halledemeyiz
bulamayız bir yolunu
yoktur bir çaresi
olmaz bir şekilde
bakmıcaz artık
cherry valley forever
todays bird
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Alisa U Zemlji Chuda
No title available
RMH
DEAR READER
Peter Solarz
Lint Roller? I Barely Know Her

No title available

Andulka
Claire Keane

★
Not today Justin
d e v o n

JVL
Today's Document
tumblr dot com

No title available
he wasn't even looking at me and he found me
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Russia

seen from Malaysia
seen from Uruguay

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Finland
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
@busel
halledemeyiz
bulamayız bir yolunu
yoktur bir çaresi
olmaz bir şekilde
bakmıcaz artık
beni sevdiğini senden kaçarken söyledin
ayrılırken değil, tartışırken değil
savaşını kaybedince
sen acıyla kıvranırken,
ben kıvranmıyorum zannederken
şifayı kapmışız ya
(majör depresyon)
yine dene
yine yenil
daha iyi yenil
“karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım rüveyda”
yaralayabilir
ama
yaraya da bilir.
seni cok ozledim
senin olan seni bulur. senin olan mutlaka senin yolun olur. inancini yitirme. yitirirsen kaybolursun. ararsan da kahrolursun.
“vefanın sadakate susamış hâli biraz da.”
biz ne ara acının eşiğinde, bu kadar büyüdük füsun. ne ara, hangi kırık takvimin yaprağında unuttuk çocukluğumuzu. hangi isimsiz peronda indirdiler bizi de elimize bir avuç suskunluk, cebimize biraz yorgunluk sıkıştırdılar. bir sabah uyandık ve aynaya bakan yüzün kenarlarında, ince bir keder çizgisi bulduk. oysa bir gece önce hâlâ mahalle aralarında yankılanan bir gülüşümüz vardı. sevdayı taşırken kamburlaştık, vedayı sustururken ihtiyarladık. biz ne ara gözlerimizi böyle ciddi, ellerimizi böyle ürkek alıştırdık füsun’um. ne ara acıyı ev sanar olduk. konuşsana, susma.
mektubunu aldım. yazını görür görmez çocuk gibi ağladım. o kadar hiç, o kadar boş, manasız, öyle haksız yere senden uzağım ki.
sessiz sedasız
ya dayan,
ya da yan.
cânmâna.
yarası iyileşse de insanın,
yarısı iyileşmiyor.
İyi olman için verilen ilaçları hep ölmek için içtin be Ali. Miden nasıl? Göğsünden daha mı az ağrıyor şimdi?
ne adisin. haziranda gömdün beni. kasımdayız sen hala nefes alıyorsun.