Mark Hughes, The Magic Is in the Products and You

seen from Senegal
seen from Australia
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from Hong Kong SAR China
seen from Russia
seen from China
seen from Italy
seen from Poland
seen from Australia

seen from Singapore

seen from Canada

seen from Singapore
seen from Vietnam

seen from Australia
Mark Hughes, The Magic Is in the Products and You
Hamilelikte Kaç Kilo Alınmalı?
her sabah aynaya böyle bakıyorum
🍏Başkaları ertelerken sen karar ver🥇 🍏Başkaları hayal ederken sen başla🥈 🍏Başkaları vazgeçerken sen azmet🥉 🍏Karar verdiysen🥇biz buradayız 📞 Sağlıklı Günler Dileriz 🍀 . . . mdiyet Sögütözü Caddesi Koç Kuleleri A Blok Kat:4 No:11 Söğütözü/Ankara ☎️0312 9094720 📱0505 2934260 . . . . #kararver #diyet #diyetisyen #ankara #diyetisyenankara #çukurambar #çukurambardiyetisyen #ankaradiyetisyen #söğütözü #koçkuleleri #açılış #sağlıklıbesleniyorum #profesyoneldestek #zayıflama #kiloalma #diet #sağlık #huzur #detox #mutluluk #mdiyet #dytmuhammeddaşkın #beslenmeönerileri #form #fit @mddiyet @dytmuhammeddaskin (Koç İkiz Kuleleri) https://www.instagram.com/p/BvRO036hNGn/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=my0czsrp3drm
Gıdıklı olmak bi ayrıcalıktır
Aç kalmadan ZAYIFLAMAK mümkün sende dene 👍👍 Herbalife 1980'den bu yana Sağlıklı beslenme konusunda bir dünya markasıdır. Ve dünyaca ünlü kişilerin beslenme konusunda ilk tercihidir HERBALİFE 🏅🥇🥈🥉 ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ 📲 Bilgi ve İletişim için : ⤵ Whatsapp : 05398178137 ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ⏩Kendi Yaşam Tarz ve Tecrübemizle 💯 ✔ Aç kalmadan ZAYIFLAMAK mümkün🥗🍜 ✔ Tok ve SAĞLIKLI şekilde incelme👨🔬👩🔬 ✔ 7 günde sonuç GARANTİSİ ✔️☑️ ✔ Hadi Harekete geç sende aramıza katıl 🏃♀️🏃♂️ ✔ Sağlıklı FIT bir vücut seni Bekliyor 💃🕺 ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ ➖ #sağlıklıyaşam #sağlıklıbeslenme #spor #doğalbeslenme #doğalyaşam #doğrubeslenme #yaşamkoçu #sağlık #wellness #trainer #eğitmen #pilates #sağlıklızayıflama #diet #diyet #detoks #detox #health #beslenme #fıtnes #shake #gym #sport #detokssuyu #kiloverme #kiloalma #diyetteyim #diyetteyiz #form #herbalifeyaşamkoçutahsinvural (Istanbul Province)
Hedef mi Sistem mi?
Hayat bu ya, hepimizin bir şeyleri başarma istenci var. Kimimiz kilo vermek istiyor, bazılarımız kariyer yapmak, çoğumuz aile kurmak ya da belki çok satanlardan düşmeyecek bir kitap yazmak, hatta bu eylemler serisi maraton koşmaya kadar uzanabilir. Okuduğunuz üzere, tutkularımızın ve başarma istencimizin sınırları yok.
Peki, bu istenç karşısında ne yapıyoruz?
Genellikle spesifik hedefler belirliyoruz. Yani, yürüyeceğimiz yolu haritadan işaretliyor ve bir anlamda hedefe ulaşana kadar nasıl yaşayacağımızın sınırlarını çiziyoruz. Bunun önemli bir fark yarattığı yadsınamaz. Ancak bunun üzerine düşünürken çok enteresan bir yere geldim. İlerleme kaydetmek ve yoldan şaşmamak için hedef koymaktan daha etkili bir alternatifin varlığına, nedir bu? Sistem!
