OKUMAK İÇİN TIKLAYIN >>>>

Love Begins
NASA
almost home
wallacepolsom

ellievsbear
Lint Roller? I Barely Know Her
cherry valley forever

@theartofmadeline
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
tumblr dot com

pixel skylines
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
🪼
Stranger Things
No title available
One Nice Bug Per Day

Kiana Khansmith
No title available
seen from United States
seen from China

seen from Singapore
seen from Belgium

seen from Germany
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Switzerland

seen from Switzerland

seen from Türkiye
seen from Spain

seen from Singapore
seen from Vietnam
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Chile
@entellubunya
OKUMAK İÇİN TIKLAYIN >>>>
Keyif Dolu Bir Yolculuk; Yaşam ( Keşfedin, paylaşın ve özgürce sevin! ) İlk kez dünyaya gözlerini açan bir insan gizem dolu olduğuna inanır geldiği yerin. Keşfetmek ve tatmak ister hemen hemen her şeyi. Kendisinden bağımsız, kendisine benzer ve kendisinden farklı şeylerin olduğunu öğrenir. Benzer olduğuna inandığı durumlara karşı kendine güvenen bir tavırla yaklaşırken, yeni keşfettiklerineyse merak ederek, heyecanla yaklaşır. Keşiflerinin sonunda elinde olan resme bakar yolculuğunun ne kadar keyifli olduğunun farkına varır. Yaşam; tüm keşiflerimizle beraber, elde ettiğimiz sonuçların birleşimidir aslında. Yolculuğumuz boyunca yanımıza neler aldık, neler kayıp ettik, kimlerle yürüdük, beraber yürüdüğümüzde yanımızdakilere neler katabildik... Bizler yolculuğumuz boyunca bir nevi kendimizi tanımaya çalışırız. Ancak bunu başka insanlarla etkileşeme geçerek, doğayı anlamaya çalışarak ve yaşadığımız olaylar karşısında edindiğimiz tecrübeler sonrasında farkına varırız. Tüm çabamız parçaları birleştirerek en iyi resmi elde edebilmektir aslında. Kendimize baktığımızda birçok insanı görebilmemizin sebebi bu olmalı. Resmin ilk parçaları, şanslı olanlar için anne ve babadan, diğerleri için ilk tanıdıkları kişilerden gelir. İlk aşkımız, nerede olduğumuzu bilmeden, kontrolsüzce yolculuğumuza ortak olduğunda, resmimiz daha anlamlı hale gelir. Belki bize eksik olduğumuz tarafımızı, belki huzuru, belki henüz yeni öğreneceğimiz aşk acısını yanında getirmiştir. Bunu sormak aklımıza gelmez elbette. O zamanlar düşündüğünüz bir bütünün tüm parçalarına olan hayranlığımız olur. Kayboluruz bir süre ortalıklardan. Davet edildiğimiz yabancı bir yere gitmiş ve bir yabancıyı kendi yolculuğumuza kabul etmişizdir. Bu serüvende beraber ağlayıp, beraber güldüğümüz yolculara dost deriz. Onlar, bizlerin resimlerine önemli ölçüde katkıda bulunan kişilerdir. Başımızdan geçenleri heyecanla anlatırken, bizi büyük bir coşkuyla dinleyen birilerinin olduğunu görmek güven verir. Devam etmemiz için bizi heveslendirir. Öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz şeylerin ne kadar değerli olduğunu anlarız bu sayede. Tüm bu güzelliklerin yanı sıra kayıplarımız olur. Yolculuğumuza yalnız başladığımızı ve yalnız sonlanacağını hatırlatır bize. ‘Güçlü ol’ dediklerinde, bunu duymanın ne kadar basit, ama olmanınsa bir o kadar zor olduğunu fark ederiz. Kimilerimiz kayıplarına kader ismini verir, kimilerimiz isyan edip, oluşturdukları resimlerinde siyah rengin olduğunu