Laf ola beri gele değil sahiden bir umudun gasp edilmesi meseli her gün sökün ediyor iş bu sahnede. Duraksamadan, doğrudan var edilmiş olagelen hemen her türden eylem ve bir devamlılık halini almış tahakküm etme istenciyle birlikte yaşam kuşatılmaya çalışılıyor iş bu sahnede. Seçim sathı mahallinin şaibeler / kuşkular / şüpheler taşıyan birinci etabından sonra çıkagelen her şey bu mefhumu güçlendiriyor. Laf diye değil sahiden umudun her ne şekilde gasp edildiğinin pek çok farklı tezahürü alenen görünür kılınıyor. Biçimsel, eksiği gediği hiç olmaksızın bir zulüm iktidarının kendi kendine kader oylamasını var ettiği ama kasanın pardon memleketin hizmetkarıyız biz diye çıkagelen baş efendinin, soysuz efendi ile birlikte kotardığı bir yüzde kırk dokuz nokta beşlik kurgu bir biçimde sebat edilmiş bir emeğin karşılığı değil, hazır gümbürtüde esir alınmış mimli cumhuriyet halk partisi üyesi temsiller de varken punduna getirilip kulp takılan bir yara verme halini bütünleştirir. Düz anlam, düzen için pragmatist siyasetin aktörlerinin var ettiği yıkım / iktidar diye pratiğin ta kendisi kılınan zulüm halinin devamlılığı, demokrasi, şenlik, irade denilirken var edilir.
Umudun gasp edilmesinin evreleri zamansız değil / nedensiz hiç değil, doğrudan o Mayıs 14 seçimlerinin hemen öncesinden, sayımlara itirazların yükseltildiği sonrasında, belirsiz ve muğlak kılınmış seçim sonuçlarına birbirinin tamamlayıcısı hallerle birlikte imal edilir. Baş efendi, türkü söyler görünümlü milli ve yerli ırkçılığın mihenk taşı zorba, hemen tüm anlamlarıyla güce tapan, güçten el bulan, çetelerin hamisi, kötülük taşeronlarının bekçisi o içişleri nazırıyım diye gerinen / gezinen tiplemeye, saray soytarısı iletişim nam kurumu var etmiş onu da kamusallaştırmış tarihteki goebbels’in çakması fahrettin efendiye kadar bir biçimde uzaya duran liste ile birlikte bu umut kırımı süreğen devamlılığı sağlama alınan bir meseleye dönüştürülür. Doğru adam, zaman figürasyonu, haydi bir daha bir daha söylemi, Kibariye’yi kendi sahasından siyasetin ortasına çeken abuklama şarkı klip bilmem ne ile birlikte bütünün sorguladığı, değişim arzuları da baskılanır. Yerle bir edile gelen her şeyde olduğu gibi, demokrasi de onca lafzı edilirken aslında çürümeye terk edilendir. Bütünüyle normatif kaybedilmiş, standart diye bir ucubelik halin tekrardan var edildiği bir zemin güncellenmiştir. Çalınan, gasp edilen, yerle bir edilirken her şey normal her şey kontrol altında buyrulurken aslında dönen dolaplar zaten başlı başına yeterliliği olagelen kanıtlardır.
Mezopotamya Ajansından aktaralım: “Seçim usulsüzlüklere ilişkin açıklama yapan HDP Seçim Takip Koordinasyon Eş Sözcüsü Mehmet Rüştü Tiryaki, 193 bin sandıktaki verileri inceleyerek, oylara sahip çıkacaklarını belirtti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Seçim Takip Koordinasyon Merkezi Sözcüsü ve YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki, seçim tutanaklarında görülen usulsüzlüklere ilişkin HDP Genel Merkezi’nde açıklama yaptı. Tiryaki, tekrar açıklama yapma ihtiyacı duyduklarını belirterek, “Çok sayıda sandıkta yanlış veri girişi olduğunu öğlen yaptığımız basın toplantısında dile getirmiştik. Biliyorsunuz birkaç gündür bunları kamuoyuyla paylaşıyoruz. Fakat bugün sayıları yavaş yavaş ortaya çıktığı için kamuoyu da yakından takip ediyor” dedi.
