.
Diğer ifade ile GERÇEK zaman içinde diğer bireylerden daha fazla yaşam avantajları kazananlar değil, mevcut yaşam avantajlarını koruyamayanlar eleniyor şeklindedir.
Yukarıdaki cümlede bulunan genetik varyasyonlarla ifade edilmek istenen FAYDALI GENETİK VARYASYONLAR OLMALIDIR.
Bu varsayıma göre canlılarda ne olduğu bilinmeyen bir güç ve irade varyasyonlardaki faydalıları seçip biriktirmekte, (nasıl bilindiği meçhul) gelecekteki bir hedefe doğru organize etmekte, sonuçta hedefe ulaşmakta EVRİM OLUŞMAKTADIR.
Fakat bu mümkün değildir. NEDENİ İSE FAYDALI MUTASYONLARIN OLMAMASIDIR.
FAYDALI MUTASYONLARIN OLMASI DA SONUCU DEĞİŞTİRMEZ.
Canlılar gelecekte faydalı olacak fakat o an için faydalı olmayıp yük oluşturan hiçbir olguyu (yaşam dezavantajı oluşturduğundan) bünyelerinde tutmazlar.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.
Karışmalı kalıtım teorisine göre, doğan yavrular, ebeveynlerinin özelliklerinin ortalamasını taşıyacaktı.
Buna göre, eğer birisinin anne ve babasından biri uzun boylu, öbürü kısa boylu ise, kendisi orta boylu olacaktır.
Ancak, karışmalı kalıtım doğru olmuş olsaydı, genetik varyasyonların hızla kaybolmaları gerekiyordu ve bu da, doğal seçilim yoluyla evrimi mantıksız kılıyordu.
Cevabımız:
Yavruların genetik havuzları anne ve babadan gelen genlerle oluştuğu açık bir gerçektir.
Eşeyli üremede bu gerçek net bir şekilde gözlemlenir.
Bu açık gerçeği evrimi mantıksız kıldığı için ret ve inkar edip yerine evrime uygun fakat kanıt ve bulgularla desteklenmeyen bir başka varsayımı koymaya çalışmak evrimin bilimsel yöntemlerle değil de dinsel bir taassupla korunmaya çalışıldığının bir başka kanıtı olur.
Bu bir gerçekleri evrime uydurma operasyonudur.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Hardy-Weinberg Kuralı ise, popülasyondaki varyasyonların nasıl korunduğuna dair çözüm sunabilmiştir.
Hardy-Weinberg kuralına göre, yeterince büyük bir popülasyon içinde var olan alellerin frekansları (genlerdeki varyasyonlar), yumurta ve spermin oluşumu sırasında gen parçaları alellerin rast gele karıştırılması ve üreme hücrelerinin döllenmesi sırasında bu alellerin rast gele kombinasyonları gibi popülasyona etki eden güçler tarafından sabit kılınır.
Bu anlamda varyasyonlar, genetik materyallerdeki mutasyon, eşeyli üreme yoluyla genlerin yeniden karıştırılması ve popülasyonlar arasındaki göçler (gen akışı) sonucu oluşur.
Cevabımız:
Evrimciler gözlerinin içine girecek kadar açık ve net gerçekler olsalar bile evrime ters gelen hiç bir bulguyu kabul etmek istemezler.
Onlar için evrime ters gelen gerçekleri kabul etme yerine; en mantıksız, en akıl dışı fakat evrime uygun varsayımlara kabul etmek çok daha kolaydır.
Yukarıdaki varsayım karışmalı kalıtım gerçeğini sadece evrime uymuyor diye inkar etmeye mecbur kalan bilim dışı sakat bir mantığın ürünüdür.
Yukarıdaki ifadelerde gerçek payı olsa bile karışmalı kalıtım inkar edilemez bir gerçektir.
Yukarıdaki ifade de bulunabilecek gerçek kırıntıları ancak yavrular arasındaki farklılıkları açıklamada yardımcı olabilir.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Mutasyonlar ve gen akışı ile popülasyonlarda sürekli yeni varyasyonlar oluşsa da, bir türün genomunun büyük bölümü, o türün tüm bireylerinde benzer olup özdeştir.
Cevabımız:
Değişimlerin sadece ayrıntılarda olduğunu söylüyor ve yazıyoruz.
Milyarlarca ayrıntıdan oluşan genetik şablonların mutasyonlarla TÜMÜYLE değişmesi ve BAŞKA BİR CANLIYA UYGUN OLARAK YENİDEN ORGANİZE OLMASI mümkün değildir.
Aynı türün bireylerinde (aynı tür şablonunda olduklarından) ayrıntılardan çok benzeşimlerin olması gayet doğaldır.
= = =
Alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrim
Buna rağmen, genotipteki nispeten küçük farklılıklar bile, fenotiplerde dramatik farklılıklara yol açabilirler.
Örneğin, şempanze ve insan genomu arasındaki farkların büyük bir kısmı, % 5,07 oranında delesyon ve insersiyonlardan kaynaklanırken nükleotit farklılıklar ise sadece % 1.52 oranında olup böylece toplam sapma % 6,58 olarak tahmin edilmiştir.
Hatta, DNA tekrarları ile düşük karmaşıklıktaki DNA'lar çıkarıldığında bu farklılık oranı % 2,37'ye kadar düşmektedir.
Cevabımız:
Genetik benzerliklerin evrime delil olamayacağı konusunda ciddi kanıtlar vardır.
Eğer genetik benzerliklerin evrime kanıt olduğu iddiasında ısrar edilirse insanların primatların ardından; nematod solucanları- timsahlar –kangurular- ahtapotlarla VB……ile yakın akraba olduklarını kabul etmek zorunda kalırız.
Temel yapı maddelerinin genetik benzerliklere neden olduğunu düşünmek çok daha akılcı ve bilimsel olur.
Örneğin primatlara ya da diğer canlılarla insanların genom benzerliklerinin gerçek nedeni aynı malzemelerden (evrende bulunan seksen element ve bunların bileşiklerinden) var edilmiş olmamızdır.
EVRENİN HERHANGİ BİR YERİNDE VAR OLABİLECEK CANLILARLA GENETİK BENZERLİKLERİMİZİN BULUNACAĞINI RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİZ.
BU DA EVRİM TEORİSİNİN SONU OLUR.
= = =