öğrenirler. Her şeye rağmen, yolculuğun devam edeceğini biliriz ve yola devam ederiz. Yolculuğumuz devam ederken, birçok role bürünür ve bunu en iyi şekilde sahnelemeye çalışırız. Bazen, merhamet gösteren anneyi, meczup olan babayı, sahiplenen kardeşi oynarken; bazense iyimser arkadaşı, memnuniyetsiz müşteriyi ve alıngan sevgiliyi oynarız. Senaryolar ve yardımcı oyuncular farklı olsa da biz hep başroldeyizdir. Karşılaştığımız her olayın kimi zaman kahramanı, kimi zaman kötü kadını/adamı olmaktan alıkoyamayız. Masallarda duyduğumuz iyi ve kötünün, kendi hayatımızdaki mücadelesini veriyoruz bir bakıma. Benim yolculuğum hala devam ediyorken, öğrendiğim şeylerden en önemlisi, her yaşamın yani her bir yolcunun değerli ve gizemli olduğudur. Kahramanı olduğumuz hikâyelerin ve oluşturmaya devam ettiğimiz resimlerin kusursuz olması dileği ile... Keşfedin, paylaşın ve özgürce sevin. Saygılarımla; Entel Lubunya
http://entellubunya.blogspot.com.tr/
Gey Kendini Keşfederse
Sevgiyi ve hoşlanmayı ele alan hangi hikâye olursa olsun, kahramanların biri erkek biri kadın olmalıdır Türkiye’de. Henüz tanıştığınız biri bile sizin aşk hayatınızla ilgili bir gelişmeyi sorduğunda –kızlarla aran nasıl? –Var mı çevrende güzel hatunlar? Gibi benzeri sorularla yaklaşmaya çalışır. Gey olan birey bunlara yanıt vermeden önce mutlaka düşünme süreci yaşar eğer önceden aklında bu sorularla karşılaştığında vereceği cevapları hazırlamamışsa. En kötüsü de bu gibi sorulara zorunlu olarak hazırda cevaplarının bulunması gerektiğidir. İçten içe bir erkekle alakalı cümle kurmayı çok istiyorken, insanlara inanmasını sağlayacak cevaplar vermek durumunda kalırlar. Bir gey küçüklükte bu gibi soruları problem etmez, çünkü o yaşlarda henüz erkeklerden hoşlanmanın onun için nasıl bir bela olacağından habersizdir. Yolculuğu lise yıllarında başlar. En azından benimki o yıllarda başlamıştı.
Ortaokul yıllarında hemen hemen farkındaydım fakat anlam veremiyor ve geçiştiriyordum. Lise yılları geldiğinde ise iyice farkına varmıştım. Aman Allah’ım erkeklerden hoşlanıyorum demedim elbette. Çünkü bu çok doğaldı. Çok içten ve içgüdüseldi. Mutluluk vericiydi. Heyecanlıydı. Tek bir sorun vardı artık, kimseye söylemezdim. Yalnız başıma mücadele etmemi gerektirecek bir problemim vardı artık. Etrafımdakilere bu durumu göstermeden idare etmeliydim. Saklanmalıydım. Artık tek sırdaşım iç sesimdi.
Lisenin ilk yıllında aşk meşk mevzuları hemen başlamıştı. Sınıftaki bazı kızlar, bir üst sınıflarda ki çocuklarla flört edebilmenin yollarını arıyordu. Kimileri ise kendi başlarına takılıyor ve gizemli duruş sergilemek istiyordu fakat onlarında amacı aynıydı. Erkeklerse, kızlara ilgi göstermekle alakalı ne yapacaklarını bilmiyor ve kulaktan dolma taktikleri deneme yolundaydılar. Ben ne yapıyordum? Tabii ki iki arada bir derede kalmışçasına sadece izliyor, iç geçiriyor ve hayal kurmaktan öteye geçemiyordum.
Ergenlik dönemine giriş yapmış ve hormonlarını kontrol edemeyen bir birey olarak işim bir hayli zordu. Erkek vücudu o zamanlar karşı konulmaz bir cazibeye sahipti benim için. Karşı konulamazdı. Bir erkeği üstü çıplak halde görmenin verdiği o telaş, o heyecan ve ne yapacağını bilmeden kontrollü olma zorunluluğu… Karmaşayı o zamanlar öğreniyor insan. Mücadeleci olmaya ve usta bir oyuncu olmaya ilk adımlarını o zamanlar atıyor.