‘Yanlış veri girilen sandıklara itiraz ettik ve düzeltildi’
Sanal medyada yanlış girilmiş ve kaydedilmiş tutanak sonuçlarına dair çokça veri paylaşıldığını da belirten Tiryaki, “Rakamsal olarak bunu sizinle paylaşmak isterim. Ülke çapında binin üzerinde sandık sonuç tutanağının siyasi partilerle paylaşılan SİPPORT sisteminde de görüldüğü üzere verilerin yanlış girildiğini öğrendik. Bunların içinde 230 oyumuzun olduğu sandıklarda var 10 oyumuzun olduğu sandıklar da var. 2 oyumuzun olduğu sandıklar da var. Bunların tamamına itiraz ettik, bu itirazlarımızın neredeyse tamamı karara bağlandı ve bu verilerin tamamı düzeltildi” diye konuştu.
‘Vekil dağılımını etkileyecek bir sonuca ulaşmış değiliz’
14 Mayıs akşamından itibaren yüzden fazla Yeşil Sol Partilinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sistemine düşen bütün sandık sonuç tutanaklarını ve sayım döküm cetvellerini incelediğini dile getiren Tiryaki, şöyle konuştu: “İkisinin arasındaki uyuşmazlıkları veya sandık sonuç tutanakları ve sisteme girilen verilerin tutarsızlıklarını ortaya koymaya çalıştılar. Henüz herhangi bir kentte milletvekili dağılımını etkileyecek bir sonuca ulaşmış değiliz. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her ilde, ilçede avukat arkadaşlarımız bilgi işlemde görevli arkadaşlarımız verileri karşılaştırıyor. Tespit ettiklerimize dair itirazlarımızı temsilcilerimiz aracılığıyla il ve ilçe seçim kurullarına bildiriyor ve düzeltilmesini sağlıyorlar. Şu anda bunların düzeltilmesi için herhangi bir sorun yaşamadık. Başvuruyu yaptığımız yanlış hatalı girişlerin tamamı düzeltildi. Çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Saat 15:00’a kadar itirazların yapılması gerekiyordu. Sandık sonuç tutanakları ve sayım işlemlerine karşı olağanüstü itiraz yöntemiyle ilçe seçim kurullarına ve YSK’ye başvuruda bulunacağız.”
‘Her oyun takipçisi olacağız, halkımız müsterih olsun’
Tiryaki, konuşmasının devamında “Bu hataların, yanlışların, şimdilik böyle diyeceğim, bunun arkasında organize bir kötülük var mı, birileri bilerek isteyerek mi bu sonuçları etkilemeye çalışıyor demek için elimizde buna dair bir kanıt yok. Biz bunları hatalı giriş olarak değerlendireceğiz. Bu hatalı girişlerin, 193 bin sandıktaki verilerin tamamını inceleyeceğiz, her bir hatayı düzelteceğiz, oylarımıza sahip çıkacağız. Bize gönül verenler müsterih olsunlar. Partilerine verdikleri oyun partiye ulaşması için bütün arkadaşlarımızla çalışıyoruz, her oyun takipçisi olacağız. Halkımız müsterih olsun” ifadelerini kullandı.”
Bu bahsin var edildiği menzilde, küçük tefek düzeltmeler dışında, en ufak bir kararlılık ile o heder edilmiş / göz ardı kılınmış olan hakkaniyete yer bıraktırılmaz. Dahası sözünün sahibi olagelen, hakkını arayan insanların gözlerinin içine bakıla bakıla, gündem sarsıcı ol gümbürtüsü içinde yenilir, yutulur, bu da sineye çektirilir buyrulur. Yüzüncü yılında bariz bir demokrasi teşebbüs ve tahayyülünün hiç edildiği bir zeminde, ekonomik darboğazın orta yerinde kurulmuş sandık bahsinin de her nasıl tüketildiği açık edilir. Günler günleri kovalarken, Şirnex başta olmak üzere Bakur Kürdistan’ı illerinde var edilmiş Türkiye devletinin tahakküm etme halleri / satın alınabilir oyun ne demek olduğunu da göstere gelir. Ağırlıkla devletin maaşıyla geçimini var eden kolluğundan, idari personeline tüm o kadroları var eden, amirinden memuruna, kaymakamından muhtarına topyekun bir teslim olduk bayraktarlığı içerisinde gasp edilmiş oylar / bütünüyle yok sayılmış bir iradenin ta kendisidir zaten mesel / meselemiz. Umudun gasp olunabildiği zeminde hayatın ehvenden alıkonulan bir fasit döngüye rehineliği kesintisiz kılınır. İyi de bu hallerle yol her nereyedir sahi ama sahiden!
Artı Gerçek’ten aktaralım: “4 Mayıs Cumhurbaşkanı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için sandığa gitti. Cumhurbaşkanı seçiminde adaylar yüzde 50'yi aşamadığı için seçim ikinci tura kaldı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda resmi olmayan sonuçlara göre, oyların yüzde 49,52'sini alan Cumhur İttifakı adayı Tayyip Erdoğan ile oyların yüzde 44,88'ini alan Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Mayıs'ta ikinci tur için yarışacak.