İzin verin, hedef ve sistem arasındaki farkı somut bir örnekle açıklamaya çalışayım:
Diyelim ki antrenörsünüz ve hedefiniz şampiyonluk kazanmak. Bu durumda sistem, hangi antrenmanları yapacağınıza odaklanmak oluyor. Yani, hedef ile geleceği, sistem ile günü tasarlıyorsunuz. Bir örnek daha vereyim; koşucu olduğunuzu düşünelim. Hedefiniz maratonsa, sisteminiz günlük antrenman planınız olmalı...
Benim kafamı kurcalayan mesele şu:
Eğer, hedeften tamamen uzaklaşır ve sadece sisteme odaklanırsak daha iyi sonuç alır mıyız?
“Ne demek istiyorsun Güzin?” dediniz, hissettim.
Mesela, koşucular maraton hedeflerini tamamen unutsalar ve sadece her gün yapacakları antrenmana odaklansalar, daha iyi sonuç alırlar mı?
Benim cevabım, yüzde 100 evet!
Neden?
Hadi, size biraz kendi yolculuğumdan bahsedeyim:
3 Mayıs’ta Personal Trainer ile çalışmaya karar verdiğimden bu yana, toplam 44 antrenman yaptım. Bu süre sağlam bir kondisyona ve gelişmiş vücut yapısına sahip olmak için iyi bir süre. Ancak ben hiçbir zaman hedef belirlemedim. Ne kadar ilerlemek istediğime dair sınır çizmedim. Herhangi bir ölçü ya da rakam da kaydetmedim. Sadece haftanın üç günü, çok acil bir durum oluşmadıkça derslerimi iptal etmeyeceğime dair kendime söz verdim. Sonra geriye dönüp baktığımda ne kadar fazla yol almış olduğumu, belki de hedef koysam onu bile aşmış olabileceğimi fark ettim. Sadece sisteme odaklanarak aldığım sonucun keyfini çıkardım. Yani, bunun rakamlarla ölçülen bir hedef değil sistemi oturmuş bir yaşam şekli olmasını tercih ettim.
Neden sisteme odaklanmanın daha etkili olduğunu düşündüğüme gelince… Tabi ki birtakım çıkarımlarım mevcut:
Hedefler anı yaşamanın keyfini baltalıyor:
Hedef odaklı çalışanlardan sıklıkla duyabileceğiniz cümle kalıbını yazıyorum: “Şu an yeterince iyi değilim, ama siz beni hedefime ulaştıktan sonra görün.” Bu kafa yapısındaki problem, mutluluğu ve başarıyı sürekli ileri bir tarihe ertelemekten kaynaklanıyor. “Hedefe ulaştığım zaman mutlu olacağım, henüz değil.”
İnanır mısınız, şuraya: “Altı ay sonra maraton koşacağım” cümlesini yazmak bile beni strese sokmaya yetiyor. Bunu neden yapıyoruz? Böyle devasa hedeflerle kendimizi strese sokmak yerine günlük planımıza odaklansak ve bu plana maksimum çabayla sadık kalsak nasıl olur? Zaten uzun vadeli hedeflere önce kısa vadeli planlar yaparak, aşama aşama ulaşabiliriz. Birdenbire; “Ben altı ay sonunda maraton koşacağım” demek ama henüz plan yapmamış olmak başlı başına ironi ve başarısızlık örneği...
Ben, performans yerine önce pratiğe yönelmeyi tercih edenlerim. Bu mantıkla yaşadığım anın tadını çıkarabiliyorum. Sadece günlük gelişimime odaklanıyorum. Önce günü planlıyor ve bu plana sadık kalıyorum.
Hedefler sanıldığının aksine uzun vadeli ilerleme sağlamıyor:
Şüphesiz, hedefinizin sizi uzun bir süre motive edeceğini düşünüyorsunuz. Tamam, peki hedefe ulaştıktan sonra ne olacak? Araştırmalar, insanların hedeflerine ulaştıktan sonra çabalamayı bıraktığını, yaptıklarının artık rutinlerinin bir parçası olmadığını kanıtlamış. Hiç şaşırmadım!