Lisede bir gey için beden derslerinin önemi çok fazladır. Çünkü mutlaka soyunma odasında sınıf arkadaşlarını üstlerini değiştirirken görecekler ve bu heyecanı yaşayacaklarından dolayı sabırsız olurlar. Bir gece önceden başlar bu heyecan. Okul bitmiş ve eve dönüldüğünde ise kısa günün karı olarak bakar ve sevinirler.
Koca 4 yıl bu şekilde geçmişti. Ancak ben çok şey kazanmıştım. Saklanmak her ne kadar zor olsa da o heyecanlarla ayakta durabilmiştim. Kendime yönelmiş, keşfetmiş ve dünyaya artık başka yerlerden bakabiliyordum. Birileri konuştuğunda onları dinliyor, analiz ediyor, neden ve ne için söylediklerini hesap edip, kendi kendime yorumlar yapıyordum. Hayaller kuruyordum ve inan ki çok güçlü hayaller. Mutluluğu ufak ufak yaşamış biri olarak hayallerimin bana verdiği enerjiyle besleniyordum. Çünkü başka şansım yoktu. Kimseye kendimi ifşa edemezdim. Korkuyordum. Birinin beni anlayacak olması durumunda veya yakalanmam durumunda baş edemezdim.
Özetle, gey kendini keşfederse, karşılaşacağı senaryolar, altında kalacağı yeni sorumluluklar ve kazanacağı yeni özelliklerini tanımış olacak. Onun için yeni bir dönem başlamıştır artık. Hayallerine sımsıkı tutunarak, sadece kendisiyle mutlu olmayı öğrenebileceği bir dönem… İyi ki kendimi keşfetmişim. Çünkü çok mutluyum J
Saygılarımla
Beni takip etmeye devam edin.
Entel Lubunya
LGBTTİ Bireyler hakkında hersey
Eşcinseller hakkında bilinen, merak edilen, keşfedilmek istenen herşey..
https://www.facebook.com/lubunya.blogger
https://twitter.com/EntelLubunya
http://entellubunya.blogspot.com.tr/
Geylerin Kadın Gibi Görülme Sorunsalı. Geyler Gerçekten Kadın Olmak Mı İster?
LGBTTİ yani açılımı Lezbiyen, Gey,Biseksüel,Transeksüel,Travesti ve İnterseks öncelikle buradan başlayalım. Eşcinsel kategorisinde Lezbiyen ve Geyler vardır.
Türkiye’de Gey denildiğinde akıllara çok farklı seçenekler geliyor. İlk olarak kadın olacak, olmalı veya kesin kadın. Bu gibi beklentilerle bir geye yaklaşılıyor. Hâlbuki Gey dediğimiz kişi bir erkektir ve üreme organı penistir. Ve yine kendi gibi bir erkeğe ilgi duyar. Ancak onun bir erkeğe ilgi duyması, üreme organının farklı olması veya karşı cins gibi davranma zorunluluğu olduğu anlamına gelmez. Böyle anlaşılmasında elbette ki geçmişten bugüne kadar uzanan lubunyalarında katkısı çok büyüktür eminim. Bu arada Lubunya kelimesini çok sık kullanacağım yazılarımda. Bilmeyenler için belirteyim lubunya eşcinsel dilinde gey demektir.
İnsanların bir gey’i kadın gibi görme durumları sanırım bugüne kadar karşılarına çıkan örneklerden dolayı olmuş olabilir. Yâda akıllarında erkek kadınla ilişki kurabilir, öyleyse bir erkeğin erkekle olacak ilişkisinde illaki bir kadınsılık mevcut olmalıdır düşüncesi vardır akıllarında. Ancak durum böyle değil. Türkiye’de eşcinsel ortamı olarak adlandırdığımız içerisinde gizli – aşikâr geylerin olduğu bir soyut gerçeklik mevcuttur. Bu ortamda kimi geyler kadınsı ( feminen ) kimi geyler ise erkeksi (maskulen ) olabilir. Bu tamamıyla kişinin kendini nasıl rahat hissettiği ile alakalıdır. Geyliğin bir sonraki aşaması cinsiyet ameliyatıdır gibi bir gerçeklik yoktur. Kendisini gey olarak tanımlayan biri cinsel organından ve bedeninden memnunsa, kendine eş olarak yine bir erkeği tercih ediyorsa, kişi cinsiyet değiştirmez. Transeksüellik bu anlamda eşcinsellikten çok farklı bir durumdur. Ancak yine tekrarlamakta fayda var geyliğin bir sonraki adımı transseksüellik ya da travesti olmak değildir.