Seçim süreci, sonuçları ve sonrasında yaşananlara dair Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Salih Zeki Tombak değerlendirmelerde bulundu.
'İktidar Halkı Manipüle Ediyor'
Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin sandığa yansımadığını belirten Tombak, seçime giderken iktidarın halkı manipüle edip, para saçarak bunun önüne geçtiğini ifade etti. Ancak iktidarın bu politikasının uzun ömürlü olmadığını söyleyen Tombak, "Ayın 28’ine kadar bu 'afyon sürme' devam edecektir. Dolar serbest piyasada 24 lira iken Merkez Bankası’nın kontrolünde olmasına rağmen şu an 19 civarında görünüyor. Doların 30 TL’ye tekabül edeceği tarihlerde yakın diyebilirim. Şimdi iktidar tarafından harcanan ve saçılan paralar vergi ve zamlarla geri alınacaktır. Türkiye ekonomisi şu an tam bir çöküntü halinde, bu geçici pansumanlarla da bu düzelmeyecektir. Merkez Bankası’nın rezervi eksi 60 milyar Dolar. Türkiye’nin ithalatını ve ihracatını karşılamıyor. Bu günleri yakında mumla arayacağız” diyerek uyarıda bulundu.
'Türkiye, Yakın Dönemde Çok Ağır Krizle Karşı Karşıya Kalacak'
Ekonominin kredi ve faizlerle yönetildiğini söyleyen Tombak şöyle devam etti:
"Doğalgaz konusunda Rusya’ya borçlandık. Türkiye yakın dönemde çok ağır ekonomik krizle karşı karşıya kalacaktır. Bu iktidar kendine bir süre aldı. Ama bu süreyi kullanacak bir performansı yok. Enflasyon yüksek, dış borç yüksek, döviz tutulacak durumda değil. Bu tablonun sürdürülmesi mümkün değil. Bu durumda insanlar daha da yoksullaşacak. Zengin sınıfına servet transferi yapılmaya devam edilecektir. Buna itirazda bulunan yurttaşlar sokak ortasında polisle tehdit edilecektir. Türkiye şu an içinden çıkılmayacak bir sarmala doğru gidiyor. Tek çıkış yolu var; o da seçimle bu iktidarı değiştirmek. Türkiye halkları seçim süreci vardı diye fazla tepki vermediler. Yoksullaşan ve çaresizleşen toplum bunun cevabını 28 Mayıs’ta verecekler."
14 Mayıs’taki seçim sonuçlarına değinen Tombak, anlamalı kısmının Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirtti. Tombak, “Birinci turda şu ortaya çıktı. Millet İttifakı’nda bulanan partilerin pek bir etkisi olmadı. Tam aksine Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) çok az katkıları olmasına rağmen CHP’den 31 Milletvekilli aldılar. Meclis’in önemli tarafı Emek ve Özgürlük İttifakı’nın parlamentoya girmeyi yeninden başardı. Parlamentoda alınacak kararlara engel olacak bir güce sahip oldu” ifadelerini kullandı.
Hakların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2018 Genel Seçimleri’nde aldığı oy oranını hatırlatan Tombak, bu seçimlerde geriye düşen bir sonuç çıktığını belirterek şöyle dedi: “Bu durumu her boyutuyla değerlendiriyoruz. Asıl kritik seçim Cumhurbaşkanlığı seçimidir. AKP 2002’deki seçimde aldığı oya geri gitti. Böylelikle birinci turda seçimi almayı başarmadı. Elbette çalma çırpma oldu ancak tüm seçimin kaderini buna bağlamak doğru değil. Bizim bir sıkıntımız var halkı yeterince örgütleyemedik. HDP bir düzen partisi değildir. Halkla ilişkisini seçmen ilişkisine döndürdü. Bu durumu hızlı bir şekilde aşmak gerekir.”
Deprem bölgesindeki seçim sonuçlarına da değinen Tombak, “Depremden sonra devlet yoktu ama seçimde bir devlet ve hükümet eli var gibi görünüyor. Asıl şüphe etmemiz gereken şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Afet bölgesinde herkesin seçime katıldığı gözüküyor. Fetullah Gülen’in bir söylemi vardı: ‘Ölüleri mezardan kaldırın oy kullandırtın.’ Sanki burada da öyle bir durum var. İnsanların evini, yerini ve yurdunu kaybettiği yerlerde oy kullanılmış gibi bir durumu var. Siyasi parti temsilcilerinin bunun mutlaka kontrol etmesi gerekiyor” dedi.