Yarı maraton koşma hedefiyle aylarca sıkı antrenman yapan; ama yarışı tamamladıktan sonra başlamadan önceki düzenlerine geri dönen insanlar tanıyorum. Bir hedefleri vardı, koştular, bravo; ama artık bu hedef onları motive etmiyor. Bana sorarsanız, bu bir çeşit yo-yo etkisi. Tıpkı “10 kilo verip 50 kilo olacağım” motivasyonuyla başlayan diyetin, tüm kiloyu verdikten sonra bırakılması ve yavaş yavaş eskisinden daha da deforme bir vücuda yol almak gibi hep bir başarısızlık hikayesi…
Sonuç alma ihtiyacını ortadan kaldırmalısınız. Neden?
Çünkü bu sonuca ulaşmazsanız, bunu başarısızlık gibi algılayacak ve devam etme gücünüzü kaybedeceksiniz. Oysa sistem odaklı bir zihniyete sahipseniz, hareket etmekte asla zorlanmazsınız. Çünkü sistem, asla belirli bir sayıyı yakalamakla ilgili değil! Aksine sürece sadık kalmak üzerinden hareket eder.
Hiçbir antrenmanı aksatmazsam, daha iyi bir kondisyon geliştireceğimi ve daha büyük ağırlıkların altına gireceğimi biliyorum. Şüphesi olan? İşte, tam da bu yüzden sistem, hedeften çok daha önemli diyebiliyorum. Hedefler bilinenin aksine kısa vadeli sonuçlarla, sistemler ise uzun vadeli bir süreçle yakından ilgilenir. Sonuçta yaşam boyu devam eden süreç kazanır.
Hedefler, üzerinde kontrol sağlayamayacağımız durumlarla baş edebileceğimiz yanılgısı yaratıyor:
Geleceği tahmin edebilir misiniz? Ne yalan söyleyeyim, benim böyle bir kudretim yok. =) Ama her hedef koyduğumuzda aslında yaptığımız şey bu! Nerede olacağımızı ve ne zaman oraya varacağımızı planlamaya çalışıyoruz. Yol boyunca hangi koşulların veya durumların ortaya çıkacağı konusunda hiçbir fikrimiz olmamasına rağmen, ne kadar çabuk ilerleme kaydedebileceğimizi tahmin etmeye çalışıyoruz. Açıkçası bu, bana çok mantıklı gelmiyor.
Peki, ne yapabiliriz?
Ben antrenman yaparken öylesine hareket etmiyorum. Hangi ağırlıkla kaç tekrar yaptığımı ve ne kadar sürede bu tekrar sayılarını ve ağırlığı arttırabildiğimi kontrol ediyorum. Bu sayede daima yolda kalıyorum. Sistem yaratmak için bu tarz geri dönüşler çok önemli. Çünkü sistem, aynı zamanda gelişiminize göre karakter değiştirecek bir olgu. Kendinizi dürüstçe eleştirebileceğiniz ve geliştirebileceğiniz sinyaller bütünü.
Bir kitap okuyorum şu sıralar, Robert Frager’dan, Sufi Terapistin Sohbet Günlüğü… Orada şöyle diyor: “İnsanlara ne zaman kendilerini mutlu hissettiklerini sorduğunuzda birçoğu size, belli büyük hedefler için çalışırken çok mutlu hissettiklerini söyleyecektir. En büyük saadetimiz bitiş çizgisinde değil, mücadele etmekte yatmaktadır. Keyif yolu yürümektir; bitirmek değil.”
Başka söze gerek var mı?
Yine de hedef belirlemenin tamamen gereksiz bir eylem olmadığını düşünüyorum. Çünkü hedef, sistem yaratmak, planlama yapmak ve ilerleyecek motivasyonu bulmak adına itici bir güç, bir nevi başlangıçtır. Ne yapıp edin, kendi sisteminizi bir an önce kurun ve kim ne derse desin, o yolu yürümekten asla vazgeçmeyin. Unutmayın, sadece 24 saatlik bir zaman diliminde yapacaklarınız sizin sadece kim olduğunuzu değil kim olarak hatırlanacağınızı da belirleyecek.
Anlaştık mı?
Güzin GÜZEY