Geçmişten bugüne kadar gerek medyada karşımıza çıkan örnekleri incelersek insanların geyliği cinsiyet kargaşası olarak tanımlamasına hak verebiliriz. Bülent Ersoy en basit örneği. Herkes kendisini Gey sanıyor hala ve o sebeple cinsiyetini değiştirdiğini düşünüyorlar. Neden peki? Çünkü o bir erkekti ve erkeklerden hoşlandığı için kadın oldu.. Hayır… Bülent Ersoy Trans bir bireydi ve bedenini yanlış bulduğu için cinsiyet ameliyatı oldu. Erkeklerden hoşlanması illa onu gey yapmaz. Gey olan biri kendi bedeninde bu tür ilişkiler kurmak ister. Örneklere devam edelim; Aydın. Namı diğer Kuşum Aydın. Aydın ‘ın kadınsı davranışlarından dolayı, Türkiye’de gey olarak etiketlenmiş ve bu şekilde de devam etmektedir. Hatta çoğu insan birbirine hakaret ederken – oğlum sen kuşum aydın mısın? Bile diyebiliyorlar.
Özetleyecek olursak; değerli heteroseksüeller, homofobik kimseler ve eşcinselliği merak eden okurlar, bir gey gördüğünüzde aklınıza artık kadın olması veya kadın olacağı ya da davranışlarında kadınsal öğelerin olacağı konusundaki fikirlerinizden vazgeçebilirsiniz. Kişi kendini nasıl rahat hissediyorsa öyle hissetmesine izin verin. Bir kimse nazik, kibar, bakımlı, kadınlarla sosyal ilişkileri yüksek, ince bir ses tonuna sahip olduğu için gey olmak zorunda değil. Gey olduğunu bile düşünürsek kadın olacağı anlamına gelmez. Kendini kadın gibi hissettiğini varsayalım yine de bu o kişinin dışlanmasını veya dalga geçilecek, eğlencenize malzeme haline getirebileceğiniz bir obje olmamalı.
Diliyorum ki bu yazımdan sonra bir kişinin daha farklı bir pencereden bakmasına olanak sağlayabilmişimdir.
Sevgilerimle,
Entel Lubunya
Beni takip etmeyi unutmayın. :)
Eşcinsel hakları, Eşcinselliğini keşfetmek, Türkiye'de eşcinsel olmak. http://entellubunya.blogspot.com.tr/
http://entellubunya.blogspot.com.tr/
Eşcinsellik hakkında ve merak edilenler hakkında herşey.
Eşcinseller Yalnız Değilsiniz!
Eşcinsellerden Nefret Etmeyin
Türkiye’de Eşcinsellere Bakılan Pencere ( Heteroseksüellere Mesajım Var )
Türkiye’de Eşcinsellere Bakılan Pencere
Türkiye’de eşcinsel denildiğinde, ülkede yaşayanların akıllarına belirli ve değişmez çağrışımlar gelmekte. Bu çağrışımlar; argo kelimeler, televizyonda ki haberler, dinsel yasaklar, sapkınlık içeriği taşıyan öğeler ve cinsellikle ilgili bazı şeyler olmakta.
Kelimelerin çoğu yuvarlak cisimler, kadınlara has benzetmeler, cinsellikle ilgili küfür olarak kullanılan argo kelimeler… Nerden bakarsanız bakın kötü pis kaka olarak ön plana çıkıyor. Genelde eşcinsel bireyin ismini söylemektense – bizim mahallede top var ya, - bizim sınıftaki yumuşağı gördün mü? – a tipe bak karı kılıklı gibi cümleler kurmayı tercih ediyorlar. Ancak bu gibi cümleleri kuran kişiler, karşısındaki birey/bireylerin nasıl etiketleneceğinden veya duyduğunda ne gibi hisleri barındıracaklarından bi haberler. Bu olayların ilkokul çağında yaşandığı gerçeği var birde. İlkokul çağında olan bir çocuğun arkadaşı hakkında bu gibi benzetmeleri kullanmasının hiçte doğru bir davranış olmadığı gibi bu benzetmeleri nereden ve hangi şekilde öğrendikleri de daha önemli bir mevzu. Sanıyorum ki insanoğlu fıtratı gereği farklı gördüğü ya da genel kabul edilenin dışında bir olguyla karşılaştığında bunu anlamaya çalışmak yerine bunu kötüleştirmeye, cinsel içeriklerle betimleme veya dışlama eğilimine geçiyor.