Seçmenlere sandığa gitme çağrısında bulunan Tombak, sandığa gitmemenin bedelinin halklara büyük olacağını söyledi. Tombak, şöyle devam etti: “Bu durumu aşmadığımızda çok ağır bir karanlık gelecek bizi bekliyor. Toplum, açlığın ve sefaletin içerisine yuvarlanacaktır. Mevcut iktidarı göndermenin yolu bir kere daha seferber olmaktır.”
Bir umudun gasp edilmesi meseline dikkat çeker Halkların Demokratik Kongresi’nden Tombak. Didaktik, birbirinin tıpkıbasım eylemleriyle birlikte, demokrasi sanki varmış gibi yapılagelen bir zeminde, iktidarın fırsat olarak gördüklerinin tekrardan vurgusunu teker teker yapar. Olabildiğince yalın bir biçimde ekonomik bir cendereden, baş efendi seçildiğinde ortaya çıkacak kaotik ortamın ta kendisinden ne silah üretiminin, ne araba yapmanın, ne bir şekilde yol yapmanın faydasının dokunmayacağını bir de böyle bir hal ile anlata gelir. Durduğumuz odakta, daha geçtiğimiz günlerde Şirnex’te var edilmiş olan devlet şiddetinden, nerede Kemal Kılıçdaroğlu’na çok oy çıkmışsa oralardaki tehditlerle / yıldırılarla birlikte kurumsallaştırılan devlet aklının, ölüm gösterip sıtmaya razı getirtme halinin iç karartıcı sureti temsiline dur diyebilmek öncelenir. Bugün varılan raddede her şey ama her şeyin sermaye, beşli çete, iktidarın en üst katı, mafya denklemleri arasındaki bağlar / kurumsallaştırılan iş akışlarıyla yönlendirildiği açıktır. İletişim işleri başkanlığı nam kurgu / yalan / hakaret üretim merkezinin hakikati eğip büküp, yalan, riya ve utanmaz bir arsızlıkla kötülüğü öncelediği zeminde son çıkış artık 28 Mayıs tarihi olduğu bir kere daha zikredilir. Görünen köy kılavuzsuz ortada, ümidin gasp edilmesi hevesinin var ettiği yıkım / çürüme / eksiltme alenidir.
Derine inilmeden yüzeyden yapılan hamleler, sözüm ona iyileştirme hallerinin ortasında o kadük / yıkıcı / ezmeye devam diyen ülkenin yeni yüzyılı bir arafı bildirir. Ümidin kırımı, lütuf gibi sunulan normallerin yerle yeksan edilmesi, o gelirse şöyle olur, böyle olur bahis ve tahayyüllerini, ezan, millet, bayrak, vatan, din ekseninde mot-a-mot bir tornadan çıkma hep ezber tam ezberlerle alt etme istenci de boşluğu göstere gelir. Yaşanacak bir evin, tam da o vatan imgesinin küflenmiş / irine boğdurulmuş sureti yeniden var edilmektedir. Nefreti gündelik bir argüman parçacığı kılan aklın, her dönemeçte başı sıkıştığı vakitte suna geldiği kötülük / hile hurda, yalan dolan ve yeni teknolojinin de imkanlarıyla ağırlıkla hayali, sahte imgeler üstünden bina ettiği toplam bir müşterek ideyi bıraktırmamak içindir.
Dönüştürülmüş yeni ülke, yaşatan değil tükettiren, tükettikçe de çürütendir. Biteviye bir zulüm var edilendir. İkiye hatta üçe bölünmüş bir memleketin var olması gerçektir. Dur durak bilmeden yaygın medya ağıyla, iktidarın dilinin birleştiği yer, odakta nefret kök salandır. Bir seçim bahsini, seçenekler arasındaki tercihi savaşa dönüştüren, enikonu bir kırıma zemin teşkil eden / bunu fırsat olarak görenlerin karşısında ümit berhava olmasın diyedir bu birkaç satır. Evinden, yurt denilenden, o yurdu yaşanabilir bir sığınak olmaktan bir asır önce elinden çalınmış, bugün “hoşgörü” sayesinde varlığını sürdürebilen bir başka öteki olarak, eviniz başınıza göçmesin diye vardır bunca meram. Sorgular mıydınız? Sahiden oralarda mısınız, düşünür müsünüz?
Misak TUNÇBOYACI - İstan'2023
Görsel: Ümit BEKTAŞ - Reuters