Türkiye’de eşcinselliğin normalin dışında görülmesinin büyük etkenlerinden biri de medya. Televizyonlar da sürekli olarak bir kadın ve bir erkeğin birbirinden hoşlanmasını tema edinip farklı yorumlanan ama özünde benzer hikâyeler barındıran diziler, reklam filmleri, sinema filmleri, vb içerikler yayınlanmakta. Eşcinselliğin ne olduğu, nasıl algılanması gerektiği veya en ufak bir içeriğin yayınlandığı çok nadirdir. Yayınlandığında ise verilmek istenen mesaj sabittir ‘Eşcinsel isen başın büyük bir belada’ . Hatta öyle ki çoğu kimse ailesi ile beraber televizyon izlerken bu gibi içeriklerin var olduğu programlar olduğunda değiştirme eğilimine ya da çocuklarını televizyon başından uzaklaştırma eğilimlerine başvururlar.
İslam kültürünün eşcinsellik ile alakalı yaklaşımlarının tüm bu algıların temeli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü inanış dediğimiz şey ya da inandığımız şeyin gerektirdikleri; bizim gerek kültürümüzü, gerek davranışlarımızı ve en önemlisi duygu durumlarımızı büyük oranda etkileyen öğedir. Hemen hemen herkesin üç aşağı beş yukarı İslam ve Eşcinsellik kelimelerini yan yana getirdiğinde zihinlerinde oluşan şeyler bellidir – lut kavmi, -lanetlenmek, -günah, -cehennem, -sapıklık. Ancak çoğu insan bu İslam da geçen içerikleri okuyup inceleyip özümsediğinden dolayı bu şekilde algılamaz, ailesi ya da çevresi etiketlediği için algılar. İslam da eşcinselliğin genel manasıyla yasak, günah vb olumsuz niteliklere büründüğü gözlemse de, başka bir kişiye pozitif yaklaşılmasının gerekliliği, birinin Allah ile arasındaki ilişkiye başka birisinin dahil olmaması gerektiği, gıybetin ya da kötü söz söylemenin günah olduğundan da bahsedilmekte. İslam inanışına dahil olan kişiler ‘Allah’ın vermiş oldukları buyrukları sorgulamaksızın veya ayırt etmeksizin yerine getirmek doğrudur’ felsefesinden ayrılıp tamamen kendilerine ve çevresindekilerin onlara öğrettiklerine uygun olanları benimserler. Bu ne yaman çelişki! Eşcinsellik doğanın içerisinde var olan sadece insanlarla sınırlı olmayıp, hayvanlarda da olağan olduğu, heteroseksüel olmanın verdiği doğallığın, eşcinsel olmanın verdiği doğallıkla eşdeğer olduğu ve değiştirilemez olduğu gerçeğini Türkiye maalesef anlamamakta ısrarcı.
Lütfen bu yazıyı okuyan bir heteroseksüelseniz son olarak söylemek istediklerime kulak verin; bizler (eşcinseller) ; sizden farklı hissediyoruz ve bu yüzden sapık, cinsel obje, kötü, günahkâr, lanetlenmiş, öldürülmesi gereken veya uzaklaşılması gereken kimseler değiliz. Dünya’da heteroseksüel olmak normalin dışında kabul edilseydi sizde bu konumda olabilirdiniz. İleride bir gün sizin de doğallığınızdan dolayı dışlanabileceğiniz gerçeğini unutmayın. Böyle bir yerde yaşamayı istemeyeceğiniz gibi, başkalarına da bunu yaşatmayın…
Saygılarımla
Entel Lubunya
Beni takip etmeyi unutmayın!
http://entellubunya.blogspot.com.tr/